BİST etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BİST etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2026 Perşembe

VERGİ DENETİMİNİN BAŞINDAYDI; FON VURGUNU NEDENİYLE SERMAYE PİYASALARINDA ADETA ENKAZ DEVRALDI: SPK BAŞKANI MUHSİN ATCI KİMDİR?


1979 yılında Konya/Ereğli’de doğmuştur. Ortaokul ve lise eğitimini Devlet Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavında başarı göstererek İvriz Anadolu Öğretmen Lisesinde tamamlamış, sonrasında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünden mezun olmuştur. 2014 yılında ABD Duke Üniversitesinde Kalkınma Politikası alanında yüksek lisans yapmış olup halen Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Maliye bölümünde doktora çalışması devam etmektedir.

FON VURGUNUNUN VATANDAŞA İLK FATURASI TURSG ÜZERİNDEN ÇIKTI: YAKLAŞIK 300 MİLYON DOLAR

 

- FON VURGUNUNUN VATANDAŞA İLK FATURASI TURSG ÜZERİNDEN ÇIKTI

- FATURANIN BÜYÜKLÜĞÜ ŞİMDİLİK 14 MİLYAR TL YANİ YAKLAŞIK 300 MİLYON DOLAR...

- KORKTUĞUM YAŞANMIŞ MEĞER; TÜRKİYE HAYAT VE EMEKLİLİK DE TERA'YA 3,4 MİLYAR TL KAPTIRMIŞ. 

Cahit UYANIK 

Türkiye Sigorta'nın (TURSG) bu yılın ilk 9 ayına ilişkin bilançosu az önce açıklandı. Şirket bu yıl ilk 9 ayda 8,1 milyar TL civarında bir net dönem karı açıkladı. Oysa geçen yılın aynı döneminde karı 14,5 milyar TL'ye yakındı. Yani Genel Müdürü ve Yardımcısı fon vurgununa bulaşan ve rüşvet almakla suçlanan TURSG'nın karı 1 yılda yüzde 44 azaldı. 

Burada TURSG'nın ne kadar kar kaybına uğradığını tahmin etmek için bir.önceki yıl yani 2024 yılının aynı dönemine bakmalıyız ki bu 9,6 milyar TL kardı. Yani az önce 8,1 milyar TL kar açıklayan TURSG'nın karı, nominal olarak bile iki yıl öncesinden de daha az... 

Oysa şirket 2024'ten 2025'e karını 9,6 milyar TL'den 14,5 milyar TL'ye yükseltmişti ve karı  yüzde 50 artmıştı. Eğer fon vurgununa bulaşılmamış olsaydı ve kar artış oranı korunsaydı TURSG'nın karı 22 milyar TL olabilirdi. Bu durumda TURSG'nın yoksun bırakıldığı kar 14 milyar TL oldu. Yani yaklaşık 300 milyon dolar...  

1 Kasım 2026 Pazar

TURSG'DA 1 YILLIK KÂRIN YARISI, SADECE BİR FİNANSAL İŞLEMLE NASIL BATIRILDI?

Cahit UYANIK 

Dün Türkiye Sigorta (TURSG) tarafından yapılan 16 milyar liralık zararın resmi yazılı açıklamasında bir bölüm ilgimi çekti:

"Buna göre ödünç menkul kıymet işlemleri kapsamında vadesinde iade edilmeyen devlet iç borçlanma senetleri için 8 milyar 963 milyon 261 bin 741 TL risk tutarı belirlendi."

Bugün bu açıklamanın ayrıntısının ne olabileceğini size anlatmak istiyorum. TURSG gibi büyük sigorta şirketleri, dev müşteri kitlesinden topladığı kasko, yangın, konut ve envai tür primleri 'sıfır risk-garantili getiri' sebebiyle Hazine kağıtlarında değerlendirerek enflasyona karşı korur. 

Bu devlet kağıtları başka finansal kuruluşlara ödünç  verilerek ek bir gelir de sağlanabilir. Buna "ödünç menkul kıymet işlemi" denilir. Ama çoğu müdebbir yani tedbirli ve ihtiyatlı yönetici bu tip işlemlere girmek istemez. Hele kendisinden bu kağıtları ödünç isteyen bir özel sektör kuruluşu ise hemen reddeder. Çünkü ne kadar teminat alırsa alsın bu ödünç menkul kıymetlerin iade edilmeme riski her zaman vardır. Bu işlemlerde bazen Takasbank da kullanılır. Ama özel sözleşmeyle de yapılabilir. Nasıl olursa olsun iade edilmeme riski her zaman, sağlanacak ek kazançlardan daha baskın bir duygudur. 

31 Ekim 2026 Cumartesi

'TÜRKİYE SİGORTA' İLE 'TÜRKİYE HAYAT VE EMEKLİLİK' ŞİRKETLERİNİN ACI HİKAYESİ...

- BU İKİ ŞİRKET SİNERJİ YARATARAK SEKTÖRDEKİ YABANCI AĞIRLIĞINI DENGELEMEK İÇİN 6 KAMU SİGORTA ŞİRKETİNİN BİRLEŞTİRİLMESİYLE KURULMUŞTU

- BU İYİ NİYETLİ GİRİŞİM MAALESEF BİR 'FİNANS VE SİGORTA OTOKRATI'NIN (TAHA ÇAKMAK) AÇGÖZLÜLÜK VE BASİRETSİZLİĞİ DUVARINA ÇARPTI

- TÜRKİYE SİGORTA GENEL MÜDÜRÜ TAHA ÇAKMAK, ÜLKEMİZDEKİ 170-180 YILLIK GİRİŞİMCİ-BÜROKRATLIĞIN (GİROKRAT) EN BERBAT ÖRNEKLERİNDEN BİRİ OLARAK TARİHE GEÇTİ

Cahit UYANIK 

'Türkiye Sigorta' ile 'Türkiye Hayat ve Emeklilik' şirketleri bundan 6 yıl önce kamunun tüm sigorta şirketlerinin birleştirilmesiyle kuruldular. Ancak bunlardan Türkiye Sigorta maalesef fon soygununun 'numunelik' şirketi oldu. 

Oysa bu birleşme sinerji yaratarak, sigorta ve re-asürans (sigortayı sigorta etmek) sektöründe yabancı şirket ağırlığını dengelemek ve azaltmak için Türkiye Varlık Fonu tarafından gerçekleştirilmişti. Yani bu fakir milletin varlıkları daha iyi değerlendirilebilsin diye uygulamaya konmuştu. "Kamu parasında tüyü bitmemiş yetimin hakkı vardır" kültüründen habersiz bir 'yağmacı ve basiretsiz idareci faciası' sebebiyle bu güzel hedef hüsrana uğradı. 

Söylemek 'dile kolay' geliyor olsa da, Türkiye Sigorta ile Türkiye Hayat  ve Emeklilik şirketleri aslında 6 ayrı şirket demekti... Kamunun 2020 yılında birleşen sigorta şirketleri şunlardı:


1) ​Ziraat Sigorta

2) ​Halk Sigorta

3) ​Güneş Sigorta (Vakıfbank iştiraki)

4) ​Ziraat Hayat ve Emeklilik 

5) ​Halk Hayat ve Emeklilik

6) ​Vakıf Hayat ve Emeklilik

Elementer (hayat dışı) sigorta tarafı 'Türkiye Sigorta'; bireysel emeklilik ve hayat sigortası tarafı ise 'Türkiye Hayat ve Emeklilik' adı altında birleştirilmişti. Türkiye Sigorta artık borsada işlem gören Güneş Sigortayı kapsadığı için BİST şirketi de oldu. Türkiye Hayat ve Emeklilik ise borsada işlem görmüyordu.  

17 Ekim 2026 Cumartesi

IMF VE DÜNYA BANKASI 25-30 YIL ÖNCE BİZE, TÜM FİNANSAL YÖNETİMİN TEK ELDE TOPLANARAK KOORDİNE EDİLECEĞİ 'MALİ PİYASALAR-SEKTÖR ÜST KURULU'NU (MPÜK-MSÜK) KURMAMIZI ÖNERMİŞ AMA KABUL ETTİREMEMİŞTİ; ŞİMDİ CEREMESİNİ ÇEKİYORUZ


TÜRKİYE'DE DEVLETİN FİNANSAL YÖNETİM, GÖZETİM VE DENETİMİ KOORDİNASYONSUZLUKTAN TEL TEL DÖKÜLÜYOR

TÜRKİYE ARTIK MPÜK'Ü KURMAYI CİDDİ CİDDİ DÜŞÜNMELİ

Cahit UYANIK 

Biliyorum, boşa kürek çekiyorum ama yazmasam da olmazdı...

Meclis'teki kapatılan fonlardan tasarrufçulara yapılacak ödemelere ilişkin yasa teklifi görüşmeleri gösterdi ki, Türkiye'de finansal piyasaları düzenlemek, gözetlemek ve denetlemekle görevli kurumlar tel tel dökülüyor. 

Aralarında ciddi bir koordinasyonsuzluk mevcut. Oluşmuş ayrı adacıklarda liyakati tartışmalı adamlar  kendi iktidarını ve keyfini sürüyor. SPK zaten 'bir alem', BDDK birçok şeyi görmesine rağmen sessiz, MASAK ise süper yetkilerine karşın 'elimden birşey gelmiyor' kolaycılığında... 

Borsa İstanbul gözetim ve denetim ayağı unutulan 'finansal bir heyula'ya dönüşmüş, yabancı-yerli önüne geleni korkutuyor. Herkese abilik yapması gereken Merkez Bankası ise 'Bana ne, bana ne? Ben enflasyonla mücadele ediyorum' histerisine kapılmış. 

6 Ekim 2026 Salı

EYVAH EYVAH...TAKASBANK'I MEVDUAT BANKASI, BİRLEŞİK FON BANKASINI 'FONLARI TASFİYE ETMEK İÇİN KURULAN BANKA' SANANLAR KLAVYE BAŞINA GEÇTİ


- 25 YIL ÖNCE DE  CEVAP ALAMADIĞIM SORU: FON SOYGUNU HERKESİN GÖZÜ ÖNÜNDE TASARLANIRKEN, DEVLETİN İSTİHBARAT VE MİLLİ GÜVENLİK KURUMLARI NEDEN BU RİSKİ BELİRLEYEMEDİ?

Cahit UYANIK 

Evet o tehlike yine baş gösterdi...

Her büyük krizimizden 1 hafta -10 gün sonra, o krizin ana konusu hakkında uzman kesiliyoruz...

Fon soygunundan sonra da böyle oluverdi ve herkes sermaye piyasası, BİST, yatırım fonları kompetanı oldu çıktı...

Klavyenin başına çöken çok bilmişler döktürüyor X'te...

Takasbank'ı mevduat bankası sananlar, Birleşik Fon Bankası A.Ş (BFB) için neredeyse 'Fonları tasfiye için banka kurmuşlar laaaa..." diyebilme noktasındaki tipler yazıyor, çiziyor,  konuşuyor. 

Takasbank'ın fon alım-satımlarının fiilen gerçekleştiği, aldığınız fonların saklandığı yer olduğunu, batan fonlardan para kurtarılacaksa buradan şahsi hesabınıza geleceğini bilmek isteyen pek yok. 

FBSK'nın cebellezi ettiği paranın dün iadesini gerçekleştirdiği BFB'nin fonların tasfiyesi için değil TMSF'nin batan ve ismi dahil hiçbir şeyini satamadığı bankaları devrettiği bir banka (Buna bankacılıkta 'kötü banka' da deniliyor) olduğunu duymak isteyen yok. BFB'nin  kökeninin 1958'de kurulan Çaybank'a kadar gittiği, BFB isminde geçen 'Fon' sözcüğünün TMSF'yi temsil ettiğini ve 2005 yılında resmen bu unvanı aldığını kimse pek bilmiyor, bilmek istemiyor. Bilmek istemeyince anlamıyor ama buna rağmen de yorum yapmaya çalışınca absürt oluyor; o kadar...

Bakalım bu cehalet rüzgarı daha ne kadar esip gidecek, göreceğiz. 

Ben de klavye başına geçmişken 'necip' Türk medyamız ve 'nevrotik' sosyal medyamızda ele alınmayan bir başka mevzuya değinmek istiyor ve şu soruyu soruyorum: 

'Bu kadar büyük bir finansal soygun tezgahlanırken, bu tezgah da gözler önünde iken istihbarat ve ulusal güvenlikle ilgili kurumlarımız ne yapıyordu?'

1 Ekim 2026 Perşembe

BAKAN EVLADI, FON YOLSUZLUĞUNUN KURGULANDIĞI DÖNEMDE SPK'YI YÖNETEN İSİMDİ: SPK ESKİ BAŞKANI ÖMER GÖNÜL KİMDİR?

Dr. İbrahim Ömer GÖNÜL, Ankara'da doğdu. Bilkent Üniversitesi Ekonomi bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi'nde İşletme alanında yüksek lisans ve Siyasal Ekonomi alanında doktora derecesi aldı.

Profesyonel kariyerine Şekerbank T.A.Ş. Sabit Gelirli Menkul Kıymetler Bölümünde Uzman Yardımcısı olarak başlayan Dr. İbrahim Ömer GÖNÜL, ardından Türk Lirası Fon İşlemleri Uzmanı unvanıyla fon yönetimi alanında çalıştı. 2004 yılında Sermaye Piyasası Kuruluna geçiş yaparak Kurumsal Yatırımcılar Dairesindeki görevinin ardından sırasıyla Personel Müdürü ve İdari ve Mali İşler Dairesi Başkan Yardımcısı olarak görev aldı. 2014 yılında Sermaye Piyasası Kurulu Başkan Yardımcılığına atanan Dr. İbrahim Ömer GÖNÜL, bu görevinin yanı sıra, sermaye piyasalarındaki değerleme faaliyetlerinin kalitesini artırmak amacıyla kurulan Merkezi Kayıt Kuruluşu Gayrimenkul Bilgi Merkezi Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de eş zamanlı olarak yürüttü.

30 Eylül 2026 Çarşamba

AKP'NİN MODERNİZE ETTİĞİ ARPALIK MODELİ, BORSA YÖNETİMİNE YÜKSEK TUTARDA HUZUR HAKKI ALAN ADAM YERLEŞTİRDİ AMA PONZİLER MAALESEF YAKALANAMADI


BİST YÖNETİMİNDEN AYRILAN DDK BAŞKANININ AYLIK HUZUR HAKKININ 125-140 BİN TL OLDUĞUNU HESAPLIYORUM

Cahit UYANIK 

Bundan 40 yıl kadar önce 

ANAP iktidarda iken...

'Arpalık' denilen bir kavram vardı. 

ANAP'tan aday olup da seçilemeyen...

Genel Başkan ve çevresine yakın isimler KİT Yönetim Kurullarına Yönetim Kurulu Başkanı (YKB) veya Yönetim Kurulu Üyesi (YKÜ) yapılırdı. 

O kişi de maaş-huzur hakkı, makam odası, sekreter-özel kalem müdürü, danışman(lar), gazete takımı ve tüm KİT üzerinde bir hakimiyet hakkı kazanırdı. İşe alımlar, yükselmeler, görevden almalar çoğunlukla bu siyasi kartvizit sahibi arpalık mensubunca yürütülürdü.

Devlette KİT çok o zamanlar... 

Böyle yüzlerce arpalık mensubu vardı. 


Araştırdım 'arpalık' kavramı Osmanlı'dan geliyormuş. Osmanlı'da devlet görevlerinden ayrılan veya çıkarılan üst düzey memurlara 'arpalık' denilen genişçe bir arazi verilir, orada ekip biçtiği ile geçinir gidermiş.  ANAP bunu modernize etmiş; araziyi KİT YKB veya YKÜ yapmış.  

Hatırlıyorum ANAP'lı Mesut Yılmaz'ın başbakanlığı, ANAP'lı Turgut Özal'ın cumhurbaşkanlığında gidilen 1991 seçimlerinde; 'Baba' yani DYP'li Süleyman Demirel'in en önemli seçim vaatlerinden biri 'Arpalıkları kaldıracağız' şeklindeydi. Seçimi kazanınca ve Başbakan olunca da öyle yaptı. KİT özelleştirmeleri ile de bu kavram tavsadı ve unutuldu. (Arpalık mensuplarına verilen ödeme ve imkanlar, 90'lı yıllarda özelleştirme yanlılarının en önemli gerekçelerinden biriydi zaten...)

Ancak AKP iktidara geldikten 10 yıl kadar sonra unutulan arpalık olayını kendine göre modernize etti. Hem eski vekilleri hem de üst düzey bürokratları devletin yönetimindeki veya ortağı olduğu çeşitli kurum ve kuruluşlarda YKB veya YKÜ yaptı. Yalnız buradaki yenilik, bazı partili bürokratların normal maaşlarının yanı sıra 2. ve hatta 3. maaşa kavuşmalarıydı. Tabii bu konu toplumda büyük bir rahatsızlık yarattı.

27 Eylül 2026 Pazar

FON SKANDALINDA 2 MİLYAR TL'LİK BİST'TEKİ HAKSIZ KAZANÇ SEBEBİYLE AK PARTİ GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞINDAN İSTİFA ETTİ: ÇİFT DİPLOMALI (MÜHENDİSLİK VE TIP) DR. FATMA BETÜL SAYAN KAYA KİMDİR?

Dr. Fatma Betül Sayan Kaya
1981 yılında İstanbul'da doğan 
Dr. Fatma Betül Sayan Kaya, burslu okuduğu Bilkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği’nden mezun oldu. NYU-Poly’de meme kanserinin görüntülenmesi üzerine lisansüstü çalışmalar yapan Fatma Betül Sayan Kaya, daha sonra İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni bitirerek Tıp Doktoru ünvanını aldı.

2009 yılında AK Parti İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçildi. 2010-2012 yılları arasında Adalet ve Kalkınma Partisi kurucu Genel Başkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanlığını yürüttü. 2012 yılında yapılan kongreyle tekrar AK Parti İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçildi ve AK Parti İstanbul Tanıtım Medya’dan sorumlu İl Başkan Yardımcılığına atandı.

2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ERDOĞAN İSTANBUL seçim ofisi Tanıtım Medya Sorumlusu olarak görev yaptı. 12 Eylül 2015 tarihinde yapılan AK Parti 5.Olağan Kongresi’nde MKYK üyeliğine seçildi ve AR-GE’den Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak atandı.

24 Eylül 2026 Perşembe

SERMAYE PİYASASI ŞİRKETİNDE, SERMAYE PİYASALARINDAN ANLAMAYAN BAĞIMSIZ YÖNETİM KURULU ÜYESİ OLMAZ, OLAMAZ


KEREM ALKİN, HAZIRLADIĞI RİSK RAPORUNDA "TERA'DA SAADET ZİNCİRİ SEZİYORUM" DİYE YAZABİLSE,  SAVCILIKTAN SERBEST KALIRDI 

Cahit UYANIK 

Tanıdığım bir bağımsız yönetim kurulu üyesi üniversite hocası vardı.

Hep janti gezer; en pahalı kıyafetler, cekette 5 km. koşmuş köpek dili gibi dışarı fırlamış bir mendil, gıdısında rengarenk fularlar, tahminimce her hafta kuaförde, saçı hep düzenli ve aynı uzunlukta... İki laf edersin, bir kibir bir kibir... Kibrinden cevap vermez, verse anlamazsın. Öyle bir tip işte... Başta bana çok garip gelen bu tipi araştırınca... 

Birçok şirkette bağımsız yönetim kurulu üyesi olduğunu öğrenmiştim. Tabii ki hesabına oldukça yüksek tutarlarda 'huzur hakkı' yatıyordu her ay... Para, kibrini besleyip canavara dönüştürmüştü adamcağızı...

Tera Portföy'ün bağımsız denetim kurulu üyeleri Kerem- Emre Alkin kardeşlerin tutuklanmaları öncesi savcılık ifadelerini okuyunca tanıdığım işte o kibirli hoca aklıma geldi ve "Bizde bağımsız yönetim kurulu üyeleri niye böyle ki?" diye düşündüm. 

Benden bundan 34 yıl önce Amerikan İç Borçlanma Modeli makalesini isteyen Kerem Alkin'in "Sermaye piyasalarından anlamam. 16 ayda zaten 3 defa Yönetim Kurulu toplantısı yaptık. Benim bu olaylarda bir etkim yok" sözlerini okuyunca çok şaşırdım. Çünkü aynı Kerem ifadesinde, "Bağımsız üye olarak Risk Komitesini yönetiyorum. Yönetim Kuruluna 54 sayfalık detaylı bir risk raporu hazırladım. Fonlardan ani çıkış riskine dikkat çektim" diyerek aslında kendi kendini yalanlamış. 

22 Eylül 2026 Salı

BEŞEVLER'DE SPK BİNASININ HEMEN KARŞISINDAKİ BORSA KÜÇÜK YATIRIMCILARI KAHVEHANESİNE NİYE GİTTİM? SPK 35 YIL ÖNCE YATIRIM KULÜPLERİNE İZİN VERSEYDİ, BORSA BAĞLANTILI YATIRIM FONU SOYGUNU YAŞANMAZDI


- 35 YIL ÖNCE  KAHVEHANEDE TOPLAŞAN KÜÇÜK YATIRIMCILARIN 'YATIRIM KULÜBÜNE DÖNÜŞELİM' TALEBİNE SPK OLUMLU CEVAP VERSEYDİ, ŞİMDİKİ FON SOYGUNU YAŞANMAZDI

- BİZDEKİ 'ALTIN GÜNÜ", 'DOLAR GÜNÜ' UYGULAMASINA BENZEYEN YATIRIM KULÜPLERİ ABD'DE ÇOK YAYGIN VE GÜÇLÜ... 

Cahit UYANIK 

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Türkiye'nin ilk özerk kurulu... 1980-1981 yılında yaşanan Bankerler Faciası sonrası, bu alandaki düzenleme yetersizliği ve denetimsizliğe tepki olarak kuruldu. 

SPK'nın ilk başkanı ise Mülkiye'nin ünlü Maliye hocalarından İsmail Türk'tü. Az konuşması ile ünlü bu başkanın döneminde SPK Meşrutiyet Caddesindeki İş Bankası şubesinin üstündeydi. Ben de bazen oraya uğrar, sarı saman kağıda basılı 'Haftalık Bülten'i alır ve pek birşey anlamadan yüzüne bakar dururdum. Sermaye piyasaları alanında Türkiye'de doğru dürüst bir yayın, kitap yoktu.1991 yılında İMKB Başkanı Muharrem Karslı bir kitap çıkarttı da okuyup öğrenebildik. 

SPK sonra 90'ların başında Beşevler semtinde konservatuarın karşısında bir bina yaptırdı ve oraya taşındı.  Trend dergisinde çalışırken vatandaşın biri aradı. Borsa yatırımcısı olduğunu, SPK binası yakınında, Bahçelievler'in Beşevler'e bakan sokaklarından birindeki kahvehanede borsa yatırımcıları olarak toplandıklarını fikir alışverişinde bulunduklarını söyledi. Anlaşılan bu, küçük yatırımcının güven arayışında sembolik bir konumlanmaydı. Yoksa Kızılay'da, Ulus'ta, Esat'ta bir kahvehane de  olabilirdi. 

O günler borsada küçük yatırımcılığın emekleme dönemi gibiydi. Trend'de her hafta insanların kendi aralarında kurduğu amatör yatırım kulübü haberlerine yer veriliyordu zaten. Ben de kalkıp Bahçelievler'e gittim, Ankara'dakilerin  haberini yaptım. Pek az hisse konuşuyorlardı, daha çok yatırımcılıktı dertleri... Hisse konuşunca hangilerini konuştuklarını sordum.  "İlke bazında hisse konuşuyoruz. Mesela 'Ota (tarım sektörü hisseleri) boka (gübre şirketi hisseleri) bulaşma!' tavsiyesi veriyoruz birbirimize" dediler ve beni güldürdüler...

İSVİÇRE'DE BULUNAN VE PUSULACI MUHAMMED YARIZ'IN PARA KAÇIRDIĞI EDMOND DE ROTHCHILD BANKASI KİMİNDİR? ARMASINDAKİ SEMBOLLERİN ANLAMI NEDİR? TÜRKİYE BU BANKADAN PARASINI GERİ ALABİLİR Mİ?


Edmond de Rothschild, merkezi Cenevre, İsviçre'de bulunan; özel bankacılık, varlık yönetimi ve kurumsal finansman alanlarında faaliyet gösteren köklü bir bağımsız finans grubudur.  

​Öne Çıkan Özellikleri ve Yapısı:

​Kuruluş ve Yönetim: Banka, 1953 yılında Edmond de Rothschild tarafından kurulmuştur. Günümüzde tamamen Rothschild ailesinin (%100 aile mülkiyeti) kontrolündedir ve CEO'luğunu Ariane de Rothschild yürütmektedir.  

​Faaliyet Alanı: Dünya genelinde yaklaşık 200 milyar İsviçre frangı (CHF) değerinde varlık yönetmekte olup, küresel bazda üst düzey servet sahiplerine (private banking), aile şirketlerine ve kurumsal fonlara hizmet vermektedir.  

​Diğer Rothschild Yapılarından Farkı: Londra merkezli olan ve daha çok yatırım bankacılığıyla tanınan Rothschild & Co grubundan bağımsız, ayrı bir finans kuruluşudur.  

​Geçmişteki Önemli Konular ve Gündem

​Uluslararası Denetimler: Banka, geçmiş yıllarda ABD Adalet Bakanlığı (2015) ve Lüksemburg makamları (1MDB soruşturması) nezdinde mali mevzuat ve uyum süreçlerine ilişkin çeşitli soruşturmalar ve anlaşmalarla gündeme gelmiştir.

​Türkiye Gündemi: Türkiye'deki bazı finansal ve fon soruşturmalarında (MASAK raporları kapsamında) yüksek tutarlı yurt dışı transferlerin yapıldığı aracı kuruluşlardan biri olarak adı geçmiştir.  

Finans dünyasının en tanınmış ailelerinden biri olan Edmond de Rothschild Grubu'nun kurucu koluyla ilgili detaylar şu şekildedir:

​Edmond kimin oğlu? Edmond de Rothschild grubuna adını veren Baron Edmond Adolphe de Rothschild (1926–1997), Maurice de Rothschild'in oğludur. 

20 Eylül 2026 Pazar

EMRE ALKİN'İN REKTÖR OLDUĞU TOPKAPI ÜNİVERSİTESİNİ DE TERA GRUBU SATIN ALMIŞ ANCAK YASAL SÜREÇ BİTMEMİŞTİ... FON SKANDALINDAN ETKİLENME İHTİMALİ VAR

 

Soldan sağa: Emre Tezmen/Emre
Alkin/Kerem Alkin
- EKONOMİDE 'İYİ POLİS-KÖTÜ POLİS' ROLÜ OYNAYAN ALKİN KARDEŞLER FON SKANDALININ NERESİNDE?

- PEKİ KEREM ALKİN 90'Lİ YILLARIN BAŞINDA NEDEN PEŞİME DÜŞMÜŞTÜ?

Cahit UYANIK 

Hani bir laf vardir: Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma!

Türkiye tam da o günlerden geçiyor.

Bugün Tera Portföy yönetiminde bulunan iki 

iktisat profesörü Kerem ve Emre Alkin kardeşler gözaltına alındı. 

Bu iki hoca da kağıt üzerinde vlatandaşa yumurtalarını aynı sepete koymama, finansal okuryazarliga sahip olunarak tasarruflarını güvenli şekilde değerlendirmelerini tavsiye eden isimlerdi. Başta belirttim; meğer bu hocaların dediğini yapıp, yaptıklarını yapmamak gerekmiş. 

Bu iki ismin babaları Prof. Dr. Erdoğan Alkin de iktisat profesorüydü. 

Kurulduktan hemen sonraki yani 70'lı yılların yırtıcı TÜSİAD'inda ekonomi danışmanlığı da yapmıştı baba Alkin... 

Ama Tevfik Güngor Uras'a göre baba Alkin, paraya-pula pek önem vermez, iyi bir akademisyen olmaya çalışırdı. (Rahmetli Uğur Mumcu ise Baba Alkin'e verdiği danışmanlık hizmetleri nedeniyle 'holding profesörü' derdi. Baba Alkin 2013 yılında sanırım kanserden vefat etti.)

Çocukları babaları gibi çıktı denemez. 'İyi polis-kötü polis' misali Kerem mevcut iktidardan yana tavır aldı iyi polis oldu; Emre ise iktidarın ekonomi politikalarını eleştiren kötü polis...

Birleştikleri nokta Tera'dan kazandıkları paraymiş meğer... Hatta Emre Alkin, -tesadüf müdür bilinmez- adaşı Emre Tezmen'e ait Tera Grubu, bahar aylarında Topkapi Üniversitesini satın aldıktan sonra da rektörlük görevini sürdürmüştü. (Umarım Tera olayının ucu bu üniversiteye uzanmaz.) Öte yandan Kerem Alkin, halen Topkapı Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı olarak görev yapıyor.

19 Eylül 2026 Cumartesi

BAKAN EVLADI, FRANSIZCA EĞİTİM VEREN TEVFİK FİKRET LİSESİ MEZUNU, ANKARALI FİNANSÇI: TERA PORTFÖY YKB EMRE TEZMEN KİMDİR?


Emre Tezmen
Emre Tezmen, CFA, 1995 yılında ULB (Université Libre de Bruxelles) Ekonomi Bölümü’nden Yüksek Akademik Başarı derecesiyle mezun olmuş, ardından 1997 yılında VUB (Vrije Universiteit Brussel) İşletme Yüksek Lisansını Üstün Başarı derecesiyle tamamlamıştır. Ayrıca CFA (Chartered Financial Analyst) sertifikasına sahip olup CFA Enstitüsü Asli Üyesidir.

Profesyonel kariyeri boyunca finans ve teknoloji sektörlerinde öncü çalışmalara imza atan Tezmen, Türkiye’nin ilk online işlem platformlarından birini hayata geçirerek inovasyon alanında önemli bir adım atmıştır. Kurucu ortağı olduğu Tera Yatırım Menkul Değerler, Tera Portföy Yönetimi, Tera Finans Faktoring ve Tera Yatırım Bankası’nda Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmakta; aynı zamanda Tera Yatırım Teknoloji Holding, Tera Finansal Yatırımlar Holding, Tera Yatırım Holding ve Peker GYO’da Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini sürdürmektedir.

17 Eylül 2026 Perşembe

5 YILDA 30 KAT BÜYÜYEN GÖLGE BANKACILIĞIN (YATIRIM FONLARI) GÖLGESİ UZADIKÇA UZADI... NEDENSE KİMSE DENETLEMEDİ; GÜNEŞ BATINCA TÜRKİYE'Yİ ZORA DÜŞÜRDÜ

 - GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE; RAKAM BELLİ DEĞİL AMA FATURALARINIZ OLUŞTURULUYOR

- BAŞIBOŞ BIRAKILAN YATIRIM FONLARI İLE SİMGELENEN GÖLGE BANKACILIK SEKTÖRÜ, BUNDAN BÖYLE  KLASİK BANKACILIK SEKTÖRÜ KADAR İYİ DENETLENMELİ

Cahit UYANIK 

'Gölge bankacılık' diye bir kavram var. Bu kavram 90'lı yıllar boyunca konuşulup tartışıldıktan sonra...

2000'li yılların başında yani 2008 yılında dünya çapında büyük bir finansal ve ekonomik krize yol açmıştı. Bu yapı şimdilerde Pusula, Tera ve diğer bazı portföy yönetim şirketleri (PYŞ) üzerinden Türkiye'nin de başını ağrıtmaya başladı. 

Gölge bankacığın klasik bankalar gibi ​mevduat toplama yetkisi yok ama yatırım hesapları yoluyla vatandaştan tasarrufunu rızası ile alıp  kullanabiliyor. Bunu yaparken en önemli araçları ise yatırım fonları...

Vatandaş "Siz çalışıyorsunuz, boş zamanınız yok. Yatırım araçları ile uğraşmak başlı başına ayrı bir iştir.   Teknik bilginiz de yetersiz kalır zaten. Bırakın bu işi profesyonellere... Onlar kurduğumuz yatırım fonları üzerinden sizin adınıza yatırım yapsın" denilerek ikna ediliyor. Neye peki? Tasarrufunu bankaya mevduat olarak yatırmamaya, borsaya girmemeye... Getirip PYŞ fonlarında değerlendirmeye... Vatandaş da "Nasıl olsa SPK'dan izin almış bir fon bu... Devletin denetimine tabi. Güvenlidir" deyip tasarrufunu bankalara değil PYŞ'lere teslim ediyor. Karşılığında mevduata kıyasla 5-10 puan daha çok getiri alabilmek için...

Çevrenize dikkat edin,  son birkaç yılda yatırım fonlarına girenlerin sayısı ne kadar arttı. Öyle ki yatırım fonu almayıp da banka mevduatında duranı dövüyorlardı!

19 Ağustos 2026 Çarşamba

ÖİB BAŞKANI UFUK SÖYLEMEZ: VERGİ BORCU OLAN VEYA KARA PARA SAHİBİNİN ÖZELLEŞTİRME İHALESİNE GİRDİĞİ İDDİASINI ARAŞTIRACAK MERCİ BİZ DEĞİLİZ

Ufuk Söylemez 
Özelleştirme İdaresinin 8. Başkanı Ufuk Söylemez:

"ÖZELLEŞTİRMEDE KARARLIYIZ" 

Özelleştirme Türkiye'de 10. Yılını doldurdu. Geçen süre içinde değişik adlar altinda faaliyet gösteren özelleştirme idareleri tam 8 başkan değiştirirken; sadece 2,7 milyar dolarlık gelir elde edebildi. Şimdiki Özelleştirme İdaresi Başkanı Ufuk Söylemez, dünden ders alarak geleceğe umutla baktıklarını ve özelleştirmede kararlı olduklarını söyledi.

Cahit UYANIK / Leyla YARATAN 

Türkiye, özelleştirme konusunda geride kalan 10 yılda çok şey öğrendi ama bir türlü ciddi adımlar atamadı. Ortada sadece 2,7 milyar dolarlık bir özelleştirme geliri var ve bunun önemli bir kısmı özelleştirme çalışmaları ile özelleştirme kapsamındaki kamu şirketlerine harcandı. Yani bütçeye özelleştirme üzerinden verilmiş bir destek yok. Başlangıçtan bu yana değişik isimler altında faaliyet gösteren özelleştirme idareleri ise istikrarsız biçimde yöneltilmiş ve toplam 8 başkan değiştirmiş durumda... İşte Ufuk Söylemez böyle bir ortamda Özelleştirme İdaresi Başkanlığı görevine geldi. Söylemez, özelleştirmenin geçmişi ve gelecekteki hedeflerini İntermedya Ekonomi'ye anlattı:

İntermedya Ekonomi: Son zamanlarda Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) sık sık eleştirildi. Bunlar sizi nasıl etkiliyor?

Söylemez: ÖİB, toplumdan gelen isteklere, bugüne kadar yapıldığı söylenen hatalara bakarak derslerini çıkarmıştır. Özelleştirme Kanunu çıktıktan sonra geçen 6 ay iptallerle, bir takım çelişkilerle ve beklenmeyen gelişmelerle geçti. Bu nedenle hedefe ulaşamadık. Ama bu bizim için bir ders alma dönemiydi. Toplumca da ders dönemiydi. Türkiye'nin kaybettiği sadece trilyonlardır ve zamandır; başka bir şey değildir. İkinci 6 ayda biz bir program koyduk ve uygulamak istiyoruz. ÖİB yeni programını yaparken, ihaleler hazırlarken klasik ve temel hukuk işlevi olan şeffaflık ve açıklığa dikkat edecektir.

- Bu şeffaflığı sağlamak için ne yaptınız mesela?

Söylemez: Mesela SEK ihalesinin halka açık yapılma şartını koyduk. Bazı müşteri adayları tepki gösterdi buna... Yani adam ticari sırrını açıklamak istemiyor. Hatta ihaleye girdiğinin ortağı tarafından bilinmesini istemeyenler var. Buna rağmen 'Çok hassas konudur, bu ihaleye girecekler mutlaka açıklığı kabul etsin' dedik. İkincisi SEK'te 3 sene boyunca o işletmeyi kapatmama şartı koyduk. 'Alıyor,  kapatıyor, arsasına konuyor' iddialarının önünü kesmemiz lazım. Üçüncüsü kesin teminat mektuplarını İdare'nin kabul edip etmeme veya değiştirme hakkını saklı tutuyoruz. Bunlar iddialı, ciddi ve toplumdaki yönelişlere cevap veren şeyler. İdare, halkın idaresidir. Halkın eleştirilerine mutlaka olumlu cevap vermek zorundadır. Vergi ve sosyal sigorta borcu olanları da ihaleye almayacağız. Ama şu bilinmelidir; ÖİB devletin çıkarlarını her aşamada savunmaktadır. Ama devletin diğer kurumlarının yapması gereken, ne bileyim polisin, Hazine'nin, SPK'nın veya vergi dairesinin yapması gereken görevleri üstlenmesi beklenmemelidir.

9 Ağustos 2026 Pazar

ÖZELLEŞTİRMEDE ERDEMİR İHALESİ İÇİN 2 ŞARTIN OLGUNLAŞMASI BEKLENİYOR: 1) ERDEMİR'E BORÇ VEREN 40 YABANCI BANKANIN İKNA EDİLMESİ, 2) İHALE TEMİNAT TUTARININ BELİRLENMESİ (1 MİLYAR DOLAR OLMASI BEKLENİYOR)

Konsorsiyumlar ERDEMİR İçin Kapışacak/

ÖZELLEŞTİRME, EYLÜL SONUNDA TER ATACAK...

Özelleştirmede Baykal'ın tavrı ve ERDEMİR'in satışı gündemde...

Cahit UYANIK 

Özelleştirmede 'mehter adımları' geride bırakıldı. Adımlar giderek sıklaşıyor ama henüz 'koşu' aşamasına gelindiğini de kimse söyleyemiyor. Çünkü 2,7 milyar dolarlık yıl sonu gelir hedefinin henüz 542 milyon doları realize edilebildi. Geriye kalan 2,2 milyar doların hangi satışlardan elde edileceği ise tartışmalı... Şimdilik; ERDEMİR'in satışı ve PTT'nin T'sinin sahibi bulunduğu cep telefonu lisansı yani GSM lisanslarının devredilerek hedefin geri kalan tutarının elde edilmeye çalışılacağı görülüyor. 

Bu listeye Sümer Holding'iñ bazı işletme birimleri ve taşınmazlarının satışı ile mağazalarının devri eklenebilir. Sümerbank-Bankacılık ile ilgili son karar ise Hazine'nin görüşüne dayanılarak Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) tarafından verilecek. Ancak bu kararın 09 Eylül 1995 tarihindeki CHP Kurultayı sonrasına kaldığını söylemek mümkün. Mevcut tekliflerle elden çıkarılırsa devlete 100 milyon dolardan fazla para kazandıracak olan Sümerbank-Bankacılık özelleştirme hedefinin en ciddi 'destek gücü' olarak kendini gösteriyor.

Adnan Keskin gelirse...

Ankara kulislerinde dolaşan söylentilere göre CHP'nin başına Deniz Baykal'ın gelmesi durumunda özelleştirme sürecinde ciddi bir aksama olması beklenmiyor. Özelleştirmeye muhalefeti ile bilinen Mümtaz Soysal'ın CHP Genel Başkanlığına aday olmaması ise bir rahatlama noktası olarak değerlendiriliyor. Ancak Baykal'ın sağ kolu olarak bilinen Denizli Milletvekili Adnan Keskin'in Sanayi ve Ticaret Bakanlığına getirilme olasılığının yüksekliğinden bahsediliyor. Bu gerçekleşirse, ÖYK'nın artık eskisi kadar rahat kararlar veremeyeceği düşünülüyor. Keskin 1989-1991 döneminde özellikle çimento fabrikalarının satışını idare mahkemelerine başvurup iptal ettirmesiyle tanınmıştı. Yani Keskin özelleştirmenin evveliyatını bilen bir isim ve bunun özelleştirme hızında yavaşlama yaratacağı ileri sürülüyor.

ERDEMİR özelleştirmesi için iki şart

Bu kulis bilgileri bir yana Türkiye'nin tek yassı mamül üreticisi ERDEMİR'in ihalesinde ikinci tur görüşmelere ise henüz başlanmadı. Özelleştirme İdaresinin (ÖİB) ikinci tura başlamak için öngördüğü iki şart netleşmiş ve bu şartlar için ciddi çözümler ortaya konulmuş değil. İki şart kapsamında; ERDEMİR'in yabancı banka borçlarının durumunun ne olacağının netleşmesi ile ihale teminat tutarının ne kadar olacağının belirlenmesi gerekiyor.

ERDEMİR'in 40 yabancı bankaya çok çeşitli şartlar ve vadelerde borçlandığı biliniyor ve Eylül ayının son haftasına kadar bu bankalar ile özelleştirme sonrası için bir anlaşma sağlanması bekleniyor. İhale teminat tutarının ise 1 milyar dolar olacağı iddia edilirken, böylesi bir durumda  ihaleye katılan gruplardan bazılarının kazanma şanslarının olmayacağı düşünülüyor. Çünkü bu teminatı vermeye mal varlıkları yetmeyeceği gibi herhangi bir bankadan bu kadar büyük teminat mektubu almaları ihtimali de çok zayıf.  Ancak öte yandan,  kulislerde 1 milyar dolar olarak telaffuz edilmesine rağmen ÖİB Başkanı Ufuk Söylemez, ihale teminat tutarının henüz netleşmediğini belirtiyor. 

9 Temmuz 2026 Perşembe

KAPAK HABERİ / SERMAYE PİYASASI ARAÇLARINA 'RATING' GELİYOR; OTOMASYON SİSTEMİ, HİSSE SENETLERİNİN FİZİKİ DOLAŞIMINI SONA ERDİRECEK

SPK Başkanı Karacan Açıkladı:

SERMAYE PİYASALARINDA 'RATING' DEVRİMİ

"Sermaye piyasası araçlarına uygulanacak rating (derecelendirme) konusunda kısa ve öz bir tebliğimiz olacak. Kurulacak yerli rating şirketlerinde doğrudan ortak olmasa bile, teknik açıdan bir yabancı şirketle know-how anlaşması yapma şartı arayacağız."

Cahit UYANIK 

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Ali İhsan Karacan, 1994-Ekim ayından bu yana görev başında... 10'a yakın iflas etmiş aracı kurum, morali bozuk bir SPK, uygulanmayan yasal düzenlemeler ve rafa kaldırılmış tebliğ taslakları devralan Karacan, 7 aylık sürede bu sorunların üstesinden gelmeye çalıştı ve birçoğunda başarılı oldu. Karacan önümüzdeki ay sermaye piyasalarına iki önemli kurum kazandırmayı amaçlıyor: Rating şirketleri ve gayrimenkule dayalı yatırım araçları... Karacan, sorularımızı cevaplandırdı:

Macro Economy: Göreve başladığınız 6,5-7 aydan bu yana SPK'da neler yaptınız?

Karacan: Sermaye piyasaları radikal değişiklikleri kaldırmaz. Bu piyasanın kendine has kuralları vardır. Otoritenin piyasayı düzenleyici, ona yeni yollar açıcı görevleri vardır. Çünkü sizin düzenlemeleriniz ile piyasanın talep ve şartlarının kesişmesi gerekir. Aslında dikkatle incelendiğinde görülür ki radikal denilen değişikliklerin tohumları geçmişte bir şekilde atılmıştır. Bizim yaptığımız düzenlemeler piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda, piyasanın rahat çalışmasına yönelik çalışmalardır. Bundan bir takım bürokratik engelleri hafifletmeyi anlayabiliriz.

- Mesela?

Karacan: İstisna ve Muafiyet Tebliğinin kapsamını genişlettik. Küçük şirketlerin ilan ve denetim yükümlülüklerini hafifleterek halka açılmayı kolaylaştırdık. Kar Dağıtım Tebliğini yeniden düzenledik. Küçük yatırımcıların korunması için asgari kar dağıtım şartını yumuşattık. Önümüzdeki günlerde bir adım daha ileri gitmeyi düşünüyoruz. Borsa şirketlerinin kar dağıtma zorunluluğunu kaldıracağız. Ama bunu yaparken bir takım istisnalar koyacağız. Gerekli gördüğümüz hallerde ve zamanlarda, özellikle küçük yatırımcının korunmasına yönelik olarak bazı şirketlere kar dağıtım zorunluluğu getireceğiz.  Bu, piyasayı rahatlatacak ve bürokrasiyi azaltacaktır. Ayrıca kredili menkul kıymet işlemlerini belli bir düzene oturttuk. Bu bir ihtiyaçtı. Zaten aracı kurumlar yasal olmayan yollardan kredili işlem yapıyorlardı. Bu durum piyasada bazı sıkıntıların doğmasına da yol açıyordu. Şimdi yaptığımız şey bir başlangıç düzenlemesidir. Önümüzdeki dönemde bu daha gelişecektir.

- Portföy yönetimi ve danışmanlık şirketlerinin kuruluş koşulları hayli zorlaştırıldı. Bu, bizim piyasamızı nasıl etkiler?

Karacan: Doğrudur. Yaptığımız tebliğ düzenlemeleri ile bu tip şirketlerin kuruluşunu adeta imkansız hale getirdik. Amacımız portföy yönetimi işinin sadece banka ve aracı kurumlarca yapılmasını sağlamaktır. Çünkü dünyanın her yerinde portföy yönetimi denildiğinde 'bireysel portföy yönetimi' anlaşılır. Oysa bizde portföy yönetimi yanlış anlaşıldı veya suistimal edildi. Bir 'yatırım havuzu' yönetimine dönüştü. Bu, işin ruhuna aykırıydı. Bir anlamda alt yatırım fonları oluşuyordu böylece... Portföy şirketleri gizli bir banka, gizli bir aracı kurum haline dönüştü. Ama bu konuda bir ihtiyacın varlığı da tespit edildi. Önümüzdeki zaman içinde 'yatırım kulübü' gibi düzenlemeler yapacağız.

9 Mayıs 2026 Cumartesi

33 YIL KESİNTİSİZ MALİYECİLİKTEN SONRA SERMAYE PİYASALARINA TRANSFER OLDU: SPK BAŞKANLIĞINA ATANAN MAHMUT SÜTCÜ KİMDİR?

1968 yılında Samsun/Bafra'da dünyaya gelmiştir. İlk öğrenimini Bafra'da, orta ve lise öğrenimini Amasya’da tamamlamıştır. 1990 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye Bölümümden mezun olmuştur.

Çalışma hayatına 1991 yılında Hesap Uzman Yardımcısı olarak başlamış olup; 1994 yılında Hesap Uzmanı, 2003 yılında Baş Hesap Uzmanı olarak görev yapmıştır.

2002-2003 yılları arasında Maliye Bakanlığı'nca İngiltere'de bir yıl görevlendirilmiş olup, daha sonra sırasıyla;

2004-2005 yılları arasında Dış Ticaret Vergi Dairesi Başkanlığı (İstanbul), bu görevle birlikte Marmara Kurumlar Vergi Dairesi ve Boğaziçi Vergi Dairesi Başkanlığı Vekalet,

2005 yılında Antalya Gelirler Bölge Müdürlüğü Vekalet,

2005-2013 yılları arasında Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı,

2013-2016 yılları arasında Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı

görevlerinde bulunmuştur.

16 Mart 2026 Pazartesi

KAPAK HABERİ / SERMAYE PİYASALARINDA SUÇ DUYURUSU YAPILAN ŞİRKETLERİN LİSTESİ

Sermaye Piyasası / Suç Duyuruları

ŞİRKETLERİN GÜNAH DUYURULARI

Hızla gelişen sermaye piyasasında 'suç' olgusu da ağırlığını hissettirmeye başladı. Savcılıklara toplam 29 adet suç duyurusunda bulunuldu. Borsada işlem pazarı açık olan şirketler, aracı kurumlar ve halka açık şirketlerden hangileri hakkında, ne tür iddialarla suç duyurusunda bulunularak dava açıldı?

Cahit UYANIK 

Geçtiğimiz ay sermaye piyasaları ve borsa iki önemli olayla çalkalandı. Peşpeşe iki borsa şirketi; Ege Seramik ve Facto Finans'ın Sermaye Piyasası Yasasına (SPY) aykırı davrandıkları belirlendi. Bu iki şirket Özel Haller Tebliği hükümlerine uymayarak büyük hacimdeki hisse senetlerinin el değiştirme işlemini borsaya bildirmemişti. Olayın ortaya çıkmasından sonra hızla üzerine gidildi. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) söz konusu şirketleri incelemeye aldı. Kurul, kendisine verilen rapor doğrultusunda bu iki şirket yatırımcılarının aldatıldığı sonucuna vardı. Ege Seramik ve Facto Finans hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. 

Bu gelişmelerin hemen ardından bazı basın yayın organlarında 'SPK'nın ilk kez savcılığa suç duyurusunda bulunduğu' yolunda yorumlara rastlandı. Ancak Ekonomik TREND'in edindiği bilgilere göre gerçek hiç de öyle değildi. Ege Seramik ve Facto Finans savcılığa verilen ilk değil, son iki şirketti... Yaptığımız araştırmalar bu olaydan önce savcılıklara 29 ayrı suç duyurusunda bulunulduğunu gösterdi. 

Suç duyurularına konu olan fiiller; insider trading'ten (içeriden öğrenenlerin ticareti) resmi evrakta sahteciliğe, emniyeti suistimalden örtülü kazanç aktarımına kadar geniş bir yelpazede bulunuyor. Suç duyurusunda bulunulan şirketler genel olarak 4 ana grupta toplanıyor. Bunlar; 1) Aracı kurumlar, 2) Borsa işlem pazarındaki şirketler, 3) SPY uyarınca ortak sayısı 100'den fazla olan halka açık şirketler, 4) İzinsiz aracılık faaliyetinde bulunan şirketler. Yani sermaye piyasaları kapsamına giren tüm ana kuruluş veya unsurlar bir şekilde savcılık soruşturması ile tanışmış durumda... 

Suç duyurusu nasıl yapılıyor?

Peki sermaye piyasaları denilince herkes suç duyurusunda bulunabilir mi? Hayır, suç duyurusunu yapan kuruluş SPK... Kurul, kendisine gelen ihbar, şikayet veya rutin incelemeleri sırasında önemli gördüğü hatalı işlemleri SPY'nın 49. Maddesine dayanarak fiilin gerçekleştiği yerin cumhuriyet savcılığına yazılı olarak bildiriyor. Suç duyurusu sonrasında savcılık kamu davası açarsa SPK müdahil sıfatıyla mahkemeye katılabiliyor. SPY'de bu durumun tam tersi bir mekanizma da mevcut. Buna göre savcılık kendisine ulaşan bir ihbar veya şikayeti SPK'ya ileterek inceleme yapmasını da isteyebiliyor. Ancak böyle bir durumla henüz karşılaşılmış değil. Savcılık suç duyurusu sonrasında kovuşturmaya gerek olmadığına karar verirse SPK'nın itiraz hakkı da var.