Cahit UYANIK
Özelleştirme, Türkiye'nin gündemine yaklaşık 10 yıl önce girdi ve bu konuda önemli adımlar atıldı. En azından özelleştirmenin gerekliliği konusunda bir fikir birliği oluştu. Özelleştirme kapsamında devlet, birçok kamu iktisadi teşebbüsünü (KİT) sattı. Ancak bugüne kadar özel sektöre devredilen KİT'lerin hemen hepsi zaten kar eder durumdaydı. Şu anda Kamu Ortaklığı İdaresinin (KOİ) özelleştirme portföyünde bulunan şirketlerin hemen hepsiyse zarar eden kamu şirketleri... Bu tip şirketler satılmaya çalışıldığında alıcılar tıpkı Süt Endüstrisi Kurumu (SEK) özelleştirmesinde olduğu gibi, ekonomik değerinin çok altında fiyatlar verebiliyor. Böylesi bir durum toplumdaki çeşitli kesimleri de rahatsız ediyor.
Bu görüşten hareketle Başkent Ankara'daki ekonomi bürokrasisinde 'Mevcut şartlarımızda nasıl özelleştirme yapabiliriz?" sorusunun cevabı aranıyor. KOİ merkezli, ancak diğer ekonomi yönetimi birimlerinin de katıldığı söz konusu çalışmalarda, özelleştirmede yeni yöntemlerin uygulanması tartışılıyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinde başarıyla uygulanan bu yöntemlerin yanı sıra zarardaki KİT'lerin rehabilite edilip kara geçirilmesi için orta vadeli bir program yapılması üzerinde de duruluyor. Henüz üzerinde görüş birliği sağlanmamış ancak derinlemesine araştırılan, özelleştirmelerde kullanılabilecek yeni yöntemlerden bazıları ise şöyle:
● Management Buy-Out (MBO): 'Bir sanayi kuruluşunun tamamının veya bir kısmının, yöneticilerin hepsi veya bir grubu tarafından satın alınması ve bağımsız bir ekonomik birim olarak işletilmeye başlanması' olarak tanımlanıyor. Batı ülkelerinde çok uygulanan bir finansal teknik. Genellikle banka veya başka bir finansal kuruluşun finansal destek vererek katıldığı bir sözleşmeyle gerçekleşiyor. Bir ara Türkiye Kalkınma Bankası, Doğu Anadolu'daki kapalı durumda bulunan fabrikalar için bu yöntemi gündeme getirmiş fakat uygulayamamıştı.






