6 Ağustos 2026 Perşembe

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN İFADE ETTİĞİ TERÖRÜN TÜRKİYEYE 2,3 TRİLYON DOLARLIK MALİYETİNİN AYRINTILARI BELLİ Mİ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın belirttiği 2,3 trilyon dolarlık terör maliyetine ilişkin resmî ve kalem kalem ayrıştırılmış ayrıntılı bir hesaplama tablosu henüz kamuoyuyla paylaşılmamıştır.

​Buna karşın yapılan resmî açıklamalarda ve ilgili makroekonomik değerlendirmelerde, bu tutarın hangi temel bileşenlerden oluştuğuna dair şu ana başlıklar öne çıkmaktadır:

​Öne Çıkan Başlıklar ve Hesaplama Boyutu

​Yıllık ve Fırsat Maliyeti: Terörün yıllık ortalama maliyetinin 50 milyar doları aştığı; doğrudan ve dolaylı kayıplara "fırsat maliyeti" (yapılamayan yatırımlar, kaçırılan ekonomik potansiyel) eklendiğinde toplam ekonomik kaybın bu rakamların da üzerine çıktığı vurgulanmaktadır.

4 Ağustos 2026 Salı

35 YIL ÖNCE DE YÜKSEK ELEKTRİK FİYATLARI SORUNDU... ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI ARICI, ELEKTRİKTE SÜRÜMDEN KAZANARAK FİYAT DÜŞÜRMEYİ BİLE ÖNERMİŞTİ

Muzaffer Arıcı

Söyleşi / Muzaffer Arıcı

"ELEKTRİĞİ UCUZLATMAYA ÇALIŞIYORUM"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Muzaffer Arıcı, Türkiye'de kapasitenin altında elektrik üretildiğini, daha fazla elektrik üretilip satılırsa fiyatın ucuzlayabileceğini söyledi. Arıcı, mülkiyetin devlette kalacağı, işletmecilik benzeri bir 'tip sözleşme' hazırladıklarını, Türkiye Elektrik Kurumunun (TEK) özelleştirilmesi kapsamında Batı Anadolu'da elektrik dağıtım ve satışını üstlenmek isteyen özel girişimcilerle ihale ve görüşme sürecine gireceklerini bildirdi. Arıcı, 'Maden Genel Müdürlüğü'nü kuracaklarını da vurguladı.

Cahit UYANIK 

Denizli Milletvekili Muzaffer Arıcı, Mesut Yılmaz Kabinesinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı görevini üstlendi. Önce elektrik fiyatlarına yapılan zam, daha sonra 'peşin elektrik satışı' ve 'dolar üzerinden elektrik satışı' gibi projeleriyle kamuoyunun dikkatini çeken Arıcı, şimdilerde hızlı bir şekilde TEK'in dağıtım işlerini özelleştirmeye hazırlanıyor. Bakanlık görevine getirildiğinde çalışma süresinin fazla olamayacağını bildiğini ifade eden Arıcı, Ekim ayı sonuna kadar Batı Anadolu'daki dağıtım işlerini özel şirketlere devretmeyi planlarken, özelleştirme ile ilgili 'tip sözleşme'lerin hazırlandığını belirtiyor. TRT'de uzun yıllar çalışan Arıcı, gündemdeki özel televizyonlar konusunda ise geç bile kalındığını vurguluyor:

Ekonomik Panorama: Seçimlerin Ekim ayında yapılması kesinleşti gibi... Bu durumda kısa bir bakanlık dönemi sizi bekliyor. Önümüzdeki iki ay içinde neler yapmayı düşünüyorsunuz?

Arıcı: Siyaseti mantık çerçevesinde yapmak lazım, hissi siyaset yapmayı sevmem. Kesin bir bilgim yoktu ama tahminim vardı; bu göreve geldiğimde çalışma süresinin çok kısa olacağını biliyordum. Şimdi tamamı olmasa bile, TEK'in mevcut şartlarda özelleştirilmesi üzerinde çalışıyorum. Ama şunu eskiden beri siyasetçi olarak çok iyi biliyorum ki personel rejiminin yerine oturmasının temel ilkesi özelleştirmenin sağlanmasıdır. Aksi takdirde devletin personel rejimi rayına oturamaz. Görüyoruz gelişmeleri... İş verimini artıracak bir düzen kuramamışız.

- Bu sözleriniz TEK personelini de kapsıyor sanırım...

Arıcı: TEK'in 47 bin işçisi ve toplam 68 bin personeli var. 'Şu kadar da çalışsam, bu kadar da çalışsam aynı parayı alıyorum' şeklindeki devlet memurluğu zihniyeti yıkılmalı. Özelleştirme sayesinde hem çalışanları hem de sektörü rekabete açacağız. Vatandaşa daha kaliteli hizmet verilecek. Kısa çalışma süremde bu konuyu başarabilirim.

- TEK'in özelleştirilmesi için nasıl bir yöntem öneriyorsunuz?

Arıcı: Tesislerin mülkiyeti devlette kalarak, bir nevi işletmecilik şeklinde bir özelleştirme benimkisi... Bakanlık ile dağıtım şirketi arasında yapılacak sözleşmenin tip örneğini hazırladık. 'Ben bu işi istiyorum' diyenlere 'Buyrun, bizim sözleşmemiz... Sistem hoşunuza gittiyse konuşalım' diyeceğiz. Ana fikrimiz şu: TEK, 1 kwh elektrik enerjisini tüketiciye götürmek için ne kadar masraf yapıyor? Yani işe öncelikle müesseselerimizin hesabına inanmayarak başlıyoruz. Hakiki maliyetimizi öğrenmek istiyoruz ki, TEK aldatılmasin. Bu çalışmalara o illerin elektrik dağıtımına talip olan şirketlerden de yetkili çağırıyoruz. Hesapların yapılışında bulunsun ve imzalasın diye...

29 Temmuz 2026 Çarşamba

EKONOMİ HABERLERİ 'ÇEKTİ' SÖZCÜĞÜNDEN ÇOK ACI ÇEKİYOR

Cahit UYANIK 

Ekonomi gazeteciliğinin son baş belası "çekti" sözcüğü...
"Merkez Bankası faizi yüzde 12'ye çekti" yazıyorlar.
Nereden nereye çekti, belirsiz...
Azalttı mı, artırdı mı; mesajsız... 
Kısır bir anlatım tarzı.

Bir rakam azalsa da artsa da "çekildi" veya "çekti" diye yazıyorlar.
"Azalttı", "düşürdü" veya "artırdı", "yükseltti"nin suyu çıkmış olmalı, hayret...
Güzel Türkçemizi kısırlaştırmayalım, zenginleştirelim lütfen...

(Bu yazı 22 Eylül 2022 tarihinde Twitter sayfamda yayınlanmıştır.)

'ÖRÜMCEK AĞI'NA DÜŞMÜŞ TÜRK SOĞANINI, NEDEN 'ÖRÜMCEK ADAM' GELSE KURTARAMAZ?


Cahit UYANIK 

Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) eski başkanlarından, meslek büyüğümüz Zülfikar Doğan Radyo Sputnik'teki yayınında diyor ki: 

🔸Soğanın tarladaki fiyatı geçen yıl 5 liraydı, bu yıl 33 liraya çıktı; markette ise 50-60 liraya dayandı.

🔸Üretici zarar ettiği için bu yıl soğan ve patates ekmedi. Üretim açığı ortaya çıkınca ithalat kapısı açıldı.

🔸Tarım ve Orman Bakanlığı 2024’te soğan ve patatesin de bulunduğu 13 stratejik üründe planlı üretime geçildiğini açıkladı. Ancak ortaya çıkan tablo, ‘Planlı üretim bunun neresinde?’ sorusunu gündeme getiriyor.


Evet, çok haklı sorular bunlar... Neden bunu yaşadığımızın cevabı ise vardır. Üniversitede ekonomi veya komşu bir lisans dalı okuyorsanız öğreneceğiniz ilk şeylerden biri de "Cobweb (Örümcek Ağı) Teoremi"dir. Neymiş bu teorem peki?

"Örümcek Ağı Teoremi, fiyattaki değişikliklere arz ve talebin anında tepki veremediği piyasalarda, fiyat ve miktar dalgalanmalarının zamanla nasıl dengeye ulaştığını veya dengeden uzaklaştığını açıklayan iktisadi bir modeldir.

​Özellikle tarım ürünleri gibi üretimi zaman alan (gecikmeli arz) piyasaları açıklamak için kullanılır. Üreticiler gelecekteki üretimi güncel piyasa fiyatına bakarak planlar; ancak ürün piyasaya çıktığında oluşan arz fazlası veya eksikliği fiyatı değiştirir ve bu durum döngüsel bir ağ görünümü yaratır."

Türk tarımı, ben mesleki yönden kendimi bildim bileli 'Örümcek Ağı'na takılıp kalmış bir sektördür. Bunu aşmak için bazı ürünlerde devletçe alım fiyatı ilan edilir. Söz gelimi buğday-arpa, fındık, çay gibi... Amaç, üreticiye üstü kapalı bir fiyat garantisi vererek ertesi yılın üretim miktarını sağlama almaktır. Bu; siyasetçilerin çiftçilerden oy alabilme kaygısıyla, 2000 yılı öncesine kadar öyle katı ve hesapsız-kitapsız uygulanıyordu ki mesela üreticiden alınan fazla ürün toprak altına gömülerek çürümeye terk ediliyor, yakılıyor veya denize dökülüyordu. Devlet, tüketilemeyecek veya ihraç edilemeyecek kadar çok aldığı, yani ne yapsa satamayacağı bir malı aldığı için sürekli bütçeye görev zararı yazıyor, bu da enflasyona sebep  oluyordu. 2000 yılından sonra destekleme alımları sınırlandırıldı ve o ürünün piyasa fiyatları ile bağı kuruldu. Artık toprağa gömülen buğday, denize dökülen çay haberleri okumuyoruz. 

26 Temmuz 2026 Pazar

KENTLİLEŞTİKÇE VE SIKLAŞAN EKONOMİK KRİZLER SEBEBİYLE DAHA AZ ÇOĞALABİLDİK... DİE "2000'DE 73, 2005'TE 78, 2010 YILINDA 87 MİLYON OLACAĞIZ" DEMİŞTİ ANCAK 2010'DA 73,7 MİLYONDA KALDIK. TÜRKİYE NÜFUSU 2026'DA HALA 86,1 MİLYON KİŞİ...

70 milyona çeyrek kala...

NÜFUS BOMBASI PATLIYOR

Hepsi hepsi 2000 yılında yani 9 yıl sonra Türkiye Avrupa'nın en kalabalık ülkesi olacak. Ve Özal'ın '70 milyonluk Türkiye' hayali gerçekleşecek. Ama 70 milyonluk Türkiye, güçlü bir Türkiye olacak mı?

Cahit UYANIK 

"Bugün 50, 15 sene sonra 70 milyon olacağız. O zaman bunların hesabını sorarız"... Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın başbakanlığı döneminde Bulgaristan'daki Türklere yapılan zulüm karşısında söylediği sözler bunlar... Devlet İstatistik Enstitüsünün (DİE) verilerine göre Özal'ın büyük önem verdiği '70 milyonluk Türkiye' hayaline tahminlerden çok daha önce ulaşacağız. DİE'nin geçtiğimiz yıllarda 1990 yılı için yaptığı nüfus tahmini 57 milyondu ve bu tahmin yaşayarak doğrulandı. DİE'nin 2000 yılı nüfusu için yaptığı tahmin ise 73 milyon. Nüfusumuz 2005 yılinda 78, 2010 yılinda 87 milyon kişiye yükselecek. Ve bu tahminler de muhtemelen doğrulanacak.

Artık 'kentli' olduk; İstanbul 17 milyon olacak

DİE 1990 yılı nüfus sayımı verilerinden yola çıkarak 72 ilin nüfusunun ne kadar olacağını 5'er yıllık aralarla tahmin etti. Bu tahminlere göre kentleşmedeki artış hız kesmeyecek. Cumhuriyet tarihinde ilk kez 1985'te Türkiye makus talihini yenmiş ve yüzde 53 ile kentli nüfus kırsal nüfusu geçmişti. Geçen nüfus sayımında ise yüzde 59'a ulaşan kentli nüfus oranı, önümüzdeki yüzyılın başında yüzde 66'ya, 2010 yılinda ise yüzde 72'ye kadar yükselecek. Günümüzden 20 yıl sonra toplam nüfusun yarısı 10 kentte toplanacak ve sadece İstanbul'un nüfusu 17 milyonu bulacak. 

Peki kentlerin alt yapısı bu artan nüfusun sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürmesine elverişli mi? Bu soruya olumlu bir yanıt vermek mümkün değil. Prof Dr. Erdoğan Alkin'e göre hızlı nüfus yoğunlaşmasının getireceği sorunların başında 'kentsel yozlaşma' geliyor:

"Alt yapısı tamamlanmamış bu kentlerin yeni baştan düzenlenmesi gibi, gelişmekte olan ülkelerin altından kalkamayacağı bir ekonomik sorun ortaya çıkacaktır. Kültür yozlaşmasını önlemek için, yine fakir ülkelerin ya da gelişmekte olan ülkelerin altından kalkamayacağı bir eğitim programı uygulamak gerekecektir. Güvenlik, sağlık gibi konularda çok önemli sorunlar belirecektir. Hızla artan nüfusa uygun bir alt yapıyı geliştirmeye hiç bir şehrin bütçesinin yetmesi mümkün değildir. Bugün New York'ta bile alt yapıyı geliştiremiyorlar."

24 Temmuz 2026 Cuma

İKİ 'YENİ PARTİ', YUSUF BOZKURT ÖZAL, ÖZGÜR ÖZEL VE JOHN LENNON...

YUSUF BOZKURT ÖZAL'IN VE ÖZGÜR ÖZEL'İN 'YENİ PARTİ'Sİ ÜZERİNDEN BİR SİYASET VE HAYAT OKUMASI... 

MESLEK BÜYÜĞÜM MERHUM HAZARDAĞLI'DAN SİYASİLERİN BOŞ BOŞ KONUŞTUĞU UÇAK DEMEÇLERİ ANALİZİ...

Cahit UYANIK

Yusuf Bozkurt Özal'ı anımsayan var mı? 

Turgut Özal'ın küçük kardeşiydi.  

Özal, seçimleri kazanınca onu DPT Müsteşarı yapmıştı.

Kendisi de zamanında (1967-71 ve 1979-80 vekaleten) aynı görevi üstlenmişti çünkü...  

DPT'nin ne kadar önemli bir kurum olduğunu biliyordu.

Yusuf Bozkurt Özal 4 yıllık müsteşarlığı takiben 1987-1989 arasında yani Turgut Özallı ANAP inişe geçtiği yıllarda...

Siyasete 'resmen' geçip Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı da yapmıştı... 


1988-89, ANAP'ın sebep olduğu ilk önemli ekonomik krizin de senesiydi. 

Kafası 'büyücek' olduğu için esprilere konu edilen Yusuf Bozkurt'un aklı, -abisinin desteğine rağmen- krizi önlemeye ve çözmeye pek yetmemişti.

Krizin sebepleri, şu anda da yaşadıklarımızdan pek farklı değildi çünkü...Kişisel beceri ile çözülecek şeyler sayilmazdi. Aşırı değerli TL, yükselişe geçen enflasyonu önemsememek, devletin abartılı gösteriş tüketimi, yolsuzluklar, nepotizm, siyasi kayırmacılık,  Papatyalar vb... 1987'de ABD ekonomisinde yaşanan Kara Cuma'nın etkisi oldukça azdı. 

18 Temmuz 2026 Cumartesi

'HER KENTE BİR HAVAALANI' ERDOĞAN'IN DEĞİL ÇİLLER'İN PROJESİYMİŞ


Ulaştırma Bakanı Ali Şevki Erek:

"HER KENTE BİR HAVAALANI, 25 YENİ YAT LİMANI..."

Havaalanı projeleri, Boğaz Tüp Geçişi, demiryolları, hava ulaştırma güvenliği ve yeni yat limanları... Ulaştırma Bakanı Erek; biten, inşası süren, ihale, proje ve planlama aşamasındaki milyarlarca dolarlık ulaştırma projelerini tüm ayrıntıları ile anlattı. Erek, her kentte en az bir havaalanı olmasını istediklerini ve 3 yılda 40 havaalanını hizmete açmayı hedeflediklerini bildirdi. 

Cahit UYANIK / Leyla YARATAN 

Ali Şevki Erek

Ulaştırma Bakanı Ali Şevki Erek, 2000'li yıllara doğru Türkiye'nin ulaştırma proje ve planlarıyla ilgili sorularımızı yanıtladı:

İntermedya Ekonomi: Ulaştırma Bakanlığı önümüzdeki günler için neler planlıyor?

Erek: Hizmetteki ana prensibimiz, her siyasetçi için geçerli olan ilke; devraldığı kurumu daha ileriye götürmektir. Şüphesiz aynı duyguyu biz de taşıyoruz. Aldığımız Ulaştırma Bakanlığı bayrağını çok daha ileri uçlara taşımak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bakanlığın amacı, asgariden her kente bir havaalanı... Bu, 21. Yüzyılın gereğidir. Ancak ihracat, ithalat, ticaret, fabrika ve turizm yoğunluğu bulunan kentlerimizde ihtiyaca göre 1'den fazla hava alanı da olacak.

- Bu hedef için kaç havaalanı yapılması gerekiyor ve maliyetleri ne?

Erek: 1995, '96, '97 yıllarında 40 havaalanı hizmete sokmak kararındayız. Bunların bir kısmının etüt-proje, bir kısmının ihale, bir kısmının üzerinde ilk çalışmalar süratle devam ediyor. Bir kısmı da açılışa hazır hale gelmiş. Resmi açılış töreni yapılması çalışmaları son aşamaya gelmiş olan hava alanları Gümüşhane, Çanakkale, İskenderun, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Manisa, Siirt, Tokat, Aydın, Eskişehir, Isparta-Merkez'dir. Bunların bir kısmı resmen açılmamış olsa da çalışıyor. Kalanları Eylül'de, Ekim'de, Kasım'da veya yıl sonunda çalışmaya başlayacak. Mesela Isparta'yı Kasım'a bitirmeyi amaçlıyoruz. Kastamonu'yu bu yıl sonunda bitiremezsek önümüzdeki sezonda devreye alacağız. Ağrı'da şartlar müsait olursa Ekim, Nevşehir'de ise bu yıl sonuna veya en geç önümüzdeki turizm sezonunun başına hazır etme mücadelesini veriyoruz. Havaalanlarının maliyeti pist uzunluğuna göre, terminalin iç ve dış hatlara hizmet vermesine göre değişir. Ama bir havaalanının en asgarisiyle bugünkü maliyeti 100 milyar lira...

17 Temmuz 2026 Cuma

EKONOMİ FIKRALARI / BİR YAHUDİ BİR ARAP ŞEYHİNE KAN BAĞIŞINDA BULUNURSA...

 YAHUDİ DOSTLARIMA BİR FIKRA...

Çok varlıklı bir Arap şeyh kalp ameliyatı olacaktır ancak kanı nadir bulunan gruptan.

Hastane kayıtlarından tarama yapılır ve 4 kişi belirlenip hemen temasa geçelir. 

Birincisi kısa süre önce trafik kazasında ölmüştür, ikincisi yurt dışındadır, üçüncüsü kan vermeyi kabul etmez.

Ancak dördüncü kişi Kudüs'te yaşayan orta halli bir Yahudi'dir. "İnsanlık görevi" diyerek istenen kanı verir. 

Şeyh başarılı bir ameliyat geçirir ve bir hafta sonra Yahudi'nin hesabına 1 milyon Dolar havale çıkarır, ayrıca telefon açıp şükranlarını sunar.

Aradan bir süre geçer, şeyhin kalbi yine tekleyince ikinci ameliyat zorunlu hale gelir ve Yahudi'den yine kan istenir. 

16 Temmuz 2026 Perşembe

EKONOMİ FIKRALARI / BACAYA DÜŞEN İKİ ADAMDAN HANGİSİ TEMİZ ÇIKAR?

 

Papazın biri dostlarından Haham’a “Bana Tevrat’ı öğretmenizi isterim” der.

Haham “Olmaz. Sen Yahudi doğmadın, kafan Yahudi gibi çalışmaz, Tevrat’ın kelamını anlaman mümkün değil…” der.

Papaz çok ısrar edince, Haham razı olur, ama bir koşulu vardır: “Soracağım soruya doğru yanıt verirsen, öğretirim” der. 

Papaz kabul eder. 

Haham: “İki adam bir bacanın içine düşerler. Biri kirli, öteki tertemiz çıkar. Hangisi yıkanır?” 

Papaz bundan kolay ne var diye atılır. “Kirlenen yıkanır, temiz kalan yıkanmaz.” 

Haham içini çeker, “Sana Tevrat’ın kelamını asla anlayamayacağını söylemiştim! Doğrusu tam tersi. Temiz kalan adam ötekinin  kirlendiğini görünce, kendisinin de kirlendiğini sanıp yıkanır. Kirlenen adam ise karşısındakini temiz gördüğü için kendisini de temiz sanıp yıkanmaya gerek duymaz.” 

Papazın kafası karışır. “Bak bu aklıma hiç gelmemişti. Bir soru daha sorar mısın?" der.

Haham aynı soruyu yeniden sorar: “İki adam bir bacanın içine düşerler. Biri kirli, öteki temiz çıkar. Hangisi yıkanır?” 

Papaz artık doğru yanıtı bildiğinden emin şekilde “Temiz kalan ötekinin kirlendiğini görünce kendisinin de kirlendiğini sanıp, yıkanır. Kirlenen, ötekini temiz gördüğünden kendisini de temiz sanıp yıkanmaz!” 

Haham başını sallar. 

- Bak yine yanıldın. Sana söylemiştim asla anlayamayacağını. Temiz kalan adam aynaya bakar, temiz olduğunu görür, dolayısıyla yıkanmaz. Kirlenen aynaya bakıp kirlendiğin görünce, gidip yıkanır.” 

15 Temmuz 2026 Çarşamba

EKONOMİ FIKRALARI / KAYSERİLİ BABA İLE EVLADI

Kayserilinin oğlu babasından 5.000 lira istemiş. Babası “Bak utanmaza, 2.000 lira neyine yetmiyor, al sana 1.000 lira” diyerek 500 lirayı uzatmış. 

Oğlu da gülerek “Baba, böyle yapacağını bildiğim için 5.000 lira dedim, aslında 500 lira lazımdı” demiş. Babası “Bak eşek sıpasına, sahte para vermesem beni kandıracaktı” demiş.

(Anonim)

9 Temmuz 2026 Perşembe

KAPAK HABERİ / SERMAYE PİYASASI ARAÇLARINA 'RATING' GELİYOR; OTOMASYON SİSTEMİ, HİSSE SENETLERİNİN FİZİKİ DOLAŞIMINI SONA ERDİRECEK

SPK Başkanı Karacan Açıkladı:

SERMAYE PİYASALARINDA 'RATING' DEVRİMİ

"Sermaye piyasası araçlarına uygulanacak rating (derecelendirme) konusunda kısa ve öz bir tebliğimiz olacak. Kurulacak yerli rating şirketlerinde doğrudan ortak olmasa bile, teknik açıdan bir yabancı şirketle know-how anlaşması yapma şartı arayacağız."

Cahit UYANIK 

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Ali İhsan Karacan, 1994-Ekim ayından bu yana görev başında... 10'a yakın iflas etmiş aracı kurum, morali bozuk bir SPK, uygulanmayan yasal düzenlemeler ve rafa kaldırılmış tebliğ taslakları devralan Karacan, 7 aylık sürede bu sorunların üstesinden gelmeye çalıştı ve birçoğunda başarılı oldu. Karacan önümüzdeki ay sermaye piyasalarına iki önemli kurum kazandırmayı amaçlıyor: Rating şirketleri ve gayrimenkule dayalı yatırım araçları... Karacan, sorularımızı cevaplandırdı:

Macro Economy: Göreve başladığınız 6,5-7 aydan bu yana SPK'da neler yaptınız?

Karacan: Sermaye piyasaları radikal değişiklikleri kaldırmaz. Bu piyasanın kendine has kuralları vardır. Otoritenin piyasayı düzenleyici, ona yeni yollar açıcı görevleri vardır. Çünkü sizin düzenlemeleriniz ile piyasanın talep ve şartlarının kesişmesi gerekir. Aslında dikkatle incelendiğinde görülür ki radikal denilen değişikliklerin tohumları geçmişte bir şekilde atılmıştır. Bizim yaptığımız düzenlemeler piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda, piyasanın rahat çalışmasına yönelik çalışmalardır. Bundan bir takım bürokratik engelleri hafifletmeyi anlayabiliriz.

- Mesela?

Karacan: İstisna ve Muafiyet Tebliğinin kapsamını genişlettik. Küçük şirketlerin ilan ve denetim yükümlülüklerini hafifleterek halka açılmayı kolaylaştırdık. Kar Dağıtım Tebliğini yeniden düzenledik. Küçük yatırımcıların korunması için asgari kar dağıtım şartını yumuşattık. Önümüzdeki günlerde bir adım daha ileri gitmeyi düşünüyoruz. Borsa şirketlerinin kar dağıtma zorunluluğunu kaldıracağız. Ama bunu yaparken bir takım istisnalar koyacağız. Gerekli gördüğümüz hallerde ve zamanlarda, özellikle küçük yatırımcının korunmasına yönelik olarak bazı şirketlere kar dağıtım zorunluluğu getireceğiz.  Bu, piyasayı rahatlatacak ve bürokrasiyi azaltacaktır. Ayrıca kredili menkul kıymet işlemlerini belli bir düzene oturttuk. Bu bir ihtiyaçtı. Zaten aracı kurumlar yasal olmayan yollardan kredili işlem yapıyorlardı. Bu durum piyasada bazı sıkıntıların doğmasına da yol açıyordu. Şimdi yaptığımız şey bir başlangıç düzenlemesidir. Önümüzdeki dönemde bu daha gelişecektir.

- Portföy yönetimi ve danışmanlık şirketlerinin kuruluş koşulları hayli zorlaştırıldı. Bu, bizim piyasamızı nasıl etkiler?

Karacan: Doğrudur. Yaptığımız tebliğ düzenlemeleri ile bu tip şirketlerin kuruluşunu adeta imkansız hale getirdik. Amacımız portföy yönetimi işinin sadece banka ve aracı kurumlarca yapılmasını sağlamaktır. Çünkü dünyanın her yerinde portföy yönetimi denildiğinde 'bireysel portföy yönetimi' anlaşılır. Oysa bizde portföy yönetimi yanlış anlaşıldı veya suistimal edildi. Bir 'yatırım havuzu' yönetimine dönüştü. Bu, işin ruhuna aykırıydı. Bir anlamda alt yatırım fonları oluşuyordu böylece... Portföy şirketleri gizli bir banka, gizli bir aracı kurum haline dönüştü. Ama bu konuda bir ihtiyacın varlığı da tespit edildi. Önümüzdeki zaman içinde 'yatırım kulübü' gibi düzenlemeler yapacağız.

3 Temmuz 2026 Cuma

BAŞKANLIK MODELİ 'DOMATES-BİBER- PATLICAN UCUZLUĞU'NU UNUTTURDU...

'DOMATES-BİBER-PATLICAN UCUZLUĞU'NU EN SON 9 YIL ÖNCE YAŞAMIŞIZ..

Türkiye'de yaz ayları itibarıyla en son 2017-Haziran ayında 'domates-biber-patlıcan ucuzluğu' yaşanmış.  Başkanlık  modeli yönetim, vatandaşa enflasyonda yaz ayları rahatlığını hiç yaşatamadı 

Cahit UYANIK 

Ekonomi gazeteciliğine başladığım dönemde...

Yani 1988 yılında ve sonrasında

Fiyat artışı istatistiği görünce...

Öğrendiğim ilk şeylerden biri...

Haziran denildi mi...

Endeksin eksiye geçebileceği yani fiyatlar genel düzeyinin  azalabileceği idi...

Yaz aylarına girilince çoğu zaman tüketici fiyat artışı eksi olarak hesaplanır, açıklanır yani fiyatlar ucuzlardı. 

Buna halk arasında tarımsal ürünlerin bollaşması sonucu 

'Domates-biber-patlıcan ucuzluğu' denilirdi. 

2 Temmuz 2026 Perşembe

RUSYA VEYA SOVYETLER BİRLİĞİ, KURTULUŞ SAVAŞIMIZA NE KADARLIK MALİ YARDIMDA BULUNDU?

Cahit UYANIK 

Şimdiki Rusya, 1920'lerin Sovyetler Birliği; Gazi Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde, 1919-1922 yılları arasında yürüttüğümüz Kurtuluş Savaşımıza ne kadarlık mali yardımda bulundu? 

Bu konu Türkiye'de zaman zaman tartışılıyor. Tartışmalarda bazen 'Sovyetlerden yardım alınmadı' diyen bilgisiz ve cahil insanlara da rastlanabiliyor. 

Rusya'nın Ankara Büyükelçiliği, 30 Haziran 2026 tarihinde bir paylaşımda bulunarak bu konulara belgelere dayanan açıklamalar getirdi ve Sovyetlerin Kurtuluş Savaşımıza 900 milyon dolar civarında mali yardım sağladığını bildirdi.

1 Temmuz 2026 Çarşamba

MERKEZ BANKASI, PARA PİYASALARINDAKİ LİRA BOLLUĞUNU SÜNGER GİBİ EMDİ

Merkez Bankası Sonunda İstediğini Yapabildi 

SÜNGER OPERASYONU BAŞARILI OLDU

1992-Ekim ayı sonunda 35 trilyon lira dolayındaki emisyon hacmi 33 trilyon liraya çekildi ve bu tutarın 1-2 trilyon daha geriletileceği tahmin ediliyor. Geçen haftaki iç borçlanma ihalesindeki satış ise minimum düzeyde idi. Bu hafta düzenlenecek olan ve 'repoluk' diye bilinen 3 aylık bono ihalesine güçlü bir talep olacağı beklentisi var. 

Cahit UYANIK 

1992-Ekim ayı enflasyon oranı yüksek çıkarak bütün dikkatleri üzerinde toplarken, para piyasalarında geçen ay ortasından beri yaşanan lira bolluğunun önüne geçildi. Merkez Bankası hafta başında giriştiği ve 'sünger operasyonu' olarak adlandırılan açık piyasa işlemleriyle ay sonunda 35 trilyon lira sınırında bıraktığı emisyon hacmini 33 trilyon lira düzeyine çekmeyi başardı. Merkez'in bu haftaki müdahaleler ile emisyon hacmini 31-32 trilyon lira düzeyine gerileteceği tahmin ediliyor. 

Geçen hafta Merkez Bankası, Hazine adına düzenlediği iç borçlanma ihalesinde faiz oranlarının yükselmesini önlemek için çok az tutarda kağıt sattı. 6 ay vadeli Hazine bonosu ihalesinde bankalar toplam 789 milyar liralık teklif getirirlerken sadece 65,4 milyar liralık kağıt satıldı.

30 Haziran 2026 Salı

100'E DOĞRU HAREKETLENEN EKONOMİK GÜVEN ENDEKSİ NASIL YORUMLANMALI?

Ekonomik Güven Endeksinde 100'e doğru bir hareketlenme var. Bu, yaz aylarında fiyat artış hızlarının ve faizlerin düşeceği beklentisi ile bağlantılı olabilir. Üretici üretimi artıracağını, tüketici de zam görmemiş ürün ve hizmetleri daha çok tüketebileceğinin sinyalini veriyor.

Cahit UYANIK 

Türkiye'de 2007 yılından bu yana hesaplanmakta olan Ekonomik Güven Endeksi nasıl yorumlanmalıdır? Endeksin 100 olması iyi bir şey midir? Önce Gemini AI yardımıyla şu teknik bilgileri verelim: 

"Türkiye'de Ekonomik Güven Endeksi ilk kez Ocak 2015 tarihinde açıklanmaya başlamış ve tüm zamanların en yüksek değerine Ocak 2011 tarihinde (115 puan) ulaşmıştır.

26 Haziran 2026 Cuma

TEŞVİĞE HAK KAZANMIŞ YATIRIMCI, UCUZ KREDİ İÇİN TÜRKİYE KALKINMA BANKASININ (TKB) KAPISINDA ARTIK 1-1,5 YIL BEKLEMEYECEK

Özal Baysal

Girişimcinin işi kolaylaştı/

KALKINMA BANKASINDAN YATIRIMCIYA 'HIZLI' KREDİ

Eskiden DPT'den teşvik sağlamış birinin Türkiye Kalkınma Bankasından krediyi çıkarttırması, 1-1,5 yılı buluyordu. Şimdiki uygulama ile çalışmalar çok kısa sürede tamamlanacak ve kredi dosyası banka yetkilileriyle girişimcinin hazır bulunduğu bir toplantıda görüşülerek karara bağlanacak.

Cahit UYANIK 

Türkiye'de son yıllarda yatırım yapabilmek büyük bir cesaret işi... Yüksek enflasyon nedeniyle yüzde 100'leri aşan kredi faizleri girişimcilerin önüne dikilen en büyük engel olma özelliğini taşıyor. Böylesi bir ortamda devlet, ekonomik kalkınmayı sürdürebilmek için girişimcileri teşvikler ve ucuz krediler vererek destekliyor. Bu sayede yatırımcılar bir ölçüde de olsa olumsuz ekonomik şartlardan korunabiliyor.

Türkiye Kalkınma Bankası (TKB), devletin teşvik ve ucuz kredi politikasının en önemli uygulayıcı unsurlarından biri. Devlet Planlama Teşkilatından (DPT) teşvik belgesi sağlayan her yatırımcı soluğu TKB'de alıyor. Girişimciler yatırımın ekonomik kalkınmaya faydası olacağını, geri kalmış yörelerde iş alanları açacağını daha önceden belirlenmiş kıstaslara göre ispatlamaya çalışıyor. Amaç, ucuz kredilerden yararlanmak ve yatırımın bir bölümüne devletin katkısını sağlamak. 

TKB günümüzde turizm kredilerinden leasinge, faktoringten borsacılığa kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteriyor ve bu haliyle mali piyasalarda etkin bir güç. TKB ayrıca kendi bünyesinde ciddi bir iştirak portföyüne de sahip. Bu görünümü ile  Türk yatırımcısı için büyük önem taşıyan TKB'nin Genel Müdürü Özal Baysal ile bankanın önümüzdeki dönemde neler yapacağı, geçmişte eleştiri konusu olan bazı uygulamalarına ilişkin ne gibi önlemler alındığını görüştük. 

TKB Genel Müdürü Baysal'ın verdiği bilgiye göre bankaya gelen yatırımcının başvurusu bundan sonra en kısa sürede cevaplandırılacak ve karara bağlanacak. Bunu sağlamak için ise bankanın proje değerlendirme ve kredilendirme sistemi değiştirildi. Artık bir girişimci DPT'den teşvik belgesi alıp TKB'ye geldiğinde kendisine hemen bir randevu verilecek. Randevu tarihinde dosya hem projenin teşvik mevzuatına uygunluğu hem de bankanın kredilendirme ilkelerine uyup uymadığı açısından 'aynı anda' değerlendirilecek. Bu toplantıda girişimci de bulunacak. 

21 Haziran 2026 Pazar

YURT DIŞINDAN 655 MİLYON DOLAR BORÇLANAN ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI KARAYALÇIN: KAYGILANMAYA GEREK YOK; ALDIĞIMIZ BORÇLARI 'BİTTİĞİNDE GELİR YARATAN' YATIRIMLARDA KULLANIYORUZ

Murat Karayalçın

Ankara Büyükşehir Belediyesi Son 3 Yılda 655 Milyon Dolar Borçlandı

HAZİNE'NİN GÖZÜ KARAYALÇIN'IN ÜSTÜNDE

Ankara Büyükşehir Belediyesi dış borç konusunda yine 'atak'... Geçtiğimiz aylarda Türkiye'de birçok kurumun yapmaya cesaret edemediği birşeyi daha yaptı: Mali yapısını uluslararası rating firmasına inceletti. Bu incelemeden yüzünün akıyla çıkan Ankara Büyükşehir Belediyesi 'mali yapısı iyidir' anlamına gelen 'BBB' notunu alarak Japon Samurai Bond Tahvil Piyasasından 410 milyon dolar kredi sağladı. Hazine ise Ankara Büyükşehir Belediyesinin dış borçlanmaya gitmesinden 'kaygılı'... Ekonomik Panorama'nın sorularını cevaplandıran Başkan Murat Karayalçın'a göre ise kaygıya gerek yok; çünkü alınan dış borçlar, 'bittiğinde gelir sağlayacak yatırımlar' için kullanılıyor. Bu konuda Hazine'ye bir sunum yapılmış ve belediye tüm borçlarını nasıl ödeyeceğini şimdiden biliyor. 

Cahit UYANIK 

Uluslararası derecelendirme şirketinden karnesine iyi bir not yazdıran Ankara Büyükşehir Belediyesi, geçen ay içinde Japonya'daki Samurai Bond Tahvil Piyasasına üçüncü kez girdi. Herhangi bir konuda karar vermeden önce kılı kırk yaran Japonlara 50 milyar yenlik, yüzde 6,8 faizli ve 5 yıl vadeli tahvil satmayı başardı. Bu satışla birlikte Ankaralıların Tokyo ve Frankfurt Borsalarındaki borcu toplam 655 milyon dolara ulaştı. Ancak bu parlak görünen borçlanma başarısı insanların aklında bir takım soruların oluşmasını da engellemedi.

Bu sorulardan ilki hızla 1 milyar dolar sınırına doğru giden bu dış borçlara Hazine'nin nasıl baktığıydı. Daha önce de Türk Eximbank, TSKB, DESİYAB, Turizm Bankası ve Türkiye Kalkınma Bankası dış piyasalara çıkarak borçlanmıştı. Ama bu borçlanmaların hepsinde Hazine garantisi yani devlet güvencesi söz konusuydu. Ankara Büyükşehir Belediyesine ise böyle bir garanti verilmemişti ve Hazine'nin bundan kaygı duyduğu kulislere yansımıştı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Karayalçın'ın bu kaygıya cevabı aynen şöyle: 

"Hazinecilerin bir genel kaygısı var. 'Hazine teminatı almamış olman, bu borcu ödemezsen ben ödemek zorundayım demektir. Belediyeler dışarıdan çok fazla borçlanmamalı' demeye getiriyorlar. Ama biz hesaplarımızı 8-10 yıllık perspektifte yapıyoruz. Bu konuda rating yaptırmış bir kuruluş olarak duyarlıyız. Nereye, ne borcumuz var, ne zaman ödeyeceğiz; bütün bunları biliyoruz. Politikalarımızı bu bilgiler ışığında da düzenliyoruz. Daha bugün Hazine'ye bir sunum yaptık; 2000 yılına kadarki gelir-gider durumunu ortaya koyduk"

Bittiğinde gelir yaratacak yatırımlarda kullanılıyor

İkinci soru ise borç alınan paraların nasıl kullanıldığına ilişkin... Karayalçın'ın verdiği bilgiye göre alınan bu borçlar işçi maaşlarının ödenmesi, otobüslere akaryakıt temini gibi cari ve transfer harcamalarında kullanılmamış. Alman Markı ve Japon Yeni bazında alınan bu borçların, 'bittiğinde gelir yaratan' yatırımlarda kullanılmasına özen gösterilmiş. 

18 Haziran 2026 Perşembe

EKONOMİ VE YAŞAM KOŞULLARIYLA İLGİLİ ŞİKAYETLERİN İYİCE ARTTIĞI GÜNÜMÜZDE, UNUTULAN 'EKONOMİK KALKINMA' KAVRAMINI HATIRLAMALIYIZ

Cahit UYANIK 

Bugün çoğumuzun 'Zenginler/Patronlar Kulübü' diye bildiğimiz ve bazen küçümsediğimiz...

Ama pek de iyi tanımadığımız ve küçümseyerek hata yaptığımız TÜSİAD'ın Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısı vardı. 

Bu toplantıda konuşan YİK Başkanı Ömer Aras, Türkiye'de uzun zamandır dile getirilmeyen bir konuya değinerek ilgimi çekti.  

Aras konuşmasında, yalnızca ekonomik büyümenin yetmediğini söylerken, “Nasıl büyüdüğümüz, büyümenin kalkınma yaratıp yaratmadığı da çok önemlidir" dedi. 

Evet, Aras mealen  "Ekonomik büyüme ile ekonomik kalkınma birbirinden çok farklı birşeydir. Ekonomimiz büyüyor ama ekonomik açıdan kalkınmıyoruz' diyordu. Biz de 1980'lerin başında üniversitede Kalkınma Ekonomisi dersi alırken bunun aynen böyle olabileceğini öğrenmiştik. 

Ekonomik büyüme bu yılın GSYİH'sının geçen yılkine oranlandığında ortaya çıkan artış (veya azalış) hızı rakamı idi. Bu, sadece niceliksel bir göstergeydi. Ancak 'ekonomik kalkınma' çok ama çok farklıydı.

Gelin biraz sabır gösterin, ekonomik kalkınmayı yapay zeka Gemini AI yardımı ile size biraz daha ayrıntılı anlatayım:

HERKES İNDİRİM BEKLERKEN FED, YAKIN GELECEKTE FAİZ ARTIRIM SİNYALİ VERDİ. YENİ FED TÜRKİYE'Yİ NASIL ETKİLER?

FED Başkanı Kevin Warsh

Cahit UYANIK 

 Yeni FED Türkiye'yi nasıl etkiler?

- Faiz yükseleceği için TR'ye daha az kaynak girişi olur.

- Türkiye'den kaynak çıkışları da yaşanabilir ki bunu önlemek için  faizi yüksek tutmak hatta artırmak gerekebilir.

- TR'nin dışarıdan bulacağı borçların faizi artar.

- Altın fiyatları çok artmayacağı için Hazine'nin altına endeksli borçları hızlı artmaz. Kamu finansmanı rahatlar.

- Faiz artışı ekonomik büyümeyi azaltır, bu da petrol fiyatlarini düşürür, bu da TR'nin enflasyonla mücadelede işine gelir.

- TCMB, FED'in yeni yönetim modeline özenerek daha az iletişimle daha kapalı hale gelebilir.

(Bu yazı 17 Haziran 2026 tarihinde Twitter-X sayfamda yayınlanmıştır.)

17 Haziran 2026 Çarşamba

FED, FAİZ KARARI AÇIKLARKEN NİYE BİR ARALIK (BUGÜNKÜ YÜZDE 3,50-3,75 OLDUĞU GİBİ) KULLANIYOR, TEK ORAN BELİRLEMİYOR?

Cahit UYANIK 

Federal Rezerv (Fed), para politikasını doğrudan tek bir faiz oranını dikte ederek değil, piyasadaki fon arz ve talebini belirli bir aralıkta tutmaya çalışarak yönettiği için tek bir oran yerine bir hedef aralığı kullanır.

​Fed'in tek bir oran yerine 25 baz puanlık bir aralık (örneğin %3,50 - %3,75) belirlemesinin temel nedenleri şunlardır:

​Piyasa Odaklı Bir Sistem Olması: Fed'in hedeflediği faiz (Federal Funds Rate), bankaların kendi aralarında gecelik olarak borç alıp verirken uyguladıkları faizdir. Bu oran serbest piyasada, bankaların likidite durumuna göre anlık olarak değişir. Fed bu oranı doğrudan "Şu olacak" diye sabitleyemez; bunun yerine piyasaya müdahale ederek oranı belirlediği aralıkta kalmaya zorlar.

​Operasyonel Kolaylık ve Esneklik: Küresel finans sisteminin kalbi olan ABD piyasalarında faizi tamı tamına tek bir puanda (örneğin %3,75) sabit tutmak imkansıza yakındır ve çok büyük maliyetli müdahaleler gerektirir. 25 baz puanlık bir hareket alanı (bant), Fed'e piyasa dalgalanmalarını tolore edebileceği konforlu bir alan sağlar.

(Tıklayın) FED'İN ÜNLÜ 'KARARTMA KURALI' VEYA 'SESSİZLİK DÖNEMİ' NEDİR?

16 Haziran 2026 Salı

'ÖZELLEŞTİRME' İÇİN YAPMADIĞIMIZI BIRAKMADIK...ÖZELLEŞTİRME İDARESİNE BAŞKAN VEKİLİ ATAYABİLMEK İÇİN 'HÜLLE BAŞKAN' FORMÜLÜNE BİLE BAŞVURULMUŞTU

Top Secret / 

CAN YEŞİLADA, KOİ'NİN BAŞINA 'HÜLLE BAŞKAN' YARDIMI İLE GEÇEBİLDİ

Cahit UYANIK 

Kamu Ortaklığı İdaresi (KOİ) son günlerde tarihinin en hareketli günlerini yaşıyor. Üstün Sanver'in başkanlığı döneminde 'Küskünler Ordusu' tarafından yönetilen KOİ'de ardı ardına istifalar yaşanmıştı. İstifa edenler arasında en dikkat çekici olanlar ise İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Can Yeşilada ile Kamu Ortaklığı Fonundan Sorumlu Başkan Yardımcısı Uğur Bayar'dı.

Bu iki isim geçen haftaki atamalar sonrasında KOİ'deki görevlerine tabiri caizse 'iade' edildi. Hatta Uğur Bayar atandığı gün Başbakanlık'ta düzenlenen özelleştirme konulu bir toplantıya da katıldı. Ancak bütün bunlar bir yana Can Yeşilada'nın KOİ Başkan Vekilliği görevine getirilmesi 'hayli dolambaçlı' yollardan geçilerek gerçekleşebildi. Öyle ki KOİ, bu atamanın yapılabilmesi için birkaç saatliğine de olsa 'hülle başkan' tarafından yönetildi. Yeşilada'nın KOİ Başkan Vekilliğine atanabilme prosedürü şöyle gerçekleşti: 

13 Haziran 2026 Cumartesi

FABRİKA KAPATMAKTAN KREDİ KARTI DAĞITMAYA... SÜMERBANK'TA ÖZELLEŞTİRME ÖNCESİ MAKYAJ ÇALIŞMASI HIZLANDI

Sümerbank Genel Müdürü Söylemezoğlu: 

"ALICI İÇİN CAZİP BİR SÜMERBANK..."

Sümerbank Genel Müdürü Ahmet İrfan Söylemezoğlu, kurumu 'özelleştirmeye hazır' hale getirdiklerini; teknolojiyi daha iyi kullanan, daha çağdaş ve verimli bir Sümerbank yaratmaya çalıştıklarını söyledi.

Cahit UYANIK 

Özelleştirme kapsamındaki Sümerbank, geçtiğimiz haftalar içinde Ziraat Bankası ve Osmanlı Bankası ile otomatik veznelerin ortak kullanımi için anlaşmaya vardı. Üretim ve pazarlama birimlerinde bilgisayarlaşma hazırlıkları da yürütülüyor. Diğer bir proje ise senet-kefil işlemlerini kaldırıp kredi kartı kullanımını yaygınlaştırmaya yönelik... Genel Müdür Ahmet İrfan Söylemezoğlu, özelleştirmenin eşiğindeki Sümerbank'ı anlattı:

Ekonomik Panorama: Otomatik vezne kullanımına geçiyorsunuz. Üretim ve pazarlama birimlerinizde bilgisayar sistemlerini devreye alacaksınız. Kredi kartı projeniz de bu çalışmaların bir uzantısı mı?

Söylemezoğlu: Bizim vadeli alışveriş yapan ve 400 bin kişiye yaklaşan bir müşteri kıblemiz var. Dünyanın her yerinde büyük mağaza zinciri işletenler kendi kredi kartlarını kullanıyor. Dedik ki, insana itimat edelim ve senetten, kefilden bir adım öteye geçelim. Müşterilerimize birer kredi kartı verelim. Ağustos ayı başından itibaren kredi kartlarını vermeye başlayacağız. Ayrıca bizimle ilişkisi olmayan mağazalarda da bu kartın kullanılabilmesi imkanları araştırılıyor. Tahmin ediyorum ki 200 bin tane kartı 1 yıl içinde veririz. Türkiye'nin en büyük kredi kartı operasyonuna Sümerbank sahip olacak. Halihazır kredi kartı kapasitesini ikiye katlayacağız.

- Bu anlattığınız yeni girişimler Sümerbank'a 'özelleştirme öncesi makyaj' anlamına mı geliyor?

Söylemezoğlu: Yaptıklarımız Sümerbank'ı cazibeli bir kurum haline getirip özelleştirilmesini de kolaylaştırmak amaçlı. Sümerbank'ı kof, geri kalmış, piyasa şartlarından ve çağdaş teknolojiden uzak bir kurumdan öte; günün şartlarına uygun, tıkır tıkır işleyen, belli bir sistemi olan müessese haline getireceğiz. Bütün hadiselerin kökünde de bu yatar. Zaten özelleştirme planımız bitti. En yakın zamanda siyasiler de bizi dinleyecek. 

84 YAŞINDAKİ TİCARET GAZETESİ KAĞIT BASKIYA SON VERDİ, YAYIN HAYATINI İNTERNETTEN SÜRDÜRECEK

Ticaret gazetesinin
ilk sayısı

Cahit UYANIK 

İzmir, ekonomi gazeteciliğinde güçlü bir geleneğe sahiptir. Bu geleneğin en önemli temsilcilerinden, Süha Sukuti Tükel'in 1942'de kurduğu ve Türkiye'nin ilk ekonomi gazetesi olarak bilinen Ticaret Gazetesi’nin Sahibi Tükel Ailesi, gazetenin 84. yaşında radikal bir karar alarak basılı yayın alanından çekildi. Gazete yayın hayatına ticaretgazetesi.com.tr üzerinden devam edecek.

Ticaret gazetesi 2 Şubat 2026 tarihinde yayınına dijitalde devam etme kararı ile ilgili şu mesajı yayınladı: 

"84 yıl boyunca matbaanın mürekkep kokusuyla, sayfaların hışırtısıyla ve her sabah kapı aralıklarından içeri süzülen bir alışkanlıkla hayatınıza eşlik ettik. Kurulduğumuz günden bu yana savaşlara, barışlara, sevinçlere, kayıplara; kısacası bu ülkenin ve bu kentin hafızasına tanıklık ettik. Gazetemiz, yalnızca haber veren bir yayın değil, aynı zamanda ortak bir belleğin, eleştirel düşüncenin ve kamusal sorumluluğun taşıyıcısı oldu.

10 Haziran 2026 Çarşamba

KAMUNUN TEKSTİL DEVİ SÜMERBANK'I ÖZELLEŞTİRME ÖNCESİ SON 'KURTARMA' ÇABALARI: MODERNİZASYONUN FATURASI 500 MİLYAR-1 TRİLYON LIRA ARASINDA OLABİLİR

Genel Müdür Özerdim, En Büyük Handikap Olarak Teknoloji Eksikliğini Gösteriyor

SÜMERBANK'IN 1 TRİLYON LİRAYA İHTİYACI VAR

Bayilik sistemi ile satış potansiyelini artırmayı hedeflediklerini belirten Sümerbank Genel Müdürü Ahmet Özerdim, "Bir kısım fabrikanın özelleştirilmesinden sağlanacak gelir ile teknolojisi geri olan fabrikalarımızı kurtarabiliriz" dedi.

Cahit UYANIK 

Geçen yıl 300 milyar lira zarar eden Sümerbank, bir yandan finansman sıkıntısı diğer yandan eskiyen teknoloji ile boğuşuyor. Sümerbank Genel Müdürü Ahmet Özerdim, satışları artırmak içın geçmeye çalıştıkları bayilik sisteminin çok karışık bir konu olduğunu vurguladı ve Ekonomik Panorama'nın sorularını yanıtlarken özelleştirme ile çalışanların mağdur olmayacağını söyledi:

Ekonomik Panorama: Finansmandan kaynaklanan sorunlara bayilik sistemi ile çözüm getirilebilecek mi?

Özerdim: Bayilik sistemi ile genel olarak mallarımızın daha dinamik bir şekilde satılacağı ve satış potansiyelimizin artacağı düşünülüyor. Bu da özelleştirme programı içinde vardı. Halen toplam 465 mağazamız mevcut. Bunların 140 tanesi tüm perakende satışların yüzde 80'nini yapıyor. Şimdi bayilik ile daha küçük yerlerdeki mağazalar daha aktif hale gelebilir. Ayrıca stok taşıma yükümüzü de bu işe girecek kimselerle paylaşmış oluruz.

- Bayilik sisteminin Özelleştirme Kanununa aykırı olduğu ve çalışanların durumunu belirsizlik içinde bırakacağı ileri sürülüyor...

Özerdim: Kanuni şeyler var. Biz ona aykırı birşey yapmadık. Olayın oluşturulması aşamasındayız. Ondan sonra kanun ne gerektiriyorsa o yapılacaktır. Ben size açık söyleyeyim: Bu çok karışık bir konu. Biz bu olayı geliştiriyoruz. Çalışanların ise kanuni hakları var, onlar mağdur edilmeyecek. 

- Sümerbank'ın özelleştirilmesi durumunda sağladığı sosyal faydaların boşluğu nasıl doldurulacak?

Özerdim: Bu konudaki kişisel görüşüm şu: Sümerbank'in tümünün satılmasına belki gerek olmayabilir. Bir kısmının satışından sağlanan gelir, Anadolu'nun bir çok yöresinde teknoloji bakımından rekabet edemeyecek ancak kapatamadığımız fabrikaları ayağa kaldırmak için kullanılabilir. Ama yine de bütün bunlar hükümetin stratejisine göre Kamu Ortaklığı İdaresinin (KOİ) yetkisinde olan şeyler...

7 Haziran 2026 Pazar

CÜZDANLAR, VİCDANLARI YENEMESİN...

2001 EKONOMİK KRİZİNDE TV'LERDE YİYECEK-İÇECEK REKLAMLARI GECE 23'TEN SONRA YAYINLANABİLİR OLMUŞTU; BELKİ AYNI ŞEY YİNE YAPILMALI...

Cahit UYANIK 

"TÜİK Hanehalkı Tüketim Harcaması istatistiklerine göre;

ölçümün başladığı 2002 yılında hane halkı harcamalarının % 26,7’si gıda ve alkolsüz içeceklere yapılırken, 2025’de gıda için ayrılan pay % 17,3’e geriledi...

İnsanların beslenmeye artık daha az kaynak ayırabilmesi üzücü."

Yukarıdaki satırlar kıymetli bir bankacı ve akademisyen olan Prof. Dr. Şenol Babuşcu'ya ait. 

Babuşcu bu satırları yazarken, X'teki vicdan sahibi bazı kullanıcıların tv'lerdeki cafcaflı yemek, yemek pazarlaması ve içecek reklamlarının yasaklanmasını isteyen paylaşımları ise az dikkat çekti. "İçinde bulunduğumuz ekonomik kriz öncesinde insanlar bu yemekleri kendileri yemiyor,  çocuklarına yedirebiliyorlardı; şimdi çocuklarına da alamaz oldular" diyordu bazı X paylaşımcıları...

Aslında 2001 Ekonomik Krizi sırasında da buna benzer bir tartışma ve olay yaşanmıştı. Halk aniden çok yoksullaşınca yemek ve içecek firmalarına reklamlarını çocukların yatağa girdiği saatlerden sonra, yani saat 23 gibi yayınlamaları ricasında bulunulmuştu ve bu rica yerine getirilmişti. 

5 Haziran 2026 Cuma

ALMANYA'DAN KESİN DÖNÜŞ YAPANDAN EV KADINLARINA VE KÜÇÜK ESNAFA... TANSU ÇİLLER'İN 1993'TE AÇTIĞI TEŞVİK PAKETİ VE HALK BANKASI KREDİLERİNİN DETAYLARI....

Yüzde 28-85 Faizli Kredi Olanakları 

YATIRIMCI VE GİRİŞİMCİLERE 2 TRİLYON LİRALIK DESTEK

Büyük ve orta ölçekli işletmeler, küçük esnaf, Almanya'dan kesin dönüş yapan Türk girişimci ve yatırımcılarına Halk Bankasından cazip krediler... Büyük yatırımcıya 15 milyar, küçük esnafa 15 milyon liraya kadar kredi açılacak. 5 milyon dolara kadar orta ve uzun vadeli döviz karşılığı krediler de veriliyor.

Cahit UYANIK 

Yatırım yapmak ya da işini döndürmek isteyen sanayicilerin sorunlarının başında yüzde 100'ün üzerindeki yüksek faizli krediler geliyor. Ancak bu sorunun çözümüne yardımcı olmak için Halk Bankasının büyük ve orta ölçekli işletmelere kullandırdığı yüzde 75-85 faizli kredilerle sanayiciye nefes alma olanağı sağlanıyor. Bu kredilerin 1,5 milyar ile 15 milyar lira arasında büyük hacme sahip olması nedeniyle geri ödeme süreleri en fazla 1 yıl. Elinde teşvik belgesi olan veya ülke ekonomisine katma değer sağlayabileceğine Halk Bankası uzmanlarının incelemesi sonrası karar verilen yatırımlar, bu kredilerden faydalanma şansına sahip olabilecek. 

Halk Bankasının girişimcilere destek programları büyük ve orta ölçekli işletmelerle sınırlı değil. Banka, esnaf ve kefalet kooperatiflerinin kefaletiyle küçük esnafa 'kooperatif kredileri' kullandırıyor. Bu kredi programı, zor durumda olanlara 15 milyon liralık hacmiyle 'küçük bir nefes alma' olanağı sağlıyor. Bunun için o işletmenin bulunduğu bölgedeki esnaf kefalet kooperatifine üye olunması ve bu kooperatifin esnafin alacağı kredinin kefaletini üstlenmesi yeterli. Kredinin geri dönüşü ise üçer aylık ďönemler halinde, 8 taksitte yani 2 yılda gerçekleşiyor.

Almanya'dan kesin dönüş yapanlara kredi

Banka ayrıca yurt dışı kaynaklı fonlara dayanarak küçük ve orta ölçekli işletmelere kredi de kullandırıyor. Bu kredilerin hepsi orta ve uzun vadeli olarak, yatırım ve/veya işletme kredisi olarak veriliyor. Bu fonlardan esas itibarıyla imalat sanayisine kredi açılıyor. Bunun istisnaları olarak sağlık, turizm, ileri teknoloji içeren servis-bakım istasyonları gibi hizmet sektörüne de kredi olanağı tanınıyor. Bu kredilerin verilme amacı ve ana şartları ise şöyle: 

● KSF-1 Kredi Özel Fonu kredisi, Almanya'dan kesin dönüş yapan Türklerin Türkiye'de iş kurma girişimlerini desteklemek amacıyla uygulanıyor. Kredinin faiz oranı yüzde 38. Ayrıca bu kredi programından yararlananlara danışmanlık ve eğitim programı çerçevesinde işletmenin kuruluşundan mamül pazarlamaya kadar geniş bir yelpazede destek de veriliyor. Banka, aracılığı için komisyon almıyor. 

4 Haziran 2026 Perşembe

EKONOMİ ŞİİRLERİ / SİLEZYALI DOKUMACILAR

Heinrich HEINE

Gözler kupkuru, yaş yok gözlerde bir damla.

Oturmuşlar tezgâhları başına, diş bilerler.
Dokuruz kefenini senin, hey Almanya, Almanya,
dokuruz sana bir yuf, bir yuf daha, bir yuf daha,
dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha!

Yuf o tanrıya, tapındığımız tanrıya,
soğuk kış gecelerinde biz, aç çıplak
yalvardık yakardık, umutlandık, bekledik boşuna,
komadı bizi insan yerine, aldattı bizi, alay etti acımızla.
Dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha!


Yuf o krala, zenginlerin adamına,
halkın yoksulluğuna hiç aldırmayan o krala,
bir de soyar bizi varana dek son kuruşumuza,
kurşunlatır köpekler gibi sokak ortasında bizi.
Dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha!

Yuf o anayurda, bağrımıza bastığımız anayurda,
yalnız alçaklığın, utancın çiçeği yetişir üzerinde,
ve çiçekler soluverir, çiçekler açar açmaz, anide,
solucanlar büyür ve kurtlar, kokuşmuşluğun kucağında.
Dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha!

Dokuruz ha dokuruz, senin sonunu dokuruz, gece gündüz,
inleyen tezgâhlarda mekiklerimiz savrula savrula,
sana kefen dokuruz, ey koca almanya, sana kefen dokuruz,
dokuruz sana bir yuf, bir yuf daha, bir yuf daha,
dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha!

Çevirenler: A. KADİR, Selâhattin YILDIRIM

3 Haziran 2026 Çarşamba

TÜRKİYE EKONOMİSİ, İLK KEZ İŞ ARAMAYA BAŞLAYAN GENÇLERE İŞ YARATMA YETENEĞİNİ KAYBETTİ - EKONOMİ YORUMCULARI İSE BUNU AÇIKLAMA YETENEĞİNİ YİTİRDİ

Cahit UYANIK

Eskiden...

Ekonomide büyüme oranı denilince...

Herkesin kullandığı bir dikiz aynası vardı:

Ekonomik büyüme yüzde 5,5'un altında açıklanır ise...

Herkes 'eyvah' derdi. 

Çünkü yüzde 5,5'un altındaki büyüme, -nüfus artış hızı sebebiyle- ilk kez iş aramaya başlayan genç kitlelere yeni iş alanları açılamadığı anlamına gelirdi.

Bu sınır büyük ihtimal, DPT tarafından hesaplanmıştı. 

Zaten onun içindir ki tüm kalkınma planları ve yıllık programlarda da ekonomik büyüme hedefi, hep asgariden (psikolojik bir bariyer) yüzde 5,5 olarak belirlenirdi.


Aradan yıllar aktı geçti.

Türkiye'de nüfus artış hızı düştü, ekonominin üretim yapısı değişti, GSYİH çok arttı, kentlerde yaşayanlar çoğaldı ve...

Türkiye ekonomisinin işsiz yaratmaması için belirlenen sınırın yüzde 4-4,5'a indiği düşünülür oldu. 

24 Mayıs 2026 Pazar

ÖZELLEŞTİRME TARİHİMİZDEN BİR YAPRAK: GENEL MÜDÜRU DİNLEMEDİLER, ÖZELLEŞTİRİLECEK ÇİMENTO FABRİKASI SEÇİMİNDE HATA YAPTILAR

11 Çimento Fabrikasının Özelleştirilmesi Tartışılıyor 

FABRİKA SEÇİMİ HATALI

Çimento fabrikalarının özelleştirilme sürecinde görüşlerinin alınmadığını ve fabrika seçiminin hatalı olduğunu belirten ÇİTOSAN Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Özgüven, bazı bölgelerde 'tröstleşme'ye neden olabilecek satışların yapılma tehlikesine de dikkat çekti. Özgüven "Özelleştirme çalışmalarına başlanmadan önce karlı bir kuruluş olan ÇİTOSAN, özelleştirmenin yanlış bir şekilde uygulanması ve gerekli önlemlerin zamanında alınmaması nedeniyle devletin üzerinde bir yük durumuna getirilmiştir" diye konuştu.

Cahit UYANIK 

Özelleştirme kapsamına alınan 11 çimento fabrikasına yönelik tartışmalar son günlerde giderek yoğunlaşıyor. Olayı bir de, fabrikaları özelleştirme kapsamına alınan Çimento ve Toprak Sanayii T. A. Ş. (ÇİTOSAN) Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Özgüven'in ağzından dinleyelim istedik.  Özelleştirme sürecinde fikirlerinin alınmadığinı ve fabrika seçiminde hata yapıldığını vurgulayan Prof. Dr. Özgüven, Ekonomik Panorama'nın sorularını yanıtladı:

Ekonomik Panorama: Geçmişte bazı çimento fabrikaları blok satış ve halka arz yöntemiyle özelleştirildi. Bu uygulamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özgüven: Özelleştirme hükümet programında yer alan bir konudur ve  çalışmaları yıllardır sürdürülmektedir. Bu durumda bir KİT yöneticisi olarak özelleştirmeye kategorikman karşı olmam diye birşey söz konusu olamaz. Ancak çimento fabrikalarının özelleştirilmesi konusunda 1987'de uygulanmaya başlanan politikanın hatalı olduğu kanısındayım. Devletin sırtında yük olarak nitelenen KİT'lerin özelleştirilmek istenmesinin önemli nedenlerinden biri, bu kamburdan kurtulmaktır. Diğer biri de KİT'lerin siyasi baskılardan arındırılarak daha verimli çalışmalarını sağlamaktır. Çimento fabrikalarının özelleştirilmesinde ilk adım olarak, hisselerinin yüzde 50'den fazlası özel sektöre ait olan iştiraklerdeki kamu hisselerinin satıldığını görüyoruz. Söz konusu fabrikalar zaten özel statüde işletildiği için siyasi baskıdan uzak bulunuyordu ve karlı kuruluşlardı. Özelleştirmenin bu şekilde başlatılması devlete kaynak sağlamanın ön plana çıkarıldığı görüntüsü vermektedir. Ancak olaya uzun vadede baktığımız zaman bu amacın da yerine gelmediğini görüyoruz. Satıştan bu yana geçen 5 yılın kısa bir bilançosu yapılırsa, devletin bu işten zararlı çıktığı görülür.

- Buna rağmen 11 çimento fabrikası daha özelleştirme kapsamına alındı ama...

Özgüven: Özelleştirmeyi söz konusu fabrikaların bağlı olduğu teşekkülü tamamen devre dışı bırakarak sağlamaya çalışmak çeşitli sıkıntılar yaratmıştı. Aynı şekilde özelleştirme kapsamındaki 11 çimento fabrikasinın seçimi Temmuz-1991'de ÇİTOSAN'ın hiç bir şekilde görüşü alınmadan yapılmıştı. Düşünebiliyor musunuz, siz bir şirket yönetiyorsunuz ve hangi gün, hangi fabrikanızın özelleştirme kapsamına alınacağını bilmeden yatırım programı ve planlama yapmanız, buna bağlı dış borç almanız ve bazı taahhütlere girmeniz bekleniyor. 

20 Mayıs 2026 Çarşamba

ABD TAHVİL FAİZİNDEKİ YÜKSELİŞ, NEDEN TÜRKİYE'Yİ DE OLUMSUZ ETKİLER?

Bizi neden ilgilendiriyor?

ABD’nin uzun vadeli faizlerinde kalıcı bir yükseliş, sermaye girişine duyarlı ekonomileri genelde aynı anda çalışan 3 kanal üzerinden etkiler: Kur, dış borçlanma maliyeti ve değerleme.

İlk kanal kur tarafı. Dünyanın en güvenli varlığı daha yüksek getiri sunmaya başladığında, gelişen ülkelere yönelen sermayenin iştahı doğal olarak zayıflar. Çünkü yatırımcı artık daha düşük riskle daha yüksek getiri alabiliyordur. Bu da gelişen ülke para birimleri üzerinde baskı yaratır. Merkez bankaları açısından mesele burada zorlaşır. Ya faizi yüksek tutarak sermayeyi içeride tutmaya çalışırsınız ya da kurdaki değer kaybını daha fazla kabul edersiniz.

İkinci kanal dış borçlanma maliyeti. ABD’nin uzun vadeli faizleri yükseldiğinde, eurobond getirileri yukarı gider. Bunun sonucu olarak mevcut sabit kuponlu tahvillerin fiyatı düşer, yeni borçlanmalar ise daha maliyetli hale gelir. 

18 Mayıs 2026 Pazartesi

TÜRKİYE'NİN ÖNCÜLÜK ETTİĞİ KARADENİZ EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATININ (KEİT) YILDIZ PROJESİ 'KARADENİZ TİCARET VE KALKINMA BANKASI'NIN (KTKB) FAALİYETE GEÇİŞ HİKAYESİ

Ersoy Volkan

KARADENİZ BANKASI OCAK-1997'DE START ALIYOR

1980'li yılların sonunda Turgut Özal'ın fikir babalığı ile gündeme gelen ve 1992 yılında resmen kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatının (KEİT), en önemli projesine start veriliyor: Karadeniz Ticaret ve Kalkınma Bankası (KTKB). 

Merkezi Selanik'te bulunan bankanın başkanı  Türk Eximbank Genel Müdürlüğü görevinden tanıdığımız Ersoy Volkan... Kuruluş şartlarının yerine getirildiğini ve gelecek yılbaşından itibaren faaliyete geçeceklerini belirten Volkan, bankada üye ülkeler arasında politik bir nüfuz mücadelesi yaşanmasını ise beklemiyor. 

Cahit UYANIK 

25 Haziran 1992 tarihinde İstanbul'da kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİT), önümüzdeki yılbaşından itibaren en önemli projesine start veriyor: Karadeniz Ticaret ve Kalkınma Bankası (KTKB). Merkezi Selanik'te olan, İngilizcesi ile 'Black Sea Trade and Development Bank'ın (BSTDB) başkanı ise daha önce Türk Eximbank Genel Müdürlüğü görevinden tanıdığımız Ersoy Volkan... 

Türkiye, Yunanistan ve Rusya'nın yüzde 16,5'ar; Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna'nın yüzde 13,5'ar; Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Moldova'nın yüzde 2'şer pay ile ortak olduğu KTKB'nin kayıtlı sermayesi 1,5 milyar dolar, ödenmiş sermayesi 300 milyon dolar olacak. Citibank-Türkiye'nin kuruluşunda da aktif rol üstlenen KTKB Başkanı Volkan ile KEİT'in en dikkat çekici ve yıldız projesi olan bankanın geleceğini konuştuk:

Macro Economy: KTKB veya kısaca Karadeniz Bankası yaklaşık 2 yıldır üye ülkelerin parlamento onaylarını bekliyordu. Bu aşama tamamlandı mı?

Volkan: Banka ana sözleşmesi 1994 yılında üye ülkelerin dışişleri bakanları tarafından imzalanmıştı. Bankanın faaliyete geçmesi için bu imzaların 11 üye ülke parlamentosunun 6'sında onaylanması gerekiyordu. Başlangıçtan bu yana hemen her üye ülkede parlamento seçimleri yapıldı. Ayrıca her ülkenin birbirinden farklı onay süreçleri  var. Bankanın ortaya çıkması o yüzden gecikti. İtiraf edeyim, onay süreci konusunda en aktif ülkeler Yunanistan ve Romanya oldu. Ayrıca Ermenistan, Arnavutluk ve Moldova da bunu bitirdi. Biz ise geçen aylarda Çekiç Güç'ün görüşülmesinden hemen önce Meclis'te onay sürecimizi tamamladık. Böylece 6 ülke ve yüzde 51 hisse oranına ulaşıldı. Diğer ülkeler de bu onayı gerçekleştirdikçe, 60 gün içinde üstlendiği sermayeyi ilgili bankaya yatırarak sürece dahil oluyor.

- Ne zaman faaliyete geçebilirsiniz?

Volkan: Geçen hafta Yunanistan'daydım. Bankanın faaliyete geçirilmesi için bir geçici komite ve sekretaryası kuruldu. Bu komitede her üye ülkenin temsilcisi var. Geçici komite ilk olarak Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonundan 500 bin dolarlık bir kaynak buldu.  Bu para bankanın iş ve kredi planlarının çıkarılması için kullanılacak. Şimdi bir İngiliz-Yunan danışmanlık firması bu planları hazırladı. Toplam 4 geçici komite toplantısında bu planları tartıştık. 3 etaplı olarak hazırlanan planların 2 etabını bitirdik. Son etapta stratejik planlama ve örgütlenme var. Bu da yıl başına kadar tamamlanacak. Başlangıcımız büyük ihtimalle Ocak-1997 olacak. 

14 Mayıs 2026 Perşembe

"ENFLASYON TAHMİNİMİZİ YÜZDE 30 YAPTIK" DEMEMEK İÇİN, TAHMİN ARALIĞI AÇIKLAMAKTAN VAZGEÇTİLER

Cahit UYANIK 

MB "Enflasyon tahminimiz %30-32 oldu dememek için" tahmin aralığı açıklamaktan vazgeçti.

MB, bu yılın 2. Enflasyon Raporunu açıkladı ve 'enflasyon hedefi' ile 'enflasyon tahmini ve tahmin aralığı' konularında yine 'karma karışık birşeyler' yaptı. MB bu sefer de enflasyonda tahmin aralığı açıklamaktan vazgeçerek insanları şaşırttı.

Fatih Karahan enflasyonda %24'ü hedeflediklerini, yıl sonu için ise enflasyon tahminini %26 olarak (nokta tahmin) belirlediklerini ve artık tahmin aralığı vermekten vazgeçtiklerini açıkladı. 

Oysa MB 1. Enflasyon Raporunda enflasyon ara hedefini hükümetle uyumlu olarak yüzde 16, enflasyon tahminini de yıl sonunda %15-21 aralığında belirlemiş, nokta enflasyon tahmini vermemişti. Aslında TCMB burada kendi tahmininin yüzde 18 olduğunu çağrıştırmak istemiş ancak kimse buna yüz vermemiş ve MB'nin nokta enflasyon tahminini aralığın üst sınırı olan %21 olarak kabul etmeye başlamıştı. 

13 Mayıs 2026 Çarşamba

TALİMATÇILAR, ÜMİTLİLER, KÜSKÜNLER... 1995 SEÇİMLERİ İÇİN ÖNGÖRÜLEN '100 TÜRKİYE MİLLETVEKİLLİĞİ' BÜROKRATLARIN POLİTİKA SEVDASINI COŞTURMUŞTU

Tansu Çiller


'POLİTBÜRO GÜNLERİ'NE MERHABA

En göz alıcı bürokrasi koltukları politika hevesi ile boşaltıldı

Cahit UYANIK / Evrin GÜVENDİK 

Türkiye'de bir komünist partisi yok ama artık halk 'politikacı-bürokratlar'a alışacak. Yani Türkiye'nin kısa ufkunda 'politbüro günleri' var. Çünkü seçimlere parmak hesabı sayılı günler kala bürokrasinin en göz alıcı koltukları birer-ikişer boşaldı. Oysa ortada seçim filan yokken bu koltuklar için neler yapılmıştı neler... Telefon ricaları, bakan özel kalemlerinde sıkıcı bekleyişler, araya dost-akraba koymalar, yedi göbek öncesinden siyasi bağlantı aramalar... Peki ne olmuştu da bu koltuklar bomba ihbarı yapılmışçasına boşaltılmıştı? Üstelik yasal istifa süresinin bitmesine 30-40 dakika kala bile...

'Talimatçılar' Çiller'in yeni siyasi kadroları mı? 

Ankara'da sayısı 200'e yaklaşan istifacı bürokratların birkaç gruptan oluştuğu analizi yapılıyor. İlk gruptaki istifacılar 'Talimatçılar'... Talimatı veren ise Başbakan Tansu Çiller. 'Türkiye milletvekilliği'nin veya banko seçim listelerinin en göz alıcı yerleri bu isimlere tahsisli olacak. Mehmet Ağar, Ünal Erkan, Hayri Kozakçıoğlu, Yaman Törüner, Ayfer Yılmaz, Aydın Ayaydın bu listede yer alıyor. "Çiller muhtemel bir DYP iktidarının yeni kadrosunu hazırlamaya çalışıyor. DYP Lideri olduğundan beri partide yetenekli kadrolar bulamamaktan şikayetçiydi zaten Çiller... Bir anlamda 1983'teki ANAP'a benzemeye çalışıyor. Bir farkla ki, o ANAP'ta bu kadar polis yoktu" değerlendirmesi kulislerde sık sık duyuluyor.

'Ümitliler'in aynı göreve iade edilmesi garanti değil

İstifacı bürokratlarda ikinci grubu 'Ümitliler' oluşturuyor. Bunlar sadece Başbakan Çiller ile yakın çalışma imkanı bulmuş isimlerden oluşuyor; yani 'istifa edin talimatı' filan almamışlar. Milletvekili listeleri tespit edilirken, merkez yoklaması esnasında Çiller'in göz aşinalığından yararlanıp ekspres yoldan Meclis'e doğru yola çıkmayı düşünüyorlar. Seçimden sonra bir de bakanlık kaparlarsa hani, siyaset onlar için balından yenmez... Daha 2 ay evvel, önünde el pençe divan durduğu müsteşarının görevden alma üçlü kararmamesinin altına imza atmak pek bir eğlenceli olacak! 

'Ümitliler'in bir kısmı da ANAP, MHP ve CHP'den şansını deniyor. Bu alt grup daha çok valilerden ve daha orta düzey bürokratlardan oluşuyor. Ya listelere giremezler, girer de seçilemezlerse? Nasıl olsa yasa gereği 'aynı göreve iade edilmeleri' gerekiyor. Ancak bu iade olayı, pek sağlam bir garanti değil. Bu konuda iktidarın küçük ortağı CHP'nin önde gelen ismi Adnan Keskin, "O makamlar aylarca boş duracak, vekaleten gidecek değil. Yerine elbet yenileri atanır" diyor. Bu durumda devlet memuriyetine dönüş mümkün ancak aynı koltuğa geri oturmak şansa kalıyor. 

10 Mayıs 2026 Pazar

MÜHENDİS FIKRALARI / TERMODİNAMİK DERSİNİN TERMODİNAMİĞİ

 Mühendisin biri saçını kestirirken berber sohbet başlatma amaçlı sormuş;

- ne iş yaparsın?

- mühendisim ben.

- mezun musun?

- evet.

- en çok hangi derste zorlandın?

- termodinamik.

aradan birkaç dakika geçmiş, berber tekrar sormuş;

- hangi dersti?

- termodinamik.

ÇEKİRDEKTEN YETİŞME, 49 YAŞINDAKİ MALİYECİ: TÜİK BAŞKANLIĞINA ATANAN MEHMET ARABACI KİMDİR?

1977 yılında Fransa'nın Bordeaux şehrinde doğan Arabacı, 2000 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye Bölümü'nden mezun oldu.

Mezun olduktan sonra açılan hesap uzman yardımcılığı sınavını kazanan Arabacı, 2001-2004 yıllarında hesap uzman yardımcısı, 2004-2007 yıllarında hesap uzmanı olarak görev yaptı.

Arabacı, 2007 yılında Gelir İdaresi Başkanlığında İnsan Kaynakları Grup Başkanı olarak görevlendirildi. 2009 yılına kadar bu görevi yürüten Arabacı, 2009-2011 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri Illinois Üniversitesinde ekonomi dalında yüksek lisansını tamamladı.

Vergi Denetim Kurulu'nda da görev aldı

Aynı zamanda "Ticari Bankalarda Transfer Fiyatlandırması" konusunda araştırma, inceleme ve staj yapan Arabacı, 2011 yılında Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı Ankara Örtülü Sermaye, Transfer Fiyatlandırması ve Yurtdışı Kazançlar Grup Başkanı olarak, 2012 yılında Vergi Denetim Kurulunda Başkan Yardımcısı olarak görevlendirildi.

9 Mayıs 2026 Cumartesi

33 YIL KESİNTİSİZ MALİYECİLİKTEN SONRA SERMAYE PİYASALARINA TRANSFER OLDU: SPK BAŞKANLIĞINA ATANAN MAHMUT SÜTCÜ KİMDİR?

1968 yılında Samsun/Bafra'da dünyaya gelmiştir. İlk öğrenimini Bafra'da, orta ve lise öğrenimini Amasya’da tamamlamıştır. 1990 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye Bölümümden mezun olmuştur.

Çalışma hayatına 1991 yılında Hesap Uzman Yardımcısı olarak başlamış olup; 1994 yılında Hesap Uzmanı, 2003 yılında Baş Hesap Uzmanı olarak görev yapmıştır.

2002-2003 yılları arasında Maliye Bakanlığı'nca İngiltere'de bir yıl görevlendirilmiş olup, daha sonra sırasıyla;

2004-2005 yılları arasında Dış Ticaret Vergi Dairesi Başkanlığı (İstanbul), bu görevle birlikte Marmara Kurumlar Vergi Dairesi ve Boğaziçi Vergi Dairesi Başkanlığı Vekalet,

2005 yılında Antalya Gelirler Bölge Müdürlüğü Vekalet,

2005-2013 yılları arasında Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı,

2013-2016 yılları arasında Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı

görevlerinde bulunmuştur.