21 Haziran 2026 Pazar

YURT DIŞINDAN 655 MİLYON DOLAR BORÇLANAN ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI KARAYALÇIN: KAYGILANMAYA GEREK YOK; ALDIĞIMIZ BORÇLARI 'BİTTİĞİNDE GELİR YARATAN' YATIRIMLARDA KULLANIYORUZ

Murat Karayalçın

Ankara Büyükşehir Belediyesi Son 3 Yılda 655 Milyon Dolar Borçlandı

HAZİNE'NİN GÖZÜ KARAYALÇIN'IN ÜSTÜNDE

Ankara Büyükşehir Belediyesi dış borç konusunda yine 'atak'... Geçtiğimiz aylarda Türkiye'de birçok kurumun yapmaya cesaret edemediği birşeyi daha yaptı: Mali yapısını uluslararası rating firmasına inceletti. Bu incelemeden yüzünün akıyla çıkan Ankara Büyükşehir Belediyesi 'mali yapısı iyidir' anlamına gelen 'BBB' notunu alarak Japon Samurai Bond Tahvil Piyasasından 410 milyon dolar kredi sağladı. Hazine ise Ankara Büyükşehir Belediyesinin dış borçlanmaya gitmesinden 'kaygılı'... Ekonomik Panorama'nın sorularını cevaplandıran Başkan Murat Karayalçın'a göre ise kaygıya gerek yok; çünkü alınan dış borçlar, 'bittiğinde gelir sağlayacak yatırımlar' için kullanılıyor. Bu konuda Hazine'ye bir sunum yapılmış ve belediye tüm borçlarını nasıl ödeyeceğini şimdiden biliyor. 

Cahit UYANIK 

Uluslararası derecelendirme şirketinden karnesine iyi bir not yazdıran Ankara Büyükşehir Belediyesi, geçen ay içinde Japonya'daki Samurai Bond Tahvil Piyasasına üçüncü kez girdi. Herhangi bir konuda karar vermeden önce kılı kırk yaran Japonlara 50 milyar yenlik, yüzde 6,8 faizli ve 5 yıl vadeli tahvil satmayı başardı. Bu satışla birlikte Ankaralıların Tokyo ve Frankfurt Borsalarındaki borcu toplam 655 milyon dolara ulaştı. Ancak bu parlak görünen borçlanma başarısı insanların aklında bir takım soruların oluşmasını da engellemedi.

Bu sorulardan ilki hızla 1 milyar dolar sınırına doğru giden bu dış borçlara Hazine'nin nasıl baktığıydı. Daha önce de Türk Eximbank, TSKB, DESİYAB, Turizm Bankası ve Türkiye Kalkınma Bankası dış piyasalara çıkarak borçlanmıştı. Ama bu borçlanmaların hepsinde Hazine garantisi yani devlet güvencesi söz konusuydu. Ankara Büyükşehir Belediyesine ise böyle bir garanti verilmemişti ve Hazine'nin bundan kaygı duyduğu kulislere yansımıştı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Karayalçın'ın bu kaygıya cevabı aynen şöyle: 

"Hazinecilerin bir genel kaygısı var. 'Hazine teminatı almamış olman, bu borcu ödemezsen ben ödemek zorundayım demektir. Belediyeler dışarıdan çok fazla borçlanmamalı' demeye getiriyorlar. Ama biz hesaplarımızı 8-10 yıllık perspektifte yapıyoruz. Bu konuda rating yaptırmış bir kuruluş olarak duyarlıyız. Nereye, ne borcumuz var, ne zaman ödeyeceğiz; bütün bunları biliyoruz. Politikalarımızı bu bilgiler ışığında da düzenliyoruz. Daha bugün Hazine'ye bir sunum yaptık; 2000 yılına kadarki gelir-gider durumunu ortaya koyduk"

Bittiğinde gelir yaratacak yatırımlarda kullanılıyor

İkinci soru ise borç alınan paraların nasıl kullanıldığına ilişkin... Karayalçın'ın verdiği bilgiye göre alınan bu borçlar işçi maaşlarının ödenmesi, otobüslere akaryakıt temini gibi cari ve transfer harcamalarında kullanılmamış. Alman Markı ve Japon Yeni bazında alınan bu borçların, 'bittiğinde gelir yaratan' yatırımlarda kullanılmasına özen gösterilmiş. 

18 Haziran 2026 Perşembe

EKONOMİ VE YAŞAM KOŞULLARIYLA İLGİLİ ŞİKAYETLERİN İYİCE ARTTIĞI GÜNÜMÜZDE, UNUTULAN 'EKONOMİK KALKINMA' KAVRAMINI HATIRLAMALIYIZ

Cahit UYANIK 

Bugün çoğumuzun 'Zenginler/Patronlar Kulübü' diye bildiğimiz ve bazen küçümsediğimiz...

Ama pek de iyi tanımadığımız ve küçümseyerek hata yaptığımız TÜSİAD'ın Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısı vardı. 

Bu toplantıda konuşan YİK Başkanı Ömer Aras, Türkiye'de uzun zamandır dile getirilmeyen bir konuya değinerek ilgimi çekti.  

Aras konuşmasında, yalnızca ekonomik büyümenin yetmediğini söylerken, “Nasıl büyüdüğümüz, büyümenin kalkınma yaratıp yaratmadığı da çok önemlidir" dedi. 

Evet, Aras mealen  "Ekonomik büyüme ile ekonomik kalkınma birbirinden çok farklı birşeydir. Ekonomimiz büyüyor ama ekonomik açıdan kalkınmıyoruz' diyordu. Biz de 1980'lerin başında üniversitede Kalkınma Ekonomisi dersi alırken bunun aynen böyle olabileceğini öğrenmiştik. 

Ekonomik büyüme bu yılın GSYİH'sının geçen yılkine oranlandığında ortaya çıkan artış (veya azalış) hızı rakamı idi. Bu, sadece niceliksel bir göstergeydi. Ancak 'ekonomik kalkınma' çok ama çok farklıydı.

Gelin biraz sabır gösterin, ekonomik kalkınmayı yapay zeka Gemini AI yardımı ile size biraz daha ayrıntılı anlatayım:

HERKES İNDİRİM BEKLERKEN FED, YAKIN GELECEKTE FAİZ ARTIRIM SİNYALİ VERDİ. YENİ FED TÜRKİYE'Yİ NASIL ETKİLER?

FED Başkanı Kevin Warsh

Cahit UYANIK 

 Yeni FED Türkiye'yi nasıl etkiler?

- Faiz yükseleceği için TR'ye daha az kaynak girişi olur.

- Türkiye'den kaynak çıkışları da yaşanabilir ki bunu önlemek için  faizi yüksek tutmak hatta artırmak gerekebilir.

- TR'nin dışarıdan bulacağı borçların faizi artar.

- Altın fiyatları çok artmayacağı için Hazine'nin altına endeksli borçları hızlı artmaz. Kamu finansmanı rahatlar.

- Faiz artışı ekonomik büyümeyi azaltır, bu da petrol fiyatlarini düşürür, bu da TR'nin enflasyonla mücadelede işine gelir.

- TCMB, FED'in yeni yönetim modeline özenerek daha az iletişimle daha kapalı hale gelebilir.

(Bu yazı 17 Haziran 2026 tarihinde Twitter-X sayfamda yayınlanmıştır.)

17 Haziran 2026 Çarşamba

FED, FAİZ KARARI AÇIKLARKEN NİYE BİR ARALIK (BUGÜNKÜ YÜZDE 3,50-3,75 OLDUĞU GİBİ) KULLANIYOR, TEK ORAN BELİRLEMİYOR?

Cahit UYANIK 

Federal Rezerv (Fed), para politikasını doğrudan tek bir faiz oranını dikte ederek değil, piyasadaki fon arz ve talebini belirli bir aralıkta tutmaya çalışarak yönettiği için tek bir oran yerine bir hedef aralığı kullanır.

​Fed'in tek bir oran yerine 25 baz puanlık bir aralık (örneğin %3,50 - %3,75) belirlemesinin temel nedenleri şunlardır:

​Piyasa Odaklı Bir Sistem Olması: Fed'in hedeflediği faiz (Federal Funds Rate), bankaların kendi aralarında gecelik olarak borç alıp verirken uyguladıkları faizdir. Bu oran serbest piyasada, bankaların likidite durumuna göre anlık olarak değişir. Fed bu oranı doğrudan "Şu olacak" diye sabitleyemez; bunun yerine piyasaya müdahale ederek oranı belirlediği aralıkta kalmaya zorlar.

​Operasyonel Kolaylık ve Esneklik: Küresel finans sisteminin kalbi olan ABD piyasalarında faizi tamı tamına tek bir puanda (örneğin %3,75) sabit tutmak imkansıza yakındır ve çok büyük maliyetli müdahaleler gerektirir. 25 baz puanlık bir hareket alanı (bant), Fed'e piyasa dalgalanmalarını tolore edebileceği konforlu bir alan sağlar.

(Tıklayın) FED'İN ÜNLÜ 'KARARTMA KURALI' VEYA 'SESSİZLİK DÖNEMİ' NEDİR?

16 Haziran 2026 Salı

'ÖZELLEŞTİRME' İÇİN YAPMADIĞIMIZI BIRAKMADIK...ÖZELLEŞTİRME İDARESİNE BAŞKAN VEKİLİ ATAYABİLMEK İÇİN 'HÜLLE BAŞKAN' FORMÜLÜNE BİLE BAŞVURULMUŞTU

Top Secret / 

CAN YEŞİLADA, KOİ'NİN BAŞINA 'HÜLLE BAŞKAN' YARDIMI İLE GEÇEBİLDİ

Cahit UYANIK 

Kamu Ortaklığı İdaresi (KOİ) son günlerde tarihinin en hareketli günlerini yaşıyor. Üstün Sanver'in başkanlığı döneminde 'Küskünler Ordusu' tarafından yönetilen KOİ'de ardı ardına istifalar yaşanmıştı. İstifa edenler arasında en dikkat çekici olanlar ise İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Can Yeşilada ile Kamu Ortaklığı Fonundan Sorumlu Başkan Yardımcısı Uğur Bayar'dı.

Bu iki isim geçen haftaki atamalar sonrasında KOİ'deki görevlerine tabiri caizse 'iade' edildi. Hatta Uğur Bayar atandığı gün Başbakanlık'ta düzenlenen özelleştirme konulu bir toplantıya da katıldı. Ancak bütün bunlar bir yana Can Yeşilada'nın KOİ Başkan Vekilliği görevine getirilmesi 'hayli dolambaçlı' yollardan geçilerek gerçekleşebildi. Öyle ki KOİ, bu atamanın yapılabilmesi için birkaç saatliğine de olsa 'hülle başkan' tarafından yönetildi. Yeşilada'nın KOİ Başkan Vekilliğine atanabilme prosedürü şöyle gerçekleşti: 

13 Haziran 2026 Cumartesi

FABRİKA KAPATMAKTAN KREDİ KARTI DAĞITMAYA... SÜMERBANK'TA ÖZELLEŞTİRME ÖNCESİ MAKYAJ ÇALIŞMASI HIZLANDI

Sümerbank Genel Müdürü Söylemezoğlu: 

"ALICI İÇİN CAZİP BİR SÜMERBANK..."

Sümerbank Genel Müdürü Ahmet İrfan Söylemezoğlu, kurumu 'özelleştirmeye hazır' hale getirdiklerini; teknolojiyi daha iyi kullanan, daha çağdaş ve verimli bir Sümerbank yaratmaya çalıştıklarını söyledi.

Cahit UYANIK 

Özelleştirme kapsamındaki Sümerbank, geçtiğimiz haftalar içinde Ziraat Bankası ve Osmanlı Bankası ile otomatik veznelerin ortak kullanımi için anlaşmaya vardı. Üretim ve pazarlama birimlerinde bilgisayarlaşma hazırlıkları da yürütülüyor. Diğer bir proje ise senet-kefil işlemlerini kaldırıp kredi kartı kullanımını yaygınlaştırmaya yönelik... Genel Müdür Ahmet İrfan Söylemezoğlu, özelleştirmenin eşiğindeki Sümerbank'ı anlattı:

Ekonomik Panorama: Otomatik vezne kullanımına geçiyorsunuz. Üretim ve pazarlama birimlerinizde bilgisayar sistemlerini devreye alacaksınız. Kredi kartı projeniz de bu çalışmaların bir uzantısı mı?

Söylemezoğlu: Bizim vadeli alışveriş yapan ve 400 bin kişiye yaklaşan bir müşteri kıblemiz var. Dünyanın her yerinde büyük mağaza zinciri işletenler kendi kredi kartlarını kullanıyor. Dedik ki, insana itimat edelim ve senetten, kefilden bir adım öteye geçelim. Müşterilerimize birer kredi kartı verelim. Ağustos ayı başından itibaren kredi kartlarını vermeye başlayacağız. Ayrıca bizimle ilişkisi olmayan mağazalarda da bu kartın kullanılabilmesi imkanları araştırılıyor. Tahmin ediyorum ki 200 bin tane kartı 1 yıl içinde veririz. Türkiye'nin en büyük kredi kartı operasyonuna Sümerbank sahip olacak. Halihazır kredi kartı kapasitesini ikiye katlayacağız.

- Bu anlattığınız yeni girişimler Sümerbank'a 'özelleştirme öncesi makyaj' anlamına mı geliyor?

Söylemezoğlu: Yaptıklarımız Sümerbank'ı cazibeli bir kurum haline getirip özelleştirilmesini de kolaylaştırmak amaçlı. Sümerbank'ı kof, geri kalmış, piyasa şartlarından ve çağdaş teknolojiden uzak bir kurumdan öte; günün şartlarına uygun, tıkır tıkır işleyen, belli bir sistemi olan müessese haline getireceğiz. Bütün hadiselerin kökünde de bu yatar. Zaten özelleştirme planımız bitti. En yakın zamanda siyasiler de bizi dinleyecek. 

84 YAŞINDAKİ TİCARET GAZETESİ KAĞIT BASKIYA SON VERDİ, YAYIN HAYATINI İNTERNETTEN SÜRDÜRECEK

Ticaret gazetesinin
ilk sayısı

Cahit UYANIK 

İzmir, ekonomi gazeteciliğinde güçlü bir geleneğe sahiptir. Bu geleneğin en önemli temsilcilerinden, Süha Sukuti Tükel'in 1942'de kurduğu ve Türkiye'nin ilk ekonomi gazetesi olarak bilinen Ticaret Gazetesi’nin Sahibi Tükel Ailesi, gazetenin 84. yaşında radikal bir karar alarak basılı yayın alanından çekildi. Gazete yayın hayatına ticaretgazetesi.com.tr üzerinden devam edecek.

Ticaret gazetesi 2 Şubat 2026 tarihinde yayınına dijitalde devam etme kararı ile ilgili şu mesajı yayınladı: 

"84 yıl boyunca matbaanın mürekkep kokusuyla, sayfaların hışırtısıyla ve her sabah kapı aralıklarından içeri süzülen bir alışkanlıkla hayatınıza eşlik ettik. Kurulduğumuz günden bu yana savaşlara, barışlara, sevinçlere, kayıplara; kısacası bu ülkenin ve bu kentin hafızasına tanıklık ettik. Gazetemiz, yalnızca haber veren bir yayın değil, aynı zamanda ortak bir belleğin, eleştirel düşüncenin ve kamusal sorumluluğun taşıyıcısı oldu.

10 Haziran 2026 Çarşamba

KAMUNUN TEKSTİL DEVİ SÜMERBANK'I ÖZELLEŞTİRME ÖNCESİ SON 'KURTARMA' ÇABALARI: MODERNİZASYONUN FATURASI 500 MİLYAR-1 TRİLYON LIRA ARASINDA OLABİLİR

Genel Müdür Özerdim, En Büyük Handikap Olarak Teknoloji Eksikliğini Gösteriyor

SÜMERBANK'IN 1 TRİLYON LİRAYA İHTİYACI VAR

Bayilik sistemi ile satış potansiyelini artırmayı hedeflediklerini belirten Sümerbank Genel Müdürü Ahmet Özerdim, "Bir kısım fabrikanın özelleştirilmesinden sağlanacak gelir ile teknolojisi geri olan fabrikalarımızı kurtarabiliriz" dedi.

Cahit UYANIK 

Geçen yıl 300 milyar lira zarar eden Sümerbank, bir yandan finansman sıkıntısı diğer yandan eskiyen teknoloji ile boğuşuyor. Sümerbank Genel Müdürü Ahmet Özerdim, satışları artırmak içın geçmeye çalıştıkları bayilik sisteminin çok karışık bir konu olduğunu vurguladı ve Ekonomik Panorama'nın sorularını yanıtlarken özelleştirme ile çalışanların mağdur olmayacağını söyledi:

Ekonomik Panorama: Finansmandan kaynaklanan sorunlara bayilik sistemi ile çözüm getirilebilecek mi?

Özerdim: Bayilik sistemi ile genel olarak mallarımızın daha dinamik bir şekilde satılacağı ve satış potansiyelimizin artacağı düşünülüyor. Bu da özelleştirme programı içinde vardı. Halen toplam 465 mağazamız mevcut. Bunların 140 tanesi tüm perakende satışların yüzde 80'nini yapıyor. Şimdi bayilik ile daha küçük yerlerdeki mağazalar daha aktif hale gelebilir. Ayrıca stok taşıma yükümüzü de bu işe girecek kimselerle paylaşmış oluruz.

- Bayilik sisteminin Özelleştirme Kanununa aykırı olduğu ve çalışanların durumunu belirsizlik içinde bırakacağı ileri sürülüyor...

Özerdim: Kanuni şeyler var. Biz ona aykırı birşey yapmadık. Olayın oluşturulması aşamasındayız. Ondan sonra kanun ne gerektiriyorsa o yapılacaktır. Ben size açık söyleyeyim: Bu çok karışık bir konu. Biz bu olayı geliştiriyoruz. Çalışanların ise kanuni hakları var, onlar mağdur edilmeyecek. 

- Sümerbank'ın özelleştirilmesi durumunda sağladığı sosyal faydaların boşluğu nasıl doldurulacak?

Özerdim: Bu konudaki kişisel görüşüm şu: Sümerbank'in tümünün satılmasına belki gerek olmayabilir. Bir kısmının satışından sağlanan gelir, Anadolu'nun bir çok yöresinde teknoloji bakımından rekabet edemeyecek ancak kapatamadığımız fabrikaları ayağa kaldırmak için kullanılabilir. Ama yine de bütün bunlar hükümetin stratejisine göre Kamu Ortaklığı İdaresinin (KOİ) yetkisinde olan şeyler...

7 Haziran 2026 Pazar

CÜZDANLAR, VİCDANLARI YENEMESİN...

2001 EKONOMİK KRİZİNDE TV'LERDE YİYECEK-İÇECEK REKLAMLARI GECE 23'TEN SONRA YAYINLANABİLİR OLMUŞTU; BELKİ AYNI ŞEY YİNE YAPILMALI...

Cahit UYANIK 

"TÜİK Hanehalkı Tüketim Harcaması istatistiklerine göre;

ölçümün başladığı 2002 yılında hane halkı harcamalarının % 26,7’si gıda ve alkolsüz içeceklere yapılırken, 2025’de gıda için ayrılan pay % 17,3’e geriledi...

İnsanların beslenmeye artık daha az kaynak ayırabilmesi üzücü."

Yukarıdaki satırlar kıymetli bir bankacı ve akademisyen olan Prof. Dr. Şenol Babuşcu'ya ait. 

Babuşcu bu satırları yazarken, X'teki vicdan sahibi bazı kullanıcıların tv'lerdeki cafcaflı yemek, yemek pazarlaması ve içecek reklamlarının yasaklanmasını isteyen paylaşımları ise az dikkat çekti. "İçinde bulunduğumuz ekonomik kriz öncesinde insanlar bu yemekleri kendileri yemiyor,  çocuklarına yedirebiliyorlardı; şimdi çocuklarına da alamaz oldular" diyordu bazı X paylaşımcıları...

Aslında 2001 Ekonomik Krizi sırasında da buna benzer bir tartışma ve olay yaşanmıştı. Halk aniden çok yoksullaşınca yemek ve içecek firmalarına reklamlarını çocukların yatağa girdiği saatlerden sonra, yani saat 23 gibi yayınlamaları ricasında bulunulmuştu ve bu rica yerine getirilmişti. 

5 Haziran 2026 Cuma

ALMANYA'DAN KESİN DÖNÜŞ YAPANDAN EV KADINLARINA VE KÜÇÜK ESNAFA... TANSU ÇİLLER'İN 1993'TE AÇTIĞI TEŞVİK PAKETİ VE HALK BANKASI KREDİLERİNİN DETAYLARI....

Yüzde 28-85 Faizli Kredi Olanakları 

YATIRIMCI VE GİRİŞİMCİLERE 2 TRİLYON LİRALIK DESTEK

Büyük ve orta ölçekli işletmeler, küçük esnaf, Almanya'dan kesin dönüş yapan Türk girişimci ve yatırımcılarına Halk Bankasından cazip krediler... Büyük yatırımcıya 15 milyar, küçük esnafa 15 milyon liraya kadar kredi açılacak. 5 milyon dolara kadar orta ve uzun vadeli döviz karşılığı krediler de veriliyor.

Cahit UYANIK 

Yatırım yapmak ya da işini döndürmek isteyen sanayicilerin sorunlarının başında yüzde 100'ün üzerindeki yüksek faizli krediler geliyor. Ancak bu sorunun çözümüne yardımcı olmak için Halk Bankasının büyük ve orta ölçekli işletmelere kullandırdığı yüzde 75-85 faizli kredilerle sanayiciye nefes alma olanağı sağlanıyor. Bu kredilerin 1,5 milyar ile 15 milyar lira arasında büyük hacme sahip olması nedeniyle geri ödeme süreleri en fazla 1 yıl. Elinde teşvik belgesi olan veya ülke ekonomisine katma değer sağlayabileceğine Halk Bankası uzmanlarının incelemesi sonrası karar verilen yatırımlar, bu kredilerden faydalanma şansına sahip olabilecek. 

Halk Bankasının girişimcilere destek programları büyük ve orta ölçekli işletmelerle sınırlı değil. Banka, esnaf ve kefalet kooperatiflerinin kefaletiyle küçük esnafa 'kooperatif kredileri' kullandırıyor. Bu kredi programı, zor durumda olanlara 15 milyon liralık hacmiyle 'küçük bir nefes alma' olanağı sağlıyor. Bunun için o işletmenin bulunduğu bölgedeki esnaf kefalet kooperatifine üye olunması ve bu kooperatifin esnafin alacağı kredinin kefaletini üstlenmesi yeterli. Kredinin geri dönüşü ise üçer aylık ďönemler halinde, 8 taksitte yani 2 yılda gerçekleşiyor.

Almanya'dan kesin dönüş yapanlara kredi

Banka ayrıca yurt dışı kaynaklı fonlara dayanarak küçük ve orta ölçekli işletmelere kredi de kullandırıyor. Bu kredilerin hepsi orta ve uzun vadeli olarak, yatırım ve/veya işletme kredisi olarak veriliyor. Bu fonlardan esas itibarıyla imalat sanayisine kredi açılıyor. Bunun istisnaları olarak sağlık, turizm, ileri teknoloji içeren servis-bakım istasyonları gibi hizmet sektörüne de kredi olanağı tanınıyor. Bu kredilerin verilme amacı ve ana şartları ise şöyle: 

● KSF-1 Kredi Özel Fonu kredisi, Almanya'dan kesin dönüş yapan Türklerin Türkiye'de iş kurma girişimlerini desteklemek amacıyla uygulanıyor. Kredinin faiz oranı yüzde 38. Ayrıca bu kredi programından yararlananlara danışmanlık ve eğitim programı çerçevesinde işletmenin kuruluşundan mamül pazarlamaya kadar geniş bir yelpazede destek de veriliyor. Banka, aracılığı için komisyon almıyor. 

4 Haziran 2026 Perşembe

EKONOMİ ŞİİRLERİ / SİLEZYALI DOKUMACILAR

Heinrich HEINE

Gözler kupkuru, yaş yok gözlerde bir damla.

Oturmuşlar tezgâhları başına, diş bilerler.
Dokuruz kefenini senin, hey Almanya, Almanya,
dokuruz sana bir yuf, bir yuf daha, bir yuf daha,
dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha!

Yuf o tanrıya, tapındığımız tanrıya,
soğuk kış gecelerinde biz, aç çıplak
yalvardık yakardık, umutlandık, bekledik boşuna,
komadı bizi insan yerine, aldattı bizi, alay etti acımızla.
Dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha!


Yuf o krala, zenginlerin adamına,
halkın yoksulluğuna hiç aldırmayan o krala,
bir de soyar bizi varana dek son kuruşumuza,
kurşunlatır köpekler gibi sokak ortasında bizi.
Dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha!

Yuf o anayurda, bağrımıza bastığımız anayurda,
yalnız alçaklığın, utancın çiçeği yetişir üzerinde,
ve çiçekler soluverir, çiçekler açar açmaz, anide,
solucanlar büyür ve kurtlar, kokuşmuşluğun kucağında.
Dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha!

Dokuruz ha dokuruz, senin sonunu dokuruz, gece gündüz,
inleyen tezgâhlarda mekiklerimiz savrula savrula,
sana kefen dokuruz, ey koca almanya, sana kefen dokuruz,
dokuruz sana bir yuf, bir yuf daha, bir yuf daha,
dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha dokuruz, dokuruz ha!

Çevirenler: A. KADİR, Selâhattin YILDIRIM

3 Haziran 2026 Çarşamba

TÜRKİYE EKONOMİSİ, İLK KEZ İŞ ARAMAYA BAŞLAYAN GENÇLERE İŞ YARATMA YETENEĞİNİ KAYBETTİ - EKONOMİ YORUMCULARI İSE BUNU AÇIKLAMA YETENEĞİNİ YİTİRDİ

Cahit UYANIK

Eskiden...

Ekonomide büyüme oranı denilince...

Herkesin kullandığı bir dikiz aynası vardı:

Ekonomik büyüme yüzde 5,5'un altında açıklanır ise...

Herkes 'eyvah' derdi. 

Çünkü yüzde 5,5'un altındaki büyüme, -nüfus artış hızı sebebiyle- ilk kez iş aramaya başlayan genç kitlelere yeni iş alanları açılamadığı anlamına gelirdi.

Bu sınır büyük ihtimal, DPT tarafından hesaplanmıştı. 

Zaten onun içindir ki tüm kalkınma planları ve yıllık programlarda da ekonomik büyüme hedefi, hep asgariden (psikolojik bir bariyer) yüzde 5,5 olarak belirlenirdi.


Aradan yıllar aktı geçti.

Türkiye'de nüfus artış hızı düştü, ekonominin üretim yapısı değişti, GSYİH çok arttı, kentlerde yaşayanlar çoğaldı ve...

Türkiye ekonomisinin işsiz yaratmaması için belirlenen sınırın yüzde 4-4,5'a indiği düşünülür oldu. 

24 Mayıs 2026 Pazar

ÖZELLEŞTİRME TARİHİMİZDEN BİR YAPRAK: GENEL MÜDÜRU DİNLEMEDİLER, ÖZELLEŞTİRİLECEK ÇİMENTO FABRİKASI SEÇİMİNDE HATA YAPTILAR

11 Çimento Fabrikasının Özelleştirilmesi Tartışılıyor 

FABRİKA SEÇİMİ HATALI

Çimento fabrikalarının özelleştirilme sürecinde görüşlerinin alınmadığını ve fabrika seçiminin hatalı olduğunu belirten ÇİTOSAN Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Özgüven, bazı bölgelerde 'tröstleşme'ye neden olabilecek satışların yapılma tehlikesine de dikkat çekti. Özgüven "Özelleştirme çalışmalarına başlanmadan önce karlı bir kuruluş olan ÇİTOSAN, özelleştirmenin yanlış bir şekilde uygulanması ve gerekli önlemlerin zamanında alınmaması nedeniyle devletin üzerinde bir yük durumuna getirilmiştir" diye konuştu.

Cahit UYANIK 

Özelleştirme kapsamına alınan 11 çimento fabrikasına yönelik tartışmalar son günlerde giderek yoğunlaşıyor. Olayı bir de, fabrikaları özelleştirme kapsamına alınan Çimento ve Toprak Sanayii T. A. Ş. (ÇİTOSAN) Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Özgüven'in ağzından dinleyelim istedik.  Özelleştirme sürecinde fikirlerinin alınmadığinı ve fabrika seçiminde hata yapıldığını vurgulayan Prof. Dr. Özgüven, Ekonomik Panorama'nın sorularını yanıtladı:

Ekonomik Panorama: Geçmişte bazı çimento fabrikaları blok satış ve halka arz yöntemiyle özelleştirildi. Bu uygulamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özgüven: Özelleştirme hükümet programında yer alan bir konudur ve  çalışmaları yıllardır sürdürülmektedir. Bu durumda bir KİT yöneticisi olarak özelleştirmeye kategorikman karşı olmam diye birşey söz konusu olamaz. Ancak çimento fabrikalarının özelleştirilmesi konusunda 1987'de uygulanmaya başlanan politikanın hatalı olduğu kanısındayım. Devletin sırtında yük olarak nitelenen KİT'lerin özelleştirilmek istenmesinin önemli nedenlerinden biri, bu kamburdan kurtulmaktır. Diğer biri de KİT'lerin siyasi baskılardan arındırılarak daha verimli çalışmalarını sağlamaktır. Çimento fabrikalarının özelleştirilmesinde ilk adım olarak, hisselerinin yüzde 50'den fazlası özel sektöre ait olan iştiraklerdeki kamu hisselerinin satıldığını görüyoruz. Söz konusu fabrikalar zaten özel statüde işletildiği için siyasi baskıdan uzak bulunuyordu ve karlı kuruluşlardı. Özelleştirmenin bu şekilde başlatılması devlete kaynak sağlamanın ön plana çıkarıldığı görüntüsü vermektedir. Ancak olaya uzun vadede baktığımız zaman bu amacın da yerine gelmediğini görüyoruz. Satıştan bu yana geçen 5 yılın kısa bir bilançosu yapılırsa, devletin bu işten zararlı çıktığı görülür.

- Buna rağmen 11 çimento fabrikası daha özelleştirme kapsamına alındı ama...

Özgüven: Özelleştirmeyi söz konusu fabrikaların bağlı olduğu teşekkülü tamamen devre dışı bırakarak sağlamaya çalışmak çeşitli sıkıntılar yaratmıştı. Aynı şekilde özelleştirme kapsamındaki 11 çimento fabrikasinın seçimi Temmuz-1991'de ÇİTOSAN'ın hiç bir şekilde görüşü alınmadan yapılmıştı. Düşünebiliyor musunuz, siz bir şirket yönetiyorsunuz ve hangi gün, hangi fabrikanızın özelleştirme kapsamına alınacağını bilmeden yatırım programı ve planlama yapmanız, buna bağlı dış borç almanız ve bazı taahhütlere girmeniz bekleniyor. 

20 Mayıs 2026 Çarşamba

ABD TAHVİL FAİZİNDEKİ YÜKSELİŞ, NEDEN TÜRKİYE'Yİ DE OLUMSUZ ETKİLER?

Bizi neden ilgilendiriyor?

ABD’nin uzun vadeli faizlerinde kalıcı bir yükseliş, sermaye girişine duyarlı ekonomileri genelde aynı anda çalışan 3 kanal üzerinden etkiler: Kur, dış borçlanma maliyeti ve değerleme.

İlk kanal kur tarafı. Dünyanın en güvenli varlığı daha yüksek getiri sunmaya başladığında, gelişen ülkelere yönelen sermayenin iştahı doğal olarak zayıflar. Çünkü yatırımcı artık daha düşük riskle daha yüksek getiri alabiliyordur. Bu da gelişen ülke para birimleri üzerinde baskı yaratır. Merkez bankaları açısından mesele burada zorlaşır. Ya faizi yüksek tutarak sermayeyi içeride tutmaya çalışırsınız ya da kurdaki değer kaybını daha fazla kabul edersiniz.

İkinci kanal dış borçlanma maliyeti. ABD’nin uzun vadeli faizleri yükseldiğinde, eurobond getirileri yukarı gider. Bunun sonucu olarak mevcut sabit kuponlu tahvillerin fiyatı düşer, yeni borçlanmalar ise daha maliyetli hale gelir. 

18 Mayıs 2026 Pazartesi

TÜRKİYE'NİN ÖNCÜLÜK ETTİĞİ KARADENİZ EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATININ (KEİT) YILDIZ PROJESİ 'KARADENİZ TİCARET VE KALKINMA BANKASI'NIN (KTKB) FAALİYETE GEÇİŞ HİKAYESİ

Ersoy Volkan

KARADENİZ BANKASI OCAK-1997'DE START ALIYOR

1980'li yılların sonunda Turgut Özal'ın fikir babalığı ile gündeme gelen ve 1992 yılında resmen kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatının (KEİT), en önemli projesine start veriliyor: Karadeniz Ticaret ve Kalkınma Bankası (KTKB). 

Merkezi Selanik'te bulunan bankanın başkanı  Türk Eximbank Genel Müdürlüğü görevinden tanıdığımız Ersoy Volkan... Kuruluş şartlarının yerine getirildiğini ve gelecek yılbaşından itibaren faaliyete geçeceklerini belirten Volkan, bankada üye ülkeler arasında politik bir nüfuz mücadelesi yaşanmasını ise beklemiyor. 

Cahit UYANIK 

25 Haziran 1992 tarihinde İstanbul'da kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİT), önümüzdeki yılbaşından itibaren en önemli projesine start veriyor: Karadeniz Ticaret ve Kalkınma Bankası (KTKB). Merkezi Selanik'te olan, İngilizcesi ile 'Black Sea Trade and Development Bank'ın (BSTDB) başkanı ise daha önce Türk Eximbank Genel Müdürlüğü görevinden tanıdığımız Ersoy Volkan... 

Türkiye, Yunanistan ve Rusya'nın yüzde 16,5'ar; Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna'nın yüzde 13,5'ar; Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Moldova'nın yüzde 2'şer pay ile ortak olduğu KTKB'nin kayıtlı sermayesi 1,5 milyar dolar, ödenmiş sermayesi 300 milyon dolar olacak. Citibank-Türkiye'nin kuruluşunda da aktif rol üstlenen KTKB Başkanı Volkan ile KEİT'in en dikkat çekici ve yıldız projesi olan bankanın geleceğini konuştuk:

Macro Economy: KTKB veya kısaca Karadeniz Bankası yaklaşık 2 yıldır üye ülkelerin parlamento onaylarını bekliyordu. Bu aşama tamamlandı mı?

Volkan: Banka ana sözleşmesi 1994 yılında üye ülkelerin dışişleri bakanları tarafından imzalanmıştı. Bankanın faaliyete geçmesi için bu imzaların 11 üye ülke parlamentosunun 6'sında onaylanması gerekiyordu. Başlangıçtan bu yana hemen her üye ülkede parlamento seçimleri yapıldı. Ayrıca her ülkenin birbirinden farklı onay süreçleri  var. Bankanın ortaya çıkması o yüzden gecikti. İtiraf edeyim, onay süreci konusunda en aktif ülkeler Yunanistan ve Romanya oldu. Ayrıca Ermenistan, Arnavutluk ve Moldova da bunu bitirdi. Biz ise geçen aylarda Çekiç Güç'ün görüşülmesinden hemen önce Meclis'te onay sürecimizi tamamladık. Böylece 6 ülke ve yüzde 51 hisse oranına ulaşıldı. Diğer ülkeler de bu onayı gerçekleştirdikçe, 60 gün içinde üstlendiği sermayeyi ilgili bankaya yatırarak sürece dahil oluyor.

- Ne zaman faaliyete geçebilirsiniz?

Volkan: Geçen hafta Yunanistan'daydım. Bankanın faaliyete geçirilmesi için bir geçici komite ve sekretaryası kuruldu. Bu komitede her üye ülkenin temsilcisi var. Geçici komite ilk olarak Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonundan 500 bin dolarlık bir kaynak buldu.  Bu para bankanın iş ve kredi planlarının çıkarılması için kullanılacak. Şimdi bir İngiliz-Yunan danışmanlık firması bu planları hazırladı. Toplam 4 geçici komite toplantısında bu planları tartıştık. 3 etaplı olarak hazırlanan planların 2 etabını bitirdik. Son etapta stratejik planlama ve örgütlenme var. Bu da yıl başına kadar tamamlanacak. Başlangıcımız büyük ihtimalle Ocak-1997 olacak. 

14 Mayıs 2026 Perşembe

"ENFLASYON TAHMİNİMİZİ YÜZDE 30 YAPTIK" DEMEMEK İÇİN, TAHMİN ARALIĞI AÇIKLAMAKTAN VAZGEÇTİLER

Cahit UYANIK 

MB "Enflasyon tahminimiz %30-32 oldu dememek için" tahmin aralığı açıklamaktan vazgeçti.

MB, bu yılın 2. Enflasyon Raporunu açıkladı ve 'enflasyon hedefi' ile 'enflasyon tahmini ve tahmin aralığı' konularında yine 'karma karışık birşeyler' yaptı. MB bu sefer de enflasyonda tahmin aralığı açıklamaktan vazgeçerek insanları şaşırttı.

Fatih Karahan enflasyonda %24'ü hedeflediklerini, yıl sonu için ise enflasyon tahminini %26 olarak (nokta tahmin) belirlediklerini ve artık tahmin aralığı vermekten vazgeçtiklerini açıkladı. 

Oysa MB 1. Enflasyon Raporunda enflasyon ara hedefini hükümetle uyumlu olarak yüzde 16, enflasyon tahminini de yıl sonunda %15-21 aralığında belirlemiş, nokta enflasyon tahmini vermemişti. Aslında TCMB burada kendi tahmininin yüzde 18 olduğunu çağrıştırmak istemiş ancak kimse buna yüz vermemiş ve MB'nin nokta enflasyon tahminini aralığın üst sınırı olan %21 olarak kabul etmeye başlamıştı. 

13 Mayıs 2026 Çarşamba

TALİMATÇILAR, ÜMİTLİLER, KÜSKÜNLER... 1995 SEÇİMLERİ İÇİN ÖNGÖRÜLEN '100 TÜRKİYE MİLLETVEKİLLİĞİ' BÜROKRATLARIN POLİTİKA SEVDASINI COŞTURMUŞTU

Tansu Çiller


'POLİTBÜRO GÜNLERİ'NE MERHABA

En göz alıcı bürokrasi koltukları politika hevesi ile boşaltıldı

Cahit UYANIK / Evrin GÜVENDİK 

Türkiye'de bir komünist partisi yok ama artık halk 'politikacı-bürokratlar'a alışacak. Yani Türkiye'nin kısa ufkunda 'politbüro günleri' var. Çünkü seçimlere parmak hesabı sayılı günler kala bürokrasinin en göz alıcı koltukları birer-ikişer boşaldı. Oysa ortada seçim filan yokken bu koltuklar için neler yapılmıştı neler... Telefon ricaları, bakan özel kalemlerinde sıkıcı bekleyişler, araya dost-akraba koymalar, yedi göbek öncesinden siyasi bağlantı aramalar... Peki ne olmuştu da bu koltuklar bomba ihbarı yapılmışçasına boşaltılmıştı? Üstelik yasal istifa süresinin bitmesine 30-40 dakika kala bile...

'Talimatçılar' Çiller'in yeni siyasi kadroları mı? 

Ankara'da sayısı 200'e yaklaşan istifacı bürokratların birkaç gruptan oluştuğu analizi yapılıyor. İlk gruptaki istifacılar 'Talimatçılar'... Talimatı veren ise Başbakan Tansu Çiller. 'Türkiye milletvekilliği'nin veya banko seçim listelerinin en göz alıcı yerleri bu isimlere tahsisli olacak. Mehmet Ağar, Ünal Erkan, Hayri Kozakçıoğlu, Yaman Törüner, Ayfer Yılmaz, Aydın Ayaydın bu listede yer alıyor. "Çiller muhtemel bir DYP iktidarının yeni kadrosunu hazırlamaya çalışıyor. DYP Lideri olduğundan beri partide yetenekli kadrolar bulamamaktan şikayetçiydi zaten Çiller... Bir anlamda 1983'teki ANAP'a benzemeye çalışıyor. Bir farkla ki, o ANAP'ta bu kadar polis yoktu" değerlendirmesi kulislerde sık sık duyuluyor.

'Ümitliler'in aynı göreve iade edilmesi garanti değil

İstifacı bürokratlarda ikinci grubu 'Ümitliler' oluşturuyor. Bunlar sadece Başbakan Çiller ile yakın çalışma imkanı bulmuş isimlerden oluşuyor; yani 'istifa edin talimatı' filan almamışlar. Milletvekili listeleri tespit edilirken, merkez yoklaması esnasında Çiller'in göz aşinalığından yararlanıp ekspres yoldan Meclis'e doğru yola çıkmayı düşünüyorlar. Seçimden sonra bir de bakanlık kaparlarsa hani, siyaset onlar için balından yenmez... Daha 2 ay evvel, önünde el pençe divan durduğu müsteşarının görevden alma üçlü kararmamesinin altına imza atmak pek bir eğlenceli olacak! 

'Ümitliler'in bir kısmı da ANAP, MHP ve CHP'den şansını deniyor. Bu alt grup daha çok valilerden ve daha orta düzey bürokratlardan oluşuyor. Ya listelere giremezler, girer de seçilemezlerse? Nasıl olsa yasa gereği 'aynı göreve iade edilmeleri' gerekiyor. Ancak bu iade olayı, pek sağlam bir garanti değil. Bu konuda iktidarın küçük ortağı CHP'nin önde gelen ismi Adnan Keskin, "O makamlar aylarca boş duracak, vekaleten gidecek değil. Yerine elbet yenileri atanır" diyor. Bu durumda devlet memuriyetine dönüş mümkün ancak aynı koltuğa geri oturmak şansa kalıyor. 

10 Mayıs 2026 Pazar

MÜHENDİS FIKRALARI / TERMODİNAMİK DERSİNİN TERMODİNAMİĞİ

 Mühendisin biri saçını kestirirken berber sohbet başlatma amaçlı sormuş;

- ne iş yaparsın?

- mühendisim ben.

- mezun musun?

- evet.

- en çok hangi derste zorlandın?

- termodinamik.

aradan birkaç dakika geçmiş, berber tekrar sormuş;

- hangi dersti?

- termodinamik.

ÇEKİRDEKTEN YETİŞME, 49 YAŞINDAKİ MALİYECİ: TÜİK BAŞKANLIĞINA ATANAN MEHMET ARABACI KİMDİR?

1977 yılında Fransa'nın Bordeaux şehrinde doğan Arabacı, 2000 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye Bölümü'nden mezun oldu.

Mezun olduktan sonra açılan hesap uzman yardımcılığı sınavını kazanan Arabacı, 2001-2004 yıllarında hesap uzman yardımcısı, 2004-2007 yıllarında hesap uzmanı olarak görev yaptı.

Arabacı, 2007 yılında Gelir İdaresi Başkanlığında İnsan Kaynakları Grup Başkanı olarak görevlendirildi. 2009 yılına kadar bu görevi yürüten Arabacı, 2009-2011 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri Illinois Üniversitesinde ekonomi dalında yüksek lisansını tamamladı.

Vergi Denetim Kurulu'nda da görev aldı

Aynı zamanda "Ticari Bankalarda Transfer Fiyatlandırması" konusunda araştırma, inceleme ve staj yapan Arabacı, 2011 yılında Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı Ankara Örtülü Sermaye, Transfer Fiyatlandırması ve Yurtdışı Kazançlar Grup Başkanı olarak, 2012 yılında Vergi Denetim Kurulunda Başkan Yardımcısı olarak görevlendirildi.

9 Mayıs 2026 Cumartesi

33 YIL KESİNTİSİZ MALİYECİLİKTEN SONRA SERMAYE PİYASALARINA TRANSFER OLDU: SPK BAŞKANLIĞINA ATANAN MAHMUT SÜTCÜ KİMDİR?

1968 yılında Samsun/Bafra'da dünyaya gelmiştir. İlk öğrenimini Bafra'da, orta ve lise öğrenimini Amasya’da tamamlamıştır. 1990 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye Bölümümden mezun olmuştur.

Çalışma hayatına 1991 yılında Hesap Uzman Yardımcısı olarak başlamış olup; 1994 yılında Hesap Uzmanı, 2003 yılında Baş Hesap Uzmanı olarak görev yapmıştır.

2002-2003 yılları arasında Maliye Bakanlığı'nca İngiltere'de bir yıl görevlendirilmiş olup, daha sonra sırasıyla;

2004-2005 yılları arasında Dış Ticaret Vergi Dairesi Başkanlığı (İstanbul), bu görevle birlikte Marmara Kurumlar Vergi Dairesi ve Boğaziçi Vergi Dairesi Başkanlığı Vekalet,

2005 yılında Antalya Gelirler Bölge Müdürlüğü Vekalet,

2005-2013 yılları arasında Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı,

2013-2016 yılları arasında Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı

görevlerinde bulunmuştur.

AKADEMİSYEN VE ARAŞTIRMACI KİMLİĞİ İLE DİKKAT ÇEKTİ: TCMB BAŞKAN YARDIMCILIĞINA ATANAN YUSUF EMRE AKGÜNDÜZ KİMDİR?

Dr. Yusuf Emre Akgündüz 

09 Mayıs 2026 tarihinde TCMB Başkan Yardımcısı olarak atanan Yusuf Emre Akgündüz, banka bünyesinde 2024-Şubat ayından bu yana Bankacılık ve Finansal Kuruluşlar Genel Müdürlüğü görevini yürütüyordu. Akgündüz bu görevinden önce ise (Eylül-2022 tarihinden itibaren) TCMB'de baş danışmanlık görevini yapmıştı.

Akgündüz 2008 yılında Utrecht Üniversitesi (Hollanda) Ekonomi Bölümünden lisans derecesi ile mezun oldu. 2009 yılında aynı üniversitede Ekonomi ve Sosyal Bilimler alanında yüksek lisansını, 2014 yılında ise Ekonomi alanında doktorasını tamamladı.

Çalışma hayatına 2014 yılında Utrecht Üniversitesi'nde doktora sonrası araştırmacı olarak başlayan Akgündüz, 2015-2016 yılları arasında Hollanda Ekonomi Politikası Analizleri Bürosu'nda (CPB) ekonomist olarak görev yaptı.

4 YIL 4 AYLIK TÜİK BAŞKANLIĞI GÖREVİNDEN ALINAN ENDÜSTRİ MÜHENDİSİ-BANKACI DR. ERHAN ÇETİNKAYA KİMDİR?

 

ÇETİNKAYA, 1981 yılında Malatya'da doğmuştur. Yüzde yüz burslu olarak okuduğu Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü'nden 2004 yılında mezun olduktan sonra 2004-2005 yılları arasında Cybersoft Enformasyon Teknolojileri'nde analist ve proje mühendisi olarak çalışmıştır.


2005 yılında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nda göreve başlayarak 2012 yılına kadar Denetim ve Risk Yönetimi dairelerinde banka denetimi ve bankacılık mevzuatı konularında çalışmış daha sonra ABD'de Duke Üniversitesi The Fuqua School of Business'tan MBA (İşletme Yüksek Lisansı) diplomasını alarak 2014 yılında tekrar BDDK'daki görevine dönmüştür. 2015 yılında Risk Yönetimi Daire Başkanı olarak görev yapmıştır.

ŞİMŞEK'İN ADAMLARI GÖREVDE; EKONOMİ YÖNETİMİNDE MALİYECİLERİN AĞIRLIĞI ARTTI

Cahit UYANIK 

Tüik Başkanlığına GİB Başkan Yardımcısı Mehmet Arabacı


SPK Başkanlığına SPK Başkan Yardımcısı Mahmut Sütcü


Merkez Bankası Başkan Yardımcılığına Yusuf Emre Akgündüz atandı.


Bu geceki SPK ve TÜİK atamaları ekonomi yönetiminde HMB'nin Maliye Bakanlığı kanadının ağırlığını artırdığının işareti. TCMB Başkan Yardımcılığı atamasıysa akademik geçmişi ile dikkat çekiyor.

30 Nisan 2026 Perşembe

TÜRKİYE'DE EKONOMİ KÖTÜ İKEN MANŞET İŞSİZLİK ORANI NİYE DÜŞÜK SEYREDİYOR? TÜİK, İŞSİZLİK ORANINI NASIL DÜŞÜK GÖSTERİYOR?

(BİRAZ UZUN VE SIKICI BİR YAZI AMA...)

İŞSİZLİK ORANINDAKİ DÜŞÜŞÜN GERÇEK SEBEBİ EKONOMİDEKİ İYİLEŞME Mİ? PEK DEĞİL. 

YARATILAN DÜZGÜN VE KALİTELİ İŞLER AZALIYOR, BU ORTAMDA ASLINDA ARTMASI GEREKEN İŞSİZLİK ORANI İSE DÜŞÜYOR. ÇÜNKÜ...

Cahit UYANIK 

2026-Mart ayı işgücü istatistiklerine göre, dar tanımlı işsizlik oranı 0,3 puan düşüşle yüzde 8,1 olmuş. Gerçek işsizliği yansıtan geniş tanımlı işsizlik (atıl işgücü oranı) ise martta 1,6 puan artışla yüzde 31,5’e yükselmiş. Peki doğru mu bu, işsizlik nasıl düşer, etrafta herkes işsizken...

TÜİĶ' işsizlik anketinde... "Evet, haftada 1-2 saatliğine gidip, 200 TL'ye merdiven siliyorum" diyen bile işsiz sayılmaz. Yeterki kapına gelen veya sana telefon açan anketöre öyle cevap ver... Yani son 1 ayda bir işte 1 saat bile çalışmışsanız işsiz değilsiniz.  "Yahu ben işsizim, 200 TL'ye merdiven sildim diye nasıl işsiz sayılmam? Benim maaşım, sigortam yok ki!" derseniz; peki ne sayılırsınız? 'Eksik (atıl) istihdam'da sayılırsınız... 

EKONOMİDE YARATILAN 'DOĞRU-DÜZGÜN İŞ' AZALIYOR

İşsizlik oranı yüzde 8,1'e gerilemiş ama Türkiye'de modern deyimle part-time, halk deyimiyle kıvır-zıvır işlerde çalışanların (işi olduğu varsayılan) oranı yüzde 31,5'a çıkmış ve rekor kırmış sonuçta... (Maaş alınamayan, sigortasız işlerle ömür geçirmeye çalışmak, toplumdaki yoğun geçim şikayetlerinin de ciddi bir belirtisi...)

Bir yanda yüzde 8,1, öbür yanda yüzde 31,5... Bütün bunlar neyi gösteriyor? Türkiye'de işsizliğin yüzde 8,1'e düşmesi, yaratılan tam zamanlı, sigortalı, düzgün işlerin giderek azaldığının kanıtı aslında... Bunu nereden anlıyoruz?

Çünkü insanlar, geçim derdiyle buldukları kıvır-zıvır işlerle kazanç sağlıyor ama gerçek anlamda istihdam edilmiyor. Yüzde 31,5'luk eksik istihdam oranındaki astronomik artış bunun kanıtı... Anlayacağınız; çalıştığı düzgün işini kaybeden biri, aynı kalitede iş bulamayıp eksik (atıl) istihdam bölgesine geçtiği için işsiz sayılmıyor. Yani işsizlik rakamı ve oranı düşük kalırken; eksik istihdam oranı arşa doğru tırmanıyor. Eğer ülkemizde doğru düzgün işlere girenlerin sayısı artsaydı, eksik (atıl) istihdam oranı bu kadar yüksek olmazdı. 

26 Nisan 2026 Pazar

ANAYOL FORMÜLÜNÜ BİTİREN, REFAHYOL'U DOĞURAN 24 ARALIK 1995 ERKEN SEÇİMİNE 5 AY KALA... DYP-CHP İKTİDARI VE MHP ERKEN SEÇİME KARŞI; MUHALEFET (ANAP VE RP) SEÇİME HAZIR, DSP SEÇİMİN GÜMRÜK BİRLİĞİNİ ENGELLEMESİNİ İSTEMİYOR

TBMM / 

BU MEMLEKETE SEÇİM LAZIM MI?

Partiler erken ve ara seçimi tartışıyor...

Cahit UYANIK / Vahit ARAS / Tamer ERKİNER

Başbakan Tansu Çiller, 1994 sonunda Anayasa Mahkemesinden dönen başarısız ara seçim denemesinden bu yana ağzına seçim lafını almadı. Çok sıkıştırıldığında 'Seçim 1996'da' deyip işin içinden çıkıyor. Seçim senesi 1996 ise hem muğlak hem manidar bir tarih olma özelliğini taşıyor. Muğlak; çünkü Çiller seçimin 1996 içinde herhangi bir tarihte olabileceğini çağrıştırıyor. Bu durumda  20 Ekim 1996'dan önce yapılacak her seçim, erken genel seçim olma özelliğini taşıyor. Manidar; çünkü 1996 başında, IMF ile daha önce imzaladığımız stand-by anlaşmasının süresi sona eriyor. Başarıyla sonuçlanan IMF programı ve dış piyasalarda da itibarı yükselen bir Türkiye, Çiller'in elinde önemli bir koz olacak gibi...

Meclis ise anayasa görüşmelerinde yarattığı fiyaskoyu örtbas etmek için olsa gerek, siyasi manevralarla meşgul. En favori manevra konusuysa 'seçim'... Ara seçim de olur erken seçim de... Herkes seçime hazır olduğunu belirtiyor. Yine hemen herkes seçimin galibinin kendisi olacağını da ileri sürüyor. Ancak sokaktaki vatandaş bugünlerde seçim değil, 'tatil' ve 'geçim' derdinde... Seçim onlar için ikinci planda gibi duruyor.

Üstüne üstlük bunca suni siyasi krizden bunalmış Meclis'te, ANAP Grup Başkan Vekili Eyüp Aşık'ın milletvekilliğinden istifası için ne yapılıp edileceği de düşünülüyor. İktidar partileri DYP ve CHP bu istifayı kabul etseler ara seçim baskısı altında kalacaklar; kabul etmeseler anti-demokratik olmak ile suçlanacaklar. Eylülde erken genel seçim yapılmayışını protesto etmek için Meclis Başkanlığı görevinden istifa edecek olan Hüsamettin Cindoruk ise siyasi muarızı Çiller'e son ayak oyunlarından birini yaparak Aşık'ın istifa oylamasını 18 Temmuz 1995 tarihine aldı. Çillerci DYP'liler buna avazı çıktığı kadar bağırarak itiraz etseler de nafile... Siz bu haberi okurken DYP Genel İdare Kurulu Aşık'ın istifa oylamasında ve dolayısıyla ara seçim tartışmalarındaki tavrını belirlemiş olacak. 

Köse: Aşık'ın istifası ara seçime sebep olmaz

DYP Genel Başkan Yardımcılarından İsmail Köse bu konuda en radikal düşünceleri savunanlar arasında yer alıyor. Aşık'ın restini görüp milletvekilliğini düşüreceklerini belirtiyor. Ama Köse'ye göre bu, bir ara seçime yol açmayacak. Çünkü genel seçime 1 yıl kala ara seçim yapılamıyor. Aşık'ın vekilliği düştükten sonra ara seçim için geçecek 3-4 ay ise söz konusu 1 yılla kesiştiği için Yüksek Seçim Kurulu bu isteği geri çevirecek. Üstelik DYP'nin gizli destekçisi MHP üst düzey yöneticilerinde de benzeri düşünceler hakim. Yani Aşık'ın istifası her an kabul edilebilir. Köse şöyle diyor:

"Eyüp Aşık'ın istifası gündeme geldiği takdirde DYP müspet oy kullanacak. İstifa eden bir milletvekili ısrar ettiği müddetçe onu tutmamak gerekir. Ancak 3 ay içinde ara seçim şartları doğduğu zaman, genel seçimlere 1 yıl kala ara seçim yapılamayacağına göre ara seçim şartları ortadan kalkmış oluyor. Yani Eyüp Aşık da 'yolcu'..."

19 Nisan 2026 Pazar

BİR GAZETECİLİK ÖDÜL TÖRENİ, DÖRT GÜZEL İZLENİM...

Cahit UYANIK 

Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Altın Kalem-2025 Ekonomi Basını Başarı Ödülü Törenine; Ödül Seçici Kurul Üyesi olarak katıldım. Törenle ilgili habercilik diliyle yazılmış haberleri okumuşsunuzdur. Ben burada haberlerde okuyamayacağınız izlenimlerimi paylaşmak istiyorum:

● EMD Başkanı Mehmet Kaya'nın sosyal medya ortamlarındaki etkili haber içeriklerinin büyük bölümünün halen, geleneksel medyada yetişmiş muhabirler tarafından üretildiğine dikkat çekmesi önemliydi. Bu, sosyal medyanın haber amaçlı kullanımı ve geleceği açısından ilginç bir analizdi. Sosyal medya şirketlerinin haber üreten muhabir ve kuruluşlara telif benzeri ödemeler yapmasının zamanının gelip de geçmekte olduğunun da işaretiydi. Çünkü bazı ülkelerde Google ve çeşitli sosyal medya platformlarıyla bu tip anlaşmalar yapıldı diye biliyorum.  

● NTV Ankara Temsilcisi Ahmet Ergen'e EMD'nin Kurucu Başkanı Özden Alpdağ Özel Ödülü verildi. Bilmiyordum Ergen, meğerse Alpdağ'ın Ulusal Basın Ajansında (UBA) yetiştirdiği son ekonomi muhabiri imiş yani son çömez muhabiri imiş. Ergen'in 30-31 yıl önce Devlet İstatistik Enstitüsünde (DİE) her ayın dördünde, saat 16:30'da kara tahtaya yazılarak ilan edilen enflasyon rakamlarını Özden Alpdağ'a neredeyse tuğla büyüklüğü ve ağırlığındaki bir telsizle yazdırdığını anlatması ilginç bir andı. Ben de mesleğe başladığım  1988 yılında, AA'ya enflasyon basın bülteninin DİE'den gelen bir araba yoluyla bırakıldığını anımsadım ama ayrıntısını çıkaramadım bir türlü...

14 Nisan 2026 Salı

EKONOMİ MUHABİRLERİ DERNEĞİNİN (EMD) 2025 ALTIN KALEM ÖDÜLLERİ BELLİ OLDU

 



EMD 2025 Altın Kalem Ödülleri belli oldu


Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) tarafından düzenlenen 2025 Altın Kalem Ekonomi Basını Başarı Ödüllerini kazananlar açıklandı. 

Altın Kalem Ödülleri, Grand Mercure Otel’de 17 Nisan 2026 Cuma günü düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak.


2025 yılında yayımlanan haber, köşe yazısı, program ve röportajları kapsayan ödül jürisinde Cahit Uyanık, Sedat Alp, Naki Bakır, Hacer Boyacıoğlu, Gülçin Üstün Can, Banu Salman Keser, Fatma Orhan, Perin Pigey, Hülya Ömür Uylaş ve Özcan Yıldırım yer aldı.


Jürinin oylarıyla 2025 Altın Kalem ödülünü kazananlar şöyle:


▪ Ulusal Gazete Haberi: Sözcü Gazetesi'nde yayımlanan "57 milyona 3 jeneratör almamak için acı formül" başlıklı haberiyle Erdoğan Süzer.


▪ Ulusal Gazete Köşe Yazısı: T24.com'da "Bingöl ihalesinde vurgun, açık ihale ile önlendi" başlıklı yazısıyla Çiğdem Toker.

12 Nisan 2026 Pazar

1994 EKONOMİK KRİZİ... BANKALAR ARTIK YILDA DÖRT KEZ BİLANÇO AÇIKLAYACAK

Bankacılık / 

BANKALAR YILDA DÖRT BİLANÇO AÇIKLAYACAK

Geçen yılki mali ve ekonomik kriz nedeniyle bankacılık sektörüne yeni düzenlemeler geliyor.

Cahit UYANIK 

Türk bankacılık sektörü son 15 yılda önemli ve hızlı bir gelişme trendi içine girdi. Elbette yaşanan her hızlı süreçte olduğu gibi bir takım zayiatlar da verdi. Geçen yılın başında faaliyetleri durdurulan üç bankanın başına gelenler buna en güzel örnek. Ancak yaşanan her büyük sorun, sadece hızlı gelişme süreciyle açıklanabilir mi? Aynı sorunları yaşamamak içın neler yapılmalı? Bu sorular hem kamu otoritelerinin hem de son krizde canı yanan bankaların aklını meşgul ediyor. Üstelik bu manzara, sektörün önünde Gümrük Birliği gibi çok önemli bir dönemeç varken yaşanıyor.

Bilançolar 'şeffaf ve anlaşılır' olacak; enflasyon muhasebesi uygulanmayacak

İntermedya Ekonomi olarak yaptığımız araştırmalar reform çalışmaları kapsamında bankacılık sektörünün önümüzdeki dönemde 'daha şeffaf ve kolay anlaşılır' bilanço hazırlama yükümlülüğünün yanı sıra denetim konusunda da yeni uygulamalarla karşılaşacağinı gösteriyor. Bu çalışmalarda amaç, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de banka aktiflerinin, banka pasiflerindeki mevduatları ve borçları ödeyemez duruma düşmesini önlemek olarak öne çıkıyor. 

Ancak girilen bu yeni dönemde bankalardan 'Uluslararası Muhasebe Standartları 29 Sayılı Yönerge'ye (UMS-29)  uygun bilanço yapması istenmeyecek. Bu yönerge, son 3 yıllık kümülatif enflasyonu yüzde 100'ün üzerinde seyreden ülkelerde tüm bilanço kalemlerinin deflate edilmesi yani enflasyondan arındırılmasını öngörüyor. Hazine Müsteşarlığı ile Maliye Bakanlığı Türkiye'de önümüzdeki dönemde enflasyonun ciddi düşüşler göstereceği beklentisi içinde bulunuyor ve UMS-29'un uygulanmasına karşı çıkıyor. Bu iki kurum ayrıca UMS-29'un sadece banka bilançolarına değil, tüm işletme bilançolarına uygulanması durumunda anlamlı olacağını savunuyorlar. Bu nedenle uygulandığı taktirde bilançolarda kardan zarara dönülebileceği için sektördeki birçok bankanın korkulu rüyası olan UMS-29 tehlikesi aslında mevcut değil.

10 Nisan 2026 Cuma

EKONOMİ FIKRALARI / PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR


Nasreddin Hoca pazara giderken çocuklar çevresini sarar. Hepsi ondan düdük ister, ama sadece biri bunun için gereken parayı verir. 

Hoca döndüğünde düdüğü yalnızca para verene verir ve diğerlerinin itirazı üzerine o ünlü cümleyi kurar: 

“Parayı veren düdüğü çalar.”

(Anonim)

6 Nisan 2026 Pazartesi

1994 EKONOMİK KRİZİNE DOĞRU... 7 KAMU BANKASINDAKİ BATIK KREDİ, 64 ÖZEL BANKANIN ÜÇ KATI

Bankacılık / 

BANKALARIN KAMBURU 

Türkiye Bankalar Birliği 1993 Yılı 'Bankalarımız' raporuna göre 5,2 trilyon liralık batık kredinin 3,9 trilyonluk bölümü kamu bankalarında toplanıyor. 7 kamu bankasındaki tahsili gecikmiş alacak, 64 özel sektör bankasındaki batık kredinin 3 katı. Özel bankalar ise 'sıcak para' ticaretinin etkisiyle kamu bankalarının 9 katı kadar yani 116 trilyon lira yurt dışından kredi aldı.

Cahit UYANIK 

Türk bankacılık sektörü, 1980'lerin başında girdiği gelişme trendini 'yalpalayarak da olsa' sürdürüyor. Ancak bu arada bazı bankalar 'kazaya kurban' gidebiliyor. TYT Bank, Impexbank ve Marbank'ın tasfiye sürecine girmeleri bu durumun son örneği oldu. 

Yaşanan ekonomik krizin sektörde kalan diğer bankaların bilançolarına nasıl yansıyacağı ise önümüzdeki dönemde belli olacak. İhtimaldir ki, kamuoyunda 'batık kredi' diye bilinen 'tahsili gecikmiş alacaklar' tutarı büyüdükçe büyüyecek. Bu yıl mevduata verilen yüzde 100 devlet güvencesinin ise  bankaların elindeki kaynak tutarını oldukça artıracağı düşünülüyor. Bir yanda para satmakta zorlanan bankalar diğer yanda artışa geçen mevduatlar ile ekonomik kriz sebebiyle yükselme eğilimindeki geri dönmeyen krediler gelecek dönemde banka bilançolarını dikkatle izlenmesi gereken bir göstergeye dönüştürecek. 

TBB raporunda ekonomik kriz izleri

Geçtiğimiz yılı yani 1993'ü değerlendiren Türkiye Bankalar Birliğinin (TBB) 'Bankalarımız' raporu dikkatle incelendiğinde ise bugün yaşamakta olduğumuz ekonomik krizi hazırlayan nedenlerin ipuçlarını bulmak mümkün. Buna göre özellikle kamu bankalarındaki batık kredilerin sektörün genelini, kamu maliyesini ve ülke ekonomisini zorlayacak tutarlara ulaştığı; öbür yandan özel bankalarda, -sıcak para olarak bilinen ve kur atağına sebep olmakla eleştirilen- 'yabancı bankalardan alınan kredi' tutarının bir önceki yıla göre hayli arttığı görülebiliyor. 

'Bankacılık sisteminin yumuşak karnı' olan batık krediler, her dönemde banka bilançolarının en ilgi çekici kalemi... TBB'nin raporuna göre 1993 yılında bankaların batık kredi miktarının 5,2 trilyon liraya ulaştığı belirtiliyor. Ancak bu rakamın ayrıntılarına inildiğinde, batık kredi sorunu en fazla kamu bankalarının başını ağrıtıyor. Geçen yıl sektörde 3'ü yatırım olmak üzere 9 kamu bankası faaliyet gösterdi. Bunların içinden atıl durumdaki Sümerbank çıkarılırsa sayı 8'e düşüyor. Türk Eximbank'in ise herhangi bir tahsili gecikmiş alacağı bulunmuyor çünkü ihracat kredilerini doğrudan değil bankalar aracılığıyla kullandırıyor.

TKB'de dev gibi batık kredi... 

Geriye kalan 7 kamu bankasının batık kredileri toplamı 3 trilyon 898 milyar lirayı aşıyor. Bunların içinde Türkiye Kalkınma Bankası (TKB) 1 trilyon 400 milyar liralık tahsili gecikmiş alacakla ilk sırayı alırken, onu 1 trilyon 46 milyar lira ile Halk Bankası takip ediyor. En dikkat çekici gelişmelerden biri de Etibank'ta yaşanıyor, Diğer kamu bankalarının tahsili gecikmiş alacakları tutarının toplam kredilerine oranı yüzde 5 civarında dolaşıyor. Ancak Etibank'ta bu oran yüzde 25'e kadar tırmanıyor. Her fırsatta özelleştirileceği söylenen Etibank'a, bu haliyle bir müşteri çıkması pek mümkün görünmüyor. 

3 Nisan 2026 Cuma

YIKIM KARARI VERİLEN HAZİNE BİNASININ ANAP GENEL MERKEZİ BİNASI İLE NE ALAKASI VAR?

Cahit UYANIK 

Arkitera adlı X hesabından bir haber:

"Doğan Tekeli ve Sami Sisa tarafından tasarlanan eski Hazine Müsteşarlığı binası depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılıyor."

Ankara'da çalışan ekonomi muhabirlerinin birçok anısı vardır bu bina ile... Bu bina aslında 80'li yılların sonunda Halkbank Genel Müdürlüğü olarak tasarlanmıştı. Halkbank o zamanlar Sıhhiye'de bir binada çalışıyordu. Hazine Müsteşarlığı ise Bakanlıklar'daki bir binada...

Derken.... Halkbank'ın hisselerini elinde tutan Hazine, inşatının bitmesine kısa süre kala bir Yüksek Planlama Kurulu kararı ile bu binaya el koydu. Halkbank ise gitti, bu binanın 5-6 km ilerisine, neredeyse bu binanın tıpatıp aynısını yaptırdı yıllar sonra; oraya taşındı... Böylece Hazine'den de intikamını almış oldu. 

Hazine binasıyla ilgili  'şehir efsanesi' gibi bir 'gazetecilik efsanesi' de vardır. 

29 Mart 2026 Pazar

1992 TARİHLİ YENİ VERGİ PAKETİ... BANKALARA 'ASGARİ KURUMLAR VERGİSİ' GELDİ; ASGARİ ÜCRETİ VERGİ DIŞI BIRAKMANIN YOLU AÇILDI

Yeni Vergi Paketi Ne Getiriyor?

DAHA ADALETLİ VE TEŞVİK EDİCİ

Vergi paketi sonunda yasalaştı. Yasa; vergi gelirlerini artırıcı, vergi adaletini sağlayıcı ve ekonomik canlanmayı teşvik edici düzenlemeleri beraberinde getiriyor. Bu çerçevede bankalara 'asgari kurumlar vergisi' gelirken; asgari ücretin vergi dışı bırakılmasının da yolu açıldı.

Cahit UYANIK 

Maliye ve Gümrük Bakanı Sümer Oral tarafından hazırlanan ve uzun zamandır Meclis'te bekleyen vergi paketi sonunda yasalaştı. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın imzasının ardından yürürlüğe girecek yasa, genel olarak vergi gelirlerini artırıcı, vergi adaletini sağlayıcı ve ekonomik canlanmayı teşvik edici önemli düzenlemeleri beraberinde getiriyor. 

Banka karlarına 'asgari kurumlar vergisi' geldi 

Yaklaşık 30 yıldır vergi sorunları ile haşır neşir olan Bakan Sümer Oral, enflasyonla mücadele için vergi gelirlerinin artırılması gerektiğini her fırsatta savunuyordu. Bu amaçla yapılan düzenlemelerden ilki 'Asgari Kurumlar Vergisi' olarak adlandırıldı. Buna göre kurumlar vergisi mükellefi şirketlerin, -her nevi muafiyet ve istisnaya rağmen- ödeyecekleri vergi, yüzde 46'lık kurumlar vergisi oranının yarısı olarak belirleniyor. Böylece asgari kurumlar vergisi oranı yüzde 23 oluyor. Maliye bu düzenlemeyle trilyonları aşan karlar sağlamalarına karşın, istisna ve muafiyetler sebebiyle çok düşük tutarlarda vergi ödeyen bankaları hedefliyor. 

Gayrimenkul satışından sağlanan kazançlara yeni düzenleme 

Vergi gelirlerinin arttırılması ile ilgili ikinci düzenleme ise gayrimenkul alım satımlarındaki vergi kaçaklarını önlemek ve kentsel rantları vergilendirmeye yönelik... Buna göre tapu kadastro işlemlerinden alınan harçlar enflasyona endeksleniyor. Örneğin bir gayrimenkulün devir bedeli, daha önce beyan edilen emlak vergisi değerinin her yıl toptan eşya fiyat endeksi kadar arttırılması yoluyla belirlenecek. Bu sayede tapu harçlarından sağlanan gelirin enflasyon karşısındaki aşınması önlenecek. Ayrıca gayrimenkullerin elden çıkarılmasından doğan kazançların vergilendirilmesi için geçerli olan 1 yillık süre 4 yıla uzatılıyor. Böylece bu tip işlemlerin geriye dönük olarak araştırılma ve vergilendirilmesinde yaşanan zaman sıkışıklığı giderilirken, vergilendirme kapsamına daha fazla gayrimenkul alım satım işlemi dahil edilmiş oluyor.

26 Mart 2026 Perşembe

İRAN-ABD/İSRAİL SAVAŞI: TCMB 58,4 TON ALTIN SATTI; DÜNYADA ALTIN FİYATLARINI AŞAĞI ÇEKTİ

 (Bloomberg)

Türkiye’nin İran Savaşı Sonrası 8 Milyar Dolarlık Altın Çıkışı, Altın Piyasasını Etkiliyor

🔹 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, İran’daki savaşın başlamasından sonraki iki haftada yaklaşık 60 ton altın sattı ve takas etti; bu miktarın değeri 8 milyar doların üzerindedir ve altın fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturdu.

🔹 13 Mart haftasında 6 ton, 20 Mart haftasında ise 52,4 ton altın rezervlerde azalış kaydedildi ve toplamda belirgin bir rezerv düşüşü gerçekleşti.

🔹 Altının bir bölümü doğrudan satıldı, büyük kısmı ise döviz veya Türk lirası likiditesi sağlamak amacıyla takas işlemlerinde kullanıldı.

🔹 Artan enerji ithalat maliyetleri ve yükselen dolar talebi, Türk lirasını istikrarlı tutmaya dayalı dezenflasyon stratejisinin uygulanmasını zorlaştırdı.

🔹 Merkez Bankası’nın yaklaşık 135 milyar dolarlık altın stokundan satış ve takas işlemleriyle likidite sağlandı ve iç talebin dengelenmesi amaçlandı.

23 Mart 2026 Pazartesi

ALICILAR BİLİNÇLİ DAVRANMAYA BAŞLAYINCA ANKARA'DA EMLAK PİYASASI DURGUNLUĞA GİRDİ


Salim Taşçı (1945-2024)
Emlak / 

ANKARA'DA EMLAK PİYASASI DURGUN

Talep yüksekliğine rağmen alıcıların karar verirken 'bilinçli' davranmaları başkent konut piyasasında durgunluğa neden oldu. 

Cahit UYANIK 

Başkent Ankara, genel olarak 'memur kenti' olarak bilinir. İnsanların tayinler sebebiyle 1970'li yıllara kadar 'Gelip geçici bir mekan' olarak gördüğü Ankara emlak piyasasında 'yap-satçılıķ' da altın devrini yaşadı. Bu sebeple diğer üretim ve hizmet sektörlerinde gösterdiği ekonomik gelişmenin ardından ancak Ankara'da Batıkent gibi daha derli-toplu ve planlı yerleşim bölgeleri oluşabildi. Öte yandan yüksek enflasyonla tanıştığımız 70'li yılların ikinci yarısından başlayarak gayrimenkul, riski en düşük ve birikimlerin en iyi değerlendirildiği bir yatırım aracı haline dönüştü. Bu gelişmeler, tüm büyük şehirleri olduğu gibi Ankara'yı da etkiledi ve talebin yoğunlaşmasıyla birlikte ev fiyatları da yükselişe geçti.

Ancak şu günlerde Ankara'da emlak sektörü ilginç bir sebepten dolayı oldukça durgun... Bu sebebe birazdan geleceğiz ama Ankara'da kullanma yaşı 10-15 arasındaki 100 metrekarelik bir dairenin fiyatı, 6 ay öncesine göre önemli artış göstermedi. Başkentin en lüks semtlerinden Çankaya'da Ankara manzaralı bir daireyi 1 milyar 600 milyon liradan satın almak mümkün. Elçilik binaları ve büyükelçilik rezidanslarının yoğun olarak toplandığı, Çankaya'nın bitişiğindeki Gazi Osman Paşa'da (GOP) ise fiyatlar 1 milyar 750 milyon lira düzeyinde... Bu iki bölgede aynı nitelikteki bir daire 6 ay önce yani 1993-Haziran ayında 1 milyar 500 milyon liradan satılıyordu. Yani bu iki yüksek talep gören bölgede bile fiyatlar çok az oranda yükseldi. Ankara'da orta gelir gruplarının toplandığı Dikmen, Aydınlıkevler, Abidinpaşa, Gazi, Demetevler gibi semtlerdeki dairelerde de benzeri bir durgunluk yaşanıyor. 

Peki Ankara'da neden böyle bir ortam var? Ankara Emlak Komisyoncuları Derneği Başkanı Salim Taşçı, ev satın almak isteyen kişilerin artık bilinçlendiğıni belirtiyor. Alıcıların sadece evi gezip görmekle yetinmediğini, yaşından yapım tekniğine, ulaşım olanaklarından ısınma sistemine kadar geniş bir yelpazede sorular yönelttiğini anlatıyor. Taşçı'nın değerlendirmesine göre alıcılar son kararlarını da geniş bir pazar araştırması yapmadan vermiyor.

16 Mart 2026 Pazartesi

KAPAK HABERİ / SERMAYE PİYASALARINDA SUÇ DUYURUSU YAPILAN ŞİRKETLERİN LİSTESİ

Sermaye Piyasası / Suç Duyuruları

ŞİRKETLERİN GÜNAH DUYURULARI

Hızla gelişen sermaye piyasasında 'suç' olgusu da ağırlığını hissettirmeye başladı. Savcılıklara toplam 29 adet suç duyurusunda bulunuldu. Borsada işlem pazarı açık olan şirketler, aracı kurumlar ve halka açık şirketlerden hangileri hakkında, ne tür iddialarla suç duyurusunda bulunularak dava açıldı?

Cahit UYANIK 

Geçtiğimiz ay sermaye piyasaları ve borsa iki önemli olayla çalkalandı. Peşpeşe iki borsa şirketi; Ege Seramik ve Facto Finans'ın Sermaye Piyasası Yasasına (SPY) aykırı davrandıkları belirlendi. Bu iki şirket Özel Haller Tebliği hükümlerine uymayarak büyük hacimdeki hisse senetlerinin el değiştirme işlemini borsaya bildirmemişti. Olayın ortaya çıkmasından sonra hızla üzerine gidildi. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) söz konusu şirketleri incelemeye aldı. Kurul, kendisine verilen rapor doğrultusunda bu iki şirket yatırımcılarının aldatıldığı sonucuna vardı. Ege Seramik ve Facto Finans hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. 

Bu gelişmelerin hemen ardından bazı basın yayın organlarında 'SPK'nın ilk kez savcılığa suç duyurusunda bulunduğu' yolunda yorumlara rastlandı. Ancak Ekonomik TREND'in edindiği bilgilere göre gerçek hiç de öyle değildi. Ege Seramik ve Facto Finans savcılığa verilen ilk değil, son iki şirketti... Yaptığımız araştırmalar bu olaydan önce savcılıklara 29 ayrı suç duyurusunda bulunulduğunu gösterdi. 

Suç duyurularına konu olan fiiller; insider trading'ten (içeriden öğrenenlerin ticareti) resmi evrakta sahteciliğe, emniyeti suistimalden örtülü kazanç aktarımına kadar geniş bir yelpazede bulunuyor. Suç duyurusunda bulunulan şirketler genel olarak 4 ana grupta toplanıyor. Bunlar; 1) Aracı kurumlar, 2) Borsa işlem pazarındaki şirketler, 3) SPY uyarınca ortak sayısı 100'den fazla olan halka açık şirketler, 4) İzinsiz aracılık faaliyetinde bulunan şirketler. Yani sermaye piyasaları kapsamına giren tüm ana kuruluş veya unsurlar bir şekilde savcılık soruşturması ile tanışmış durumda... 

Suç duyurusu nasıl yapılıyor?

Peki sermaye piyasaları denilince herkes suç duyurusunda bulunabilir mi? Hayır, suç duyurusunu yapan kuruluş SPK... Kurul, kendisine gelen ihbar, şikayet veya rutin incelemeleri sırasında önemli gördüğü hatalı işlemleri SPY'nın 49. Maddesine dayanarak fiilin gerçekleştiği yerin cumhuriyet savcılığına yazılı olarak bildiriyor. Suç duyurusu sonrasında savcılık kamu davası açarsa SPK müdahil sıfatıyla mahkemeye katılabiliyor. SPY'de bu durumun tam tersi bir mekanizma da mevcut. Buna göre savcılık kendisine ulaşan bir ihbar veya şikayeti SPK'ya ileterek inceleme yapmasını da isteyebiliyor. Ancak böyle bir durumla henüz karşılaşılmış değil. Savcılık suç duyurusu sonrasında kovuşturmaya gerek olmadığına karar verirse SPK'nın itiraz hakkı da var.