
SPK Başkanı Karacan Açıkladı:
SERMAYE PİYASALARINDA 'RATING' DEVRİMİ
"Sermaye piyasası araçlarına uygulanacak rating (derecelendirme) konusunda kısa ve öz bir tebliğimiz olacak. Kurulacak yerli rating şirketlerinde doğrudan ortak olmasa bile, teknik açıdan bir yabancı şirketle know-how anlaşması yapma şartı arayacağız."
Cahit UYANIK
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Ali İhsan Karacan, 1994-Ekim ayından bu yana görev başında... 10'a yakın iflas etmiş aracı kurum, morali bozuk bir SPK, uygulanmayan yasal düzenlemeler ve rafa kaldırılmış tebliğ taslakları devralan Karacan, 7 aylık sürede bu sorunların üstesinden gelmeye çalıştı ve birçoğunda başarılı oldu. Karacan önümüzdeki ay sermaye piyasalarına iki önemli kurum kazandırmayı amaçlıyor: Rating şirketleri ve gayrimenkule dayalı yatırım araçları... Karacan, sorularımızı cevaplandırdı:
Macro Economy: Göreve başladığınız 6,5-7 aydan bu yana SPK'da neler yaptınız?
Karacan: Sermaye piyasaları radikal değişiklikleri kaldırmaz. Bu piyasanın kendine has kuralları vardır. Otoritenin piyasayı düzenleyici, ona yeni yollar açıcı görevleri vardır. Çünkü sizin düzenlemeleriniz ile piyasanın talep ve şartlarının kesişmesi gerekir. Aslında dikkatle incelendiğinde görülür ki radikal denilen değişikliklerin tohumları geçmişte bir şekilde atılmıştır. Bizim yaptığımız düzenlemeler piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda, piyasanın rahat çalışmasına yönelik çalışmalardır. Bundan bir takım bürokratik engelleri hafifletmeyi anlayabiliriz.
- Mesela?
Karacan: İstisna ve Muafiyet Tebliğinin kapsamını genişlettik. Küçük şirketlerin ilan ve denetim yükümlülüklerini hafifleterek halka açılmayı kolaylaştırdık. Kar Dağıtım Tebliğini yeniden düzenledik. Küçük yatırımcıların korunması için asgari kar dağıtım şartını yumuşattık. Önümüzdeki günlerde bir adım daha ileri gitmeyi düşünüyoruz. Borsa şirketlerinin kar dağıtma zorunluluğunu kaldıracağız. Ama bunu yaparken bir takım istisnalar koyacağız. Gerekli gördüğümüz hallerde ve zamanlarda, özellikle küçük yatırımcının korunmasına yönelik olarak bazı şirketlere kar dağıtım zorunluluğu getireceğiz. Bu, piyasayı rahatlatacak ve bürokrasiyi azaltacaktır. Ayrıca kredili menkul kıymet işlemlerini belli bir düzene oturttuk. Bu bir ihtiyaçtı. Zaten aracı kurumlar yasal olmayan yollardan kredili işlem yapıyorlardı. Bu durum piyasada bazı sıkıntıların doğmasına da yol açıyordu. Şimdi yaptığımız şey bir başlangıç düzenlemesidir. Önümüzdeki dönemde bu daha gelişecektir.
- Portföy yönetimi ve danışmanlık şirketlerinin kuruluş koşulları hayli zorlaştırıldı. Bu, bizim piyasamızı nasıl etkiler?
Karacan: Doğrudur. Yaptığımız tebliğ düzenlemeleri ile bu tip şirketlerin kuruluşunu adeta imkansız hale getirdik. Amacımız portföy yönetimi işinin sadece banka ve aracı kurumlarca yapılmasını sağlamaktır. Çünkü dünyanın her yerinde portföy yönetimi denildiğinde 'bireysel portföy yönetimi' anlaşılır. Oysa bizde portföy yönetimi yanlış anlaşıldı veya suistimal edildi. Bir 'yatırım havuzu' yönetimine dönüştü. Bu, işin ruhuna aykırıydı. Bir anlamda alt yatırım fonları oluşuyordu böylece... Portföy şirketleri gizli bir banka, gizli bir aracı kurum haline dönüştü. Ama bu konuda bir ihtiyacın varlığı da tespit edildi. Önümüzdeki zaman içinde 'yatırım kulübü' gibi düzenlemeler yapacağız.
![]() |
| Ali İhsan Karacan |
- Gayrimenkule dayalı yatırım araçları konusunda geçmişte bir takım gelişmeler vardı. Son durum nedir?
Karacan: Türkiye'de gayrimenkul önemli bir yatırım aracı. Önemli ancak örgütlenmemiş bir gayrimenkul piyasası da var. Bu, kendince bir kredi sistemi de oluşturmuş. Öte yandan gayrimenkulde gerek enflasyon gerekse şehirleşme nedeniyle zaman zaman büyük rantlar oluşuyor. Gayrimenkule yatırım yapacak ve sağladığı rantı kendisine finansal kaynak sağlayan yatırımcılara dağıtacak bir sistemi kurmak istiyoruz. Ama burada bitmiş konutlar değil, proje halinde konutlar söz konusu. Şirket herşeyden önce bu projeyi üstlenecek. Yatırımcılara çağrıda bulunup projesini anlatacak ve finansal destek isteyecek. Proje bitip paraya dönüştüğünde rant dağıtılacak. Bunun için gayrimenkul sertifikası çıkaracak. Buradaki amacımız toplam tasarrufları artırmaktır.
- Bu, Toplu Konut İdaresinin ev yapıp satma sisteminden farklı görünüyor...
Karacan: Anglo-Sakson ülkelerinin konut finansmanı 'mortgage' denilen az peşinat-uzun vadeli taksitlerle dayanır. Akdeniz ülkeleri yani Fransa, İtalya ve İspanya'da ise peşinat vardır. Çünkü bu ülkelerde daha yüksek enflasyon yaşanmıştır geçmişte... Bu, peşinatı zorunlu kılmıştır. Ben bir benzetme yapıyorum bazen: Konut satın alan bir kişiyi düşünürseniz, onun da bir bilançosu vardır. Aktifine konutu, pasifine konut kredisini koyduk diyelim. Enflasyon nedeniyle konutta değer artışı olur. Ama bu değer artışı realize edilmemiş değer artışıdır. Pasifte ise enflasyon nedeniyle yüksek bir faiz ödersiniz. Ama burada realize edilmemiş bir değer artışını, realize edilmiş bir kaynak çıkışıyla dengeliyorsunuz. Genel olarak bakıldığında bu durum, ekonomideki fon akımında bir dengesizlik yaratır. Enflasyonun konut finansmanına verdiği en büyük zarar budur. Bu nedenle bizim sistemimiz bitmiş konutlardan çok belirli bir proje aşamasındaki konutlara ilişkin olacak. Tebliğimiz hazır, yakın gelecekte yayınlayacağız.
- Yine geçmişte söylenmişti; sermaye piyasası araçlarının rating'e (derecelendirme) tabi tutularak, yatırımcıların karar verirken işinin kolaylaştırılması sağlanacaktı. Ancak Türkiye'de rating hizmeti vercek firmalar yok. Bu konulara eğilebildiniz mi?
Karacan: Rating konusunda kısa ve öz bir tebliğimiz olacak. Bu konuda yabancı ortağı şart koşacağız. Doğrudan ortak olmasa bile, teknik açıdan bir yabancı şirketle know-how anlaşması yapma şartı arayacağız. Çünkü dünyada rating firmaları sınırlı sayıdadır. İki elin parmaklarını geçmez. Rating'te güvenilirlik büyük önem taşıyor. Mesela bakıldığında, Japon ratting şirketlerinin fazla bir kredibilitesi yoktur. Bu şirketlerde işin içine hükümet karışmıştır. Bizim için esas olan şey bağımsız rating'tir. Şirketin bazı gruplarla ilişkisinin olmaması gerekir. Elimizden geldiğince ratingi halkın yararlanması açısından geniş çerçevede tutmaya çalışacağız. Ama burada seçici olmak ve adım adım gitmek zorundayız. Zaten rating şirketlerinin kurulması da zaman alacak.
- SPK'da ciddi bir otomasyon ağı mevcut değil. Bunu geliştirmek için bir çalışmanız olacak mı?
Karacan: Yılbaşından beri bu konudaki çalışmalarımız sürüyor. İhale ile ilgili şartnamemiz geçen hafta Kurul onayından çıktı. Büyük ihtimalle Haziran ayında ihaleye çıkacağız. Otomasyon sistemi İstanbul, Ankara, İMKB ve Takas-Saklama şirketini birbirine bağlayacak. Böylece sermaye piyasalarına ilişkin bilgileri tasnif etmemiz ve bunu halka sunmamız kolaylaşacak. Sistem aynı zamanda denetimi de kolaylaştıracak. En küçük şey için yerinde denetim yapmaktansa bilgisayarla olayları izleyebileceğiz. Otomasyon projesi ülkemiz koşullarına uygundur. Biz ayrıca sistemden hisse senedinin fiziki dolaşımını kaldırmak istiyoruz. Hisse senetleri tamamen 'kaydi' olacak. Otomasyonun hedefi de bu... Bir müddet sonra hisse senetleri borsadaki Takas-Saklama'da kayıtlar üzerinden alınıp satılabilecek. Sahtecilik, çalınma, yangın, muhafaza zorlukları gibi meseleler olmayacak. Ticaret Kanununun anlamsız ve uygulanamaz hükümlerinden birisi pay sahipleri defteridir. Çünkü borsada nama yazılı hisseler bile tamamen hamiline dönüşmüştür artık...
- Otomasyon sisteminde otomatik olarak çalışan ve piyasadaki olağan dışı sapmaları haber verecek bazı erken uyarı sistemleri olacak mı?
Karacan: Hayır, bu tip sistemler daha çok bankacılıkta var. Özellikle ABD'de yüzlerce yerel banka mevcut. Bu bankaları yerinde denetlemek mümkün değil. O nedenle bilgisayar otomatik olarak rasyoları hesaplıyor. Tehlike arz eden gelişmeler varsa ilgilileri uyarıyor. Bizim bankacılıkta ise interbank ve takas odası tamamen Merkez Bankası kontrolünde... Bir bankanın nakit açısından zora düşüp düşmediği buralardan kolayca anlaşılır. Ayrıca banka sayısı 70 civarında. Her bankayı yerinde denetleme imkanı var. Bu, sermaye piyasası açısından da böyle. Piyasamız henüz çok küçük. Üstelik otomasyon sistemi 'step by step' gitmeye izin veriyor. Gerekirse erken uyarı sistemlerinin eklenmesine olanak tanıyor.
- Siz geçen ay Özelleştirme İdaresine bir mektup yazarak ERDEMİR özelleştirmesine ilişkin bazı endişelerinizi dile getirdiniz. Bu tavrınızin esas amacı neydi?
Karacan: Yatırımcıyı korumak demek, trafiğin yoğun olduğu bir caddede elinden tutup karşıya geçirmek değildir. Piyasamız 15 yıldır belli bir düzen içinde çalışıyor. Yatırımcıyı koruma kavramı da zaman içinde oluşacak. Şu anda yaptığımız birçok işleme belki 10 sene sonra ihtiyaç duymayacağız. Onun için belli zamanlarda, belli konulara ağırlık vermeliyiz. Ereğli, borsanın en önemli kağıtlarından biri. Borsaya Türkiye'nin önemli şirketleri girerse derinlik kazanması çok kolaylaşır, dalgalanmalar azalır. ERDEMİR bunun örneklerinden biridir. Yatırımcı Ereğli konusunda zarara uğrarsa borsa bundan zarar görür. Çünkü borsaya girmeye niyetli şirket ve tasarrufçuların ilgisi dağılır. Borsada bir kale kaybedilmiş, can damarlarından biri tıkanmış olur. Bunu Çukurova Elektrik olayında yaşadık. ERDEMİR gibi bir şirket özelleştirme sonrasında borsadaki yerini yitirmemelidir. Sermaye piyasalarının gecikmeye tahammülü yoktur. Herşey zamanında kararlaştırılarak yapılmalı. Onun için piyasayı zarara uğratacak, zorlayacak durumların ileride ortaya çıkmamasını istiyoruz. Aksaklığı ileride düzeltseniz bile eski haline dönemeyebilir.
-------------------------
KARACAN'IN 1996 YILI HEDEFLERİ
● Borsa şirketlerinin kar dağıtma zorunluluğu belli istisnaları olmak kaydıyla kaldırılacak.
● Kredili menkul kıymet işlemleri geliştirilecek.
● Yatırım kulüplerinin kurulmasına izin verilecek.
● Gayrimenkule dayalı yatırım araçları oluşturulacak.
● Dünyanın belli başlı rating firmalarının Türkiye'ye gelerek yerli ortaklarla birlikte çalışması için bir tebliğ yayınlanacak.
● SPK uzman personelinin yaklaşık yarısı İstanbul'a taşınacak.
● Haziran ayında SPK'nın otomasyonu için ihale açılacak. Yılsonunda sistemin büyük bölümü devreye girecek.
● Otomasyon ile birlikte hisse senetlerinin fiziki dolaşımı sona erecek.
● Takas-Saklama'da da kaydı sisteme geçilecek.
● Aracı kurum tasfiyelerini belli kurallara bağlayan ve Aracı Kurumlar Birliğinin oluşmasına imkan veren yasa tasarısı en geç Temmuz ayında Bakanlar Kuruluna sevk edilmiş olacak.
● Çukurova Elektrik ve ERDEMİR'de olduğu gibi küçük yatırımcıların korunmasına yönelik kararlı tutum devam edecek.
(Bu röportaj aylık Macro Economy dergisinin Mayıs-1995 tarihli, No: 7 sayısında yayınlanmıştır.)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder