İNSAN BİR BİNANIN YIKILDIĞINA ÜZÜLÜR MÜ VEYA ADANA'DAKİ ÇUKOBİRLİK GÖKDELENİ...


Cahit UYANIK 

Uzun yıllar önce... 1980'ler olmalı...

Ankara'dan Gaziantep'e saat 19.30'da başlayan gece yolculuğu ile dönüşlerimde...

Pozantı'daki 'Çaylar şirketten!' diye bağrılan Orhan Akün Dinlenme Tesislerinden çıktıktan...

15-20 dakika sonra...

Seç Turizm otobüsü...

Gülek Boğazının dolambaçlı yollarını adeta santim santim tırmanırdı...

O302'nin tavan kapakları açıktı çoğu zaman... 

Bahar aylarında isek...

Otobüsün içi enfes bir çam ve iğde kokusuyla dolardı 

Bir yerden sonra otobüs Toroslardan Çukurova'ya rampa aşağı inmeye başlardı ki bu, yaklaşık 30 dakikalık yüksek süratli bir yolculuktu.

Otobüsün içine dolan koku değişir, ortalık iyiden iyiye nem kokmaya başlardı. 


Derken...

En uyku tutmayan kişilerin bile gözleri kapanırken...

02.30 sularında otobüs hızını azaltmaya başlardı. 

O zaman anlardık ki trafik lambalı Adana-Tarsus  Kavşağına gelmişiz...

Otobüs o ünlü kavşakta oldukça uzun beklerdi. Gözler ovalanır, tiryakiler sigaraya sarılır ve...

Sağ çaprazdaki o beyaz, suskun bir tanık tavırlı ve muhteşem gökdelen dikkatle incelenirdi. O kısa temas anında arka kapı açılır, -her ne kadar  trafik lambası yönlendirse de- muavin Tarsus istikametini gözleyerek 'Sağ serbest!' diye bağırıp kaportayı tokatlamadan şoför sola dönüp Adana'ya gazlamazdı. 


Burasının Çukobirlik Genel Müdürlüğü olduğunu öğrenmiştik önünden geçe geçe... Adana, Tarsus ve Mersin'in bereketli topraklarındaki üreticilerin kooperatifleri birleşerek Çukobirlik'i kurmuş ve bu pamuk kozası gibi beyaz binayı yaptırmıştı. Yüksek kaliteli Çukurova pamuğu ile özdeşleşen Çukobirlik'in birçok fabrikası (iplik, mensucat ve tekstil) da vardı. 'Borçları çok ' denilerek, adı konulmamış bir özelleştirme alavera dalaverası ile peşkeş çekilip yok edildi 90'lı yıllarda... Tarihçilerin namusuna kaldı artık bu haraç-mezat satışın detayları...

 

Dağıtmayalım konuyu... İnsanda içine girip gezme isteği uyandıran, bakımlı bahçesi palmiye ağaçları ile süslü bu zarif ve güzel binanın önünden uzun yıllardır otobüsle veya otomobille  geçilmiyordu çünkü otoban yapıldı ve uzağında kalıyordu bu bina...


İşte bu narin ve anlamlı bina bugün, son depremde ana taşıyıcıları hasar gördüğü için dinamitlerle yıkılmış. 1980 yılında açılan 46 yaşındaki bina 46 saniyede yerle bir olmuş. 

Üzüldüm, asabım bozuldu durup dururken... Sanki yaşam defterimden bir satırı özenle kazıyıp çıkardılar ve sulara-sellere verdiler... Depreme mi kızsam, 15 yıldır bakımsız şekilde terk edilmesine mi; bilemedim...


Umarım havuzlu rezidans yapıp voliyi vuracak bir yandaş müteahhite peşkeş çekilmez arazisi... Üniversite filan yapılır da yüzlerce yıl insanlarımıza şerefi ile hizmet eder.

(Bu yazı 25 Haziran 2026 tarihinde Facebook sayfamda yayınlanmıştır.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder