22 Eylül 2026 Salı

BEŞEVLER'DE SPK BİNASININ HEMEN KARŞISINDAKİ BORSA KÜÇÜK YATIRIMCILARI KAHVEHANESİNE NİYE GİTTİM? SPK 35 YIL ÖNCE YATIRIM KULÜPLERİNE İZİN VERSEYDİ, BORSA BAĞLANTILI YATIRIM FONU SOYGUNU YAŞANMAZDI


35 YIL ÖNCE  KAHVEHANEDE TOPLAŞAN KÜÇÜK YATIRIMCILARIN 'YATIRIM KULÜBÜNE DÖNÜŞELİM' TALEBİNE SPK OLUMLU CEVAP VERSEYDİ, ŞİMDİKİ FON SOYGUNU YAŞANMAZDI

Cahit UYANIK 

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Türkiye'nin ilk özerk kurulu... 1980-1981 yılında yaşanan Bankerler Faciası sonrası, bu alandaki düzenleme yetersizliği ve denetimsizliğe tepki olarak kuruldu. 

SPK'nın ilk başkanı ise Mülkiye'nin ünlü Maliye hocalarından İsmail Türk'tü. Az konuşması ile ünlü bu başkanın döneminde SPK Meşrutiyet Caddesindeki İş Bankası şubesinin üstündeydi. Ben de bazen oraya uğrar, sarı saman kağıda basılı 'Haftalık Bülten'i alır ve pek birşey anlamadan yüzüne bakar dururdum. Sermaye piyasaları alanında Türkiye'de doğru dürüst bir yayın, kitap yoktu.1991 yılında İMKB Başkanı Muharrem Karslı bir kitap çıkarttı da okuyup öğrenebildik. 

SPK sonra 90'ların başında Beşevler semtinde konservatuarın karşısında bir bina yaptırdı ve oraya taşındı.  Trend dergisinde çalışırken vatandaşın biri aradı. Borsa yatırımcısı olduğunu, SPK binası yakınında, Bahçelievler'in Beşevler'e bakan sokaklarından birindeki kahvehanede borsa yatırımcıları olarak toplandıklarını fikir alışverişinde bulunduklarını söyledi. Anlaşılan bu, küçük yatırımcının güven arayışında sembolik bir konumlanmaydı. Yoksa Kızılay'da, Ulus'ta, Esat'ta bir kahvehane de  olabilirdi. 

O günler borsada küçük yatırımcılığın emekleme dönemi gibiydi. Trend'de her hafta insanların kendi aralarında kurduğu amatör yatırım kulübü haberlerine yer veriliyordu zaten. Ben de kalkıp Bahçelievler'e gittim, Ankara'dakilerin  haberini yaptım. Pek az hisse konuşuyorlardı, daha çok yatırımcılıktı dertleri... Hisse konuşunca hangilerini konuştuklarını sordum.  "İlke bazında hisse konuşuyoruz. Mesela 'Ota (tarım sektörü hisseleri) boka (gübre şirketi hisseleri) bulaşma!' tavsiyesi veriyoruz birbirimize" dediler ve beni güldürdüler...

İSVİÇRE'DE BULUNAN VE PUSULACI MUHAMMED YARIZ'IN PARA KAÇIRDIĞI EDMOND DE ROTHCHILD BANKASI KİMİNDİR? ARMASINDAKİ SEMBOLLERİN ANLAMI NEDİR? TÜRKİYE BU BANKADAN PARASINI GERİ ALABİLİR Mİ?


Edmond de Rothschild, merkezi Cenevre, İsviçre'de bulunan; özel bankacılık, varlık yönetimi ve kurumsal finansman alanlarında faaliyet gösteren köklü bir bağımsız finans grubudur.  

​Öne Çıkan Özellikleri ve Yapısı:

​Kuruluş ve Yönetim: Banka, 1953 yılında Edmond de Rothschild tarafından kurulmuştur. Günümüzde tamamen Rothschild ailesinin (%100 aile mülkiyeti) kontrolündedir ve CEO'luğunu Ariane de Rothschild yürütmektedir.  

​Faaliyet Alanı: Dünya genelinde yaklaşık 200 milyar İsviçre frangı (CHF) değerinde varlık yönetmekte olup, küresel bazda üst düzey servet sahiplerine (private banking), aile şirketlerine ve kurumsal fonlara hizmet vermektedir.  

​Diğer Rothschild Yapılarından Farkı: Londra merkezli olan ve daha çok yatırım bankacılığıyla tanınan Rothschild & Co grubundan bağımsız, ayrı bir finans kuruluşudur.  

​Geçmişteki Önemli Konular ve Gündem

​Uluslararası Denetimler: Banka, geçmiş yıllarda ABD Adalet Bakanlığı (2015) ve Lüksemburg makamları (1MDB soruşturması) nezdinde mali mevzuat ve uyum süreçlerine ilişkin çeşitli soruşturmalar ve anlaşmalarla gündeme gelmiştir.

​Türkiye Gündemi: Türkiye'deki bazı finansal ve fon soruşturmalarında (MASAK raporları kapsamında) yüksek tutarlı yurt dışı transferlerin yapıldığı aracı kuruluşlardan biri olarak adı geçmiştir.  

Finans dünyasının en tanınmış ailelerinden biri olan Edmond de Rothschild Grubu'nun kurucu koluyla ilgili detaylar şu şekildedir:

​Edmond kimin oğlu? Edmond de Rothschild grubuna adını veren Baron Edmond Adolphe de Rothschild (1926–1997), Maurice de Rothschild'in oğludur. 

20 Eylül 2026 Pazar

EMRE ALKİN'İN REKTÖR OLDUĞU TOPKAPI ÜNİVERSİTESİNİ DE TERA GRUBU SATIN ALMIŞ ANCAK YASAL SÜREÇ BİTMEMİŞTİ... FON SKANDALINDAN ETKİLENME İHTİMALİ VAR

 

Soldan sağa: Emre Tezmen/Emre
Alkin/Kerem Alkin
- EKONOMİDE 'İYİ POLİS-KÖTÜ POLİS' ROLÜ OYNAYAN ALKİN KARDEŞLER FON SKANDALININ NERESİNDE?

- PEKİ KEREM ALKİN 90'Lİ YILLARIN BAŞINDA NEDEN PEŞİME DÜŞMÜŞTÜ?

Cahit UYANIK 

Hani bir laf vardir: Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma!

Türkiye tam da o günlerden geçiyor.

Bugün Tera Portföy yönetiminde bulunan iki 

iktisat profesörü Kerem ve Emre Alkin kardeşler gözaltına alındı. 

Bu iki hoca da kağıt üzerinde vlatandaşa yumurtalarını aynı sepete koymama, finansal okuryazarliga sahip olunarak tasarruflarını güvenli şekilde değerlendirmelerini tavsiye eden isimlerdi. Başta belirttim; meğer bu hocaların dediğini yapıp, yaptıklarını yapmamak gerekmiş. 

Bu iki ismin babaları Prof. Dr. Erdoğan Alkin de iktisat profesorüydü. 

Kurulduktan hemen sonraki yani 70'lı yılların yırtıcı TÜSİAD'inda ekonomi danışmanlığı da yapmıştı baba Alkin... 

Ama Tevfik Güngor Uras'a göre baba Alkin, paraya-pula pek önem vermez, iyi bir akademisyen olmaya çalışırdı. (Rahmetli Uğur Mumcu ise Baba Alkin'e verdiği danışmanlık hizmetleri nedeniyle 'holding profesörü' derdi. Baba Alkin 2013 yılında sanırım kanserden vefat etti.)

Çocukları babaları gibi çıktı denemez. 'İyi polis-kötü polis' misali Kerem mevcut iktidardan yana tavır aldı iyi polis oldu; Emre ise iktidarın ekonomi politikalarını eleştiren kötü polis...

Birleştikleri nokta Tera'dan kazandıkları paraymiş meğer... Hatta Emre Alkin, -tesadüf müdür bilinmez- adaşı Emre Tezmen'e ait Tera Grubu, bahar aylarında Topkapi Üniversitesini satın aldıktan sonra da rektörlük görevini sürdürmüştü. (Umarım Tera olayının ucu bu üniversiteye uzanmaz.) Öte yandan Kerem Alkin, halen Topkapı Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı olarak görev yapıyor.

19 Eylül 2026 Cumartesi

BAKAN EVLADI, FRANSIZCA EĞİTİM VEREN TEVFİK FİKRET LİSESİ MEZUNU, ANKARALI FİNANSÇI: TERA PORTFÖY YKB EMRE TEZMEN KİMDİR?


Emre Tezmen
Emre Tezmen, CFA, 1995 yılında ULB (Université Libre de Bruxelles) Ekonomi Bölümü’nden Yüksek Akademik Başarı derecesiyle mezun olmuş, ardından 1997 yılında VUB (Vrije Universiteit Brussel) İşletme Yüksek Lisansını Üstün Başarı derecesiyle tamamlamıştır. Ayrıca CFA (Chartered Financial Analyst) sertifikasına sahip olup CFA Enstitüsü Asli Üyesidir.

Profesyonel kariyeri boyunca finans ve teknoloji sektörlerinde öncü çalışmalara imza atan Tezmen, Türkiye’nin ilk online işlem platformlarından birini hayata geçirerek inovasyon alanında önemli bir adım atmıştır. Kurucu ortağı olduğu Tera Yatırım Menkul Değerler, Tera Portföy Yönetimi, Tera Finans Faktoring ve Tera Yatırım Bankası’nda Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmakta; aynı zamanda Tera Yatırım Teknoloji Holding, Tera Finansal Yatırımlar Holding, Tera Yatırım Holding ve Peker GYO’da Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini sürdürmektedir.

17 Eylül 2026 Perşembe

5 YILDA 30 KAT BÜYÜYEN GÖLGE BANKACILIĞIN (YATIRIM FONLARI) GÖLGESİ UZADIKÇA UZADI... NEDENSE KİMSE DENETLEMEDİ; GÜNEŞ BATINCA TÜRKİYE'Yİ ZORA DÜŞÜRDÜ

 - GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE; RAKAM BELLİ DEĞİL AMA FATURALARINIZ OLUŞTURULUYOR

- BAŞIBOŞ BIRAKILAN YATIRIM FONLARI İLE SİMGELENEN GÖLGE BANKACILIK SEKTÖRÜ, BUNDAN BÖYLE  KLASİK BANKACILIK SEKTÖRÜ KADAR İYİ DENETLENMELİ

Cahit UYANIK 

'Gölge bankacılık' diye bir kavram var. Bu kavram 90'lı yıllar boyunca konuşulup tartışıldıktan sonra...

2000'li yılların başında yani 2008 yılında dünya çapında büyük bir finansal ve ekonomik krize yol açmıştı. Bu yapı şimdilerde Pusula, Tera ve diğer bazı portföy yönetim şirketleri (PYŞ) üzerinden Türkiye'nin de başını ağrıtmaya başladı. 

Gölge bankacığın klasik bankalar gibi ​mevduat toplama yetkisi yok ama yatırım hesapları yoluyla vatandaştan tasarrufunu rızası ile alıp  kullanabiliyor. Bunu yaparken en önemli araçları ise yatırım fonları...

Vatandaş "Siz çalışıyorsunuz, boş zamanınız yok. Yatırım araçları ile uğraşmak başlı başına ayrı bir iştir.   Teknik bilginiz de yetersiz kalır zaten. Bırakın bu işi profesyonellere... Onlar kurduğumuz yatırım fonları üzerinden sizin adınıza yatırım yapsın" denilerek ikna ediliyor. Neye peki? Tasarrufunu bankaya mevduat olarak yatırmamaya, borsaya girmemeye... Getirip PYŞ fonlarında değerlendirmeye... Vatandaş da "Nasıl olsa SPK'dan izin almış bir fon bu... Devletin denetimine tabi. Güvenlidir" deyip tasarrufunu bankalara değil PYŞ'lere teslim ediyor. Karşılığında mevduata kıyasla 5-10 puan daha çok getiri alabilmek için...

Çevrenize dikkat edin,  son birkaç yılda yatırım fonlarına girenlerin sayısı ne kadar arttı. Öyle ki yatırım fonu almayıp da banka mevduatında duranı dövüyorlardı!

16 Eylül 2026 Çarşamba

DÜĞÜN ÜZERİNDEN KARA PARA NASIL AKLANIYOR?

Cahit UYANIK 

Vanlı Kara Haydar örneğinde olduğu gibi...

Düğün üzerinden kara para nasıl aklanıyor?

Elinizde yasa dışı işten elde ettiğiniz veya yasa dışı işten elde edenlerin 'akla şunu, komisyonunu al' diye size verdiği 250 milyon naktiniz var.

Bu paranın bir şekilde bankaya yatırılıp temizlenmesi gerekiyor.

Göstermelik bir düğün yapıyorsunuz, altın görünümlü tenekeleri alıp geline-damada takı diye takıyorsunuz.

Düğün bitince takıları çöpe atıyorsunuz. Vanlı Kara Haydar gibi küçük bir para karşılığı köydeki bir başkasının ahırına da gömebilirsin; 2-3 düğün sonra kullanırım diye... En baştaki 250 milyonu da götürüp bankaya yatırıyorsunuz. Sorulduğunda ise "Düğün yaptım. Ben aşiret üyesiyim. Herkes ziynet taktı" diyorsun...

15 Eylül 2026 Salı

KULİS / DENİZ BAYKAL ANTEPLİLERİ AĞAÇ ETTİ!

Cahit UYANIK 

Allaha şükür, artık Türkiye'nin dört bir yanına uçakla ulaşmak mümkün. Ancak bu durumun faydaları olduğu kadar can sıkıcı yanları da var. Nasıl mı? Geçen hafta seçim gezileri çerçevesinde Adıyaman ve Gaziantep'e giden CHP Genel Başkanı Deniz Baykal Gaziantep Havaalanında küçük çaplı bir krize yol açtı. Gaziantep'ten Ankara'ya uçmak için vaktinde havaalanına gelen yolcular polis noktasından geçip uçuş kartlarının kontrol edileceği bölüme geçtiler. 35 dereceyi aşan sıcakta kapısı-camı kapalı küçük bir salonda 100'ü aşkın kişi beklemeye başladı. Buraya kadar herşey normaldi.

Ancak uçağa biniş saati gelmesine rağmen hiç kimse aprona çıkıp uçağa geçemedi. Sonunda yolcular iyice sabırsızlandı. Gecikmenin nedeni araştırılıp soruşturulmaya başladı. Öğrenildi ki Baykal yolda ve uçağa yetişecek! "Uçağa alın, orada bekleyelim" önerisi de THY yetkililerince geri çevrilince,  harareti iyice yükselen salon adeta cehenneme dönüştü. Sonunda 1 saat gecikmeyle uçağa binilebildi.

14 Eylül 2026 Pazartesi

KULİS / IMF TÜRKİYE'DE İLK KEZ İŞÇİLERİ DİNLEDİ; HAZİNE GÖRÜŞMEYE 'KÖSTEBEK' SOKTU!

BAYRAM MERAL-THOMAS HARDY GÖRÜŞMESİNDEKİ KÖSTEBEK!

Cahit UYANIK 

Geçen hafta TÜRK-İŞ, tarihinde ilk kez bir IMF Heyeti tarafından ziyaret edildi. Memleketimizden bugüne kadar onlarca IMF Heyeti geldi geçti de, DPT'sini, Hazinesini, türlü türlü bakanlığı teftiş ettiler de, düşüncelerini dinlediler de garibim TÜRK-İŞ'i aklına getiren hiç olmamıştı. Kısmet IMF'nin yeni Türkiye Masası Şefi Martin Hardy'e imiş. 

Peki bu görüşme öncesinde neler yaşanmıştı dersiniz? IMF'nin randevu talebi TÜRK-İŞ'e ulaşınca haliyle bir miktar şaşkınlığa yol açmış. Ziyaret esnasında da bu durum iyice hissedilmiş ve  hoşbeşten sonra bu ziyaretin ilk olduğunu öğrenen Hardy de şaşkınlık ortamına dahil olmuş.

11 Eylül 2026 Cuma

ÖZELLEŞTİRMECİ UFUK SÖYLEMEZ MECLİS'E GİRDİ; STATÜKOCULARLA MÜCADELE EDECEK. SÖYLEMEZ ANAYOL HÜKÜMETİ KURULMASINI İSTERKEN, RP İLE İŞBİRLİĞI EMPOZE EDENLERE İSE KARŞI ÇIKIYOR

 

Ufuk Söylemez:

"MİLLETVEKİLİ DOKUNULMAZLIĞI KISITLANMALI"

Özelleştirme İdaresi Başkanı iken istifa ederek 24 Aralık 1995 genel seçiminde DYP'den aday olan Ufuk Söylemez, İzmir Milletvekili seçildi. Söylemez Meclis'te özelleştirmeyi savunan bir ses olacağını ve statükoculara karşı mücadele edeceğini bildirdi. Söylemez, sol bir parti destekli ANAYOL Hükümeti kurulmasını istedi ve işbirliği empoze edenlere karşı çıkarak "RP'yi zaten kabul etmiyoruz" dedi. Söylemez, kentin çıkarlarını savunan bir İzmir Lobisi oluşturulması gerektiği düşüncesinde... Söylemez bürokratların dokunulmazlığa sığınmak için siyasete girmediğini ifade ederek, dokunulmazlığın kısıtlanarak sadece siyasi faaliyetler ile sınırlı olması gerektiğini kaydetti.

Cahit UYANIK / Leyla YARATAN 

Seçim öncesinde Özelleştirme İdaresi Başkanı olan ve görevinden istifa ederek DYP'den siyasete atılan Ufuk Söylemez artık İzmir Milletvekili... Söylemez ile siyasetçi kartviziti ile ilk röportajı İntermedya Ekonomi yaptı:

İntermedya Ekonomi: Seçim sonuçlarını DYP açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Söylemez: DYP değişimi ilk olarak kendi kadrolarına yansıtabilmenin mutluluğu içinde... Grubumuzda mesleğinde zirveye çıkmış, dünyayı tanıyan, performansı yüksek, dinamik ve genç birçok unsur yer alıyor. Meclis'teki 14 kadın milletvekilinin 7'si DYP'li. Kadınlara siyasete katılım mesajını en güçlü veren partiyiz. Genç ve kadınlarda, AB'ye, özelleştirmeye, reformlara evet diyen oylarda patlama yaşadığımızı söylemek isterim. Siyaset DYP sayesinde yenilendi. Bu yüzler Meclis'e lafla değil icraatla taşındı. İnanıyorum ki 135 kişilik DYP Grubu geçmişte yaşanan bir takım kötü örnekleri asla yansıtmayacak, ahenk içinde çalışabilecek, dinamik, yaratıcı ve toplumun gelişmesine açık bir grup olarak Meclis'tedir. Diğer parti grupları içinde en uyumlu, en çağdaş görünümlü, en gençleşmiş grup DYP'dir.

- Ya diğer parti grupları? Onlar da yenilendi çünkü...

Söylemez:  ANAP için aynı şeyi söyleyemem. Çünkü kadrolarında ANAP'lılar, aşırı muhafazakarlar ve BBP görünüyor; homojen değil. DSP'de Mümtaz Soysal faktörü var. Ecevit ve Soysal belki tecrübeli isimler ama DSP'de reform yapabilecek, yeniliğe açık bir zihniyetin olmadığı düşüncesindeyim. Gümrük Birliği ve özelleştirmeye karşı tavırları zaten reformlara kapalı olduklarının sinyallerini veriyor. İnşallah böyle çıkmaz ama DSP'deki görüntü muhafazakar... RP'yi zaten kabul etmiyoruz. Atatürk ilkelerine, cumhuriyete, demokrasiye yönelik tavırlarını onaylamamız mümkün değil. Bunu net bir şekilde seçimden önce söyledik. DYP'nin tutarlı, demokrasiden, Atatürk'e yana tavrı devam etmektedir, değişmeyecektir.

- Adaylığınız İzmir'de nasıl karşılandı?

Söylemez: İzmir adayı olmak çok iyiydi. İzmir, devlet daireleri ve KİT'lerin çok olmadığı bir yer. İzmirli yaratıcı, risk alıyor, ihracat yapıyor, sanayisini kuruyor. Orada herkes alın teriyle, devlete el açmadan, istihdam yaratarak çalışıyor. Özelleştirmenin önemini ve kıymetini iyi biliyorlar. Ayrıca esnaf ve sanatkarların çok yoğun olduğu bir kent. Halk Bankası Genel Müdürlüğümde onlara yaptığım hizmetleri büyük bir vefa ile karşıladılar. İzmir'e ilk gittiğimde de beni karşılayanlar esnaf ve sanatkarlardı; kazandıktan sonra gittiğimde de yine onlardı. Biz DYP olarak esnaf ve sanatkarlara, KOBİ'lere, Anadolu sermayesine dayanan bir partiyiz. Anadolu sermayesinin gelişmesini Türkiye'nin gelişmesi olarak görüyoruz. Tekelci sermaye ile bizim işimiz yok. Tekelci sermayenin Türkiye'ye fayda getiremeyeceğine inanmış insanlarız.

- Bürokratların siyasete girmesine ilişkin eleştirilere ne diyorsunuz?

Söylemez: Çok anlamsız. Bu eleştirileri yapanlara yanıtı Türk Milleti verdi. Aday olan bürokratların yüzde 80-90'ı Meclis'e girdi. Bürokratlar mesleklerinde zirveye yükselmişlerdir. Her meslek grubunun yani nasıl müteahhitlerin, eczacıların Meclis'e girmesi doğalsa, bürokratların da girmesinin ülkeye yararı olduğunu düşünüyorum. Zaten Türk halkı oylarıyla, özellikle DYP'nin bürokratlarını yüzde 80-90 oranında Meclis'e taşıdı. Bürokraside çok değerli arkadaşlar var. Arkadan genç, pırıl pırıl bir nesil geliyor. 24 Aralık sabahına kadar ekonomide ne döviz paniği ne borçlanma krizi oldu. Türkiye'de seçim yıllardır ilk kez bu kadar olaysız, kavgasız ve problemsiz kapatıldı. Tam demokratik bir seçim geçirdik. Bu, görev başında kalan bürokratların da başarısıdır. 

BU BİR ÇELİŞKİ DEĞİL Mİ? VANLI KARA HAYDAR VEYA DİLAN-ENGİN POLAT KARA PARA AKLAMA İDDİALARINA RAĞMEN NEDEN BU YASA DIŞI FAALİYETLERİNİ SOSYAL MEDYADA VİDEO OLARAK PAYLAŞIYOR?

Bu durum, kriminoloji ve psikolojide "dijital narsisizm", "görünürlük paradoksu" ve "sosyal cezasızlık algısı" kavramlarıyla açıklanır. Yasa dışı veya şüpheli işler yapılmasına rağmen bu hayatın sosyal medyada açıkça sergilenmesinin arkasında yatan temel psikolojik ve davranışsal dinamikler şunlardır:

​Dokunulmazlık ve Güç Hissiyatı: Kişiler belirli bir maddi ve sosyal güce ulaştıklarında, yasal yaptırımların kendilerine ulaşmayacağına dair sanal bir "dokunulmazlık" algısına kapılırlar. Bu güç hissi, gizlenme ihtiyacını bastırır.

​Narsistik Onay ve Gösteriş Merakı: Sadece paraya sahip olmak bu profiller için yeterli değildir; paranın getirdiği statünün toplum tarafından onaylanması ve kıskanılması gerekir. Beğeni, takipçi ve lüks gösterisi bir tür psikolojik doyum kaynağıdır.

​Sermayeyi ve İmajı "Aklama" Çabası: Lüks yaşamı sürekli paylaşmak, paranın kaynağını "çok başarılı bir iş insanı", "fenomen" veya "hayırsever" imajının arkasına saklama çabasıdır. Zenginliği meşrulaştırmak için dijital bir vitrin oluşturulur.

7 Eylül 2026 Pazartesi

LOKANTA, HAMBURGERCİ, TATLICI VB. ÜZERİNDEN KARA PARA NEDEN VE NASIL AKLANIR?

Restaurant ve tatlıcı gibi Nakit Akışının Yoğun Olduğu İşletmeler (NIB - Cash-Intensive Businesses), genellikle "miksleme" (blending) yöntemiyle kara para aklamak için kullanılır.

​Temel mantık, yasa dışı elde edilen nakit parayı sanki dükkana gelip yemek yemiş veya tatlı satın almış gerçek müşterilerin ödemesiymiş gibi ticari sisteme sokmaktır. Aklama süreci şu yöntemlerle işler:

​Hızlı Tüketim ve Küçük Satış Tutarları: Burger ve tatlı gibi ürünlerin birim fiyatları görece düşüktür ve gün içinde çok sayıda küçük nakit işlem yapılır. Küçük tutarlı yüzlerce hayali satışı sisteme sokmak, yüksek tutarlı tek bir şüpheli transfer yapmaktan çok daha az dikkat çeker.

​Hayali Müşteri ve Sahte Fiş Oluşturma: İşletme sahibi, kasadan gerçekte hiç satılmayan yüzlerce burger veya tatlı satılmış gibi sahte fiş/fatura keser. Kirli nakit para kasaya girer, karşılığında sisteme "meşru satış geliri" olarak işlenir.

6 Eylül 2026 Pazar

2027-2029 OVP'SİNDE EKONOMİK HEDEFLERDEKİ REALİZM SEÇİM EKONOMİSİNE GİRİŞ İLE AÇIKLANABİLİR

Cahit UYANIK

● OVP'NİN ZAMANINDA AÇIKLANMASI OLUMLU: 2027/2029 Orta Vadeli Programının çok fazla bekletilmeden, öngörüldüğü gibi Eylül'ün ilk haftasında açıklanması olumlu. Berat Albayrak'ın Bakanlığı döneminde OVP'ler neredeyse 2-3 hafta gecikme ile açıklanırdı. Söz gelimi 2018 yılında OVP 20 Eylül'de, ismi de teamüllere aykırı olarak 'Yeni Ekonomik Program' olarak değiştirilerek açıklanmıştı. Bu gecikme ekonomik hedeflerde kararsızlık, düzensizlik ve devletin kendi içinde bile uzlaşamaması algısı doğuruyordu. 

● SEÇİM YILLARI OVP'Sİ:  2027/2029 OVP bir genel seçim (2027 veya 2028) bir yerel seçim (2029), belki de 1 anayasa referandumunu kapsaması açısından 'Seçim yılları OVP'si' olarak değerlendirilmeli. Yani Türkiye en az 3-4 yıllık seçimsiz dönemi geride bırakıyor. OVP hedefleri aynı zamanda seçim ekonomisi etkilerini de kapsıyor ve hedeflerdeki nispi realizm bu etki ile de açıklanabilir. Çünkü seçim yılı yaklaştığında tutmayan bir enflasyon hedefi, normal zamana göre iktidara seçim kaybetme faturası çıkarabilir. Bu bir yerde şişmanlayacağını bilen birinin bir üst beden büyük kıyafet almasına benziyor.

4 Eylül 2026 Cuma

ÖZELLEŞTİRME TARİHİMİZDEN BİR YAPRAK... GENEL MÜDÜRÜN ODASINDA TELEVİZYON, BİLGİSAYAR YOKKEN; TESTAŞ'I DÜNYA ELEKTRONİK DEVLERİNE SATMAYA KALKIŞTIK

Doğan Mahmutoğlu

TESTAŞ'ın Yeni Genel Müdürü Doğan Mahmutoğlu:

"TESTAŞ, BU HALİYLE ÖZELLEŞTİRİLEMEZ"

Taksilerdeki taksimetre, yolcu otobüslerindeki takografları üreten ve özelleştirme kapsamına alınan TESTAŞ, adeta bir kötü yönetim abidesi... TESTAŞ'ta en gelişmiş mikro işlemci teknolojisi ile 'chip' üretilebilir. Ancak gelin görün ki genel müdürün odasında televizyon, video oynatıcı ve bilgisayar yok! TESTAŞ'ın birinci sınıf mühendis kadrosu var ama 60 milyon dolarlık tesiste deneme üretimi bile yapılamıyor.

Cahit UYANIK 

Türkiye Elektronik Sanayii ve Ticaret A.Ş. (TESTAŞ) 1976 yılında elektronik sanayisinin gelişmesine öncülük etmesi amacıyla kurulmuş bir KİT veya devlet şirketi. TESTAŞ, 1989 yılında özelleştirme kapsamına alınmış. Seçimlerde DYP'den milletvekili adayı olup kaybeden Doğan Mahmutoğlu ise TESTAŞ'ın yeni genel müdürü... Mahmutoğlu ile TESTAŞ'ın özelleştirme öncesi ne durumda olduğunu görüştük:

- TESTAŞ özelleştirme açısından hangi aşamada bulunuyor?

Mahmutoğlu: TESTAŞ'ın 1992 tahmini bütçesi ayda 4-5 milyar lira zarar gösteriyor. Şirket yıllardır çelik bir çember içinde. Biz bu çemberi toplu iğneyle bile olsa kazıya kazıya kıracağız. Ama özelleştirmeye giderken milli servetin çarçur edilmesini de istemem. Hedefimiz TESTAŞ'ı özelleştirmeye hazır hale getirmek. Zaten şirketi bu haliyle özelleştirmeye kalksak, gelip alan olmaz. 

- Neden?

Mahmutoğlu: Türkiye'de her yıl piyasaya giren taksi ve ağır vasıtanın sayısı sınırlı iken TESTAŞ taksimetre ve takografa takılmış kalmış. Aydın'daki Direnç ve Kondansatör  Fabrikasında yıllardan beri teknoloji yenilenmemiş. Teknoloji eski olduğu için fazla bir müşterimiz de yok. 40 liraya malettiğimiz direnci, ithalatçılarla rekabet edebilmek için 35 liraya satmak zorundayız.

- Peki TESTAŞ'ın özelleştirmeye hazır hale gelmesi için neler yapılıyor?

Mahmutoğlu: Yurt içi ve dışındaki firmalarla ortak yatırıma gitmeye çalışıyoruz. Yabancı firmalarla Türkiye'de gerçekleştirmeyi düşündüğümüz üç projemiz var. Amacımız öncelikle para kazanmak... Çünkü personelin maaşını ödemekte zorlanıyoruz. Bir de sürekli yeni proje bulma gayreti içindeyiz. Elektronik sanayisinde iki saat önce bulduğunuz ürün iki saat sonra demode olabiliyor. Geçenlerde bir Japon firması kredi verecekti, projemiz yok! Bunun için şimdi bir 'Araştırma ve Proje Dairesi' kurdum.

1 Eylül 2026 Salı

1 EYLÜL 2026 İTİBARIYLA ASGARİ ÜCRETE AÇLIK SINIRI KADAR ZAM YAPILACAK OLSA, ZAM ORANI YÜZDE 33,2 OLURDU

- ASGARİ ÜCRET 2,5 YILDIR NEDEN AÇLIK SINIRININ ALTINDA TUTULUYOR?

Cahit UYANIK 

Bu grafikler ne anlatıyor?

Asgari ücret 2 yıl 6 aydır açlık sınırının altında bulunuyor. (Asgari ücret 2024-Şubat ayında açlık sınırının üzerine çıkmış sadece... Sonrasında hep altında...)

Üstelik asgari ücrete 2 defa zam yapılmış olmasına rağmen yaşanmış bu sıra dışı durum...

Sadece 2025-Şubat ayında 'başabaş' gelmişler, o kadar...

Makas son 1 yıl 6 aydır ise giderek büyümüş.

Bundan 3 ay sonra 2027 yılı asgari ücreti için masaya oturulacak iken bunu paylaşmak istedim. 

Çalışanların yüzde 60'ının asgari ücret veya komşu ücretler aldığı Türkiye gibi bir ülkede asgari ücret neden baskılanır, onu da açık açık yazayım:

30 Ağustos 2026 Pazar

LİRA BOLLUĞUNUN ÖNÜNE GEÇİLEMİYOR: MERKEZ BANKASININ OPERASYONLARI KASIM-1992'YE KAYDI


Merkez Bankası /

Ay ortasında 38 trilyon liraya ulaşan emisyon, hedeflenen 32-33 trilyon liraya çekilemedi ama yine de azaltıldı. Cumhuriyet Bayramı tatili nedeniyle asıl 'sünger operasyonu' ise gelecek ay yani Kasım-1992'de gerçekleştirilecek. 

Cahit UYANIK 

Merkez Bankası, Ekim-1992 ayı maaş ödemeleri ile birlikte para piyasalarında yaşanan lira bolluğunun önüne geçemiyor. Maaş ödemelerinin hemen ardından gelen hafta sonu tatili, Merkez Bankasının operasyonlarını geciktirici bir rol oynadı. Aynı şekilde bu hafta da Cumhuriyet Bayramı tatili nedeniyle Merkez Bankasının operasyonları sınırlı düzeyde kalabilecek. 

Maaş ödemeleri ile birlikte ilk kez 38 trilyon lira sınırını aşan emisyon, bir türlü normal düzeyi olan 32-33 trilyon liraya çekilemezken, hafta ortasında yapılacak yaklaşık 6 trilyon liralık iç borç itfası piyasalardaki lira bolluğunun sürmesine neden olacak. Merkez Bankasının iç borç itfasını geçen haftalarda yaptığı bono satışı ve kısa vadeli avanslara dayanarak karşılaması bekleniyor.

Para piyasalarının ateşinin düşürülmesi önümüzdeki ayın başına ertelenirken; her ayın 15'inde periyodik olarak artan ve piyasaları adeta şoka sokan maaş ödemelerinin Kasım ayındaki etkisinin ne olacağı ise şimdiden bilinmiyor. Ancak bu konuda yapılabilecek tek isabetli tahmin önümüzdeki ay emisyonun ilk kez 40 trilyon lira sınırını aşacağı olabilir.

28 Ağustos 2026 Cuma

ESNAF VE SANATKÂRLARI UNUTAN HALKBANK, 3 ÖNEMLİ KARARLA YENİDEN GÖZE GİRMEK İSTİYOR

Sezgin Taşkıran

Bürokratik İşlemler Azaltılıyor

HALKBANK'TAN ESNAFA 'KOLAY KREDİ' MÜJDESİ

Bir süredir esnaf ve sanatkârları unutan Halkbank, kendini affettirecek üç olumlu kararla tekrar göze girmek istiyor. Halkbank Genel Müdürü Sezgin Taşkıran'ın verdiği bilgiye göre; Halkbank'la beraber çalışan esnaf kefalet kooperatiflerinin yapısı değiştirilecek ve böylece bu kesim kredi alırken daha az bürokratik işlemle uğraşacak. Esnaf ve sanatkâra verilecek 'Mavi Kart' ile 25 milyon liraya kadar nakit kredi anında kullanılabilecek. Üçüncü olarak ise 1993 yılında esnaf ve sanatkârlar kendi bankasına kavuşacak.

Cahit UYANIK 

Son yıllarda ekonomik olarak güç kaybeden kesimlerin başında esnaf ve sanatkârlar geliyor. Gerek ekonomik durgunluk gerekse yüksek enflasyonun olumsuz etkilediği bu topluluk, işlerini yetersiz sermayelerle yürütmeye çalışıyor. Bunun sonucu ise her ay milyarlarca liralık senedin protesto olması, karşılıksız çıkan çeklerdeki ciddi artış... Esnaf ve sanatkârlar her fırsatta devlet desteğine ihtiyaç duyduklarını ifade ediyor. 

Türkiye Halk Bankası ise devletin bu kesime yönelik politikalarını hayata geçirmek için kullandığı en etkili araçlardan birisi. Ancak kuruluş amacı esnaf ve sanatkârları desteklemek olan Halkbank, son yıllarda bu kesime yönelik çalışmalarının yetersizliği nedeniyle sıkça eleştiriliyordu. Zira bu kesimin banka kredilerinden aldığı pay da sürekli azalıyordu. Yaşanan bu olumsuz tablo sebebiyle esnaf temsilcileri Halkbank'ı satın almaya bile çalıştılar ve o zamanki Genel Müdür Mümtaz Pehlivanlı ile sert tartışmalara girdiler. 

DYP-SHP Koalisyon Hükümetinin işbaşına gelmesiyle gündem olan yönetici değişikliği ise Sezgin Taşkıran'ın atama kararnamesinin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın önünde yaklaşık 4 ay bekledikten sonra imzalanmasıyla gerçekleşebildi. 

Kredilendirmede daha az bürokrasi ve otonomi

Taşkıran göreve başlayalı 6 ay oluyor ve Trend'e yaptığı açıklamada esnafa üç iyi haber verdi. İlki Halkbank'ta bürokrasinin azaltılmasını sağlayacak bir kredilendirme modeli değişikliğine gidiliyor olması... Bunun için Halkbank ile içiçe çalışan esnaf kefalet kooperatiflerinin daha da güçlendirilmesi ve onlara kredi kullanımında otonomi sağlanmasına öncelik verilecek. Esnaf ve sanatkârlar yıllardır 5-10 milyon liralık bir krediyi alabilmek için Halkbank ile esnaf kefalet kooperatifleri arasında adeta mekik dokuyor ve bürokrasi ile boğuşuyordu.

Bu kesim artık sadece üye olduğu kefalet kooperatifi ile kredi işlerini halledebilecek. Böylece işlemlerde Halkbank aradan çıkmış olacak ve esnaf kefalet kooperatifleri 'esnaf kredi kooperatifi' şekline dönüşmüş olacak. Halkbank ise kredi olarak kullandıracaği fonları, doğrudan bu kooperatiflerin inisiyatifine bırakacak. Kredinin dağıtımı ve kullanımı neredeyse tümüyle kooperatifler aracılığıyla gerçekleşecek. Esnaf, bankaya sadece kredisini çekmek için gidecek. Kooperatiflerin oluşturduğu birlik, Halkbank'tan aldığı kredilere karşılık bankaya 'toptan' bir kefalet sunacak. Şu sıralar Türkiye çapında örgütlenmiş esnaf kefalet kooperatifleri 'esnaf kredi kooperatifi'ne dönüşmek üzere statülerini değiştirmekle uğraşıyor.