29 Mart 2026 Pazar

1992 TARİHLİ YENİ VERGİ PAKETİ... BANKALARA 'ASGARİ KURUMLAR VERGİSİ' GELDİ; ASGARİ ÜCRETİ VERGİ DIŞI BIRAKMANIN YOLU AÇILDI

Yeni Vergi Paketi Ne Getiriyor?

DAHA ADALETLİ VE TEŞVİK EDİCİ

Vergi paketi sonunda yasalaştı. Yasa; vergi gelirlerini artırıcı, vergi adaletini sağlayıcı ve ekonomik canlanmayı teşvik edici düzenlemeleri beraberinde getiriyor. Bu çerçevede bankalara 'asgari kurumlar vergisi' gelirken; asgari ücretin vergi dışı bırakılmasının da yolu açıldı.

Cahit UYANIK 

Maliye ve Gümrük Bakanı Sümer Oral tarafından hazırlanan ve uzun zamandır Meclis'te bekleyen vergi paketi sonunda yasalaştı. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın imzasının ardından yürürlüğe girecek yasa, genel olarak vergi gelirlerini artırıcı, vergi adaletini sağlayıcı ve ekonomik canlanmayı teşvik edici önemli düzenlemeleri beraberinde getiriyor. 

Banka karlarına 'asgari kurumlar vergisi' geldi 

Yaklaşık 30 yıldır vergi sorunları ile haşır neşir olan Bakan Sümer Oral, enflasyonla mücadele için vergi gelirlerinin artırılması gerektiğini her fırsatta savunuyordu. Bu amaçla yapılan düzenlemelerden ilki 'Asgari Kurumlar Vergisi' olarak adlandırıldı. Buna göre kurumlar vergisi mükellefi şirketlerin, -her nevi muafiyet ve istisnaya rağmen- ödeyecekleri vergi, yüzde 46'lık kurumlar vergisi oranının yarısı olarak belirleniyor. Böylece asgari kurumlar vergisi oranı yüzde 23 oluyor. Maliye bu düzenlemeyle trilyonları aşan karlar sağlamalarına karşın, istisna ve muafiyetler sebebiyle çok düşük tutarlarda vergi ödeyen bankaları hedefliyor. 

Gayrimenkul satışından sağlanan kazançlara yeni düzenleme 

Vergi gelirlerinin arttırılması ile ilgili ikinci düzenleme ise gayrimenkul alım satımlarındaki vergi kaçaklarını önlemek ve kentsel rantları vergilendirmeye yönelik... Buna göre tapu kadastro işlemlerinden alınan harçlar enflasyona endeksleniyor. Örneğin bir gayrimenkulün devir bedeli, daha önce beyan edilen emlak vergisi değerinin her yıl toptan eşya fiyat endeksi kadar arttırılması yoluyla belirlenecek. Bu sayede tapu harçlarından sağlanan gelirin enflasyon karşısındaki aşınması önlenecek. Ayrıca gayrimenkullerin elden çıkarılmasından doğan kazançların vergilendirilmesi için geçerli olan 1 yillık süre 4 yıla uzatılıyor. Böylece bu tip işlemlerin geriye dönük olarak araştırılma ve vergilendirilmesinde yaşanan zaman sıkışıklığı giderilirken, vergilendirme kapsamına daha fazla gayrimenkul alım satım işlemi dahil edilmiş oluyor.

26 Mart 2026 Perşembe

İRAN-ABD/İSRAİL SAVAŞI: TCMB 58,4 TON ALTIN SATTI; DÜNYADA ALTIN FİYATLARINI AŞAĞI ÇEKTİ

 (Bloomberg)

Türkiye’nin İran Savaşı Sonrası 8 Milyar Dolarlık Altın Çıkışı, Altın Piyasasını Etkiliyor

🔹 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, İran’daki savaşın başlamasından sonraki iki haftada yaklaşık 60 ton altın sattı ve takas etti; bu miktarın değeri 8 milyar doların üzerindedir ve altın fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturdu.

🔹 13 Mart haftasında 6 ton, 20 Mart haftasında ise 52,4 ton altın rezervlerde azalış kaydedildi ve toplamda belirgin bir rezerv düşüşü gerçekleşti.

🔹 Altının bir bölümü doğrudan satıldı, büyük kısmı ise döviz veya Türk lirası likiditesi sağlamak amacıyla takas işlemlerinde kullanıldı.

🔹 Artan enerji ithalat maliyetleri ve yükselen dolar talebi, Türk lirasını istikrarlı tutmaya dayalı dezenflasyon stratejisinin uygulanmasını zorlaştırdı.

🔹 Merkez Bankası’nın yaklaşık 135 milyar dolarlık altın stokundan satış ve takas işlemleriyle likidite sağlandı ve iç talebin dengelenmesi amaçlandı.

23 Mart 2026 Pazartesi

ALICILAR BİLİNÇLİ DAVRANMAYA BAŞLAYINCA ANKARA'DA EMLAK PİYASASI DURGUNLUĞA GİRDİ


Salim Taşçı (1945-2024)
Emlak / 

ANKARA'DA EMLAK PİYASASI DURGUN

Talep yüksekliğine rağmen alıcıların karar verirken 'bilinçli' davranmaları başkent konut piyasasında durgunluğa neden oldu. 

Cahit UYANIK 

Başkent Ankara, genel olarak 'memur kenti' olarak bilinir. İnsanların tayinler sebebiyle 1970'li yıllara kadar 'Gelip geçici bir mekan' olarak gördüğü Ankara emlak piyasasında 'yap-satçılıķ' da altın devrini yaşadı. Bu sebeple diğer üretim ve hizmet sektörlerinde gösterdiği ekonomik gelişmenin ardından ancak Ankara'da Batıkent gibi daha derli-toplu ve planlı yerleşim bölgeleri oluşabildi. Öte yandan yüksek enflasyonla tanıştığımız 70'li yılların ikinci yarısından başlayarak gayrimenkul, riski en düşük ve birikimlerin en iyi değerlendirildiği bir yatırım aracı haline dönüştü. Bu gelişmeler, tüm büyük şehirleri olduğu gibi Ankara'yı da etkiledi ve talebin yoğunlaşmasıyla birlikte ev fiyatları da yükselişe geçti.

Ancak şu günlerde Ankara'da emlak sektörü ilginç bir sebepten dolayı oldukça durgun... Bu sebebe birazdan geleceğiz ama Ankara'da kullanma yaşı 10-15 arasındaki 100 metrekarelik bir dairenin fiyatı, 6 ay öncesine göre önemli artış göstermedi. Başkentin en lüks semtlerinden Çankaya'da Ankara manzaralı bir daireyi 1 milyar 600 milyon liradan satın almak mümkün. Elçilik binaları ve büyükelçilik rezidanslarının yoğun olarak toplandığı, Çankaya'nın bitişiğindeki Gazi Osman Paşa'da (GOP) ise fiyatlar 1 milyar 750 milyon lira düzeyinde... Bu iki bölgede aynı nitelikteki bir daire 6 ay önce yani 1993-Haziran ayında 1 milyar 500 milyon liradan satılıyordu. Yani bu iki yüksek talep gören bölgede bile fiyatlar çok az oranda yükseldi. Ankara'da orta gelir gruplarının toplandığı Dikmen, Aydınlıkevler, Abidinpaşa, Gazi, Demetevler gibi semtlerdeki dairelerde de benzeri bir durgunluk yaşanıyor. 

Peki Ankara'da neden böyle bir ortam var? Ankara Emlak Komisyoncuları Derneği Başkanı Salim Taşçı, ev satın almak isteyen kişilerin artık bilinçlendiğıni belirtiyor. Alıcıların sadece evi gezip görmekle yetinmediğini, yaşından yapım tekniğine, ulaşım olanaklarından ısınma sistemine kadar geniş bir yelpazede sorular yönelttiğini anlatıyor. Taşçı'nın değerlendirmesine göre alıcılar son kararlarını da geniş bir pazar araştırması yapmadan vermiyor.

16 Mart 2026 Pazartesi

KAPAK HABERİ / SERMAYE PİYASALARINDA SUÇ DUYURUSU YAPILAN ŞİRKETLERİN LİSTESİ

Sermaye Piyasası / Suç Duyuruları

ŞİRKETLERİN GÜNAH DUYURULARI

Hızla gelişen sermaye piyasasında 'suç' olgusu da ağırlığını hissettirmeye başladı. Savcılıklara toplam 29 adet suç duyurusunda bulunuldu. Borsada işlem pazarı açık olan şirketler, aracı kurumlar ve halka açık şirketlerden hangileri hakkında, ne tür iddialarla suç duyurusunda bulunularak dava açıldı?

Cahit UYANIK 

Geçtiğimiz ay sermaye piyasaları ve borsa iki önemli olayla çalkalandı. Peşpeşe iki borsa şirketi; Ege Seramik ve Facto Finans'ın Sermaye Piyasası Yasasına (SPY) aykırı davrandıkları belirlendi. Bu iki şirket Özel Haller Tebliği hükümlerine uymayarak büyük hacimdeki hisse senetlerinin el değiştirme işlemini borsaya bildirmemişti. Olayın ortaya çıkmasından sonra hızla üzerine gidildi. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) söz konusu şirketleri incelemeye aldı. Kurul, kendisine verilen rapor doğrultusunda bu iki şirket yatırımcılarının aldatıldığı sonucuna vardı. Ege Seramik ve Facto Finans hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. 

Bu gelişmelerin hemen ardından bazı basın yayın organlarında 'SPK'nın ilk kez savcılığa suç duyurusunda bulunduğu' yolunda yorumlara rastlandı. Ancak Ekonomik TREND'in edindiği bilgilere göre gerçek hiç de öyle değildi. Ege Seramik ve Facto Finans savcılığa verilen ilk değil, son iki şirketti... Yaptığımız araştırmalar bu olaydan önce savcılıklara 29 ayrı suç duyurusunda bulunulduğunu gösterdi. 

Suç duyurularına konu olan fiiller; insider trading'ten (içeriden öğrenenlerin ticareti) resmi evrakta sahteciliğe, emniyeti suistimalden örtülü kazanç aktarımına kadar geniş bir yelpazede bulunuyor. Suç duyurusunda bulunulan şirketler genel olarak 4 ana grupta toplanıyor. Bunlar; 1) Aracı kurumlar, 2) Borsa işlem pazarındaki şirketler, 3) SPY uyarınca ortak sayısı 100'den fazla olan halka açık şirketler, 4) İzinsiz aracılık faaliyetinde bulunan şirketler. Yani sermaye piyasaları kapsamına giren tüm ana kuruluş veya unsurlar bir şekilde savcılık soruşturması ile tanışmış durumda... 

Suç duyurusu nasıl yapılıyor?

Peki sermaye piyasaları denilince herkes suç duyurusunda bulunabilir mi? Hayır, suç duyurusunu yapan kuruluş SPK... Kurul, kendisine gelen ihbar, şikayet veya rutin incelemeleri sırasında önemli gördüğü hatalı işlemleri SPY'nın 49. Maddesine dayanarak fiilin gerçekleştiği yerin cumhuriyet savcılığına yazılı olarak bildiriyor. Suç duyurusu sonrasında savcılık kamu davası açarsa SPK müdahil sıfatıyla mahkemeye katılabiliyor. SPY'de bu durumun tam tersi bir mekanizma da mevcut. Buna göre savcılık kendisine ulaşan bir ihbar veya şikayeti SPK'ya ileterek inceleme yapmasını da isteyebiliyor. Ancak böyle bir durumla henüz karşılaşılmış değil. Savcılık suç duyurusu sonrasında kovuşturmaya gerek olmadığına karar verirse SPK'nın itiraz hakkı da var. 

12 Mart 2026 Perşembe

ABD'DEKİ HALKBANK DAVASI İÇİN VERİLEN 90 GÜNLÜK SÜRE (DURAKLAMA KARARI) NE ANLAMA GELİYOR?

(New York Times)

İran için milyarlarca doları aklamakla suçlanan Türk bankası Halkbank davasında 90 günlük duraklama kararı

🔹 Manhattan Federal Mahkemesi Yargıcı Richard M. Berman, Türkiye devletine ait Halkbank hakkındaki ceza davasında 90 günlük duraklama kararı verdi.

🔹 ABD hükümeti ve Halkbank davanın geçici olarak durdurulmasını birlikte talep etti.

🔹 Halkbank’ın bağımsız bir incelemeden geçerek ABD yaptırımlarını ve kara para aklama karşıtı yasaları ihlal etmediğini göstermesi gerekiyor.

🔹 Bankanın ayrıca gelecekte benzer ihlallerin önlenmesi için iç kontrol mekanizmaları kurduğunu kanıtlaması gerekiyor.

🔹 Bağımsız incelemenin tamamlanmasının ardından ABD hükümeti 2019 yılında açılan iddianamenin düşürülmesini mahkemeden talep edecek.

6 Mart 2026 Cuma

EKONOMİ ŞİİRLERİ / FABRİKA KIZI / BORA AYANOĞLU

(Cibali Sigara Fabrikası)

Gün doğarken her sabah

Bir kız geçer kapımdan

Köşeyi dönüp kaybolur

Başı önde yorgunca


Fabrikada tütün sarar

Sanki kendi içer gibi

Sararken de hayal kurar

Bütün insanlar gibi


Bir evi olsun ister

Bir de içmeyen kocası

Tanrı ne verirse geçinir gider

Yeterki mutlu olsun yuvası


Dışarda bir yağmur başlar

Yüreğinde derin sızı

Gözlerinden yaşlar akar

Ağlar fabrika kızı

5 Mart 2026 Perşembe

ANKARA NOTLARI / ÖZELLEŞTİRMEDE YENİ YÖNTEMLER TARTIŞILIYOR

Cahit UYANIK 

Özelleştirme, Türkiye'nin gündemine yaklaşık 10 yıl önce girdi ve bu konuda önemli adımlar atıldı. En azından özelleştirmenin gerekliliği konusunda bir fikir birliği oluştu. Özelleştirme kapsamında devlet, birçok kamu iktisadi teşebbüsünü (KİT) sattı. Ancak bugüne kadar özel sektöre devredilen KİT'lerin hemen hepsi zaten kar eder durumdaydı. Şu anda Kamu Ortaklığı İdaresinin (KOİ) özelleştirme portföyünde bulunan şirketlerin hemen hepsiyse zarar eden kamu şirketleri... Bu tip şirketler satılmaya çalışıldığında alıcılar tıpkı Süt Endüstrisi Kurumu (SEK) özelleştirmesinde olduğu gibi, ekonomik değerinin çok altında fiyatlar verebiliyor. Böylesi bir durum toplumdaki çeşitli kesimleri de rahatsız ediyor. 

Bu görüşten hareketle Başkent Ankara'daki ekonomi bürokrasisinde 'Mevcut şartlarımızda nasıl özelleştirme yapabiliriz?" sorusunun cevabı aranıyor. KOİ merkezli, ancak diğer ekonomi yönetimi birimlerinin de katıldığı söz konusu çalışmalarda, özelleştirmede yeni yöntemlerin uygulanması tartışılıyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinde başarıyla uygulanan bu yöntemlerin yanı sıra zarardaki KİT'lerin rehabilite edilip kara geçirilmesi için orta vadeli bir program yapılması üzerinde de duruluyor. Henüz üzerinde görüş birliği sağlanmamış ancak derinlemesine araştırılan, özelleştirmelerde kullanılabilecek yeni yöntemlerden bazıları ise şöyle: 

Management Buy-Out (MBO): 'Bir sanayi kuruluşunun tamamının veya bir kısmının, yöneticilerin hepsi veya bir grubu tarafından satın alınması ve bağımsız bir ekonomik birim olarak işletilmeye başlanması' olarak tanımlanıyor. Batı ülkelerinde çok uygulanan bir finansal teknik. Genellikle banka veya başka bir finansal kuruluşun finansal destek vererek katıldığı bir sözleşmeyle gerçekleşiyor. Bir ara Türkiye Kalkınma Bankası, Doğu Anadolu'daki kapalı durumda bulunan fabrikalar için bu yöntemi gündeme getirmiş fakat uygulayamamıştı.