Trend etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Trend etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2026 Salı

BEŞEVLER'DE SPK BİNASININ HEMEN KARŞISINDAKİ BORSA KÜÇÜK YATIRIMCILARI KAHVEHANESİNE NİYE GİTTİM? SPK 35 YIL ÖNCE YATIRIM KULÜPLERİNE İZİN VERSEYDİ, BORSA BAĞLANTILI YATIRIM FONU SOYGUNU YAŞANMAZDI


- 35 YIL ÖNCE  KAHVEHANEDE TOPLAŞAN KÜÇÜK YATIRIMCILARIN 'YATIRIM KULÜBÜNE DÖNÜŞELİM' TALEBİNE SPK OLUMLU CEVAP VERSEYDİ, ŞİMDİKİ FON SOYGUNU YAŞANMAZDI

- BİZDEKİ 'ALTIN GÜNÜ", 'DOLAR GÜNÜ' UYGULAMASINA BENZEYEN YATIRIM KULÜPLERİ ABD'DE ÇOK YAYGIN VE GÜÇLÜ... 

Cahit UYANIK 

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Türkiye'nin ilk özerk kurulu... 1980-1981 yılında yaşanan Bankerler Faciası sonrası, bu alandaki düzenleme yetersizliği ve denetimsizliğe tepki olarak kuruldu. 

SPK'nın ilk başkanı ise Mülkiye'nin ünlü Maliye hocalarından İsmail Türk'tü. Az konuşması ile ünlü bu başkanın döneminde SPK Meşrutiyet Caddesindeki İş Bankası şubesinin üstündeydi. Ben de bazen oraya uğrar, sarı saman kağıda basılı 'Haftalık Bülten'i alır ve pek birşey anlamadan yüzüne bakar dururdum. Sermaye piyasaları alanında Türkiye'de doğru dürüst bir yayın, kitap yoktu.1991 yılında İMKB Başkanı Muharrem Karslı bir kitap çıkarttı da okuyup öğrenebildik. 

SPK sonra 90'ların başında Beşevler semtinde konservatuarın karşısında bir bina yaptırdı ve oraya taşındı.  Trend dergisinde çalışırken vatandaşın biri aradı. Borsa yatırımcısı olduğunu, SPK binası yakınında, Bahçelievler'in Beşevler'e bakan sokaklarından birindeki kahvehanede borsa yatırımcıları olarak toplandıklarını fikir alışverişinde bulunduklarını söyledi. Anlaşılan bu, küçük yatırımcının güven arayışında sembolik bir konumlanmaydı. Yoksa Kızılay'da, Ulus'ta, Esat'ta bir kahvehane de  olabilirdi. 

O günler borsada küçük yatırımcılığın emekleme dönemi gibiydi. Trend'de her hafta insanların kendi aralarında kurduğu amatör yatırım kulübü haberlerine yer veriliyordu zaten. Ben de kalkıp Bahçelievler'e gittim, Ankara'dakilerin  haberini yaptım. Pek az hisse konuşuyorlardı, daha çok yatırımcılıktı dertleri... Hisse konuşunca hangilerini konuştuklarını sordum.  "İlke bazında hisse konuşuyoruz. Mesela 'Ota (tarım sektörü hisseleri) boka (gübre şirketi hisseleri) bulaşma!' tavsiyesi veriyoruz birbirimize" dediler ve beni güldürdüler...

20 Eylül 2026 Pazar

EMRE ALKİN'İN REKTÖR OLDUĞU TOPKAPI ÜNİVERSİTESİNİ DE TERA GRUBU SATIN ALMIŞ ANCAK YASAL SÜREÇ BİTMEMİŞTİ... FON SKANDALINDAN ETKİLENME İHTİMALİ VAR

 

Soldan sağa: Emre Tezmen/Emre
Alkin/Kerem Alkin
- EKONOMİDE 'İYİ POLİS-KÖTÜ POLİS' ROLÜ OYNAYAN ALKİN KARDEŞLER FON SKANDALININ NERESİNDE?

- PEKİ KEREM ALKİN 90'Lİ YILLARIN BAŞINDA NEDEN PEŞİME DÜŞMÜŞTÜ?

Cahit UYANIK 

Hani bir laf vardir: Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma!

Türkiye tam da o günlerden geçiyor.

Bugün Tera Portföy yönetiminde bulunan iki 

iktisat profesörü Kerem ve Emre Alkin kardeşler gözaltına alındı. 

Bu iki hoca da kağıt üzerinde vlatandaşa yumurtalarını aynı sepete koymama, finansal okuryazarliga sahip olunarak tasarruflarını güvenli şekilde değerlendirmelerini tavsiye eden isimlerdi. Başta belirttim; meğer bu hocaların dediğini yapıp, yaptıklarını yapmamak gerekmiş. 

Bu iki ismin babaları Prof. Dr. Erdoğan Alkin de iktisat profesorüydü. 

Kurulduktan hemen sonraki yani 70'lı yılların yırtıcı TÜSİAD'inda ekonomi danışmanlığı da yapmıştı baba Alkin... 

Ama Tevfik Güngor Uras'a göre baba Alkin, paraya-pula pek önem vermez, iyi bir akademisyen olmaya çalışırdı. (Rahmetli Uğur Mumcu ise Baba Alkin'e verdiği danışmanlık hizmetleri nedeniyle 'holding profesörü' derdi. Baba Alkin 2013 yılında sanırım kanserden vefat etti.)

Çocukları babaları gibi çıktı denemez. 'İyi polis-kötü polis' misali Kerem mevcut iktidardan yana tavır aldı iyi polis oldu; Emre ise iktidarın ekonomi politikalarını eleştiren kötü polis...

Birleştikleri nokta Tera'dan kazandıkları paraymiş meğer... Hatta Emre Alkin, -tesadüf müdür bilinmez- adaşı Emre Tezmen'e ait Tera Grubu, bahar aylarında Topkapi Üniversitesini satın aldıktan sonra da rektörlük görevini sürdürmüştü. (Umarım Tera olayının ucu bu üniversiteye uzanmaz.) Öte yandan Kerem Alkin, halen Topkapı Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı olarak görev yapıyor.

30 Ağustos 2026 Pazar

LİRA BOLLUĞUNUN ÖNÜNE GEÇİLEMİYOR: MERKEZ BANKASININ OPERASYONLARI KASIM-1992'YE KAYDI


Merkez Bankası /

Ay ortasında 38 trilyon liraya ulaşan emisyon, hedeflenen 32-33 trilyon liraya çekilemedi ama yine de azaltıldı. Cumhuriyet Bayramı tatili nedeniyle asıl 'sünger operasyonu' ise gelecek ay yani Kasım-1992'de gerçekleştirilecek. 

Cahit UYANIK 

Merkez Bankası, Ekim-1992 ayı maaş ödemeleri ile birlikte para piyasalarında yaşanan lira bolluğunun önüne geçemiyor. Maaş ödemelerinin hemen ardından gelen hafta sonu tatili, Merkez Bankasının operasyonlarını geciktirici bir rol oynadı. Aynı şekilde bu hafta da Cumhuriyet Bayramı tatili nedeniyle Merkez Bankasının operasyonları sınırlı düzeyde kalabilecek. 

Maaş ödemeleri ile birlikte ilk kez 38 trilyon lira sınırını aşan emisyon, bir türlü normal düzeyi olan 32-33 trilyon liraya çekilemezken, hafta ortasında yapılacak yaklaşık 6 trilyon liralık iç borç itfası piyasalardaki lira bolluğunun sürmesine neden olacak. Merkez Bankasının iç borç itfasını geçen haftalarda yaptığı bono satışı ve kısa vadeli avanslara dayanarak karşılaması bekleniyor.

Para piyasalarının ateşinin düşürülmesi önümüzdeki ayın başına ertelenirken; her ayın 15'inde periyodik olarak artan ve piyasaları adeta şoka sokan maaş ödemelerinin Kasım ayındaki etkisinin ne olacağı ise şimdiden bilinmiyor. Ancak bu konuda yapılabilecek tek isabetli tahmin önümüzdeki ay emisyonun ilk kez 40 trilyon lira sınırını aşacağı olabilir.

28 Ağustos 2026 Cuma

ESNAF VE SANATKÂRLARI UNUTAN HALKBANK, 3 ÖNEMLİ KARARLA YENİDEN GÖZE GİRMEK İSTİYOR

Sezgin Taşkıran

Bürokratik İşlemler Azaltılıyor

HALKBANK'TAN ESNAFA 'KOLAY KREDİ' MÜJDESİ

Bir süredir esnaf ve sanatkârları unutan Halkbank, kendini affettirecek üç olumlu kararla tekrar göze girmek istiyor. Halkbank Genel Müdürü Sezgin Taşkıran'ın verdiği bilgiye göre; Halkbank'la beraber çalışan esnaf kefalet kooperatiflerinin yapısı değiştirilecek ve böylece bu kesim kredi alırken daha az bürokratik işlemle uğraşacak. Esnaf ve sanatkâra verilecek 'Mavi Kart' ile 25 milyon liraya kadar nakit kredi anında kullanılabilecek. Üçüncü olarak ise 1993 yılında esnaf ve sanatkârlar kendi bankasına kavuşacak.

Cahit UYANIK 

Son yıllarda ekonomik olarak güç kaybeden kesimlerin başında esnaf ve sanatkârlar geliyor. Gerek ekonomik durgunluk gerekse yüksek enflasyonun olumsuz etkilediği bu topluluk, işlerini yetersiz sermayelerle yürütmeye çalışıyor. Bunun sonucu ise her ay milyarlarca liralık senedin protesto olması, karşılıksız çıkan çeklerdeki ciddi artış... Esnaf ve sanatkârlar her fırsatta devlet desteğine ihtiyaç duyduklarını ifade ediyor. 

Türkiye Halk Bankası ise devletin bu kesime yönelik politikalarını hayata geçirmek için kullandığı en etkili araçlardan birisi. Ancak kuruluş amacı esnaf ve sanatkârları desteklemek olan Halkbank, son yıllarda bu kesime yönelik çalışmalarının yetersizliği nedeniyle sıkça eleştiriliyordu. Zira bu kesimin banka kredilerinden aldığı pay da sürekli azalıyordu. Yaşanan bu olumsuz tablo sebebiyle esnaf temsilcileri Halkbank'ı satın almaya bile çalıştılar ve o zamanki Genel Müdür Mümtaz Pehlivanlı ile sert tartışmalara girdiler. 

DYP-SHP Koalisyon Hükümetinin işbaşına gelmesiyle gündem olan yönetici değişikliği ise Sezgin Taşkıran'ın atama kararnamesinin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın önünde yaklaşık 4 ay bekledikten sonra imzalanmasıyla gerçekleşebildi. 

Kredilendirmede daha az bürokrasi ve otonomi

Taşkıran göreve başlayalı 6 ay oluyor ve Trend'e yaptığı açıklamada esnafa üç iyi haber verdi. İlki Halkbank'ta bürokrasinin azaltılmasını sağlayacak bir kredilendirme modeli değişikliğine gidiliyor olması... Bunun için Halkbank ile içiçe çalışan esnaf kefalet kooperatiflerinin daha da güçlendirilmesi ve onlara kredi kullanımında otonomi sağlanmasına öncelik verilecek. Esnaf ve sanatkârlar yıllardır 5-10 milyon liralık bir krediyi alabilmek için Halkbank ile esnaf kefalet kooperatifleri arasında adeta mekik dokuyor ve bürokrasi ile boğuşuyordu.

Bu kesim artık sadece üye olduğu kefalet kooperatifi ile kredi işlerini halledebilecek. Böylece işlemlerde Halkbank aradan çıkmış olacak ve esnaf kefalet kooperatifleri 'esnaf kredi kooperatifi' şekline dönüşmüş olacak. Halkbank ise kredi olarak kullandıracaği fonları, doğrudan bu kooperatiflerin inisiyatifine bırakacak. Kredinin dağıtımı ve kullanımı neredeyse tümüyle kooperatifler aracılığıyla gerçekleşecek. Esnaf, bankaya sadece kredisini çekmek için gidecek. Kooperatiflerin oluşturduğu birlik, Halkbank'tan aldığı kredilere karşılık bankaya 'toptan' bir kefalet sunacak. Şu sıralar Türkiye çapında örgütlenmiş esnaf kefalet kooperatifleri 'esnaf kredi kooperatifi'ne dönüşmek üzere statülerini değiştirmekle uğraşıyor. 

1 Temmuz 2026 Çarşamba

MERKEZ BANKASI, PARA PİYASALARINDAKİ LİRA BOLLUĞUNU SÜNGER GİBİ EMDİ

Merkez Bankası Sonunda İstediğini Yapabildi 

SÜNGER OPERASYONU BAŞARILI OLDU

1992-Ekim ayı sonunda 35 trilyon lira dolayındaki emisyon hacmi 33 trilyon liraya çekildi ve bu tutarın 1-2 trilyon daha geriletileceği tahmin ediliyor. Geçen haftaki iç borçlanma ihalesindeki satış ise minimum düzeyde idi. Bu hafta düzenlenecek olan ve 'repoluk' diye bilinen 3 aylık bono ihalesine güçlü bir talep olacağı beklentisi var. 

Cahit UYANIK 

1992-Ekim ayı enflasyon oranı yüksek çıkarak bütün dikkatleri üzerinde toplarken, para piyasalarında geçen ay ortasından beri yaşanan lira bolluğunun önüne geçildi. Merkez Bankası hafta başında giriştiği ve 'sünger operasyonu' olarak adlandırılan açık piyasa işlemleriyle ay sonunda 35 trilyon lira sınırında bıraktığı emisyon hacmini 33 trilyon lira düzeyine çekmeyi başardı. Merkez'in bu haftaki müdahaleler ile emisyon hacmini 31-32 trilyon lira düzeyine gerileteceği tahmin ediliyor. 

Geçen hafta Merkez Bankası, Hazine adına düzenlediği iç borçlanma ihalesinde faiz oranlarının yükselmesini önlemek için çok az tutarda kağıt sattı. 6 ay vadeli Hazine bonosu ihalesinde bankalar toplam 789 milyar liralık teklif getirirlerken sadece 65,4 milyar liralık kağıt satıldı.

26 Haziran 2026 Cuma

TEŞVİĞE HAK KAZANMIŞ YATIRIMCI, UCUZ KREDİ İÇİN TÜRKİYE KALKINMA BANKASININ (TKB) KAPISINDA ARTIK 1-1,5 YIL BEKLEMEYECEK

Özal Baysal

Girişimcinin işi kolaylaştı/

KALKINMA BANKASINDAN YATIRIMCIYA 'HIZLI' KREDİ

Eskiden DPT'den teşvik sağlamış birinin Türkiye Kalkınma Bankasından krediyi çıkarttırması, 1-1,5 yılı buluyordu. Şimdiki uygulama ile çalışmalar çok kısa sürede tamamlanacak ve kredi dosyası banka yetkilileriyle girişimcinin hazır bulunduğu bir toplantıda görüşülerek karara bağlanacak.

Cahit UYANIK 

Türkiye'de son yıllarda yatırım yapabilmek büyük bir cesaret işi... Yüksek enflasyon nedeniyle yüzde 100'leri aşan kredi faizleri girişimcilerin önüne dikilen en büyük engel olma özelliğini taşıyor. Böylesi bir ortamda devlet, ekonomik kalkınmayı sürdürebilmek için girişimcileri teşvikler ve ucuz krediler vererek destekliyor. Bu sayede yatırımcılar bir ölçüde de olsa olumsuz ekonomik şartlardan korunabiliyor.

Türkiye Kalkınma Bankası (TKB), devletin teşvik ve ucuz kredi politikasının en önemli uygulayıcı unsurlarından biri. Devlet Planlama Teşkilatından (DPT) teşvik belgesi sağlayan her yatırımcı soluğu TKB'de alıyor. Girişimciler yatırımın ekonomik kalkınmaya faydası olacağını, geri kalmış yörelerde iş alanları açacağını daha önceden belirlenmiş kıstaslara göre ispatlamaya çalışıyor. Amaç, ucuz kredilerden yararlanmak ve yatırımın bir bölümüne devletin katkısını sağlamak. 

TKB günümüzde turizm kredilerinden leasinge, faktoringten borsacılığa kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteriyor ve bu haliyle mali piyasalarda etkin bir güç. TKB ayrıca kendi bünyesinde ciddi bir iştirak portföyüne de sahip. Bu görünümü ile  Türk yatırımcısı için büyük önem taşıyan TKB'nin Genel Müdürü Özal Baysal ile bankanın önümüzdeki dönemde neler yapacağı, geçmişte eleştiri konusu olan bazı uygulamalarına ilişkin ne gibi önlemler alındığını görüştük. 

TKB Genel Müdürü Baysal'ın verdiği bilgiye göre bankaya gelen yatırımcının başvurusu bundan sonra en kısa sürede cevaplandırılacak ve karara bağlanacak. Bunu sağlamak için ise bankanın proje değerlendirme ve kredilendirme sistemi değiştirildi. Artık bir girişimci DPT'den teşvik belgesi alıp TKB'ye geldiğinde kendisine hemen bir randevu verilecek. Randevu tarihinde dosya hem projenin teşvik mevzuatına uygunluğu hem de bankanın kredilendirme ilkelerine uyup uymadığı açısından 'aynı anda' değerlendirilecek. Bu toplantıda girişimci de bulunacak. 

10 Haziran 2025 Salı

İÇ BORÇLANMAYA 'AMERİKAN MODELİ' GELİYOR

İÇ BORÇLANMAYA AMERİKAN MODELİ 

Devletin gelirleriyle giderleri arasındaki dengenin bozulduğu dönemlerde kamu finansmanını sağlamakla yükümlü olan Hazine yöneticilerine sadece iç borçlanmaya gitmek kalıyor. Türkiye'de kamu kesimi borçlanma gereğinde (KKBG) hedeflerin aşılmasına çözüm arayışları çerçevesinde, bu yılın ikinci yarısında iç borçlanmada 'Amerikan Modeli'ne geçilmesi planlanıyor.

Cahit UYANIK 

Türkiye'nin iç borçlanma macerası yıllardır süregeliyor. KKBG'nin son üç-dört yılda hızla yükselmesi, iç borçlanmayı ülke gündemine çok ciddi bir sorun olarak getiriyor. Öyle ki bu oran 1991'de yüzde 14,4'e kadar yükselmişti.  Açık bir ifadeyle devlet, harcadığı her 100 liranın 15 lirasını borçla karşılamıştı. Hükümetin enflasyonla mücadelede KKBG'nin düşürülmesine verdiği öneme karşın, geçtiğimiz yıl KKBG ancak yüzde 12,6'ya kadar düşürülebildi. Bu yıl KKBG'nin yüzde 9'a kadar indirilmesi hedefleniyor. Gerek Başbakan Süleyman Demirel gerekse Devlet Bakanı Tansu Çiller bu oranı yüzde 2,5'lara çekmeden enflasyonun kontrol altına alınamayacağını ifade ediyorlar.

1986 yılı iç borçlanmanın kurumsallaştığı bir yıl olarak tarihe geçmiş ve ilk kez haftalık ihale yöntemiyle borçlanmaya başlanılmıştı. Bu sisteme göre Merkez Bankası, Hazine adına 13, 26, 39 ve 52 hafta vadeli iç borçlanma bonoları ve devlet tahvili satıyordu. İhaledeki faiz oranları ise katılımcı konumundaki banka ve aracı kurumların tekliflerinin alt ve üst sınırları arasında bir yerde belirleniyordu. 

Koalisyon hükümeti 1992 yılı başından son çeyreğe kadar ihalelerdeki faiz oranını düşürmek için elinden geleni yaptı. Ekonomi yönetimi faizleri düşük tutmak için önemli düzeyde borçlandı. Geçen yılın son aylarında ise Hazine ihalelerde faiz oranını düşürme amacını bir kenara bırakarak, kamunun nakit ihtiyacını 'neye malolursa olsun' karşılamaya yöneldi. Bu gerçeği düzenlediği son basın toplantısında Devlet Bakanı Çiller de kabulleniyor ve şöyle konuşuyordu:

"Geçen yıl faizleri düşüreceğiz dedik. Ancak bu Hazine bonoları nedeniyle mümkün olmadı. Yüksek bir faiz borcu ortaya çıktı. Çünkü çok yüksek bir iç borçlanma oldu. Bunda Tahkim Yasasının tanıdığı 13 trilyonluk kısa vadeli avans miktarının kullanılmaması da etkili olmuştur. Bunu ifade etmeyi borç biliyorum."

İpin ucu kaçtı, Amerikan modeli geliyor 

Bütün bunların sonucunda 1993 yılının ilk 3 ayına 50 trilyon lirayı aşkın bir itfa birikti. Ocak, Şubat ve Mart aylarında yapılacak maaş ödemeleri de dikkate alındığında devletin kasasından çıkması gereken paranın yaklaşık 80 trilyon liraya ulaştığı görülüyor. Bu da devletin iç borç yönetiminde ipleri elinden kaçırdığını gösteriyor. 'Borç yiyen kesesinden yer' atasözünü unutmuşçasına borçlanan Hazine, 1993 yılında 'iyi bir projeksiyon sağlayabilmek' ve vadeyi uzatarak 'yıl sonundaki ödemelerinin ne kadara ulaşacağını şimdiden belirlemek için' iç borçlanmada 'Amerikan modeli'ne geçiyor.