![]() |
| Martin Hardy |
'Nezaket ziyareti- teftiş' karışımı bir ziyarette bulunan IMF Heyeti, 15 gün içinde değişen iki farklı kamu finansman tablosunu yanına alarak Türkiye'den 'şaşkın' ayrıldı. IMF, yüksek açıklanan hububat fiyatını ise Başbakan Yılmaz'ın kendileriyle anlaşmak istememesine yorumladı.
Cahit UYANIK
Uluslararası Para Fonu (IMF) Avrupa Bölümü Müdür Yardımcısı Martin Hardy, 1995-Eylül ayında Türkiye Masası Şefi sorumluluğuna getirildiğinde kim bilir aklından neler geçiriyordu? Çünkü bu atamanın iki ay sonrası Türkiye ile işler değişivermişti bir anda... 1995-Kasım ayında, bitimine 3 ay kala iptal edilen stand-by anlaşması, Türkiye'de uzun sürebilen bir siyasi istikrarsızlığın en önemli habercisi olarak yorumlanmaya başladı. IMF de Aralık-1995'teki genel seçimden istikrarlı bir hükümet çıkacağına inansa, bu stand-by anlaşmasını büyük ihtimalle iptal etmeyecekti. Hardy ise böylece Eylül ayındaki psikolojisini koruyacaktı.
Hardy'nin bu iptalin ardından ilk Türkiye ziyareti IMF Kuruluş Yasasının 4. Maddesi (Article Four) çerçevesinde 7 ay sonra oldu. Her IMF üyesi ülkeye düzenlenen ve 5-6 güne sığdırılan bu olağan gezi ANAYOL Hükümetinin 'ekonomide kararlı bir tavır takınacağı' düşüncesiyle rutin dışına çıkılarak 15 güne uzatıldı. Üstelik Haziran ayı başında yapılması planlanan Türkiye seyahati Mayıs ayı ortasına yani erkene alındı. Çünkü Nisan ayı sonunda Washington'daki IMF İlkbahar Yarıyıl Toplantılarına katılan Türk heyeti "Elinizi çabuk tutun. Eğer bize destek vermezseniz ekonomimiz bu yılı kolay kolay çıkaramaz" demişti. Ziyaretin normal zamanından önce yapılmasının sebebi de buydu.
IMF bütçe açığına itiraz etti ama...
IMF'nin 'nezaket ziyareti-teftiş karışımı' gezisi işte bu hava ve ortamda başladı. Başbakan Mesut Yılmaz aynı hafta başında bir basın toplantısı düzenleyerek ANAYOL'un hedeflerini anlatmıştı. Ancak bu basın toplantısına hiçbir DYP'li bakanın katılmaması IMF Heyetinin de tuhafına gitmişti ama fazla üzerinde durmadılar. Ne de olsa resmi olarak 'Article Four' ziyaretindeydiler.
IMF Heyeti gelenek olduğu üzre ziyaretine Hazine Müsteşarlığından başladı. Hazine'nin başına atanan Prof. Dr. Mehmet Kaytaz, Türkiye'de siyasetin giderek belirsizliğe doğru gittiğini anlatmaya başladı. Kaytaz ardından teknik konulara geçerek daha 2 hafta önce kabul edilen bütçe rakamlarına göre düzenlenmiş taze ekonomik verileri heyete sundu. Heyetin ilk itirazı Ocak-Nisan 1996 dönemindeki 400 trilyon liralık bütçe açığı ortada iken, yıl sonu için 900 trilyon liralık bir açık hedeflenmesine idi. Hazine Müsteşarlığı bu açığı tutturmanın mümkün olduğunu savundu; çünkü Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) Yasası çıkarılarak uygulanacak, özelleştirmeler hızlandırılacaktı.
Heyet daha sonra sırasıyla DPT, Merkez Bankası ve Maliye Bakanlığı yetkilileri ile biraraya geldi. Bu ziyaretler içinde Merkez Bankasına yapılanı özel bir önem taşıyordu. Çünkü zaman zaman yaşanan dövize hücum eğilimleri bu kurumu hayli yıpratmıştı. Burada heyete uzun uzun 14 milyar dolarlık döviz rezervinden bahsedilerek 'Hiç merak etmeyin, asayiş berkemal. Kim ki dövizi zıplatmayı kalksın, onu aşağıya indiririz' denildi. Ancak IMF burada çok kritik bir soruyu gündeme getirdi: 'Yıl sonu döviz kuru hedefiniz nedir?'... Bu sorunun bir resmi bir de gayriresmi yanıtı vardı. Resmi yanıt bütçe hedefleri arasında yer alan ve gerçekçi olmayan rakamdı. İkinci yanıt ise gerçekçiydi: 'Siyasi istikrarsızlık derinleşiyor. Size net bir hedef veremeyiz. Ama dövize hücum olmayacağını garanti edebiliriz."
Hububat alım fiyatı ortalığı karıştırdı
IMF Heyeti bürokrasi koridorlarında kuzu kuzu dolaşırken komaya girmek üzere olan hükümet, bir türlü ilan edemediği hububat destekleme alımı fiyatları üzerinde çalışıyordu. Çalışmalarda iki tema üzerinde duruldu: IMF'yi mi kızdıralım, çiftçiyi mi? Sonuçta IMF üzerinde karar kılındı. Çünkü TMO'nun siloları bomboştu ve alım yapılmalıydı. Sonunda hububat destekleme alım fiyatları bir tatil günü yani 26 Mayıs 1996-Pazar günü açıklandı. Çiftçiye Cumhuriyet tarihinin en yüksek artışı verildi. ABD'de süren kuraklık nedeniyle yükselen uluslararası buğday fiyatları da hükümeti rahatlattı. IMF sorduğunda 'Siz bize tarım ürünlerini dünya fiyatlarından satın alın demediniz mi?" şeklinde yanıt verilebilecekti.
Ancak IMF Heyetinin gezi seyri, hububat fiyatları açıklanınca tamamen değişti. Sızan bilgilere göre IMF Türkiye'nin hububat alım fiyatını yüksek bularak, sunulan mazereti de kabul etmedi. Üstelik hükümetin gelecekte kendileriyle samimi bir işbirliği yapmak isteyip istemediğini öğrenmeye çalıştı. Çünkü IMF'ye gelen bilgiler Başbakan Mesut Yılmaz'ın kendileriyle anlaşma konusunda çok da istekli olmadığı yönündeydi. Zaten Heyet açıklanan hububat fiyatlarını da buna yormuştu.
Geçen Pazartesi günü Hazine Müsteşarı Kaytaz, Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel ve Maliye Bakanlığı Müsteşarı Kemal Kabataş ile acil ve gizli bir toplantı yapıldı. IMF, hububat fiyatları ve Temmuz için memur maaş zammı vaadinin yansıtıldığı yeni kamu finansman tablolarını istedi. Salı günü de bu tablolar karşılıklı değerlendirildi. Bürokratlar tabloları savundu ama IMF sadece dinlemekle yetindi IMF Heyeti elinde ilk geldiğinde sunulan tablolar ve son 2 günde siyasi rüzgarlarla birden bire değişen yeni tablolar ile 'Ne niyetle geldik, nasıl gidiyoruz?" düşüncesi eşliğinde Ankara'dan 'şaşkın' ayrılıp ABD'ye döndü. Bu aşamadan sonra yapılacak şey, IMF'nin düşüncelerini öğrenmek için birkaç ay içinde açıklanacak 'Article Four' raporunu beklemek olacak.
(Bu haber haftalık İntermedya Ekonomi dergisinin 02-08 Haziran 1996 tarihli, Yıl: 3, Sayı:18 de imzasız olarak yayınlanmıştır.)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder