Ufuk Söylemez:
"MİLLETVEKİLİ DOKUNULMAZLIĞI KISITLANMALI"
Özelleştirme İdaresi Başkanı iken istifa ederek 24 Aralık 1995 genel seçiminde DYP'den aday olan Ufuk Söylemez, İzmir Milletvekili seçildi. Söylemez Meclis'te özelleştirmeyi savunan bir ses olacağını ve statükoculara karşı mücadele edeceğini bildirdi. Söylemez, sol bir parti destekli ANAYOL Hükümeti kurulmasını istedi ve işbirliği empoze edenlere karşı çıkarak "RP'yi zaten kabul etmiyoruz" dedi. Söylemez, kentin çıkarlarını savunan bir İzmir Lobisi oluşturulması gerektiği düşüncesinde... Söylemez bürokratların dokunulmazlığa sığınmak için siyasete girmediğini ifade ederek, dokunulmazlığın kısıtlanarak sadece siyasi faaliyetler ile sınırlı olması gerektiğini kaydetti.
Cahit UYANIK / Leyla YARATAN
Seçim öncesinde Özelleştirme İdaresi Başkanı olan ve görevinden istifa ederek DYP'den siyasete atılan Ufuk Söylemez artık İzmir Milletvekili... Söylemez ile siyasetçi kartviziti ile ilk röportajı İntermedya Ekonomi yaptı:
İntermedya Ekonomi: Seçim sonuçlarını DYP açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
Söylemez: DYP değişimi ilk olarak kendi kadrolarına yansıtabilmenin mutluluğu içinde... Grubumuzda mesleğinde zirveye çıkmış, dünyayı tanıyan, performansı yüksek, dinamik ve genç birçok unsur yer alıyor. Meclis'teki 14 kadın milletvekilinin 7'si DYP'li. Kadınlara siyasete katılım mesajını en güçlü veren partiyiz. Genç ve kadınlarda, AB'ye, özelleştirmeye, reformlara evet diyen oylarda patlama yaşadığımızı söylemek isterim. Siyaset DYP sayesinde yenilendi. Bu yüzler Meclis'e lafla değil icraatla taşındı. İnanıyorum ki 135 kişilik DYP Grubu geçmişte yaşanan bir takım kötü örnekleri asla yansıtmayacak, ahenk içinde çalışabilecek, dinamik, yaratıcı ve toplumun gelişmesine açık bir grup olarak Meclis'tedir. Diğer parti grupları içinde en uyumlu, en çağdaş görünümlü, en gençleşmiş grup DYP'dir.
- Ya diğer parti grupları? Onlar da yenilendi çünkü...
Söylemez: ANAP için aynı şeyi söyleyemem. Çünkü kadrolarında ANAP'lılar, aşırı muhafazakarlar ve BBP görünüyor; homojen değil. DSP'de Mümtaz Soysal faktörü var. Ecevit ve Soysal belki tecrübeli isimler ama DSP'de reform yapabilecek, yeniliğe açık bir zihniyetin olmadığı düşüncesindeyim. Gümrük Birliği ve özelleştirmeye karşı tavırları zaten reformlara kapalı olduklarının sinyallerini veriyor. İnşallah böyle çıkmaz ama DSP'deki görüntü muhafazakar... RP'yi zaten kabul etmiyoruz. Atatürk ilkelerine, cumhuriyete, demokrasiye yönelik tavırlarını onaylamamız mümkün değil. Bunu net bir şekilde seçimden önce söyledik. DYP'nin tutarlı, demokrasiden, Atatürk'e yana tavrı devam etmektedir, değişmeyecektir.
- Adaylığınız İzmir'de nasıl karşılandı?
Söylemez: İzmir adayı olmak çok iyiydi. İzmir, devlet daireleri ve KİT'lerin çok olmadığı bir yer. İzmirli yaratıcı, risk alıyor, ihracat yapıyor, sanayisini kuruyor. Orada herkes alın teriyle, devlete el açmadan, istihdam yaratarak çalışıyor. Özelleştirmenin önemini ve kıymetini iyi biliyorlar. Ayrıca esnaf ve sanatkarların çok yoğun olduğu bir kent. Halk Bankası Genel Müdürlüğümde onlara yaptığım hizmetleri büyük bir vefa ile karşıladılar. İzmir'e ilk gittiğimde de beni karşılayanlar esnaf ve sanatkarlardı; kazandıktan sonra gittiğimde de yine onlardı. Biz DYP olarak esnaf ve sanatkarlara, KOBİ'lere, Anadolu sermayesine dayanan bir partiyiz. Anadolu sermayesinin gelişmesini Türkiye'nin gelişmesi olarak görüyoruz. Tekelci sermaye ile bizim işimiz yok. Tekelci sermayenin Türkiye'ye fayda getiremeyeceğine inanmış insanlarız.
- Bürokratların siyasete girmesine ilişkin eleştirilere ne diyorsunuz?
Söylemez: Çok anlamsız. Bu eleştirileri yapanlara yanıtı Türk Milleti verdi. Aday olan bürokratların yüzde 80-90'ı Meclis'e girdi. Bürokratlar mesleklerinde zirveye yükselmişlerdir. Her meslek grubunun yani nasıl müteahhitlerin, eczacıların Meclis'e girmesi doğalsa, bürokratların da girmesinin ülkeye yararı olduğunu düşünüyorum. Zaten Türk halkı oylarıyla, özellikle DYP'nin bürokratlarını yüzde 80-90 oranında Meclis'e taşıdı. Bürokraside çok değerli arkadaşlar var. Arkadan genç, pırıl pırıl bir nesil geliyor. 24 Aralık sabahına kadar ekonomide ne döviz paniği ne borçlanma krizi oldu. Türkiye'de seçim yıllardır ilk kez bu kadar olaysız, kavgasız ve problemsiz kapatıldı. Tam demokratik bir seçim geçirdik. Bu, görev başında kalan bürokratların da başarısıdır.
- Bazıları "Bürokratlar milletvekili olup dokunulmazlık zırhının ardına sığınmak istiyor" şeklinde yorumlar da yaptı. Ne dersiniz?
Söylemez: Ben diyorum ki siyasi davranış ve eylemleri dışında yani adli suçlar nedeniyle milletvekili dokunulmazlığı olmasın. Bunun altına imza atmayacak milletvekili ben göremiyorum. Çoğunlukla imza atacaklardır ve inşallah Türkiye bu reformu yapacaktır. Zaten bürokratlar için böyle bir sığınma olayı mümkün değil. Her biri 20-25 senedir kamuda... Zirveye çıkmış, kendini kanıtlamış, dokunulmazlık ile ilgisi olmayan insanlar... Bu zamana kadar dokunulmazlık ihtiyacı olmadığı gibi bundan sonra da olmayacaktır. Ama siyasi dokunulmazlık ifade özgürlüğü için gereklidir. Benim temas ettiğim bürokrasi kaynaklı milletvekillerinin hiç biri tam dokunulmazlığı tasvip etmiyor.
- Seçim sonuçları hakkındaki değerlendirmeniz nedir?
Söylemez: DYP seçime net ve ittifaksız girdi. ANAP ise BBP ile ittifak yaptı. 7-8 milletvekili BBP'nindir ve her an ayrılabilirler. Yani ANAP'ın oyunun belli bir yüzdesi BBP'nindir. RP, DP ile ittifak yapmıştır. Bunun ne kadarı DP'nin, ne kadarı RP'nin; belli değil... Ama biz ittifakların arkasında seçime girmedik. Söyleyeceğimizi çok net söyledik; oyumuz net. Diğer partiler oylarından ve sandalyelerinden çok emin değil. Tabii kamuoyu araştırma şirketlerinin rolünü de yadsıyamayız. Ama ben buradan kasıtlı araştırma yaparak Türk halkının kafasını bulandıran kamuoyu araştırma şirketlerinin sahip ve yöneticilerine başka iş yapmalarını öneririm. Mesela pazarlamacılık yapsınlar. Türk halkının iradesine ipotek koymak yerine başka işleri denesinler. Türk halkı seçimde alınan sonuçlar ile aslında kendilerini teşhir etti.
- Bu seçim sonuçlarına göre sizce nasıl bir hükümet kurulmalı?
Söylemez: Önyargısız bir ANAYOL formülünün Türkiye'de çözüm üreteceğine, icraat yapabileceğine inanıyorum. Onun dışındaki zorlama formüllerin, ekonomik ve demokratik bedeller ödeteceğine inanıyorum. Reformları ANAYOL başarabilir. Ama önce ANAP ve DYP'nin ilkelerde anlaşması gerekir. Sonra da kendilerini destekleyecek sol parti üzerinde anlaşmalılar. Onun dışındaki bir takım empozelerin doğru olmadığı kanaatindeyim. Özelleştirme ve Gümrük Birliğine karşı kafalarla birlikte olmamız mümkün değil. Üstelik ANAP'ın tabanı geçmişte AP'den kopan bir tabandır. DYP'nin geleneksel bir kökü var. Onun için liberal ortam yani çağdaş, laik, demokrat, serbest rekabetçi bir Türkiye diyoruz. İki taraf tabanının da 'hayır' demediğini düşünüyorum. Ama tabiiki yöntemlerinde, çözüm önerilerinde mutlaka farklar vardır. Ama bunlar giderilmez farklılıklar değildir. Anlaşma ihtimali en fazla olan partiler ANAP ile DYP'dir.
- Seçildiğiniz bölge İzmir'e nasıl hizmet edeceksiniz?
Söylemez: İzmir büyükkent sayılıyor ama uygulamaya baktığınızda hep ihmal ediliyor. Olaylar İstanbul ve Ankara'da pişirilip kotarıliyor. İzmir Türk ekonomisi ve siyasetinden hak ettiği payı alamıyor. Bir İzmir Lobisi oluşturulması gerektiği kanaatindeyim. İzmir örneğin bir HABITAT'tan pay alamadı ama Ankara ve İstanbul aldı. İzmir dışlandı. Bu nedenle İzmir'in bir lobiye ihtiyacı var. İzmir'e Türkiye'nin siyasi ve ekonomik yönetiminde hak ettiği gücü vermeliyiz. Benim mücadelemde de İzmir'e hak ettiği rolü ve yeri vermek önemli olacaktır.
- Özelleştirme konusunda Türkiye'de önümüzdeki yıllarda neler yapılmalı?
Söylemez: Türkiye 10 yıldır özelleştirmeyi konuşmuş; ama sadece konuşmuş. Özelleştirme konusunda Türkiye'de en ciddi insan Tansu Çiller'dir. Niye? Bir koalisyona ve koalisyonda Mümtaz Soysal faktörüne rağmen Özelleştirme Kanununu çıkarmıştır. Yeniliğe direnenlere, KİT'lerin bozuk düzeninden çıkar sağlayanlara karşı Tansu Çiller, Özelleştirme Kanununu çıkararak zafer kazandı. Arkasından yıllardır yapılamayan, konuşulan icraatlar başladı. İlk kamu bankası; tarafımızdan problemsiz, şeffaf, noter ve kameraların önünde görüşülerek özelleştirildi.
Büyük özelleştirmelerin yani ERDEMİR, Telekom, POAŞ, PETKİM alt yapıları büyük ölçüde hazırlandı. İktidara geldiğimiz taktirde Türkiye'ye milyarlarca dolar özelleştirme geliri sağlayacağız. Özelleştirmenin ilk etabı 2000 yılına kadar sürecek. Ama özelleştirmenin daha çok başındayız. Biz bunu anti-özelleştirme lobileri ve KİT'lerin bozuk düzeninden çıkar sağlayanlara rağmen yaptık. Her yeniliğe karşı olan statükoculara rağmen yaptık. Aynı statükocuları bugün de karşımızda görüyoruz ama bugün daha güçlüyüz.
- Meclis'e girmeniz özelleştirmeyi nasıl etkiler?
Söylemez: Bu kez Meclis'te sesimiz var. Özelleştirme bundan sonra sesini Meclis'e de net duyuracaktır. Bürokraside iken yalnız kalıyorduk. Özelleştirmeyi bilen, savunan, anlayan, Meclis kürsüsünde savunan yoktu. Biz Meclis kürsüsünden bunu milletimize anlatmaya geldik. Meydanı boş bulan statükoculara karşı reformcular geliyor. Sesimizi daha iyi duyuracağız. 'Özelleştirme Türk halkının yararınadır' diyeceğiz. Engellemek isteyen statükocu zihniyetleri de teşhir edeceğiz. Onlar kim olduklarını çok iyi biliyor.
- En büyük mücadele Mümtaz Soysal ile olacak sanırım...
Söylemez: Sayın Soysal dokunulmazlığa sığınarak ve gazete yazılarıyla özelleştirmeye çok ağır eleştiriler getirmişti. Biz bürokrat olarak ona hak ettiği yanıtı verememenin sıkıntısı içindeydik. Şimdi inşallah özelleştirmeyi yasal zeminde, Türk halkının yararına bir reform olarak anlatacağız, savunacağız. Haksız eleştirilere, statükoculara, yeniliğe karşı olanlara da orada mutlaka yanıtını vereceğiz. Biz herkese saygılıyız, kimseye lakap takmayız. İcraatcı ve reformcuyuz. Meyveli ağaç taşlanır. Biz iyi bildiğimiz konuda konuşuruz. Ekonomiyi, icraatı, özelleştirmeyi ve bankacılığı da iyi biliriz. İnşallah bu konudaki bildiğimiz şeyleri halkımıza anlatacağız. Kimseyle kişisel kavgamız yok. Ama statükoculuk her yerde olur. Her reform da sancılıdır.
(Bu röportaj haftalık İntermedya Ekonomi dergisinin 07-13 Ocak 1996 tarihli, Yıl:2, Sayı: 49'da yayınlanmıştır,)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder