Facebook Sayfam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Facebook Sayfam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2026 Salı

BEŞEVLER'DE SPK BİNASININ HEMEN KARŞISINDAKİ BORSA KÜÇÜK YATIRIMCILARI KAHVEHANESİNE NİYE GİTTİM? SPK 35 YIL ÖNCE YATIRIM KULÜPLERİNE İZİN VERSEYDİ, BORSA BAĞLANTILI YATIRIM FONU SOYGUNU YAŞANMAZDI


- 35 YIL ÖNCE  KAHVEHANEDE TOPLAŞAN KÜÇÜK YATIRIMCILARIN 'YATIRIM KULÜBÜNE DÖNÜŞELİM' TALEBİNE SPK OLUMLU CEVAP VERSEYDİ, ŞİMDİKİ FON SOYGUNU YAŞANMAZDI

- BİZDEKİ 'ALTIN GÜNÜ", 'DOLAR GÜNÜ' UYGULAMASINA BENZEYEN YATIRIM KULÜPLERİ ABD'DE ÇOK YAYGIN VE GÜÇLÜ... 

Cahit UYANIK 

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Türkiye'nin ilk özerk kurulu... 1980-1981 yılında yaşanan Bankerler Faciası sonrası, bu alandaki düzenleme yetersizliği ve denetimsizliğe tepki olarak kuruldu. 

SPK'nın ilk başkanı ise Mülkiye'nin ünlü Maliye hocalarından İsmail Türk'tü. Az konuşması ile ünlü bu başkanın döneminde SPK Meşrutiyet Caddesindeki İş Bankası şubesinin üstündeydi. Ben de bazen oraya uğrar, sarı saman kağıda basılı 'Haftalık Bülten'i alır ve pek birşey anlamadan yüzüne bakar dururdum. Sermaye piyasaları alanında Türkiye'de doğru dürüst bir yayın, kitap yoktu.1991 yılında İMKB Başkanı Muharrem Karslı bir kitap çıkarttı da okuyup öğrenebildik. 

SPK sonra 90'ların başında Beşevler semtinde konservatuarın karşısında bir bina yaptırdı ve oraya taşındı.  Trend dergisinde çalışırken vatandaşın biri aradı. Borsa yatırımcısı olduğunu, SPK binası yakınında, Bahçelievler'in Beşevler'e bakan sokaklarından birindeki kahvehanede borsa yatırımcıları olarak toplandıklarını fikir alışverişinde bulunduklarını söyledi. Anlaşılan bu, küçük yatırımcının güven arayışında sembolik bir konumlanmaydı. Yoksa Kızılay'da, Ulus'ta, Esat'ta bir kahvehane de  olabilirdi. 

O günler borsada küçük yatırımcılığın emekleme dönemi gibiydi. Trend'de her hafta insanların kendi aralarında kurduğu amatör yatırım kulübü haberlerine yer veriliyordu zaten. Ben de kalkıp Bahçelievler'e gittim, Ankara'dakilerin  haberini yaptım. Pek az hisse konuşuyorlardı, daha çok yatırımcılıktı dertleri... Hisse konuşunca hangilerini konuştuklarını sordum.  "İlke bazında hisse konuşuyoruz. Mesela 'Ota (tarım sektörü hisseleri) boka (gübre şirketi hisseleri) bulaşma!' tavsiyesi veriyoruz birbirimize" dediler ve beni güldürdüler...

20 Eylül 2026 Pazar

EMRE ALKİN'İN REKTÖR OLDUĞU TOPKAPI ÜNİVERSİTESİNİ DE TERA GRUBU SATIN ALMIŞ ANCAK YASAL SÜREÇ BİTMEMİŞTİ... FON SKANDALINDAN ETKİLENME İHTİMALİ VAR

 

Soldan sağa: Emre Tezmen/Emre
Alkin/Kerem Alkin
- EKONOMİDE 'İYİ POLİS-KÖTÜ POLİS' ROLÜ OYNAYAN ALKİN KARDEŞLER FON SKANDALININ NERESİNDE?

- PEKİ KEREM ALKİN 90'Lİ YILLARIN BAŞINDA NEDEN PEŞİME DÜŞMÜŞTÜ?

Cahit UYANIK 

Hani bir laf vardir: Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma!

Türkiye tam da o günlerden geçiyor.

Bugün Tera Portföy yönetiminde bulunan iki 

iktisat profesörü Kerem ve Emre Alkin kardeşler gözaltına alındı. 

Bu iki hoca da kağıt üzerinde vlatandaşa yumurtalarını aynı sepete koymama, finansal okuryazarliga sahip olunarak tasarruflarını güvenli şekilde değerlendirmelerini tavsiye eden isimlerdi. Başta belirttim; meğer bu hocaların dediğini yapıp, yaptıklarını yapmamak gerekmiş. 

Bu iki ismin babaları Prof. Dr. Erdoğan Alkin de iktisat profesorüydü. 

Kurulduktan hemen sonraki yani 70'lı yılların yırtıcı TÜSİAD'inda ekonomi danışmanlığı da yapmıştı baba Alkin... 

Ama Tevfik Güngor Uras'a göre baba Alkin, paraya-pula pek önem vermez, iyi bir akademisyen olmaya çalışırdı. (Rahmetli Uğur Mumcu ise Baba Alkin'e verdiği danışmanlık hizmetleri nedeniyle 'holding profesörü' derdi. Baba Alkin 2013 yılında sanırım kanserden vefat etti.)

Çocukları babaları gibi çıktı denemez. 'İyi polis-kötü polis' misali Kerem mevcut iktidardan yana tavır aldı iyi polis oldu; Emre ise iktidarın ekonomi politikalarını eleştiren kötü polis...

Birleştikleri nokta Tera'dan kazandıkları paraymiş meğer... Hatta Emre Alkin, -tesadüf müdür bilinmez- adaşı Emre Tezmen'e ait Tera Grubu, bahar aylarında Topkapi Üniversitesini satın aldıktan sonra da rektörlük görevini sürdürmüştü. (Umarım Tera olayının ucu bu üniversiteye uzanmaz.) Öte yandan Kerem Alkin, halen Topkapı Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı olarak görev yapıyor.

17 Eylül 2026 Perşembe

5 YILDA 30 KAT BÜYÜYEN GÖLGE BANKACILIĞIN (YATIRIM FONLARI) GÖLGESİ UZADIKÇA UZADI... NEDENSE KİMSE DENETLEMEDİ; GÜNEŞ BATINCA TÜRKİYE'Yİ ZORA DÜŞÜRDÜ

 - GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE; RAKAM BELLİ DEĞİL AMA FATURALARINIZ OLUŞTURULUYOR

- BAŞIBOŞ BIRAKILAN YATIRIM FONLARI İLE SİMGELENEN GÖLGE BANKACILIK SEKTÖRÜ, BUNDAN BÖYLE  KLASİK BANKACILIK SEKTÖRÜ KADAR İYİ DENETLENMELİ

Cahit UYANIK 

'Gölge bankacılık' diye bir kavram var. Bu kavram 90'lı yıllar boyunca konuşulup tartışıldıktan sonra...

2000'li yılların başında yani 2008 yılında dünya çapında büyük bir finansal ve ekonomik krize yol açmıştı. Bu yapı şimdilerde Pusula, Tera ve diğer bazı portföy yönetim şirketleri (PYŞ) üzerinden Türkiye'nin de başını ağrıtmaya başladı. 

Gölge bankacığın klasik bankalar gibi ​mevduat toplama yetkisi yok ama yatırım hesapları yoluyla vatandaştan tasarrufunu rızası ile alıp  kullanabiliyor. Bunu yaparken en önemli araçları ise yatırım fonları...

Vatandaş "Siz çalışıyorsunuz, boş zamanınız yok. Yatırım araçları ile uğraşmak başlı başına ayrı bir iştir.   Teknik bilginiz de yetersiz kalır zaten. Bırakın bu işi profesyonellere... Onlar kurduğumuz yatırım fonları üzerinden sizin adınıza yatırım yapsın" denilerek ikna ediliyor. Neye peki? Tasarrufunu bankaya mevduat olarak yatırmamaya, borsaya girmemeye... Getirip PYŞ fonlarında değerlendirmeye... Vatandaş da "Nasıl olsa SPK'dan izin almış bir fon bu... Devletin denetimine tabi. Güvenlidir" deyip tasarrufunu bankalara değil PYŞ'lere teslim ediyor. Karşılığında mevduata kıyasla 5-10 puan daha çok getiri alabilmek için...

Çevrenize dikkat edin,  son birkaç yılda yatırım fonlarına girenlerin sayısı ne kadar arttı. Öyle ki yatırım fonu almayıp da banka mevduatında duranı dövüyorlardı!

16 Eylül 2026 Çarşamba

DÜĞÜN ÜZERİNDEN KARA PARA NASIL AKLANIYOR?

Cahit UYANIK 

Vanlı Kara Haydar örneğinde olduğu gibi...

Düğün üzerinden kara para nasıl aklanıyor?

Elinizde yasa dışı işten elde ettiğiniz veya yasa dışı işten elde edenlerin 'akla şunu, komisyonunu al' diye size verdiği 250 milyon naktiniz var.

Bu paranın bir şekilde bankaya yatırılıp temizlenmesi gerekiyor.

Göstermelik bir düğün yapıyorsunuz, altın görünümlü tenekeleri alıp geline-damada takı diye takıyorsunuz.

Düğün bitince takıları çöpe atıyorsunuz. Vanlı Kara Haydar gibi küçük bir para karşılığı köydeki bir başkasının ahırına da gömebilirsin; 2-3 düğün sonra kullanırım diye... En baştaki 250 milyonu da götürüp bankaya yatırıyorsunuz. Sorulduğunda ise "Düğün yaptım. Ben aşiret üyesiyim. Herkes ziynet taktı" diyorsun...

14 Ağustos 2026 Cuma

LACİVERT KUMAŞ TAKKE, KUMAŞ PANTOLON VE GONCA KURİŞ...

Cahit UYANIK 

Süleymancılar'a operasyon yapılmış.

Süleyman Hilmi Tunahan'miş kurucuları...

İki Süleyman tanıyorum oysa ben: Kanuni Sultan Süleyman ve Süleyman Demirel. 

Sempatik Yeşilçam aktörü Süleyman Turan, karizmatik BJK Başkanı Süleyman Seba, efsanevi istihbaratçı Süleyman Askeri Bey vd. saymazsak tabii...


Yine de meraktan arastirmistim bu grubu bir ara... Süleymancilar'in iki nişanesi bulunuyor: 

1) Lacivert kumaş takke takmaları

2) Kumaş pantolondan başka birsey giymemeleri...


Rahmetli babam terzi olduğu için belki...

Bendeniz de kumaş pantolonu çok severim. 

Bunu öğrenince birkaç kot, kanvas pantolon daha almadım değil hani...

Yapay zekayı çalıştırdım yine, boş durmasin; bakalım tek tip kıyafetlerle ilgili ne dedi?


Aynı tip kıyafet giyen insan grupları veya hareketler, bireyselliğin yok oluşunu ve katı bir itaati simgelediği için psikolojik olarak korku veya tedirginlik yaratabilir.Bu durum hem sosyolojik hem de psikolojik açıdan derin anlamlar taşır.

13 Ağustos 2026 Perşembe

BİR GÜNÜN BEYLİĞİ, BEYLİKTİR VEYA ANTİ-KAMUFLASYONUN HİKMETİ: 70 TL'YE DÜŞEN DİZEL FİYATI...

Cahit UYANIK 

Son zamanlarda ekonomi ile ilgili duyduğum ve yaratılmış en güzel kavram, 'kamuflasyon'...

Yani 'Hatalı davranışları ve yanlış fiyatlandırmaları dolayısıyla kamunun sebep olduğu  enflasyon' anlamına geliyor. Özellikle son 10 yılın hükümetlerinde bunların örnekleri yazılsa, eski deyimle ansiklopedi olur.

(Yanlış bilmiyorsam kamuflasyon kavramının mucidi, tecrübeli ekonomi gazetecisi Şeref Oğuz... )

İşte birkaç gündür yine kamuflasyon ile uğraşıyoruz. Daha 2 gün önce dizelin satış fiyatının bazı kentlerimizde 89 TL'ye kadar yükseleceğini yazmıştım. Böylesi bir durumun enflasyona doğrudan ve zamana yayılmış aşamalı etkileri olacağı, yıl sonu enflasyon rakamının yüzde 30'u aşacağını herkes görüyordu. Çünkü açıklanacak ağustos ayı enflasyonu ilk tahminleri şimdiden yüzde 2,5'u geçmişti.

Ne yapıldı peki? Anti-kamuflasyoncu bir davranışla dizelde ÖTV ağustos ayı için sıfırlandı. Sonraki aylarda da 3'er TL 3'er TL artırılarak  yıl sonunda 13,9 TL'ye yükseltilmesi (3-6-9-12 ve 13,9 TL) öngörüldü   Burada gizli hedef şu: 'Ham petrol fiyatları yeniden 65-70 dolara düşerse, biz de 13,9 TL ÖTV'ye ulaştığımızda ayar çekip dizel fiyatını en fazla 80 TL'de tutarız' diye düşünülüyor. Böylece yıl sonu enflasyonu da yüzde 28-29'da kalabilir. 

29 Temmuz 2026 Çarşamba

'ÖRÜMCEK AĞI'NA DÜŞMÜŞ TÜRK SOĞANINI, NEDEN 'ÖRÜMCEK ADAM' GELSE KURTARAMAZ?


Cahit UYANIK 

Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) eski başkanlarından, meslek büyüğümüz Zülfikar Doğan Radyo Sputnik'teki yayınında diyor ki: 

🔸Soğanın tarladaki fiyatı geçen yıl 5 liraydı, bu yıl 33 liraya çıktı; markette ise 50-60 liraya dayandı.

🔸Üretici zarar ettiği için bu yıl soğan ve patates ekmedi. Üretim açığı ortaya çıkınca ithalat kapısı açıldı.

🔸Tarım ve Orman Bakanlığı 2024’te soğan ve patatesin de bulunduğu 13 stratejik üründe planlı üretime geçildiğini açıkladı. Ancak ortaya çıkan tablo, ‘Planlı üretim bunun neresinde?’ sorusunu gündeme getiriyor.


Evet, çok haklı sorular bunlar... Neden bunu yaşadığımızın cevabı ise vardır. Üniversitede ekonomi veya komşu bir lisans dalı okuyorsanız öğreneceğiniz ilk şeylerden biri de "Cobweb (Örümcek Ağı) Teoremi"dir. Neymiş bu teorem peki?

"Örümcek Ağı Teoremi, fiyattaki değişikliklere arz ve talebin anında tepki veremediği piyasalarda, fiyat ve miktar dalgalanmalarının zamanla nasıl dengeye ulaştığını veya dengeden uzaklaştığını açıklayan iktisadi bir modeldir.

​Özellikle tarım ürünleri gibi üretimi zaman alan (gecikmeli arz) piyasaları açıklamak için kullanılır. Üreticiler gelecekteki üretimi güncel piyasa fiyatına bakarak planlar; ancak ürün piyasaya çıktığında oluşan arz fazlası veya eksikliği fiyatı değiştirir ve bu durum döngüsel bir ağ görünümü yaratır."

Türk tarımı, ben mesleki yönden kendimi bildim bileli 'Örümcek Ağı'na takılıp kalmış bir sektördür. Bunu aşmak için bazı ürünlerde devletçe alım fiyatı ilan edilir. Söz gelimi buğday-arpa, fındık, çay gibi... Amaç, üreticiye üstü kapalı bir fiyat garantisi vererek ertesi yılın üretim miktarını sağlama almaktır. Bu; siyasetçilerin çiftçilerden oy alabilme kaygısıyla, 2000 yılı öncesine kadar öyle katı ve hesapsız-kitapsız uygulanıyordu ki mesela üreticiden alınan fazla ürün toprak altına gömülerek çürümeye terk ediliyor, yakılıyor veya denize dökülüyordu. Devlet, tüketilemeyecek veya ihraç edilemeyecek kadar çok aldığı, yani ne yapsa satamayacağı bir malı aldığı için sürekli bütçeye görev zararı yazıyor, bu da enflasyona sebep  oluyordu. 2000 yılından sonra destekleme alımları sınırlandırıldı ve o ürünün piyasa fiyatları ile bağı kuruldu. Artık toprağa gömülen buğday, denize dökülen çay haberleri okumuyoruz. 

3 Temmuz 2026 Cuma

BAŞKANLIK MODELİ 'DOMATES-BİBER- PATLICAN UCUZLUĞU'NU UNUTTURDU...

'DOMATES-BİBER-PATLICAN UCUZLUĞU'NU EN SON 9 YIL ÖNCE YAŞAMIŞIZ..

Türkiye'de yaz ayları itibarıyla en son 2017-Haziran ayında 'domates-biber-patlıcan ucuzluğu' yaşanmış.  Başkanlık  modeli yönetim, vatandaşa enflasyonda yaz ayları rahatlığını hiç yaşatamadı 

Cahit UYANIK 

Ekonomi gazeteciliğine başladığım dönemde...

Yani 1988 yılında ve sonrasında

Fiyat artışı istatistiği görünce...

Öğrendiğim ilk şeylerden biri...

Haziran denildi mi...

Endeksin eksiye geçebileceği yani fiyatlar genel düzeyinin  azalabileceği idi...

Yaz aylarına girilince çoğu zaman tüketici fiyat artışı eksi olarak hesaplanır, açıklanır yani fiyatlar ucuzlardı. 

Buna halk arasında tarımsal ürünlerin bollaşması sonucu 

'Domates-biber-patlıcan ucuzluğu' denilirdi. 

18 Haziran 2026 Perşembe

EKONOMİ VE YAŞAM KOŞULLARIYLA İLGİLİ ŞİKAYETLERİN İYİCE ARTTIĞI GÜNÜMÜZDE, UNUTULAN 'EKONOMİK KALKINMA' KAVRAMINI HATIRLAMALIYIZ

Cahit UYANIK 

Bugün çoğumuzun 'Zenginler/Patronlar Kulübü' diye bildiğimiz ve bazen küçümsediğimiz...

Ama pek de iyi tanımadığımız ve küçümseyerek hata yaptığımız TÜSİAD'ın Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısı vardı. 

Bu toplantıda konuşan YİK Başkanı Ömer Aras, Türkiye'de uzun zamandır dile getirilmeyen bir konuya değinerek ilgimi çekti.  

Aras konuşmasında, yalnızca ekonomik büyümenin yetmediğini söylerken, “Nasıl büyüdüğümüz, büyümenin kalkınma yaratıp yaratmadığı da çok önemlidir" dedi. 

Evet, Aras mealen  "Ekonomik büyüme ile ekonomik kalkınma birbirinden çok farklı birşeydir. Ekonomimiz büyüyor ama ekonomik açıdan kalkınmıyoruz' diyordu. Biz de 1980'lerin başında üniversitede Kalkınma Ekonomisi dersi alırken bunun aynen böyle olabileceğini öğrenmiştik. 

Ekonomik büyüme bu yılın GSYİH'sının geçen yılkine oranlandığında ortaya çıkan artış (veya azalış) hızı rakamı idi. Bu, sadece niceliksel bir göstergeydi. Ancak 'ekonomik kalkınma' çok ama çok farklıydı.

Gelin biraz sabır gösterin, ekonomik kalkınmayı yapay zeka Gemini AI yardımı ile size biraz daha ayrıntılı anlatayım:

7 Haziran 2026 Pazar

CÜZDANLAR, VİCDANLARI YENEMESİN...

2001 EKONOMİK KRİZİNDE TV'LERDE YİYECEK-İÇECEK REKLAMLARI GECE 23'TEN SONRA YAYINLANABİLİR OLMUŞTU; BELKİ AYNI ŞEY YİNE YAPILMALI...

Cahit UYANIK 

"TÜİK Hanehalkı Tüketim Harcaması istatistiklerine göre;

ölçümün başladığı 2002 yılında hane halkı harcamalarının % 26,7’si gıda ve alkolsüz içeceklere yapılırken, 2025’de gıda için ayrılan pay % 17,3’e geriledi...

İnsanların beslenmeye artık daha az kaynak ayırabilmesi üzücü."

Yukarıdaki satırlar kıymetli bir bankacı ve akademisyen olan Prof. Dr. Şenol Babuşcu'ya ait. 

Babuşcu bu satırları yazarken, X'teki vicdan sahibi bazı kullanıcıların tv'lerdeki cafcaflı yemek, yemek pazarlaması ve içecek reklamlarının yasaklanmasını isteyen paylaşımları ise az dikkat çekti. "İçinde bulunduğumuz ekonomik kriz öncesinde insanlar bu yemekleri kendileri yemiyor,  çocuklarına yedirebiliyorlardı; şimdi çocuklarına da alamaz oldular" diyordu bazı X paylaşımcıları...

Aslında 2001 Ekonomik Krizi sırasında da buna benzer bir tartışma ve olay yaşanmıştı. Halk aniden çok yoksullaşınca yemek ve içecek firmalarına reklamlarını çocukların yatağa girdiği saatlerden sonra, yani saat 23 gibi yayınlamaları ricasında bulunulmuştu ve bu rica yerine getirilmişti. 

3 Haziran 2026 Çarşamba

TÜRKİYE EKONOMİSİ, İLK KEZ İŞ ARAMAYA BAŞLAYAN GENÇLERE İŞ YARATMA YETENEĞİNİ KAYBETTİ - EKONOMİ YORUMCULARI İSE BUNU AÇIKLAMA YETENEĞİNİ YİTİRDİ

Cahit UYANIK

Eskiden...

Ekonomide büyüme oranı denilince...

Herkesin kullandığı bir dikiz aynası vardı:

Ekonomik büyüme yüzde 5,5'un altında açıklanır ise...

Herkes 'eyvah' derdi. 

Çünkü yüzde 5,5'un altındaki büyüme, -nüfus artış hızı sebebiyle- ilk kez iş aramaya başlayan genç kitlelere yeni iş alanları açılamadığı anlamına gelirdi.

Bu sınır büyük ihtimal, DPT tarafından hesaplanmıştı. 

Zaten onun içindir ki tüm kalkınma planları ve yıllık programlarda da ekonomik büyüme hedefi, hep asgariden (psikolojik bir bariyer) yüzde 5,5 olarak belirlenirdi.


Aradan yıllar aktı geçti.

Türkiye'de nüfus artış hızı düştü, ekonominin üretim yapısı değişti, GSYİH çok arttı, kentlerde yaşayanlar çoğaldı ve...

Türkiye ekonomisinin işsiz yaratmaması için belirlenen sınırın yüzde 4-4,5'a indiği düşünülür oldu. 

30 Nisan 2026 Perşembe

TÜRKİYE'DE EKONOMİ KÖTÜ İKEN MANŞET İŞSİZLİK ORANI NİYE DÜŞÜK SEYREDİYOR? TÜİK, İŞSİZLİK ORANINI NASIL DÜŞÜK GÖSTERİYOR?

(BİRAZ UZUN VE SIKICI BİR YAZI AMA...)

İŞSİZLİK ORANINDAKİ DÜŞÜŞÜN GERÇEK SEBEBİ EKONOMİDEKİ İYİLEŞME Mİ? PEK DEĞİL. 

YARATILAN DÜZGÜN VE KALİTELİ İŞLER AZALIYOR, BU ORTAMDA ASLINDA ARTMASI GEREKEN İŞSİZLİK ORANI İSE DÜŞÜYOR. ÇÜNKÜ...

Cahit UYANIK 

2026-Mart ayı işgücü istatistiklerine göre, dar tanımlı işsizlik oranı 0,3 puan düşüşle yüzde 8,1 olmuş. Gerçek işsizliği yansıtan geniş tanımlı işsizlik (atıl işgücü oranı) ise martta 1,6 puan artışla yüzde 31,5’e yükselmiş. Peki doğru mu bu, işsizlik nasıl düşer, etrafta herkes işsizken...

TÜİĶ' işsizlik anketinde... "Evet, haftada 1-2 saatliğine gidip, 200 TL'ye merdiven siliyorum" diyen bile işsiz sayılmaz. Yeterki kapına gelen veya sana telefon açan anketöre öyle cevap ver... Yani son 1 ayda bir işte 1 saat bile çalışmışsanız işsiz değilsiniz.  "Yahu ben işsizim, 200 TL'ye merdiven sildim diye nasıl işsiz sayılmam? Benim maaşım, sigortam yok ki!" derseniz; peki ne sayılırsınız? 'Eksik (atıl) istihdam'da sayılırsınız... 

EKONOMİDE YARATILAN 'DOĞRU-DÜZGÜN İŞ' AZALIYOR

İşsizlik oranı yüzde 8,1'e gerilemiş ama Türkiye'de modern deyimle part-time, halk deyimiyle kıvır-zıvır işlerde çalışanların (işi olduğu varsayılan) oranı yüzde 31,5'a çıkmış ve rekor kırmış sonuçta... (Maaş alınamayan, sigortasız işlerle ömür geçirmeye çalışmak, toplumdaki yoğun geçim şikayetlerinin de ciddi bir belirtisi...)

Bir yanda yüzde 8,1, öbür yanda yüzde 31,5... Bütün bunlar neyi gösteriyor? Türkiye'de işsizliğin yüzde 8,1'e düşmesi, yaratılan tam zamanlı, sigortalı, düzgün işlerin giderek azaldığının kanıtı aslında... Bunu nereden anlıyoruz?

Çünkü insanlar, geçim derdiyle buldukları kıvır-zıvır işlerle kazanç sağlıyor ama gerçek anlamda istihdam edilmiyor. Yüzde 31,5'luk eksik istihdam oranındaki astronomik artış bunun kanıtı... Anlayacağınız; çalıştığı düzgün işini kaybeden biri, aynı kalitede iş bulamayıp eksik (atıl) istihdam bölgesine geçtiği için işsiz sayılmıyor. Yani işsizlik rakamı ve oranı düşük kalırken; eksik istihdam oranı arşa doğru tırmanıyor. Eğer ülkemizde doğru düzgün işlere girenlerin sayısı artsaydı, eksik (atıl) istihdam oranı bu kadar yüksek olmazdı. 

19 Nisan 2026 Pazar

BİR GAZETECİLİK ÖDÜL TÖRENİ, DÖRT GÜZEL İZLENİM...

Cahit UYANIK 

Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Altın Kalem-2025 Ekonomi Basını Başarı Ödülü Törenine; Ödül Seçici Kurul Üyesi olarak katıldım. Törenle ilgili habercilik diliyle yazılmış haberleri okumuşsunuzdur. Ben burada haberlerde okuyamayacağınız izlenimlerimi paylaşmak istiyorum:

● EMD Başkanı Mehmet Kaya'nın sosyal medya ortamlarındaki etkili haber içeriklerinin büyük bölümünün halen, geleneksel medyada yetişmiş muhabirler tarafından üretildiğine dikkat çekmesi önemliydi. Bu, sosyal medyanın haber amaçlı kullanımı ve geleceği açısından ilginç bir analizdi. Sosyal medya şirketlerinin haber üreten muhabir ve kuruluşlara telif benzeri ödemeler yapmasının zamanının gelip de geçmekte olduğunun da işaretiydi. Çünkü bazı ülkelerde Google ve çeşitli sosyal medya platformlarıyla bu tip anlaşmalar yapıldı diye biliyorum.  

● NTV Ankara Temsilcisi Ahmet Ergen'e EMD'nin Kurucu Başkanı Özden Alpdağ Özel Ödülü verildi. Bilmiyordum Ergen, meğerse Alpdağ'ın Ulusal Basın Ajansında (UBA) yetiştirdiği son ekonomi muhabiri imiş yani son çömez muhabiri imiş. Ergen'in 30-31 yıl önce Devlet İstatistik Enstitüsünde (DİE) her ayın dördünde, saat 16:30'da kara tahtaya yazılarak ilan edilen enflasyon rakamlarını Özden Alpdağ'a neredeyse tuğla büyüklüğü ve ağırlığındaki bir telsizle yazdırdığını anlatması ilginç bir andı. Ben de mesleğe başladığım  1988 yılında, AA'ya enflasyon basın bülteninin DİE'den gelen bir araba yoluyla bırakıldığını anımsadım ama ayrıntısını çıkaramadım bir türlü...

3 Nisan 2026 Cuma

YIKIM KARARI VERİLEN HAZİNE BİNASININ ANAP GENEL MERKEZİ BİNASI İLE NE ALAKASI VAR?

Cahit UYANIK 

Arkitera adlı X hesabından bir haber:

"Doğan Tekeli ve Sami Sisa tarafından tasarlanan eski Hazine Müsteşarlığı binası depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılıyor."

Ankara'da çalışan ekonomi muhabirlerinin birçok anısı vardır bu bina ile... Bu bina aslında 80'li yılların sonunda Halkbank Genel Müdürlüğü olarak tasarlanmıştı. Halkbank o zamanlar Sıhhiye'de bir binada çalışıyordu. Hazine Müsteşarlığı ise Bakanlıklar'daki bir binada...

Derken.... Halkbank'ın hisselerini elinde tutan Hazine, inşatının bitmesine kısa süre kala bir Yüksek Planlama Kurulu kararı ile bu binaya el koydu. Halkbank ise gitti, bu binanın 5-6 km ilerisine, neredeyse bu binanın tıpatıp aynısını yaptırdı yıllar sonra; oraya taşındı... Böylece Hazine'den de intikamını almış oldu. 

Hazine binasıyla ilgili  'şehir efsanesi' gibi bir 'gazetecilik efsanesi' de vardır. 

1 Mayıs 2025 Perşembe

135'İNCİ KEZ KUTLU OLSUN: 1 MAYIS, NASIL '1 MAYIS İŞÇİ BAYRAMI' OLDU?

1 Mayıs 1886'da ABD'de
açılan dev bir afiş

1) 1 Mayıs 1886. ABD’de ”8 saatlik iş günü” için ülke çapında genel greve gidildi. Grevlerin ilk iki günü olaysız geçti. 3 Mayıs’ta Chicago Mc Cormick-Harvester Fabrikası önünde gösteri yapan 10 bin işçiye kışkırtıcı ajanlar ateş açtı: 4 işçi hayatını kaybetti, bir çoğu yaralandı.

2) 4 Mayıs 1886’da tüm Chicago emekçilerinin protesto gösterisinde polis barikatının önünde patlayan bir bomba ve ardından polisin rastgele ateş açması sonucu 7 polis, 4 işçi öldü, 50 işçi ve 67 polis yaralandı. Yargılanan 8 işçi liderinden 4’ü 11 Kasım’da idam edildi

3) Aralık 1888’de Saint Louis’de toplanan Amerikan Emek Konfederasyonu genel kurulunda, 8 saatlik iş günü hakkı için ilki #1Mayıs 1890'dan başlamak üzere, her yıl ülke genelinde 1 Mayıs’larda yinelenecek gösteriler yapılması kararı alındı.

4) 1889’da Engels’in önderliğinde yapılan “2. Enternasyonal Kuruluş Kurultayı” da bu doğrultuda karar aldı: “1 Mayıs’larda 8 saatlik iş günü ve işçi hakları için tüm dünyada greve gidilecek”.

Ve 1891 Enternasyonal 2. Kongresi’nde #1Mayıs “Birlik ve Mücadele Günü” olarak perçinlendi.

(Kaynak: SolHafıza tivitır hesabından alıntılanarak Facebook sayfamda yayınlanmıştır. )


(Türkiye'de ise) 1 Mayıs'ı 29 yıl gecikmeyle de olsa, ilk kez kutlamak için 

● 2. Meşrutiyet'in ilanını ve 

● 3 gün önce (27 Nisan 1909'da) 2. Abdülhamit'in tahttan halledilişini 

beklemek zorunda kalmışız.

1 Mayıs İşçi Bayramı kutlu olsun.💪👊

F: Aydınlık gazetesi internet sitesi

(Bu yazı 01 Mayıs 2023 tarihinde Instagram hesabımda yayınlanmıştır.)



24 Nisan 2025 Perşembe

'HARCARIM 50 MİLYAR DOLAR DÖVİZ REZERVİNİ, YAPARIM DEPREME DAYANIKLI EVLER' DİYE BİRŞEY OLUR MU?

Cahit UYANIK

'İmamoğlu Krizi' sebebiyle 1 ayda satılan 50 milyar dolar döviz rezervi, normal zamanlarda satılıp da ekonomik bir sorunu çözmeye harcanabilir mi? Mesela bu parayla depreme dayanıklı konut seferberliği yapılır mı? İstanbul'un kötü konutları yenilenir mi?

'Yalan da olsa söyle, hoşuma gidiyor' dolduruşuna prim veren muhalefet sözcüleri, birçok aklıevvel, ekonomiden anladığını söyleyen adamın kurduğu bu düz mantık doğru mu?

Değil. 

Ne diyor Mehmet Şimşek? "Elbette bir rezerv kaybı söz konusu, bu rezervleri biz cari fazla vererek biriktirmedik, bunları büyük oranda portföy tercihleriyle elde ettik."

Yani?

Döviz rezervi biriktirmenin bir yolu da, mevcut ekonomi yönetiminin son 2 yılda yaptığını yapmaktır: 

1) Döviz piyasasına girip döviz toplarsın, rezervin artar. Bu piyasadaki dövizin kaynağı carry trade yani TR'deki yüksek reel faizden çöplenmeye gelmiş sıcak paracılardır. 

2) Döviz alırken verdiğin TL'yi yani likidite fazlasını açık piyasa işlemiyle, faizini ödeyerek bankalardan toplarsın, sterilize edersin. 'Serseri para'nın dövize borsaya gidip fiyatları şişirmesine engel olursun. 

3) Bu operasyon sonucunda bankalara ödediğin faizler Merkez Bankasının zararını 'patlatır.' MB, kar edip bunun belli bir kısmını vergi ödeyemez dolayısıyla bütçeye destek veremez olur. Zararını bir köşeye yazıp ileride elde edeceği karlardan indirerek sıfırlamaya çalışır. 

Dikkat ederseniz MB böylece bir 'para oyunu'yla rezerv biriktirmiş olur. Bir anlamda yüksek faiz zoruyla döviz biriktirir, rezerv biriktirir, enflasyona sebep olan döviz kuru artışını önler. Buna 'kur çapası' da denilir.

5 Ocak 2025 Pazar

OPEC LOGOSUNUN ANLAMI NEDİR?



Cahit UYANIK

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) resmi logosu... 

"P" harfine tersten baktığınızda savaş baltasını andırıyor... 

OPEC, hep petrolü silah olarak kullanmakla suçlanmıştır...

(Bu yazı 05 Ocak 2019'da Facebook sayfamda yayınlanmıştır.) 


17 Nisan 2024 Çarşamba

OKUDUĞUM KİTAPLAR / MAHFİ EĞİLMEZ'İN İLK ROMANI: İNFERİS

Cahit UYANIK 


Mahfi Eğilmez'in ilk romanı

Cinayet ve polisiye tarzdaki

İnferis'i okuyorum.

İlk izlenimim şöyle:

Katıksız ve harfi harfine...

'Mevzuata uygun' bir cinayet ve polisiye romanı bu...

(Bu yazı 06 Ocak 2022 tarihinde Twitter ve Facebook sayfamda yayınlanmıştır.)

4 Nisan 2024 Perşembe

İKİ SOSYAL GÜVENLİK REFORMUNUN GÜNAHLARI VE 31 MART 2024 YEREL SEÇİM SONUÇLARINA ETKİSİ

Cahit UYANIK 

Yıl 1992. 32 yıl öncesi... Türkiye'nin 1970'li yıllarda tehlike sinyalleri veren, 1980'li yıllarda sıkıntıya ve 1990'lı yıllarda dev bir sorunsala dönüşen sosyal güvenlik meselesini kapak yapmışım. Kapakta SSK, çivisi çıkmış bir şekilde betimlenmiş grafikerlerce... Kapakta ismi yazılmamış genel müdür ise Kemal Kılıçdaroğlu...

Türkiye biri 1990'ların sonunda, diğeri 2000'li yılların ortasında -IMF ve Dünya Bankasının  teknik desteği ile- sosyal güvenlik reformları yaptı. Ancak bu reformların günahları fazlaydı. Çoğu sorun ertelenmişti veya geniş toplum kesimlerini anlamsızca özveriye mecbur ederek 'çözermiş gibi yapan' önlemler içeriyordu. 

(Tıklayınız) KAPAK HABERİ/SSK GENEL MÜDÜRÜ KILIÇDAROĞLU'NDAN ŞOK AÇIKLAMA: İLAÇ VE EMEKLİLİK PARAMIZ İHRACATÇIYA VERİLİYOR

27 Mart 2024 Çarşamba

BÜLENT ECEVİT 1956 YILINDA, GAZİANTEP'LE İLGİLİ 8 GÜNLÜK YAZI DİZİSİ YAZIP YAYINLAMIŞ

Cahit UYANIK 

Rahmetli Bülent Ecevit'i çok severim.

Ecevit, Türk milletini çok iyi tanıyan, yüreği onun iyiliği için çarpan

Nadir siyasetçilerden biriydi çünkü.

Ecevit öz olarak bir gazeteciydi. 

Ülkesini, milletini iyi tanımasında mesleğinin büyük rolü vardı.


Bu cümlem öyle basmakalıp bir cümle değil.

Ecevit, 31 yaşında genç bir gazeteci iken...

1956 yılında Gaziantep'e gelmiş ve 5 gün kalmış.

Bu seyahatindeki izlenimlerini Ulus gazetesinde 

8 günlük bir yazı dizisi olarak yayınlamış. 

Bu yazı dizisini 1-2 gün içinde blogumda sizlerle paylaşacağım.

(Tıklayınız) 1956 YILINDA BÜLENT ECEVİT'İN KALEMİNDEN: GAZİANTEP-1 / GEREKLİ ADAMLAR ŞEHRİ