
Mehmet Uyanık (1933-2006)
Cahit UYANIK
Bugün Babam Mehmet Uyanık'ın vefatının 20. Yıldönümü... Işıklarda uyusun. Dile kolay, çeyrek asra yaklaşıyoruz O'nun kaybında... Cemal Süreya büyük bir taş gibi sağlam ve yerinden oynatılamaz o dizesinde şöyle yazmıştı: "Her ölüm erken ölümdür." Giden isterse 100 yaşında olsun, hep içimizde "Biraz daha yaşayamaz mıydı? Daha beraber olabilirdik" hissi evrenseldir bence... Babam vefat edince de o hissi yoğun olarak yaşamıştım. "Daha torunları küçük, gurbetteyiz, çok vakit geçiremedi onlarla" duygusunu 20 yıl geçse de üzerimden atmış sayılmam henüz.... Ölüm deyince hep erken, hep erken işte...
Büyüklerimiz vefat edince ve kendi yaşımız da kemale erince, onların geçmişte yaşadıkları daha fazla merak alanımıza girer oluyor. "Keşke şu yaşında, şu olayı nasıl yaşamıştı? Ben sorsam o anlatabilseydi... Ayrıntıları neydi acaba?" diye meraklanıp duruyoruz. Bu mümkün olmayınca da bir fotoğraftan, geçmişte yapılmış konuşmadan miras hafızanızın bir köşesinde duran bilgi kırıntısından medet umuyoruz.
Paylaştığım fotoğraf, rahmetli babamın askerlik fotoğrafı... Doğum tarihini dikkate alarak hesapladığıma göre 1953-1955 arasında çekilmiş olmalı. Konuşmaktan çok dinlemeyi seven babam askerliği ile ilgili sadece tek laf etmişti: Askerliğimi İstanbul'da süvari olarak yaptım.
Gerisi yok. At binmeyi askerde mi öğrendi, zayıf olduğu için mi süvari seçildi, kılıç hücumuna kalkmayı öğrendi mi, birliği İstanbul'un neresindeydi, Gaziantep'ten İstanbul'a trenle mi gitti, kaç kez izne geldi? Komutanı, çavuşu kimdi? Daha böyle birçok soru cevapsız aklımda...
Ancak şunu söyleyebilirim: Babam "Atla doğar, atla yaşar, atla ölür" denilen Türklerin 2.500 yıllık ordu tarihindeki son süvarilerdendi. Çünkü İkinci Dünya Savaşı ile Kore Savaşının ardından; özellikle ABD tank, cemse, jip vb. mekanize birlik techizatı hibelerinde bulunmuş ve süvari birlikleri o yıllarda yani 1953'ten itibaren azaltılmaya başlanmıştı. Tam da babamın süvari olarak askerlik yapmaya başladığı dönemde... Süvari birliklerini tamamen kaldırma süreci benim doğduğum 1965 yılında ise son bulmuştu ve orduda süvari kalmamıştı.
Ne diyelim; az konuşan, çok dinleyen, konuştuğunda sözünü dinleten ve erken ölen son süvarilerden Babam Mehmet Uyanık'a bir kez daha selam olsun... Yetişmemiz için verdiği tüm emekler ve unutamadığım mahçup sevgisi için teşekkürler.
Not: Fotoğrafa dikkatle bakıldığında, arka planın tarihi bir yer olduğunu düşündürüyor. Belki Sultanahmet, belki bir Saray'ın önü, belki başka bir yer, bilinmez ki...
(Bu yazı 16 Eylül 2026 tarihinde Facebook sayfamda yayınlanmıştır.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder