5 Kasım 2026 Perşembe
VERGİ DENETİMİNİN BAŞINDAYDI; FON VURGUNU NEDENİYLE SERMAYE PİYASALARINDA ADETA ENKAZ DEVRALDI: SPK BAŞKANI MUHSİN ATCI KİMDİR?
FON VURGUNUNUN VATANDAŞA İLK FATURASI TURSG ÜZERİNDEN ÇIKTI: YAKLAŞIK 300 MİLYON DOLAR
- FON VURGUNUNUN VATANDAŞA İLK FATURASI TURSG ÜZERİNDEN ÇIKTI
- FATURANIN BÜYÜKLÜĞÜ ŞİMDİLİK 14 MİLYAR TL YANİ YAKLAŞIK 300 MİLYON DOLAR...
- KORKTUĞUM YAŞANMIŞ MEĞER; TÜRKİYE HAYAT VE EMEKLİLİK DE TERA'YA 3,4 MİLYAR TL KAPTIRMIŞ.
Cahit UYANIK
Türkiye Sigorta'nın (TURSG) bu yılın ilk 9 ayına ilişkin bilançosu az önce açıklandı. Şirket bu yıl ilk 9 ayda 8,1 milyar TL civarında bir net dönem karı açıkladı. Oysa geçen yılın aynı döneminde karı 14,5 milyar TL'ye yakındı. Yani Genel Müdürü ve Yardımcısı fon vurgununa bulaşan ve rüşvet almakla suçlanan TURSG'nın karı 1 yılda yüzde 44 azaldı.
Burada TURSG'nın ne kadar kar kaybına uğradığını tahmin etmek için bir.önceki yıl yani 2024 yılının aynı dönemine bakmalıyız ki bu 9,6 milyar TL kardı. Yani az önce 8,1 milyar TL kar açıklayan TURSG'nın karı, nominal olarak bile iki yıl öncesinden de daha az...
Oysa şirket 2024'ten 2025'e karını 9,6 milyar TL'den 14,5 milyar TL'ye yükseltmişti ve karı yüzde 50 artmıştı. Eğer fon vurgununa bulaşılmamış olsaydı ve kar artış oranı korunsaydı TURSG'nın karı 22 milyar TL olabilirdi. Bu durumda TURSG'nın yoksun bırakıldığı kar 14 milyar TL oldu. Yani yaklaşık 300 milyon dolar...
1 Kasım 2026 Pazar
TURSG'DA 1 YILLIK KÂRIN YARISI, SADECE BİR FİNANSAL İŞLEMLE NASIL BATIRILDI?
Cahit UYANIK
Dün Türkiye Sigorta (TURSG) tarafından yapılan 16 milyar liralık zararın resmi yazılı açıklamasında bir bölüm ilgimi çekti:
"Buna göre ödünç menkul kıymet işlemleri kapsamında vadesinde iade edilmeyen devlet iç borçlanma senetleri için 8 milyar 963 milyon 261 bin 741 TL risk tutarı belirlendi."
Bugün bu açıklamanın ayrıntısının ne olabileceğini size anlatmak istiyorum. TURSG gibi büyük sigorta şirketleri, dev müşteri kitlesinden topladığı kasko, yangın, konut ve envai tür primleri 'sıfır risk-garantili getiri' sebebiyle Hazine kağıtlarında değerlendirerek enflasyona karşı korur.
Bu devlet kağıtları başka finansal kuruluşlara ödünç verilerek ek bir gelir de sağlanabilir. Buna "ödünç menkul kıymet işlemi" denilir. Ama çoğu müdebbir yani tedbirli ve ihtiyatlı yönetici bu tip işlemlere girmek istemez. Hele kendisinden bu kağıtları ödünç isteyen bir özel sektör kuruluşu ise hemen reddeder. Çünkü ne kadar teminat alırsa alsın bu ödünç menkul kıymetlerin iade edilmeme riski her zaman vardır. Bu işlemlerde bazen Takasbank da kullanılır. Ama özel sözleşmeyle de yapılabilir. Nasıl olursa olsun iade edilmeme riski her zaman, sağlanacak ek kazançlardan daha baskın bir duygudur.
31 Ekim 2026 Cumartesi
'TÜRKİYE SİGORTA' İLE 'TÜRKİYE HAYAT VE EMEKLİLİK' ŞİRKETLERİNİN ACI HİKAYESİ...
- BU İKİ ŞİRKET SİNERJİ YARATARAK SEKTÖRDEKİ YABANCI AĞIRLIĞINI DENGELEMEK İÇİN 6 KAMU SİGORTA ŞİRKETİNİN BİRLEŞTİRİLMESİYLE KURULMUŞTU
- BU İYİ NİYETLİ GİRİŞİM MAALESEF BİR 'FİNANS VE SİGORTA OTOKRATI'NIN (TAHA ÇAKMAK) AÇGÖZLÜLÜK VE BASİRETSİZLİĞİ DUVARINA ÇARPTI
- TÜRKİYE SİGORTA GENEL MÜDÜRÜ TAHA ÇAKMAK, ÜLKEMİZDEKİ 170-180 YILLIK GİRİŞİMCİ-BÜROKRATLIĞIN (GİROKRAT) EN BERBAT ÖRNEKLERİNDEN BİRİ OLARAK TARİHE GEÇTİ
Cahit UYANIK
'Türkiye Sigorta' ile 'Türkiye Hayat ve Emeklilik' şirketleri bundan 6 yıl önce kamunun tüm sigorta şirketlerinin birleştirilmesiyle kuruldular. Ancak bunlardan Türkiye Sigorta maalesef fon soygununun 'numunelik' şirketi oldu.
Oysa bu birleşme sinerji yaratarak, sigorta ve re-asürans (sigortayı sigorta etmek) sektöründe yabancı şirket ağırlığını dengelemek ve azaltmak için Türkiye Varlık Fonu tarafından gerçekleştirilmişti. Yani bu fakir milletin varlıkları daha iyi değerlendirilebilsin diye uygulamaya konmuştu. "Kamu parasında tüyü bitmemiş yetimin hakkı vardır" kültüründen habersiz bir 'yağmacı ve basiretsiz idareci faciası' sebebiyle bu güzel hedef hüsrana uğradı.
Söylemek 'dile kolay' geliyor olsa da, Türkiye Sigorta ile Türkiye Hayat ve Emeklilik şirketleri aslında 6 ayrı şirket demekti... Kamunun 2020 yılında birleşen sigorta şirketleri şunlardı:
1) Ziraat Sigorta
2) Halk Sigorta
3) Güneş Sigorta (Vakıfbank iştiraki)
4) Ziraat Hayat ve Emeklilik
5) Halk Hayat ve Emeklilik
6) Vakıf Hayat ve Emeklilik
Elementer (hayat dışı) sigorta tarafı 'Türkiye Sigorta'; bireysel emeklilik ve hayat sigortası tarafı ise 'Türkiye Hayat ve Emeklilik' adı altında birleştirilmişti. Türkiye Sigorta artık borsada işlem gören Güneş Sigortayı kapsadığı için BİST şirketi de oldu. Türkiye Hayat ve Emeklilik ise borsada işlem görmüyordu.
17 Ekim 2026 Cumartesi
IMF VE DÜNYA BANKASI 25-30 YIL ÖNCE BİZE, TÜM FİNANSAL YÖNETİMİN TEK ELDE TOPLANARAK KOORDİNE EDİLECEĞİ 'MALİ PİYASALAR-SEKTÖR ÜST KURULU'NU (MPÜK-MSÜK) KURMAMIZI ÖNERMİŞ AMA KABUL ETTİREMEMİŞTİ; ŞİMDİ CEREMESİNİ ÇEKİYORUZ
TÜRKİYE'DE DEVLETİN FİNANSAL YÖNETİM, GÖZETİM VE DENETİMİ KOORDİNASYONSUZLUKTAN TEL TEL DÖKÜLÜYOR
TÜRKİYE ARTIK MPÜK'Ü KURMAYI CİDDİ CİDDİ DÜŞÜNMELİ
Cahit UYANIK
Biliyorum, boşa kürek çekiyorum ama yazmasam da olmazdı...
Meclis'teki kapatılan fonlardan tasarrufçulara yapılacak ödemelere ilişkin yasa teklifi görüşmeleri gösterdi ki, Türkiye'de finansal piyasaları düzenlemek, gözetlemek ve denetlemekle görevli kurumlar tel tel dökülüyor.
Aralarında ciddi bir koordinasyonsuzluk mevcut. Oluşmuş ayrı adacıklarda liyakati tartışmalı adamlar kendi iktidarını ve keyfini sürüyor. SPK zaten 'bir alem', BDDK birçok şeyi görmesine rağmen sessiz, MASAK ise süper yetkilerine karşın 'elimden birşey gelmiyor' kolaycılığında...
Borsa İstanbul gözetim ve denetim ayağı unutulan 'finansal bir heyula'ya dönüşmüş, yabancı-yerli önüne geleni korkutuyor. Herkese abilik yapması gereken Merkez Bankası ise 'Bana ne, bana ne? Ben enflasyonla mücadele ediyorum' histerisine kapılmış.
13 Ekim 2026 Salı
BEN BUNA 'FİNANSAL ENSEST' DİYORUM... AYNI ŞİRKET İÇERİSİNDE NAKİT YARATMAK İÇİN HİÇ DUYULMAMIŞ ŞEKİLDE FİYATI ŞİŞİK HİSSELER TEMİNAT GÖSTERİLİP TERS REPO YAPILIRKEN SPK NASIL UYUDU?
SORULMASI GEREKEN ASIL SORU ŞU: 15 GÜN İÇİNDE 440 FON SOYGUNCUSUNUN 401 MİLYAR LİRASI NEREDEN VE NASIL ÖDENDİ?
Cahit UYANIK
SPK, yabancı endeks sağlayıcısı kuruluşların uyarı ve isteği üzerine, fonlara çeki-düzen vermek için 29 Ağustos 2026'da yeni bir rehber yayınlıyor.
Şişirilmiş şirketlerin hisse senetleriyle fiyatları arşa çıkmış fonlarda bulunanlar konuyu hemen çakıyor ve çıkış emri veriyor.
Çünkü yeni düzenlemelerle o astronomik fiyatlı fonların devamı mümkün değil. 12 Eylül günü ise ödemelerin altından kalkamayan Pusula Portföy'den Muhammet Yarız'ın yurt dışına kaçtığı haberi patlıyor.
Sabah gazetesinin haberine göre 1-16 Eylül tarihleri arasında Tera ve Pusula fonlarından gerçekleşen toplam sermaye çıkışı 401 milyar 266 milyon 791 bin 742 lira (Yaklaşık 8,2 milyar dolar) olarak belirleniyor.
TERA fonundan 1-16 Eylül tarihleri arasında 100 milyon TL ve üzerinde çıkış yapan yatırımcı sayısı 168 kişi. Bu 168 yatırımcının fondan çektiği toplam miktar 335 milyar 912 milyon 421 bin 253 lira olarak kayıtlara geçti.
Aynı tarihlerde Pusula fonunda ise 50 milyon TL ve üzerinde çıkış yapan yatırımcı sayısı 272 kişi. Bu kişilerin fondan çıkardığı toplam tutar 65 milyar 354 milyon 370 bin 489 lira.
Böylece sadece iki fondan 16 günlük zaman dilimi içerisinde 440 kişi tarafından çekilen toplam para 401 milyar 266 milyon lirayı aşıyor.
İşin ilginç yanı bu 440 kişiye ödenen 401,3 milyar TL'nin nereden bulunduğu konusu üzerinde haberde hiç durulmuyor. Onu da ben anlatayım... Havadan gelmedi ya bu para...
6 Ekim 2026 Salı
EYVAH EYVAH...TAKASBANK'I MEVDUAT BANKASI, BİRLEŞİK FON BANKASINI 'FONLARI TASFİYE ETMEK İÇİN KURULAN BANKA' SANANLAR KLAVYE BAŞINA GEÇTİ
- 25 YIL ÖNCE DE CEVAP ALAMADIĞIM SORU: FON SOYGUNU HERKESİN GÖZÜ ÖNÜNDE TASARLANIRKEN, DEVLETİN İSTİHBARAT VE MİLLİ GÜVENLİK KURUMLARI NEDEN BU RİSKİ BELİRLEYEMEDİ?
Cahit UYANIK
Evet o tehlike yine baş gösterdi...
Her büyük krizimizden 1 hafta -10 gün sonra, o krizin ana konusu hakkında uzman kesiliyoruz...
Fon soygunundan sonra da böyle oluverdi ve herkes sermaye piyasası, BİST, yatırım fonları kompetanı oldu çıktı...
Klavyenin başına çöken çok bilmişler döktürüyor X'te...
Takasbank'ı mevduat bankası sananlar, Birleşik Fon Bankası A.Ş (BFB) için neredeyse 'Fonları tasfiye için banka kurmuşlar laaaa..." diyebilme noktasındaki tipler yazıyor, çiziyor, konuşuyor.
Takasbank'ın fon alım-satımlarının fiilen gerçekleştiği, aldığınız fonların saklandığı yer olduğunu, batan fonlardan para kurtarılacaksa buradan şahsi hesabınıza geleceğini bilmek isteyen pek yok.
FBSK'nın cebellezi ettiği paranın dün iadesini gerçekleştirdiği BFB'nin fonların tasfiyesi için değil TMSF'nin batan ve ismi dahil hiçbir şeyini satamadığı bankaları devrettiği bir banka (Buna bankacılıkta 'kötü banka' da deniliyor) olduğunu duymak isteyen yok. BFB'nin kökeninin 1958'de kurulan Çaybank'a kadar gittiği, BFB isminde geçen 'Fon' sözcüğünün TMSF'yi temsil ettiğini ve 2005 yılında resmen bu unvanı aldığını kimse pek bilmiyor, bilmek istemiyor. Bilmek istemeyince anlamıyor ama buna rağmen de yorum yapmaya çalışınca absürt oluyor; o kadar...
Bakalım bu cehalet rüzgarı daha ne kadar esip gidecek, göreceğiz.
Ben de klavye başına geçmişken 'necip' Türk medyamız ve 'nevrotik' sosyal medyamızda ele alınmayan bir başka mevzuya değinmek istiyor ve şu soruyu soruyorum:
'Bu kadar büyük bir finansal soygun tezgahlanırken, bu tezgah da gözler önünde iken istihbarat ve ulusal güvenlikle ilgili kurumlarımız ne yapıyordu?'
2 Ekim 2026 Cuma
FON SOYGUNCULARI DEVLETİN İLAN ETTİĞİ IBAN'LARA İADE PARASI YATIRIR MI?
KAÇIŞ PLANI SOYGUNLARDA DAHA BAŞTA YAPILIR VE SOYGUNUN KENDİSİ KADAR ÖNEMLİDİR
Cahit UYANIK
Siyasi bir güdü ile yazmıyorum ama...
'Fonzi' skandalında...
Zaman ilerledikçe ve bilgiler deşelendikçe...
Soygun organizasyonunun çeşitli düzeydeki AKP'liler ve/veya yakınları tarafından gerçekleştirildiği, geçmişte şikayet edildiğinde ise ponzi şemalarının bu siyasi bağlantılar üzerinden korunup kollandığı iyice ortaya çıkıyor.
Benim tespit edebildiğim organizasyona göre Tera ve Emre Tezmen ile Pusula ve Muhammed Yarız başrolde tamam ama onu başrole getiren ve sürekli başrolde kalmasını sağlayanlar AKP'liler olmuş. Özellikle son 2 yılda açık bir saadet zinciri ve acımasız bir yağmaya dönüşen bu soygun organizasyonunda yıllardır borsada faaliyet gösteren, SPK'nın da yakından tanıdığı geleneksel anlamdaki manipülatörler de (Cengiz Avcı, Enver Çevik vd.) fütursuzca kullanılmış.
Şimdilerde bence el altından uyarılarak, sopa gösterilerek, daha az zahmet yöntemiyle -SPK'nın deyimi ile- 'fahiş kazançlar' iade alınmaya çalışılıyor. Daha 2 gün önce SPK, bu fahiş kazançların nereye iade edileceğine ilişkin ayrıntılı hesap listeleri yayınladı. Evet bu bile, yani 'nedamet getirecek hırsızların imana gelmesini beklemek' bile, fon soygununun geçmişte bilindiği ve göz göre göre yapıldığının işareti sayılmalı bence... Devlet soygun sürerken nasıl pasif yaklaşım sergiledi ise paraların geri alınmasında da (siyasi bağlantıların daha fazla ortaya çıkmaması için) aynı tavrı sergiliyor.
Neden mi böyle düşünüyorum? Yapay zekaya dünyanın değişik ülkelerindeki benzer soygun vakalarında SPK'nın başvurduğu şekilde bir geri ödeme yöntemi olup olmadığını araştırttım.
1 Ekim 2026 Perşembe
BAKAN EVLADI, FON YOLSUZLUĞUNUN KURGULANDIĞI DÖNEMDE SPK'YI YÖNETEN İSİMDİ: SPK ESKİ BAŞKANI ÖMER GÖNÜL KİMDİR?
Dr. İbrahim Ömer GÖNÜL, Ankara'da doğdu. Bilkent Üniversitesi Ekonomi bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi'nde İşletme alanında yüksek lisans ve Siyasal Ekonomi alanında doktora derecesi aldı.
Profesyonel kariyerine Şekerbank T.A.Ş. Sabit Gelirli Menkul Kıymetler Bölümünde Uzman Yardımcısı olarak başlayan Dr. İbrahim Ömer GÖNÜL, ardından Türk Lirası Fon İşlemleri Uzmanı unvanıyla fon yönetimi alanında çalıştı. 2004 yılında Sermaye Piyasası Kuruluna geçiş yaparak Kurumsal Yatırımcılar Dairesindeki görevinin ardından sırasıyla Personel Müdürü ve İdari ve Mali İşler Dairesi Başkan Yardımcısı olarak görev aldı. 2014 yılında Sermaye Piyasası Kurulu Başkan Yardımcılığına atanan Dr. İbrahim Ömer GÖNÜL, bu görevinin yanı sıra, sermaye piyasalarındaki değerleme faaliyetlerinin kalitesini artırmak amacıyla kurulan Merkezi Kayıt Kuruluşu Gayrimenkul Bilgi Merkezi Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de eş zamanlı olarak yürüttü.
24 Eylül 2026 Perşembe
SERMAYE PİYASASI ŞİRKETİNDE, SERMAYE PİYASALARINDAN ANLAMAYAN BAĞIMSIZ YÖNETİM KURULU ÜYESİ OLMAZ, OLAMAZ
KEREM ALKİN, HAZIRLADIĞI RİSK RAPORUNDA "TERA'DA SAADET ZİNCİRİ SEZİYORUM" DİYE YAZABİLSE, SAVCILIKTAN SERBEST KALIRDI
Cahit UYANIK
Tanıdığım bir bağımsız yönetim kurulu üyesi üniversite hocası vardı.
Hep janti gezer; en pahalı kıyafetler, cekette 5 km. koşmuş köpek dili gibi dışarı fırlamış bir mendil, gıdısında rengarenk fularlar, tahminimce her hafta kuaförde, saçı hep düzenli ve aynı uzunlukta... İki laf edersin, bir kibir bir kibir... Kibrinden cevap vermez, verse anlamazsın. Öyle bir tip işte... Başta bana çok garip gelen bu tipi araştırınca...
Birçok şirkette bağımsız yönetim kurulu üyesi olduğunu öğrenmiştim. Tabii ki hesabına oldukça yüksek tutarlarda 'huzur hakkı' yatıyordu her ay... Para, kibrini besleyip canavara dönüştürmüştü adamcağızı...
Tera Portföy'ün bağımsız denetim kurulu üyeleri Kerem- Emre Alkin kardeşlerin tutuklanmaları öncesi savcılık ifadelerini okuyunca tanıdığım işte o kibirli hoca aklıma geldi ve "Bizde bağımsız yönetim kurulu üyeleri niye böyle ki?" diye düşündüm.
Benden bundan 34 yıl önce Amerikan İç Borçlanma Modeli makalesini isteyen Kerem Alkin'in "Sermaye piyasalarından anlamam. 16 ayda zaten 3 defa Yönetim Kurulu toplantısı yaptık. Benim bu olaylarda bir etkim yok" sözlerini okuyunca çok şaşırdım. Çünkü aynı Kerem ifadesinde, "Bağımsız üye olarak Risk Komitesini yönetiyorum. Yönetim Kuruluna 54 sayfalık detaylı bir risk raporu hazırladım. Fonlardan ani çıkış riskine dikkat çektim" diyerek aslında kendi kendini yalanlamış.
22 Eylül 2026 Salı
BEŞEVLER'DE SPK BİNASININ HEMEN KARŞISINDAKİ BORSA KÜÇÜK YATIRIMCILARI KAHVEHANESİNE NİYE GİTTİM? SPK 35 YIL ÖNCE YATIRIM KULÜPLERİNE İZİN VERSEYDİ, BORSA BAĞLANTILI YATIRIM FONU SOYGUNU YAŞANMAZDI
- 35 YIL ÖNCE KAHVEHANEDE TOPLAŞAN KÜÇÜK YATIRIMCILARIN 'YATIRIM KULÜBÜNE DÖNÜŞELİM' TALEBİNE SPK OLUMLU CEVAP VERSEYDİ, ŞİMDİKİ FON SOYGUNU YAŞANMAZDI
- BİZDEKİ 'ALTIN GÜNÜ", 'DOLAR GÜNÜ' UYGULAMASINA BENZEYEN YATIRIM KULÜPLERİ ABD'DE ÇOK YAYGIN VE GÜÇLÜ...
Cahit UYANIK
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Türkiye'nin ilk özerk kurulu... 1980-1981 yılında yaşanan Bankerler Faciası sonrası, bu alandaki düzenleme yetersizliği ve denetimsizliğe tepki olarak kuruldu.
SPK'nın ilk başkanı ise Mülkiye'nin ünlü Maliye hocalarından İsmail Türk'tü. Az konuşması ile ünlü bu başkanın döneminde SPK Meşrutiyet Caddesindeki İş Bankası şubesinin üstündeydi. Ben de bazen oraya uğrar, sarı saman kağıda basılı 'Haftalık Bülten'i alır ve pek birşey anlamadan yüzüne bakar dururdum. Sermaye piyasaları alanında Türkiye'de doğru dürüst bir yayın, kitap yoktu.1991 yılında İMKB Başkanı Muharrem Karslı bir kitap çıkarttı da okuyup öğrenebildik.
SPK sonra 90'ların başında Beşevler semtinde konservatuarın karşısında bir bina yaptırdı ve oraya taşındı. Trend dergisinde çalışırken vatandaşın biri aradı. Borsa yatırımcısı olduğunu, SPK binası yakınında, Bahçelievler'in Beşevler'e bakan sokaklarından birindeki kahvehanede borsa yatırımcıları olarak toplandıklarını fikir alışverişinde bulunduklarını söyledi. Anlaşılan bu, küçük yatırımcının güven arayışında sembolik bir konumlanmaydı. Yoksa Kızılay'da, Ulus'ta, Esat'ta bir kahvehane de olabilirdi.
O günler borsada küçük yatırımcılığın emekleme dönemi gibiydi. Trend'de her hafta insanların kendi aralarında kurduğu amatör yatırım kulübü haberlerine yer veriliyordu zaten. Ben de kalkıp Bahçelievler'e gittim, Ankara'dakilerin haberini yaptım. Pek az hisse konuşuyorlardı, daha çok yatırımcılıktı dertleri... Hisse konuşunca hangilerini konuştuklarını sordum. "İlke bazında hisse konuşuyoruz. Mesela 'Ota (tarım sektörü hisseleri) boka (gübre şirketi hisseleri) bulaşma!' tavsiyesi veriyoruz birbirimize" dediler ve beni güldürdüler...
İSVİÇRE'DE BULUNAN VE PUSULACI MUHAMMED YARIZ'IN PARA KAÇIRDIĞI EDMOND DE ROTHCHILD BANKASI KİMİNDİR? ARMASINDAKİ SEMBOLLERİN ANLAMI NEDİR? TÜRKİYE BU BANKADAN PARASINI GERİ ALABİLİR Mİ?
Edmond de Rothschild, merkezi Cenevre, İsviçre'de bulunan; özel bankacılık, varlık yönetimi ve kurumsal finansman alanlarında faaliyet gösteren köklü bir bağımsız finans grubudur.
Öne Çıkan Özellikleri ve Yapısı:
Kuruluş ve Yönetim: Banka, 1953 yılında Edmond de Rothschild tarafından kurulmuştur. Günümüzde tamamen Rothschild ailesinin (%100 aile mülkiyeti) kontrolündedir ve CEO'luğunu Ariane de Rothschild yürütmektedir.
Faaliyet Alanı: Dünya genelinde yaklaşık 200 milyar İsviçre frangı (CHF) değerinde varlık yönetmekte olup, küresel bazda üst düzey servet sahiplerine (private banking), aile şirketlerine ve kurumsal fonlara hizmet vermektedir.
Diğer Rothschild Yapılarından Farkı: Londra merkezli olan ve daha çok yatırım bankacılığıyla tanınan Rothschild & Co grubundan bağımsız, ayrı bir finans kuruluşudur.
Geçmişteki Önemli Konular ve Gündem
Uluslararası Denetimler: Banka, geçmiş yıllarda ABD Adalet Bakanlığı (2015) ve Lüksemburg makamları (1MDB soruşturması) nezdinde mali mevzuat ve uyum süreçlerine ilişkin çeşitli soruşturmalar ve anlaşmalarla gündeme gelmiştir.
Türkiye Gündemi: Türkiye'deki bazı finansal ve fon soruşturmalarında (MASAK raporları kapsamında) yüksek tutarlı yurt dışı transferlerin yapıldığı aracı kuruluşlardan biri olarak adı geçmiştir.
Finans dünyasının en tanınmış ailelerinden biri olan Edmond de Rothschild Grubu'nun kurucu koluyla ilgili detaylar şu şekildedir:
Edmond kimin oğlu? Edmond de Rothschild grubuna adını veren Baron Edmond Adolphe de Rothschild (1926–1997), Maurice de Rothschild'in oğludur.
20 Eylül 2026 Pazar
EMRE ALKİN'İN REKTÖR OLDUĞU TOPKAPI ÜNİVERSİTESİNİ DE TERA GRUBU SATIN ALMIŞ ANCAK YASAL SÜREÇ BİTMEMİŞTİ... FON SKANDALINDAN ETKİLENME İHTİMALİ VAR
![]() |
Soldan sağa: Emre Tezmen/Emre Alkin/Kerem Alkin |
- PEKİ KEREM ALKİN 90'Lİ YILLARIN BAŞINDA NEDEN PEŞİME DÜŞMÜŞTÜ?
Cahit UYANIK
Hani bir laf vardir: Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma!
Türkiye tam da o günlerden geçiyor.
Bugün Tera Portföy yönetiminde bulunan iki
iktisat profesörü Kerem ve Emre Alkin kardeşler gözaltına alındı.
Bu iki hoca da kağıt üzerinde vlatandaşa yumurtalarını aynı sepete koymama, finansal okuryazarliga sahip olunarak tasarruflarını güvenli şekilde değerlendirmelerini tavsiye eden isimlerdi. Başta belirttim; meğer bu hocaların dediğini yapıp, yaptıklarını yapmamak gerekmiş.
Bu iki ismin babaları Prof. Dr. Erdoğan Alkin de iktisat profesorüydü.
Kurulduktan hemen sonraki yani 70'lı yılların yırtıcı TÜSİAD'inda ekonomi danışmanlığı da yapmıştı baba Alkin...
Ama Tevfik Güngor Uras'a göre baba Alkin, paraya-pula pek önem vermez, iyi bir akademisyen olmaya çalışırdı. (Rahmetli Uğur Mumcu ise Baba Alkin'e verdiği danışmanlık hizmetleri nedeniyle 'holding profesörü' derdi. Baba Alkin 2013 yılında sanırım kanserden vefat etti.)
Çocukları babaları gibi çıktı denemez. 'İyi polis-kötü polis' misali Kerem mevcut iktidardan yana tavır aldı iyi polis oldu; Emre ise iktidarın ekonomi politikalarını eleştiren kötü polis...
Birleştikleri nokta Tera'dan kazandıkları paraymiş meğer... Hatta Emre Alkin, -tesadüf müdür bilinmez- adaşı Emre Tezmen'e ait Tera Grubu, bahar aylarında Topkapi Üniversitesini satın aldıktan sonra da rektörlük görevini sürdürmüştü. (Umarım Tera olayının ucu bu üniversiteye uzanmaz.) Öte yandan Kerem Alkin, halen Topkapı Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı olarak görev yapıyor.
19 Eylül 2026 Cumartesi
BAKAN EVLADI, FRANSIZCA EĞİTİM VEREN TEVFİK FİKRET LİSESİ MEZUNU, ANKARALI FİNANSÇI: TERA PORTFÖY YKB EMRE TEZMEN KİMDİR?
![]() |
| Emre Tezmen |
17 Eylül 2026 Perşembe
5 YILDA 30 KAT BÜYÜYEN GÖLGE BANKACILIĞIN (YATIRIM FONLARI) GÖLGESİ UZADIKÇA UZADI... NEDENSE KİMSE DENETLEMEDİ; GÜNEŞ BATINCA TÜRKİYE'Yİ ZORA DÜŞÜRDÜ
- GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE; RAKAM BELLİ DEĞİL AMA FATURALARINIZ OLUŞTURULUYOR
- BAŞIBOŞ BIRAKILAN YATIRIM FONLARI İLE SİMGELENEN GÖLGE BANKACILIK SEKTÖRÜ, BUNDAN BÖYLE KLASİK BANKACILIK SEKTÖRÜ KADAR İYİ DENETLENMELİ
Cahit UYANIK
'Gölge bankacılık' diye bir kavram var. Bu kavram 90'lı yıllar boyunca konuşulup tartışıldıktan sonra...
2000'li yılların başında yani 2008 yılında dünya çapında büyük bir finansal ve ekonomik krize yol açmıştı. Bu yapı şimdilerde Pusula, Tera ve diğer bazı portföy yönetim şirketleri (PYŞ) üzerinden Türkiye'nin de başını ağrıtmaya başladı.
Gölge bankacığın klasik bankalar gibi mevduat toplama yetkisi yok ama yatırım hesapları yoluyla vatandaştan tasarrufunu rızası ile alıp kullanabiliyor. Bunu yaparken en önemli araçları ise yatırım fonları...
Vatandaş "Siz çalışıyorsunuz, boş zamanınız yok. Yatırım araçları ile uğraşmak başlı başına ayrı bir iştir. Teknik bilginiz de yetersiz kalır zaten. Bırakın bu işi profesyonellere... Onlar kurduğumuz yatırım fonları üzerinden sizin adınıza yatırım yapsın" denilerek ikna ediliyor. Neye peki? Tasarrufunu bankaya mevduat olarak yatırmamaya, borsaya girmemeye... Getirip PYŞ fonlarında değerlendirmeye... Vatandaş da "Nasıl olsa SPK'dan izin almış bir fon bu... Devletin denetimine tabi. Güvenlidir" deyip tasarrufunu bankalara değil PYŞ'lere teslim ediyor. Karşılığında mevduata kıyasla 5-10 puan daha çok getiri alabilmek için...
Çevrenize dikkat edin, son birkaç yılda yatırım fonlarına girenlerin sayısı ne kadar arttı. Öyle ki yatırım fonu almayıp da banka mevduatında duranı dövüyorlardı!
9 Temmuz 2026 Perşembe
KAPAK HABERİ / SERMAYE PİYASASI ARAÇLARINA 'RATING' GELİYOR; OTOMASYON SİSTEMİ, HİSSE SENETLERİNİN FİZİKİ DOLAŞIMINI SONA ERDİRECEK

SPK Başkanı Karacan Açıkladı:
SERMAYE PİYASALARINDA 'RATING' DEVRİMİ
"Sermaye piyasası araçlarına uygulanacak rating (derecelendirme) konusunda kısa ve öz bir tebliğimiz olacak. Kurulacak yerli rating şirketlerinde doğrudan ortak olmasa bile, teknik açıdan bir yabancı şirketle know-how anlaşması yapma şartı arayacağız."
Cahit UYANIK
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Ali İhsan Karacan, 1994-Ekim ayından bu yana görev başında... 10'a yakın iflas etmiş aracı kurum, morali bozuk bir SPK, uygulanmayan yasal düzenlemeler ve rafa kaldırılmış tebliğ taslakları devralan Karacan, 7 aylık sürede bu sorunların üstesinden gelmeye çalıştı ve birçoğunda başarılı oldu. Karacan önümüzdeki ay sermaye piyasalarına iki önemli kurum kazandırmayı amaçlıyor: Rating şirketleri ve gayrimenkule dayalı yatırım araçları... Karacan, sorularımızı cevaplandırdı:
Macro Economy: Göreve başladığınız 6,5-7 aydan bu yana SPK'da neler yaptınız?
Karacan: Sermaye piyasaları radikal değişiklikleri kaldırmaz. Bu piyasanın kendine has kuralları vardır. Otoritenin piyasayı düzenleyici, ona yeni yollar açıcı görevleri vardır. Çünkü sizin düzenlemeleriniz ile piyasanın talep ve şartlarının kesişmesi gerekir. Aslında dikkatle incelendiğinde görülür ki radikal denilen değişikliklerin tohumları geçmişte bir şekilde atılmıştır. Bizim yaptığımız düzenlemeler piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda, piyasanın rahat çalışmasına yönelik çalışmalardır. Bundan bir takım bürokratik engelleri hafifletmeyi anlayabiliriz.
- Mesela?
Karacan: İstisna ve Muafiyet Tebliğinin kapsamını genişlettik. Küçük şirketlerin ilan ve denetim yükümlülüklerini hafifleterek halka açılmayı kolaylaştırdık. Kar Dağıtım Tebliğini yeniden düzenledik. Küçük yatırımcıların korunması için asgari kar dağıtım şartını yumuşattık. Önümüzdeki günlerde bir adım daha ileri gitmeyi düşünüyoruz. Borsa şirketlerinin kar dağıtma zorunluluğunu kaldıracağız. Ama bunu yaparken bir takım istisnalar koyacağız. Gerekli gördüğümüz hallerde ve zamanlarda, özellikle küçük yatırımcının korunmasına yönelik olarak bazı şirketlere kar dağıtım zorunluluğu getireceğiz. Bu, piyasayı rahatlatacak ve bürokrasiyi azaltacaktır. Ayrıca kredili menkul kıymet işlemlerini belli bir düzene oturttuk. Bu bir ihtiyaçtı. Zaten aracı kurumlar yasal olmayan yollardan kredili işlem yapıyorlardı. Bu durum piyasada bazı sıkıntıların doğmasına da yol açıyordu. Şimdi yaptığımız şey bir başlangıç düzenlemesidir. Önümüzdeki dönemde bu daha gelişecektir.
- Portföy yönetimi ve danışmanlık şirketlerinin kuruluş koşulları hayli zorlaştırıldı. Bu, bizim piyasamızı nasıl etkiler?
Karacan: Doğrudur. Yaptığımız tebliğ düzenlemeleri ile bu tip şirketlerin kuruluşunu adeta imkansız hale getirdik. Amacımız portföy yönetimi işinin sadece banka ve aracı kurumlarca yapılmasını sağlamaktır. Çünkü dünyanın her yerinde portföy yönetimi denildiğinde 'bireysel portföy yönetimi' anlaşılır. Oysa bizde portföy yönetimi yanlış anlaşıldı veya suistimal edildi. Bir 'yatırım havuzu' yönetimine dönüştü. Bu, işin ruhuna aykırıydı. Bir anlamda alt yatırım fonları oluşuyordu böylece... Portföy şirketleri gizli bir banka, gizli bir aracı kurum haline dönüştü. Ama bu konuda bir ihtiyacın varlığı da tespit edildi. Önümüzdeki zaman içinde 'yatırım kulübü' gibi düzenlemeler yapacağız.
9 Mayıs 2026 Cumartesi
33 YIL KESİNTİSİZ MALİYECİLİKTEN SONRA SERMAYE PİYASALARINA TRANSFER OLDU: SPK BAŞKANLIĞINA ATANAN MAHMUT SÜTCÜ KİMDİR?
1968 yılında Samsun/Bafra'da dünyaya gelmiştir. İlk öğrenimini Bafra'da, orta ve lise öğrenimini Amasya’da tamamlamıştır. 1990 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye Bölümümden mezun olmuştur.
Çalışma hayatına 1991 yılında Hesap Uzman Yardımcısı olarak başlamış olup; 1994 yılında Hesap Uzmanı, 2003 yılında Baş Hesap Uzmanı olarak görev yapmıştır.
2002-2003 yılları arasında Maliye Bakanlığı'nca İngiltere'de bir yıl görevlendirilmiş olup, daha sonra sırasıyla;
2004-2005 yılları arasında Dış Ticaret Vergi Dairesi Başkanlığı (İstanbul), bu görevle birlikte Marmara Kurumlar Vergi Dairesi ve Boğaziçi Vergi Dairesi Başkanlığı Vekalet,
2005 yılında Antalya Gelirler Bölge Müdürlüğü Vekalet,
2005-2013 yılları arasında Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı,
2013-2016 yılları arasında Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı
görevlerinde bulunmuştur.
16 Mart 2026 Pazartesi
KAPAK HABERİ / SERMAYE PİYASALARINDA SUÇ DUYURUSU YAPILAN ŞİRKETLERİN LİSTESİ
Sermaye Piyasası / Suç Duyuruları
ŞİRKETLERİN GÜNAH DUYURULARI
Hızla gelişen sermaye piyasasında 'suç' olgusu da ağırlığını hissettirmeye başladı. Savcılıklara toplam 29 adet suç duyurusunda bulunuldu. Borsada işlem pazarı açık olan şirketler, aracı kurumlar ve halka açık şirketlerden hangileri hakkında, ne tür iddialarla suç duyurusunda bulunularak dava açıldı?
Cahit UYANIK
Geçtiğimiz ay sermaye piyasaları ve borsa iki önemli olayla çalkalandı. Peşpeşe iki borsa şirketi; Ege Seramik ve Facto Finans'ın Sermaye Piyasası Yasasına (SPY) aykırı davrandıkları belirlendi. Bu iki şirket Özel Haller Tebliği hükümlerine uymayarak büyük hacimdeki hisse senetlerinin el değiştirme işlemini borsaya bildirmemişti. Olayın ortaya çıkmasından sonra hızla üzerine gidildi. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) söz konusu şirketleri incelemeye aldı. Kurul, kendisine verilen rapor doğrultusunda bu iki şirket yatırımcılarının aldatıldığı sonucuna vardı. Ege Seramik ve Facto Finans hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.
Bu gelişmelerin hemen ardından bazı basın yayın organlarında 'SPK'nın ilk kez savcılığa suç duyurusunda bulunduğu' yolunda yorumlara rastlandı. Ancak Ekonomik TREND'in edindiği bilgilere göre gerçek hiç de öyle değildi. Ege Seramik ve Facto Finans savcılığa verilen ilk değil, son iki şirketti... Yaptığımız araştırmalar bu olaydan önce savcılıklara 29 ayrı suç duyurusunda bulunulduğunu gösterdi.
Suç duyurularına konu olan fiiller; insider trading'ten (içeriden öğrenenlerin ticareti) resmi evrakta sahteciliğe, emniyeti suistimalden örtülü kazanç aktarımına kadar geniş bir yelpazede bulunuyor. Suç duyurusunda bulunulan şirketler genel olarak 4 ana grupta toplanıyor. Bunlar; 1) Aracı kurumlar, 2) Borsa işlem pazarındaki şirketler, 3) SPY uyarınca ortak sayısı 100'den fazla olan halka açık şirketler, 4) İzinsiz aracılık faaliyetinde bulunan şirketler. Yani sermaye piyasaları kapsamına giren tüm ana kuruluş veya unsurlar bir şekilde savcılık soruşturması ile tanışmış durumda...
Suç duyurusu nasıl yapılıyor?
Peki sermaye piyasaları denilince herkes suç duyurusunda bulunabilir mi? Hayır, suç duyurusunu yapan kuruluş SPK... Kurul, kendisine gelen ihbar, şikayet veya rutin incelemeleri sırasında önemli gördüğü hatalı işlemleri SPY'nın 49. Maddesine dayanarak fiilin gerçekleştiği yerin cumhuriyet savcılığına yazılı olarak bildiriyor. Suç duyurusu sonrasında savcılık kamu davası açarsa SPK müdahil sıfatıyla mahkemeye katılabiliyor. SPY'de bu durumun tam tersi bir mekanizma da mevcut. Buna göre savcılık kendisine ulaşan bir ihbar veya şikayeti SPK'ya ileterek inceleme yapmasını da isteyebiliyor. Ancak böyle bir durumla henüz karşılaşılmış değil. Savcılık suç duyurusu sonrasında kovuşturmaya gerek olmadığına karar verirse SPK'nın itiraz hakkı da var.
23 Şubat 2026 Pazartesi
BAŞKENT NOTLARI / ABD'YE İHRACATIMIZA 'SPECIAL 301' VERGİ TEHDİDİ..!
BAŞKENT NOTLARI / ABD'YE İHRACATIN KADERİ BUGÜNLERDE BELLİ OLUYOR
Cahit UYANIK
Türk-Amerikan ilişkilerinde hayli sıcak bir hava esiyor. Ancak siz bu satırları okuduğunuz anlarda buz gibi bir havaya dönüşebilir. Çünkü Amerikan yönetimi, patent ve fikri mülkiyet haklarına saygı gösterilmemesi nedeniyle Türkiye'den yaptığı ithalata ek vergiler koyabilir. Yani ABD'ye yapılan yaklaşık 500 milyon dolarlık ihracat sekteye uğrayabilir. Peki neden?
Bu sorun hayli uzun bir geçmişe dayanıyor. Türk firmaları ABD'den ithal ettiği ses ve video kasetlerini hiçbir izin almadan çoğaltıyor. Türk ilaç firmaları da ABD'de uzun yıllar süren araştırmalar ve milyonlarca dolar harcandıktan sonra piyasaya sürülen yepyeni bir ilacın jeneriğini yani taklitini kolayca üretebiliyor. Her iki halde de fikri mülkiyet sahibi ABD'li firmalara 'One cent' bile ödemiyorlar. Amerikan firmalarının bu işleyişten yıllık kaybının 250 milyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.
İşte ABD Ticaret Kurumu (USTR) firmaların şikayetleri doğrultusunda yaklaşık 2 yıl önce bu ihlallerin önlenmesi için Türk hükümetine bir dava açmıştı. Davada müeyyide olarak, Türkiye'nin ABD'ye düşük gümrük oranları ile mal satabildiği GSP sisteminden çıkartılması isteniyordu. Türkiye bu konuda uzmanlaşmış ciddi avukatlık firmalarından biriyle anlaşarak kendini savundu. Savunmanın özü Türkiye'nin fikri mülkiyet ve patent yasalarını yakın bir gelecekte çıkaracağı temel düşüncesi üzerine oturtulmuştu. Kanıt olarak ise bu konulardaki yasa tasarılarının Meclis gündeminde bulunması gösterildi. Savunma, mahkemede etkili oldu. Türkiye'ye geçiş için ek bir süre tanındı. İşte süre bu Nisan ayı sonu itibarıyla doldu.
Amerikan yönetiminin bu meseleye ne kadar duyarlı olduğunu anlamak için Türkiye'ye yeni atanan Büyükelçi Marc Grossman'ın yaptığı bir konuşmaya bakmak yeterli. Grossman, iki ülke ilişkilerinde 3 noktaya dikkat çekmişti: Kıbrıs Sorunu, insan hakları uygulamalarının yetersizliği ile patent ve fikri mülkiyet ihlalleri... Amerikan yönetimi ile geçen Mart ayında yapılan 2. Dönem Ortak Ekonomik Komite toplantılarında da konu gündemdeydi. Heyete başkanlık eden Başbakanlık Koordinasyon Başmüşaviri Emre Gönensay'a Türkiye'nin söz konusu fikri mülkiyet ihlalleri nedeniyle 'Special 301' denilen yasa kapsamına alındığı bildirildi. Bu yasa ABD Hükümetine ithalatta ek vergiler koyabilme yetkisi veriyor. ABD'nin kararının bu ay (Mayıs) ortasına kadar açıklanması bekleniyor. Türkiye ise bu konuda hayli iyimser ve verilen mühletin 1995 yılı sonuna kadar uzatılacağına inanıyor. Gerekçe ise GATT ve Gümrük Birliği kararlarının Türkiye tarafından imzalanmış olması... Bu kararlar ile Türkiye, zaten ABD taleplerinin benzeri yükümlülüklerin altına imza atmıştı.
Ancak bunlara rağmen herşey bitmiş gibi görünmüyor. Çünkü ABD patent ve fikri mülkiyet yasalarına sahip olmasına karşın, yasanın uygulamasında gevşek davranan Çin'e 1994 yıli sonlarında adeta kan kusturmuştu. Sonunda Çin, ABD'ye yaptığı ihracatı 'Tamam, yasaları etkin bir şekilde uygulayacağız' sözünü vererek sürdürebilmişti. Çin deneyiminin Türkiye'ye ders olması dileği ile...
'PRESIDENT' ERSOY VOLKAN ORTALIĞI KARIŞTIRDI...
İhracatçıyı destekleyen Türk Eximbank ekonominin geçtiği şu kritik günlerde en önemli kurumların başında geliyor. Eximbank'ın kaptan koltuğunda ise genç bir bankacı olan Ersoy Volkan oturuyor. Volkan Citibank kökenli bir bankacı. Citibank'ın Türkiye'deki şubelerinde uzun yıllar çeşitli görevler üstlenen Volkan, daha sonra aynı bankanın New York'taki merkezinde de çalıştı. Volkan, Türk Eximbank'in başına New York'tan ayrılarak geldi ki iş açısından her yönüyle Amerikan kültürüne sahip bir genel müdür...
10 Ekim 2025 Cuma
UZAN AİLESİNE REFAHYOL HÜKÜMETİNDEN ÇUKUROVA ELEKTRİK (ÇEAŞ) VE KEPEZ ELEKTRİK'TE BÜYÜK KIYAK
![]() |
| Cem Uzan |
Çukurova, Kepez ve Uzan Ailesi /
UZAN AİLESİNE BÜYÜK İMTİYAZ
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Uzan Ailesi arasında varılan gizli bir anlaşma uyarınca Adana, Mersin ve Hatay'daki elektrik dağıtımı yeniden Uzanlar'a verildi. ÇEAŞ ve Kepez'de usulsüzlükler yaptığı gerekçesiyle bu şirketlerin yönetiminden uzaklaştırılan Uzanlar, böylece daha güçlenmiş olarak geri döndü.
Ağustos ayında yapılan gizli görüşmelerde varılan bir anlaşma, önümüzdeki günlerde çok ciddi tartışmaların yaşanmasına neden olacak. Anlaşmayı yapan taraftarın birisi RefahYol Hükümeti, diğer taraf ise daha 6-7 ay önce devletle kanlı bıçaklı hale gelen Uzan Ailesi... Konu ise Çukurova Elektrik (ÇEAŞ) ile Kepez Elektrik... RefahYol Hükümeti Adana, Mersin ve Hatay'daki elektrik dağıtımını gerçekleştiren bu iki şirketi, yeniden Uzan Ailesine devretmeyi kararlaştırdı.
İntermedya Ekonomi'nin edindiği bilgilere göre RP'li Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Recai Kutan, göreve geldikten hemen bir ay sonra yani Ağustos ayının ilk haftası içinde ÇEAŞ ve Kepez ile ilgili sorunun nasıl çözümlenebileceğinin araştırılmasını istedi. Bunun sonucunda bir yazı yazarak Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) ve ÇEAŞ yetkililerinin Adana, Mersin ve Hatay'daki elektrik dağıtımı konusunu görüşmek üzere bir araya gelmelerini istedi. Bu yazı üzerine 19 Ağustos 1996'da TEDAŞ ve ÇEAŞ yetkilileri hazırlanan işletme hakkı devir sözleşmesi üzerinde mutabakata vardı. Mutabakat metnine TEDAŞ'tan O. Nuri Doğan, F. Saner Başaran ve Ali Akı; ÇEAŞ'tan ise Nedim Ölmezler ve A. Mahir Gönenbaba imza koydular.
Danıştay vizesi bekleniyor
Daha sonra TEDAŞ ve ÇEAŞ yönetim kurulları ayrı ayrı hazırlanan metni görüşüp onayladı. Anlaşma bu aşamayı geçer geçmez 'vize' alınması için 23 Eylül 1996 tarihinde Danıştay'a gönderildi. Danıştay vizesi de alındığı taktirde 3 ildeki elektrik dağıtım hizmetleri 1988'den başlamak üzere 70 yıllığına Uzan Ailesinin kontrolündeki ÇEAŞ'a devredilmiş olacak. Danıştay'da halen 24 Mayıs 1996'da mahkemeye sunulan ve İstanbul Anadolu Yakasının elektriğini dağıtan Aktaş Elektrik ile imzalanan devir sözleşmesi de vize bekliyor.














