Ekonomi gazeteciliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ekonomi gazeteciliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2026 Perşembe

TÜRKİYE'DE EKONOMİ KÖTÜ İKEN MANŞET İŞSİZLİK ORANI NİYE DÜŞÜK SEYREDİYOR? TÜİK, İŞSİZLİK ORANINI NASIL DÜŞÜK GÖSTERİYOR?

(BİRAZ UZUN VE SIKICI BİR YAZI AMA...)

İŞSİZLİK ORANINDAKİ DÜŞÜŞÜN GERÇEK SEBEBİ EKONOMİDEKİ İYİLEŞME Mİ? PEK DEĞİL. 

YARATILAN DÜZGÜN VE KALİTELİ İŞLER AZALIYOR, BU ORTAMDA ARTMASI GEREKEN İŞSİZLİK ORANI İSE DÜŞÜYOR. ÇÜNKÜ...

Cahit UYANIK 

2026-Mart ayı işgücü istatistiklerine göre, dar tanımlı işsizlik oranı 0,3 puan düşüşle yüzde 8,1 olmuş. Gerçek işsizliği yansıtan geniş tanımlı işsizlik (atıl işgücü oranı) ise martta 1,6 puan artışla yüzde 31,5’e yükselmiş. Peki doğru mu bu, işsizlik nasıl düşer, etrafta herkes işsizken...

TÜİĶ' işsizlik anketinde... "Evet, haftada 1-2 saatliğine gidip, 200 TL'ye merdiven siliyorum" diyen bile işsiz sayılmaz. Yeterki kapına gelen veya sana telefon açan anketöre öyle cevap ver... Yani son 1 ayda bir işte 1 saat bile çalışmışsanız işsiz değilsiniz.  "Yahu ben işsizim, 200 TL'ye merdiven sildim diye nasıl işsiz sayılmam? Benim maaşım, sigortam yok ki!" derseniz; peki ne sayılırsınız? 'Eksik (atıl) istihdam'da sayılırsınız... 

EKONOMİDE YARATILAN 'DOĞRU-DÜZGÜN İŞ' AZALIYOR

İşsizlik oranı yüzde 8,1'e gerilemiş ama Türkiye'de modern deyimle part-time, halk deyimiyle kıvır-zıvır işlerde çalışanların (işi olduğu varsayılan) oranı yüzde 31,5'a çıkmış ve rekor kırmış sonuçta... (Maaş alınamayan, sigortasız işlerle ömür geçirmeye çalışmak, toplumdaki yoğun geçim şikayetlerinin de ciddi bir belirtisi...)

Bir yanda yüzde 8,1, öbür yanda yüzde 31,5... Bütün bunlar neyi gösteriyor? Türkiye'de işsizliğin yüzde 8,1'e düşmesi, yaratılan tam zamanlı, sigortalı, düzgün işlerin giderek azaldığının kanıtı aslında... Bunu nereden anlıyoruz?

Çünkü insanlar, geçim derdiyle buldukları kıvır-zıvır işlerle kazanç sağlıyor ama gerçek anlamda istihdam edilmiyor. Yüzde 31,5'luk eksik istihdam oranındaki astronomik artış bunun kanıtı... Anlayacağınız; çalıştığı düzgün işini kaybeden biri, aynı kalitede iş bulamayıp eksik (atıl) istihdam bölgesine geçtiği için işsiz sayılmıyor. Yani işsizlik rakamı ve oranı düşük kalırken; eksik istihdam oranı arşa doğru tırmanıyor. Eğer ülkemizde doğru düzgün işlere girenlerin sayısı artsaydı, eksik (atıl) istihdam oranı bu kadar yüksek olmazdı. 

19 Nisan 2026 Pazar

BİR GAZETECİLİK ÖDÜL TÖRENİ, DÖRT GÜZEL İZLENİM...

Cahit UYANIK 

Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Altın Kalem-2025 Ekonomi Basını Başarı Ödülü Törenine; Ödül Seçici Kurul Üyesi olarak katıldım. Törenle ilgili habercilik diliyle yazılmış haberleri okumuşsunuzdur. Ben burada haberlerde okuyamayacağınız izlenimlerimi paylaşmak istiyorum:

● EMD Başkanı Mehmet Kaya'nın sosyal medya ortamlarındaki etkili haber içeriklerinin büyük bölümünün halen, geleneksel medyada yetişmiş muhabirler tarafından üretildiğine dikkat çekmesi önemliydi. Bu, sosyal medyanın haber amaçlı kullanımı ve geleceği açısından ilginç bir analizdi. Sosyal medya şirketlerinin haber üreten muhabir ve kuruluşlara telif benzeri ödemeler yapmasının zamanının gelip de geçmekte olduğunun da işaretiydi. Çünkü bazı ülkelerde Google ve çeşitli sosyal medya platformlarıyla bu tip anlaşmalar yapıldı diye biliyorum.  

● NTV Ankara Temsilcisi Ahmet Ergen'e EMD'nin Kurucu Başkanı Özden Alpdağ Özel Ödülü verildi. Bilmiyordum Ergen, meğerse Alpdağ'ın Ulusal Basın Ajansında (UBA) yetiştirdiği son ekonomi muhabiri imiş yani son çömez muhabiri imiş. Ergen'in 30-31 yıl önce Devlet İstatistik Enstitüsünde (DİE) her ayın dördünde, saat 16:30'da kara tahtaya yazılarak ilan edilen enflasyon rakamlarını Özden Alpdağ'a neredeyse tuğla büyüklüğü ve ağırlığındaki bir telsizle yazdırdığını anlatması ilginç bir andı. Ben de mesleğe başladığım  1988 yılında, AA'ya enflasyon basın bülteninin DİE'den gelen bir araba yoluyla bırakıldığını anımsadım ama ayrıntısını çıkaramadım bir türlü...

14 Nisan 2026 Salı

EKONOMİ MUHABİRLERİ DERNEĞİNİN (EMD) 2025 ALTIN KALEM ÖDÜLLERİ BELLİ OLDU

 



EMD 2025 Altın Kalem Ödülleri belli oldu


Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) tarafından düzenlenen 2025 Altın Kalem Ekonomi Basını Başarı Ödüllerini kazananlar açıklandı. 

Altın Kalem Ödülleri, Grand Mercure Otel’de 17 Nisan 2026 Cuma günü düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak.


2025 yılında yayımlanan haber, köşe yazısı, program ve röportajları kapsayan ödül jürisinde Cahit Uyanık, Sedat Alp, Naki Bakır, Hacer Boyacıoğlu, Gülçin Üstün Can, Banu Salman Keser, Fatma Orhan, Perin Pigey, Hülya Ömür Uylaş ve Özcan Yıldırım yer aldı.


Jürinin oylarıyla 2025 Altın Kalem ödülünü kazananlar şöyle:


▪ Ulusal Gazete Haberi: Sözcü Gazetesi'nde yayımlanan "57 milyona 3 jeneratör almamak için acı formül" başlıklı haberiyle Erdoğan Süzer.


▪ Ulusal Gazete Köşe Yazısı: T24.com'da "Bingöl ihalesinde vurgun, açık ihale ile önlendi" başlıklı yazısıyla Çiğdem Toker.

3 Nisan 2026 Cuma

YIKIM KARARI VERİLEN HAZİNE BİNASININ ANAP GENEL MERKEZİ BİNASI İLE NE ALAKASI VAR?

Cahit UYANIK 

Arkitera adlı X hesabından bir haber:

"Doğan Tekeli ve Sami Sisa tarafından tasarlanan eski Hazine Müsteşarlığı binası depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılıyor."

Ankara'da çalışan ekonomi muhabirlerinin birçok anısı vardır bu bina ile... Bu bina aslında 80'li yılların sonunda Halkbank Genel Müdürlüğü olarak tasarlanmıştı. Halkbank o zamanlar Sıhhiye'de bir binada çalışıyordu. Hazine Müsteşarlığı ise Bakanlıklar'daki bir binada...

Derken.... Halkbank'ın hisselerini elinde tutan Hazine, inşatının bitmesine kısa süre kala bir Yüksek Planlama Kurulu kararı ile bu binaya el koydu. Halkbank ise gitti, bu binanın 5-6 km ilerisine, neredeyse bu binanın tıpatıp aynısını yaptırdı yıllar sonra; oraya taşındı... Böylece Hazine'den de intikamını almış oldu. 

Hazine binasıyla ilgili  'şehir efsanesi' gibi bir 'gazetecilik efsanesi' de vardır. 

8 Aralık 2025 Pazartesi

BAŞKENT NOTLARI / EKONOMİ BÜROKRATLARI 1996 SONBAHARINDA NEDEN BİR KRİZ BEKLEMİYOR?

BAŞKENT NOTLARI / EKONOMİDE 'ASAYİŞ BERKEMAL'

Cahit UYANIK 

Ankara'da bugünlerde herkes Eylül ayında yeni bir ekonomik kriz çıkıp çıkmayacağına kafa yoruyor. Ancak bu konuda siyasetçiler dikkate alınacak bir şekilde konuşmuyor; çünkü hepsi taraflı... Kimi ekonomiye 'pembe gözlükler ile' bakıyor, kimisi de 'felaket tellallığı' peşinde... Bu konuda en tarafsız yorumları ekonomi bürokratlarının yapacağı kabul ediliyor. Konuştuğum bürokratların hepsi, Eylül'de veya daha ileriki aylarda bir ekonomik kriz çıkacağına inanmıyor. 

Peki 'teknik bilgilerle konuşmayı seven' bu bürokratlar Eylül ayında neden bir ekonomik kriz çıkacağını düşünmüyor? En önemli sebep politikacıların artık iç borçlanmada ciddi bir hata yapmayacağına ilişkin kesin inanç... Çiller'in 5 Nisan Kararları öncesindeki faiz politikasını haklı ve doğru bulan ekonomi bürokratı kalmamış. 

Ekonomi bürokratları 5 Nisan öncesinde iç borçlanmalarda yaşanan inadın sonuçlarının henüz hafızalarda taze olduğunu belirtiyor. Sohbetlerimizde sık sık 'Bu inat olmasa aslında 5 Nisan Krizi yaşanmayabilirdi' değerlendirmesini de duydum. Yani 5 Nisan Kararlarının alınmasına, sırf o dönemin başbakanı Tansu Çiller ile Hazine Müsteşarı Osman Ünsal'ın faizi düşürme sevdasının sebep olduğu düşüncesi artık 'genel kabul görmüş bir gerçek'... Şu anki iç borçlanmalar ise piyasa şartlarına göre, bir sorun yaşanmadan devam edip gidiyor. 

Ekonomi bürokratlarının ikinci argümanı ise Türkiye'nin bu yılki hedef 2,5 milyar dolar iken daha ilk 6 ayda 2 milyar dolar dış borç bulması ve bu rakama ikinci 6 ayda 3 milyar dolar daha eklenerek 5 milyar dolara kolayca yükselebilecek olunması... Yani Hazine'nin eli, dış finansman imkanları açısından rahat görünüyor. Ekonomi bürokratlarının tek gizli korkusu, bu 3 milyar dolarlık ek finansman imkanının siyasetçilerin iç borçlanmadaki faiz takıntısını yeniden canlandırması. Ve bunun, sistemi bir kez daha alabora  etme ihtimali... Bürokratlar bu senaryonun yaşanacağına ise pek inanmıyor. 

11 Mayıs 2025 Pazar

TÜFE'DE YÜZDE 24'LÜK 2025 YILI HEDEFİ İÇİN KALAN PAY NASIL HESAPLANMALI?

TÜFE'de dört aylık artışın yüzde 13,36'yı bulmasından sonra yıl sonunun yüzde 24'lük tahmini için yüzde 9,39'luk, yüzde 29'luk üst sınır için yüzde 13,80'lik bir alan kaldığını yazdım ve bunu CNBC-e'deki programda da söyledim. 


Yüzde 9,39 ve yüzde 13,80'i nasıl hesapladığımı soran, hatta aşağıdaki yöntemden yola çıkarak benim yanlış yaptığımı dile getirenler oldu.


Yaygın yanlış şu:

24-13,36=10,64

29-13,36=15,64


Ancak enflasyon hesaplaması öyle yapılamaz.


Aralık 2024'te 100 olan fiyat nisanda 113,36'ya yükseldi. Yıl sonu için öngörülen fiyat ise 124. Dolayısıyla aradaki fark, yüzde alınarak bulunur. Yani 113,36'dan 124'e çıkışın yüzdesi hesaplanır.


Bu değerlere göre 2024 sonundaki düzey 1, nisandaki 1,1336, yıl sonu tahmini 1,24. Buna göre hesaplama şöyle yapılır:


1,24/1,1336=1,0939; yani yüzde 9,39. 


Bu hesaplama hesap makinesindeki yüzde işareti kullanılarak 124/113,36 şeklinde de yapılabilir.

(Ekonomim gazetesi köşe yazarı Alaattin Aktaş'ın X'teki 09 Mayıs 2025 tarihli paylaşımıdır)

3 Ocak 2025 Cuma

YAZDIĞIM İLK VE TEK MAGAZİN HABERİ BURAK KUT'UN DEMECİYDİ AMA SONRA ÖFKEMDEN YIRTIP ATMIŞTIM

 Cahit UYANIK

Yeni yıla Burak Kut'la girilmiş. Burak Kut 1994 yılında TBMM'nin açıIış resepsiyonuna gelmişti. O zamanlar Meclis 1 Eylül'de calışmaya başlıyor ve resepsiyon da bahçede yapılıyordu. 

Burak tamamen beyaz bir smokin giymişti. Elinde  içki kadehi bir köşede duruyordu. Ben de yeni çıkan Akşam gazetesinde ekonomi muhabiriydim. Genç yıldızla kimse ilgilenmiyordu, öyle kala kalmıştı. Ben de yanına gidip kendimi tanıttım, birkaç soru sordum. 

Söylediklerinin içeriğini şimdi hiç anımsamıyorum ama bana verdiği demeci gidip haber yaptım. Günlerce bekledim, gazeteye girmedi. Nedendir bilemedim ama kulağıma İstanbul'daki haber tanrılarının "Ekonomi muhabiri neden magazin haberi yapmış ki?" dedikleri çalındı sonra... 

Ben de böylece meslek hayatında yazdıgım ilk ve tek magazin haberini birkaç hafta sonra yırtıp çöpe attım öfkeyle... Keşke atmasaymışım ya,  paylaşırdım burada ve blogumda.. 

Burak Kut zenci gırtlaklı çok iyi bir ses sanatcısıdır, bu da en iyi şarkılarından biridir.

(Bu yazı 01.01.2025 tarihinde Instagram sayfamda yayınlanmıştır.)

17 Ağustos 2024 Cumartesi

BAŞKENTTEN YANSIMALAR / İŞSİZLİK VE KARARSIZ DENGE

Cahit UYANIK 

Geçen hafta Yüksek Planlama Kurulu ilk toplantısını yaptı. İlk tahminlere göre 2004 yılında kişi başına düşen milli gelirin 3 bin 600 doların üzerine çıkacağı hesaplanıyor. 2001 yılında bu rakam 2 bin 100 dolar düzeyine kadar inmişti. Anlaşılan o ki kriz Türkiye'de gelir dağılımı pastasını iyice altüst etti. Çünkü milli gelirin dengeli dağılıp dağılmadığının en önemli göstergelerinden biri olan işsizlik oranlarında hiç bir iyileşme yaşanmazken, milli gelirin kriz öncesindeki rakamlara tırmanması açıkça bu anlama geliyor. 

Krizden önce bir iş sahibi ve milli gelir pastasından pay almakta iken, kriz sonrasında gelir düzeyi sıfıra düşen, borç harç yaşayarak iş bulduktan sonraki gelirini bile ipotek eden insanların milli gelire yansıması bu şekilde oluyor. Gelgelelim bu acı tablo kimse tarafından dile getirilmiyor. İğneyi kendimize çuvaldızı başkasına batıralım. Başta gazetelerin ekonomi sayfaları olmak üzere, dolar cinsinden maaşları cebe atan ekonomi sütunu sahiplerinin bu gerçeği dillendirmemesi çok acı...

27 Mayıs 2024 Pazartesi

BAŞKENTTEN YANSIMALAR / VUR DEYİNCE ÖLDÜRMEK

Cahit UYANIK 

Türk toplumunun derdi ölçüsüzlük, vur deyince öldürür. IMF Türkiye Masası Şefi Carlo Cottarelli, Türkiye-IMF ilişkilerinin geride kalan 50 yılında acaba Türkiye'ye gelen kaçıncı misyon şefi? Belki 10, belki 15... Hiç misyon şefi görmemiş gibi 15-20 kameralı, canlı yayın araçları ile mücehhez, dakikada bir canlı yayınlar yapılarak; zavallı bir misyon şefine IMF Başkanı değeri atfetmek olsa olsa bizim gibi bir basında görülürdü. Ve görüldü de... Olayın baklava-börekli televole muhabbeti kısmını ise hiç açmıyorum. Bu söylediklerim iğnenin bize batan bölümü...

Sıra geldi çuvaldıza... Türk toplumunun derdi ölçüsüzlük demiştik. IMF Heyetini şimdiye kadar dolmuş usulü minibüslere doldurup bürokrasi turu attıran ekonomi yönetimi, acaba neden şimdi zırhlı araçlara, atmaca bakışlı yakın korumalara, ekonomi muhabirlerini tepeden tırnağa aramak gibi 'zecri' tedbirlere başvuruyor? 

3 Mayıs 2024 Cuma

BAŞKENTTEN YANSIMALAR / EMD ETİK İLKELERİ VE MEDYA

Cahit UYANIK 

Son günlerde gazetecilik mesleği örgütsel bir hareketlilik gösteriyor. Gün geçmiyor ki bu mesleğin sorunlarına ilişkin yeni bir toplantı veya girişim ortaya çıkmasın... Türkiye Gazeteler Cemiyetinin mesleğin sorunlarının çözümüne dört elle sarılmaya başlaması, Gazeteciler Meclisinin oluşturularak sadece gazetecilik bağlamındaki sorunlara ilişkin politika geliştireceğini açıklaması, Ragıp Duran'ın cezaevine konulması öncesi gösterilen ortak tepki bunun en önemli göstergesiydi.

Ekonomi gazeteciliği artık Türk basınının geneli içinde önemli bir ağırlığa sahip. Bu dal tıpkı Türkiye ekonomisi gibi çok dinamik. Her gün yeni bir gelişme yaşanan ekonomiyi izleyen gazetecilerin, kendilerini bazı kurallar çerçevesinde özdenetime tabi tutmaları çok zor bir olgu. Ancak zor da olsa özdenetimin mutlaka yapılması gerekiyor. 

Bu köşeyi takip edenler hatırlayacaklardır; bir süre önce Ekonomi Muhabirleri Derneğinin (EMD) belirlediği 10 Etik İlke'den bahsetmiştim.  EMD şimdi bu etik ilkeleri kamuoyuyla paylaşarak, olgunlaştırıp geliştirmek istiyor. EMD bu amaçla önümüzdeki Çarşamba günü Ankara'da önemli bir panel düzenledi: EMD Etik İlkeleri Işığında Medya ve Etik. 

2 Mayıs 2024 Perşembe

BAŞKENTTEN YANSIMALAR / EMD'NİN ETİK İLKELERİ

Cahit UYANIK 

Türk basınında 1980 sonrasında en hızlı gelişen alt disiplin ekonomi gazeteciliği. Ekonomi gazetecilerinin bir meslek örgütü var: Ekonomi Muhabirleri Derneği  (EMD). 1987 yılında ekonomi yayıncılığına gönül vermiş bir grup Ankaralı gazetecinin kurduğu bu dernek, şimdiye kadar saygınlık ve bağımsızlığından en ufak bir ödün bile vermedi. 

İstanbul Şubesi de dahil edildiğinde kayıtlı üye sayısı 400'e ulaşan EMD, zamanlamasını çok iyi ayarladığı çıkışlarıyla Türk basınında güçlü bir yer edindi. EMD geçen yıl Mayıs ayında yaptığı Olağanüstü Genel Kurul'da bir Etik Komisyonu kurulmasını kararlaştırarak güçlü çıkışlarına bir yenisini daha ekledi. Bu komisyon, ekonomi gazeteciliğinin çeşitli nedenlerle tehlikeli bir mecraya doğru yöneldiği bir ortamda kuruldu. 

EMD'ye ulaşan resmi ve gayriresmi şikayetler, eleştiriler ve tavsiyelere göre; bazı ekonomi gazetecileri bilerek veya bilmeyerek meslek onurunu zedeleyeci davranışların içinde bulunabiliyorlardı. Gazetecilerin bu davranışlarına çanak tutan çeşitli menfaat grupları elbette olacaktı. Bunlarla da mücadele yolu seçilebilirdi. Ancak en etkili denetimin özdenetim olduğu gerçeğinden yola çıkan EMD, o komisyona Etik İlkeleri Bildirgesi hazırlama görevi verdi. 

18 Nisan 2024 Perşembe

SOMON RENGİ KAĞIDA BASILAN SON GAZETE DÜNYA, TAMAMEN BEYAZ KAĞIDA DÖNDÜ

Cahit UYANIK 

Dünya Gazetesi... 

31 yıl aradan sonra ilk 2 ve son 2 sayfasını somon rengi kağıda basma geleneğinden vazgeçmiş...

İlgilenenler ve basın tarihi yazanların dikkatine sunulur...

(Bu yazı 21 Kasım 2019 tarihinde Twitter sayfamda yayınlanmıştır.)

29 Mart 2024 Cuma

BAŞKENTTEN YANSIMALAR / EKONOMİ GAZETECİLİĞİ TELEVOLELEŞİYOR MU?

Cahit UYANIK 

Zaman zaman bu sütunda kendi mesleğimizle ilgili konulara yer vermeye çalışıyorum. Ekonomi gazeteciliğinin artık bir kavşak noktasına yaklaştığının somut belirtileri ortada. Mesleğimizdeki temel sorunsal, tam uzmanlaşmanın sağlanamaması ve manipülasyon kültürünün yavaş yavaş yer etmeye başlaması. 

Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD), geçen hafta ODTÜ Ekonomi Günleri çerçevesinde ekonomi gazeteciliğin dünü, bugünü ve geleceğini tartıştırdı. Toplantının bizatihi kendisi, ekonomi gazeteciliğinin konuşulduğu nadir toplantılardan biriydi. Buna benzer bir konu, en son 1980'li yılların başında Hürriyet Vakfının düzenlediği toplantılar dizisinde tartışılmıştı. EMD'nin toplantısı böylece bu konuda yapılan ikinci toplantı olarak tarihe geçti. 

Toplantının ortaya koyduğu sonuçları özetlemekte fayda var. Son 15 yılda ekonomi gazeteciliğinde çalışan meslektaşlarımızın sayısında önemli miktarda artış oldu. Ekonomi yayınları çok çeşitlendi ve neredeyse bir 'ekonomi medyası'ndan söz edilme noktasına gelindi. Ancak bu gelişmeye nazaran mesleki uzmanlaşma düzeyi sığ kaldı. Uzmanlığa dayalı gelişim süreci şimdilerde yepyeni bir tehlike ile karşı karşıya. Ekonomi basını da 'televoleleşme' sürecine giriyor gibi.

27 Mart 2024 Çarşamba

BÜLENT ECEVİT 1956 YILINDA, GAZİANTEP'LE İLGİLİ 8 GÜNLÜK YAZI DİZİSİ YAZIP YAYINLAMIŞ

Cahit UYANIK 

Rahmetli Bülent Ecevit'i çok severim.

Ecevit, Türk milletini çok iyi tanıyan, yüreği onun iyiliği için çarpan

Nadir siyasetçilerden biriydi çünkü.

Ecevit öz olarak bir gazeteciydi. 

Ülkesini, milletini iyi tanımasında mesleğinin büyük rolü vardı.


Bu cümlem öyle basmakalıp bir cümle değil.

Ecevit, 31 yaşında genç bir gazeteci iken...

1956 yılında Gaziantep'e gelmiş ve 5 gün kalmış.

Bu seyahatindeki izlenimlerini Ulus gazetesinde 

8 günlük bir yazı dizisi olarak yayınlamış. 

Bu yazı dizisini 1-2 gün içinde blogumda sizlerle paylaşacağım.

(Tıklayınız) 1956 YILINDA BÜLENT ECEVİT'İN KALEMİNDEN: GAZİANTEP-1 / GEREKLİ ADAMLAR ŞEHRİ

27 Şubat 2024 Salı

TCMB’NİN 2004'TEKİ YÖNGÖRÜ TOPLANTISI... KÖPRÜNÜN ALTINDAN ÇOK SULAR AKTI


Cahit UYANIK 

Yıl 2004/Eylül ayı... Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Genel Başkanı olarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) Silivri'de düzenlediği "Yöngörü Toplantısı"na katılmışım. Amaç, TCMB'nin nereye doğru evrilmesi gerektiği sorusuna yanıt bulmak...

Çünkü Avrupa Birliğinden müzakere tarihi almak üzereyiz ve ufukta TL'den çıkıp Euro'ya geçme ihtimali belirmiş. Tabii ki modern bir merkez bankasına çok iş düşecek burada... (Nitekim 3 ay sonra AB bize tam üyelik müzakerelerine başlanacağını resmen bildiriyor) Ama zaman ve realiteler acımasız; gitgide tam üyelik müzakeresinin esamesi bile okunmaz olmuş ve...

TCMB için köprünün altından çok sular akmış geride kalan 20 yılda... 

14 Aralık 2023 Perşembe

SEN DE AKLINI KULLAN, TL'Yİ KORU!

Cahit UYANIK 

Ahaber TV'nin internet sitesi FED'in faiz artışını "skandal" diye yorumlamış...

Herkes kendi türküsünü söyler. FED kendi parasını koruyup kollamakla yükümlüdür.

Ne demişti 71'de ABD Hazine Bakanı: Dolar bizim paramız ama sizin probleminiz...

Beyaz saçlı kadın Yellen'in umurunda mı TL, Türkiye, Tayyip veya Trump...

Merkez Bankası bağımsızlığının bedelini çok ağır şekillerde ödemiş ABD ne yapacaktı?

Bize mi soracaktı?

31 Ocak 2023 Salı

ESNAFIN FİNANSMANI VE TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ

       Cahit UYANIK 

Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Genel Başkanı

Türkiye’de ekonomi gazeteciliğinin tarihi oldukça eski. Osmanlı Dönemi’nde çıkan gazetelerede bile ekonomi haberlerine sık sık rastlamak mümkündü. Ancak bu konunun  bir uzmanlık alanı olarak dikkatle izlenmeye başlanması 1950’lerden sonra başladı. Gazetelerin istihbarat servislerinde, o zamanki deyimle “iktisat muhabiri” de bulunuyordu. Gazeteler, 1980’e kadar pek ekonomi sayfası yapmaz; yapanlar da gelen ilk ilanda, sayfanın yarısını kurban ederdi. 1980’lerden sonra işin rengi değişti. Ekonomi sayfalarının sayısının artmaya başlamasıyla, gazete ve diğer yayın organlarında birkaç gazetecinin toplandığı ekonomi servisleri kurulmaya başlandı. Buralarda birden fazla ekonomi gazetecisi çalışmaya başladı. Şu anda EMD’nin bünyesinde 600’ü aşkın gazeteci bulunuyor. Ekonomi yayıncılığı ile uğraşanların sayısı ise binlerle ifade ediliyor. 

İki taraf da hatalı 

Peki Türkiye’de ekonomi gazetecilerinin, sayıları 4 milyonu bulan esnaf ve sanatkar kitlesi ile ilişkileri nasıl? Bu konuda, kabahati daha çok kendimizde bularak, iki tarafın da hataları olduğunu söylemek mümkün. Hatırlıyorum da, daha 1980’lerin sonunda ekonomi servislerinde ağırlıklı esnaf ve sanatkar sorunlarına ilgi duyan muhabirler vardı. Bu muhabirlerle esnaf örgütlerinin sıcak ilişkileri mevcuttu ve sürekli olarak yeni bilgilerle besleniyorlardı, kamuoyunu aydınlatıyorlardı. Ancak 1990’lı yılların başından itibaren esnaf örgütleri içne kapandı. Aynı dönemde gazetelerin ekonomi servislerinde ise daha çok finans ve borsa haberciliğinin önemi arttı. Aslında bu dönemde reel sektör haberlerine genel bir ilgisizlik yaşandı. Tüm üreten kesimler, bu olumsuz gelişmeden nasibini aldı. Esnafın yanısıra çiftçiler ve kobi’lerde de benzer şikayetler yaşandı. Bütün bunların en önemli sebebi, elbette 30 yıldır yaşadığımız yüksek enflasyon ortamı. Çünkü enflasyon, rakama dökülebilir maliyetlerin yanısıra toplumdaki ilişkileri de değiştirip bozma etkisine sahip. Bunun maliyetini ölçmek ise mümkün değil.

23 Ocak 2023 Pazartesi

MEDYA HİKAYELERİ / BİR EMEKLİ HABERİNİN HİKAYESİ

Cahit UYANIK

Bu haberdeki sözü edilen emekli rahmetli babam ve ondan dul aylığı alan annemdi. SGK yetkililerini "Niye kesiyo'nuz birader?" diye sorguya çeken de bendenizdi. 

Aldığım cevabı, "Daha geniş kitleler benzer mağduriyeti yaşıyordur" diye Erdoğan Süzer kardeşime bildirmiştim. O da sağolsun, olayı ulusal çapta yayın yapan Sözcü'de geniş şekilde incelemişti.

28 Aralık 2022 Çarşamba

DAHA KOLAY İŞ BULABİLEN MEZUNLAR İÇİN, İLETİŞİM FAKÜLTESİ MÜFREDATI VE EĞİTİM SİSTEMATİĞİ NASIL DEĞİŞTİRİLMELİ?

Anadolu Üniversitesi iletişim Bilimleri Fakültesi-Eskişehir
(F: Cahit Uyanık)

Cahit UYANIK

Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Gazetecilik Bölümü Liderlik, Yönetim ve Kalite Kurulunun dış paydaşlara yönelik olarak düzenlediği Zoom toplantısına Prof. Dr. Erkan Yüksel, Prof. Dr. İncilay Cangöz, Araştırma Görevlileri Funda Erzurum, Mehmet Anıl Ünal ve Ferhat Yasav; Öge Demirkan (Oksijen Gazetesi Haber Araştırma Müdürü), Hakkı Kutlu (MedyaMidas A.Ş. Sahibi-Eskişehir) ile birlikte 24 Kasım 2022 tarihinde katıldım.

Toplantıda şu sorulara cevap arandı:

1) İletişim fakültelerinin gazetecilik bölümlerinde verilen eğitimi genel olarak nasıl  değerlendiriyorsunuz?

2) Kurumunuzda/ işletmenizde gazetecilik bölümü mezunlarını istihdam ediyor musunuz?

3) Kurumunuzda/işletmenizde Anadolu Üniversitesi Gazetecilik bölümü mezunlarını istihdam ediyor musunuz?

4) Mezunlarımızı dikkate alırsanız olumlu ve olumsuz bulduğunuz yönler genel olarak nelerdir?

5) Halen eğitim almakta olan öğrenciler ve daha sonraki öğrenciler için sizce yapılması gerekenler nelerdir?

6) Üniversite-sektör işbirliği konusundaki beklentileriniz nelerdir?

7) Bölümümüzün eğitim-öğretim süreçlerine katkı vermek ister misiniz?

8)  Daha başka kimlerle görüşmemizi tavsiye edersiniz?

Aşağıdaki yazı; bu toplantı dolayısıyla dile getirdiğim ve getiremediğim düşüncelerimi derli-toplu paylaşabilmek ve ileride yapılabilecek benzer başka çalışmalara katkı sunmayı amaçlamaktadır:

Bilfiil gazetecilik yaptığım 22 yıllık meslek yaşamımda (1988-2010) genç muhabirlerin ve stajyer muhabirlerin yetişmesine çok önem verdim. Halen önemli yayınlarda gazetecilik çalışmalarını sürdüren; artık usta muhabir veya usta medya yöneticisi olan pek çok isme meslek yaşamlarının ilk dönemlerinde yol gösterdim, iş başındaki eğitimleriyle bizzat ilgilendim. Yetiştirdiğim ve yetişmesine katkı yaptığım bazı isimler ise özgül koşullarımız gereği bazen medya sektörü dışına çıkmak zorunda kaldılar. Ama yine de, basın sektöründe bulundukları süreçte öğrendiklerinin üzerine koyarak, diğer sektörlerdeki medya ve iletişim bağlamlı görevleri üstlendiler ve halen de bu görevlerini yürütüyorlar. Gençlere bu mesleği öğretmek adına daha sonra 2016 ve 2017 yıllarında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın ve Yayın Bölümünde seçmeli 'Ekonomi ve Finans Gazeteciliği' dersini verdim. Genç gazeteci adaylarıyla, mesleğimizin bu önemli uzmanlık alanıyla ilgili temel bilgileri paylaştım.

YAZ STAJLARI SİSTEMİ REFORME EDİLMELİ: Yazımın başında şunu hemen belirteyim: Gerek gazetecilik gerekse başka lisans dalları eğitimi bağlamında, öğrenci yaz stajlarının bu haliyle verimli olmadığını düşünüyorum. 18-20 iş gününü kapsayan, toplamda 1 aylık stajda; staja gelen öğrenci de, onu kabul eden iş yeri de -kalıcı olunmadığını bildiği için- davranışlarında tutuk ve çekingen oluyor. Fakat gazetecilik eğitimi açısından yaz stajının tek faydası şu: Gazetecilik bir yaşam tarzı mesleği ve gönül işi. Staja gelen öğrenci bu kısa sürede, gazetecileri görev başında ve iş yeri ortamında gözlemleme imkanı bulabiliyor. Ders kitaplarında okuduğu, konferanslarda dinlediği bir mesleği pratik biçimde izleyebiliyor ve bazı şeyleri paylaşabiliyor. Bu süreç öğrenciye belki de, ileride iş hayatına girdiğinde yapacağı tercihleri belirlemede yardımcı olabilir. 

19 Aralık 2022 Pazartesi

HABER-ANALİZ / TÜRKİYE’NİN ‘PERSPEKTİF PLAN’ GEÇMİŞİ VEYA EKONOMİDE ‘REEL BİR PLANLAMA’YA DÖNÜŞ YAŞANACAK MI?

Ankara-Necatibey Caddesindeki DPT binası

Cahit UYANIK

2022 yılı Haziran ayı, Türkiye’nin 1960 yılında yani 62 yıl önce resmen başlayan ‘ekonomik planlama serüveni’nde ilginç bir dönemeç oluşturdu. Çünkü bu tarih, siyasette iktidar ve muhalefet kanatlarının ekonomik planlama için harekete geçtikleri bir zaman dilimiydi. 

09 Haziran 2022 günü Resmi Gazeteyi açanlar, Cumhurbaşkanlığının 2024-2028 yıllarını kapsayacak  “On İkinci Kalkınma Planı Hazırlıkları” konulu üç sayfalık genelgesi ile karşılaştılar. Bu genelge; kamu, özel sektör ile sivil toplum ve meslek kuruluşlarının görüşleri ve Meclis’in nihai inisiyatifiyle (TBMM Kararı olarak) hazırlanacak olan ve yaklaşık 14-15 aylık hummalı çalışmanın ilk yazılı dokümanı olma özelliğini taşıyordu.

Bu genelgeden 4 gün sonra ise “6’lı Masa” olarak adlandırılan 6 muhalefet partisinin oluşturduğu ‘Kurumsal Reformlar Komisyonu’ haftalar süren bir çalışmanın ardından; iktidara gelmeleri halinde yapacakları ilk ve acil yapısal reformları kamuoyu ile paylaştılar. Bu komisyonun; 11 yıl önce kapatılarak Kalkınma Bakanlığına, daha sonra 2018 yılında Strateji ve Bütçe Başkanlığına dönüştürülen Devlet Planlama Teşkilatını (DPT); Strateji ve Planlama Teşkilatı (SPT) olarak yeniden kuracaklarını açıklaması hayli ilginçti.

12. Plan 2023’te Meclis’te görüşülebilecek mi?

Böylece muhalefet düzeyinde de olsa ülke kamuoyu, uzun zamandır ilk kez ekonomik planlama ve Cumhuriyetin 100. Yıldönümü sonrasında planlamanın yeni vizyonunun ne olabileceği hakkında enerjik bir görüş açıklaması ve net bir vaatte bulunulmasına şahitlik etti. Türkiye, ekonomik planlama konusunda böylesi yoğun talep ortamını en son Demokrat Parti iktidarının son yıllarında yaşamıştı. Aradan 70 yıla yakın süre geçtikten sonra muhalefetin yinelenen bu tavrı, yüzlerce sayfalık metinlerin hazırlandığı ancak kimsenin pek uymadığı bürokratik bir planlama anlayışı yerine; ortak akıl ve katılımcı bir anlayışla, vizyon belirleme boyutu daha ağır basan, kısa ve öz metinlerin hazırlandığı stratejik bir ekonomi planlamasına geçiş yönündeki beklentileri de canlandırdı.

12. Plan hazırlıkları başlatıldı ama gelecek yıl bu zamanlarda Meclis’te görüşülememe olasılığı da bulunuyor. Çünkü 2023 Haziran ayında gerçekleşecek seçimlerin ardından oluşacak yeni siyasi tablo belirsizliğini koruyor. Seçimleri muhalefetin kazanması halinde 12. Plan’ın yeniden kurulacak olan Strateji ve Planlama Teşkilatı tarafından gözden geçirilip değiştirilmek üzere ertelenme olasılığı mevcut. Çünkü muhalefet 2011-2022 arasındaki dönemin planlamada boşa harcandığını ve ekonomide reel bir planlamaya yeniden dönülmesi gerektiğini her fırsatta dile getiriyor.     

Türkiye ‘Perspektif Plan’ın süresine karar veremedi gitti!

Planlamaya büyük umutların bağlanmaya başlandığı bu ortamda; Türkiye’nin ekonomik planlama konusundaki geçmişinin pek ele alınmayan bir boyutuna dikkat çekmek istiyorum. Bunun için sizi 1960’ların başından 2020’lere 60 senelik bir yolculuğa çıkarmalıyım. Türkiye, 1963 yılında yani 1. Beş Yıllık Kalkınma Planı’yla birlikte “Perspektif Plan” kavramıyla da tanışmıştı. Perspektif burada, ‘geleceğe yönelik bakış açısı’ anlamında kullanılmaktaydı. 1. Plan’da perspektif planın neden gerekli olduğu; “Perspektif plan, plan dönemleri arasında bütünlüğü ve devamlılığı gözetir; ileride düzeltilmesi güç hatalı kararlar alınmasını önleyerek kaynak israfına sebep olmadan ana hedeflere en kısa yoldan ulaşılmasını sağlar” denilerek anlatılmıştı.