Yolsuzluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yolsuzluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2026 Pazar

EMRE ALKİN'İN REKTÖR OLDUĞU TOPKAPI ÜNİVERSİTESİNİ DE TERA GRUBU SATIN ALMIŞ ANCAK YASAL SÜREÇ BİTMEMİŞTİ... FON SKANDALINDAN ETKİLENME İHTİMALİ VAR

 

Soldan sağa: Emre Tezmen/Emre
Alkin/Kerem Alkin
- EKONOMİDE 'İYİ POLİS-KÖTÜ POLİS' ROLÜ OYNAYAN ALKİN KARDEŞLER FON SKANDALININ NERESİNDE?

- PEKİ KEREM ALKİN 90'Lİ YILLARIN BAŞINDA NEDEN PEŞİME DÜŞMÜŞTÜ?

Cahit UYANIK 

Hani bir laf vardir: Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma!

Türkiye tam da o günlerden geçiyor.

Bugün Tera Portföy yönetiminde bulunan iki 

iktisat profesörü Kerem ve Emre Alkin kardeşler gözaltına alındı. 

Bu iki hoca da kağıt üzerinde vlatandaşa yumurtalarını aynı sepete koymama, finansal okuryazarliga sahip olunarak tasarruflarını güvenli şekilde değerlendirmelerini tavsiye eden isimlerdi. Başta belirttim; meğer bu hocaların dediğini yapıp, yaptıklarını yapmamak gerekmiş. 

Bu iki ismin babaları Prof. Dr. Erdoğan Alkin de iktisat profesorüydü. 

Kurulduktan hemen sonraki yani 70'lı yılların yırtıcı TÜSİAD'inda ekonomi danışmanlığı da yapmıştı baba Alkin... 

Ama Tevfik Güngor Uras'a göre baba Alkin, paraya-pula pek önem vermez, iyi bir akademisyen olmaya çalışırdı. (Baba Alkin 2013 yılında sanırım kanserden vefat etti.)

Çocukları babaları gibi çıktı denemez. 'İyi polis-kötü polis' misali Kerem mevcut iktidardan yana tavır aldı iyi polis oldu; Emre ise iktidarın ekonomi politikalarını eleştiren kötü polis...

Birleştikleri nokta Tera'dan kazandıkları paraymiş meğer... Hatta Emre Alkin, -tesadüf müdür bilinmez- adaşı Emre Tezmen'e ait Tera Grubu, bahar aylarında Topkapi Üniversitesini satın aldıktan sonra da rektörlük görevini sürdürmüştü. (Umarım Tera olayının ucu bu üniversiteye uzanmaz.) Öte yandan Kerem Alkin, halen Topkapı Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı olarak görev yapıyor.

19 Eylül 2026 Cumartesi

BAKAN EVLADI, FRANSIZCA EĞİTİM VEREN TEVFİK FİKRET LİSESİ MEZUNU, ANKARALI FİNANSÇI: TERA PORTFÖY YKB EMRE TEZMEN KİMDİR?


Emre Tezmen
Emre Tezmen, CFA, 1995 yılında ULB (Université Libre de Bruxelles) Ekonomi Bölümü’nden Yüksek Akademik Başarı derecesiyle mezun olmuş, ardından 1997 yılında VUB (Vrije Universiteit Brussel) İşletme Yüksek Lisansını Üstün Başarı derecesiyle tamamlamıştır. Ayrıca CFA (Chartered Financial Analyst) sertifikasına sahip olup CFA Enstitüsü Asli Üyesidir.

Profesyonel kariyeri boyunca finans ve teknoloji sektörlerinde öncü çalışmalara imza atan Tezmen, Türkiye’nin ilk online işlem platformlarından birini hayata geçirerek inovasyon alanında önemli bir adım atmıştır. Kurucu ortağı olduğu Tera Yatırım Menkul Değerler, Tera Portföy Yönetimi, Tera Finans Faktoring ve Tera Yatırım Bankası’nda Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmakta; aynı zamanda Tera Yatırım Teknoloji Holding, Tera Finansal Yatırımlar Holding, Tera Yatırım Holding ve Peker GYO’da Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini sürdürmektedir.

11 Eylül 2026 Cuma

BU BİR ÇELİŞKİ DEĞİL Mİ? VANLI KARA HAYDAR VEYA DİLAN-ENGİN POLAT KARA PARA AKLAMA İDDİALARINA RAĞMEN NEDEN BU YASA DIŞI FAALİYETLERİNİ SOSYAL MEDYADA VİDEO OLARAK PAYLAŞIYOR?

Bu durum, kriminoloji ve psikolojide "dijital narsisizm", "görünürlük paradoksu" ve "sosyal cezasızlık algısı" kavramlarıyla açıklanır. Yasa dışı veya şüpheli işler yapılmasına rağmen bu hayatın sosyal medyada açıkça sergilenmesinin arkasında yatan temel psikolojik ve davranışsal dinamikler şunlardır:

​Dokunulmazlık ve Güç Hissiyatı: Kişiler belirli bir maddi ve sosyal güce ulaştıklarında, yasal yaptırımların kendilerine ulaşmayacağına dair sanal bir "dokunulmazlık" algısına kapılırlar. Bu güç hissi, gizlenme ihtiyacını bastırır.

​Narsistik Onay ve Gösteriş Merakı: Sadece paraya sahip olmak bu profiller için yeterli değildir; paranın getirdiği statünün toplum tarafından onaylanması ve kıskanılması gerekir. Beğeni, takipçi ve lüks gösterisi bir tür psikolojik doyum kaynağıdır.

​Sermayeyi ve İmajı "Aklama" Çabası: Lüks yaşamı sürekli paylaşmak, paranın kaynağını "çok başarılı bir iş insanı", "fenomen" veya "hayırsever" imajının arkasına saklama çabasıdır. Zenginliği meşrulaştırmak için dijital bir vitrin oluşturulur.

26 Ağustos 2026 Çarşamba

PKK YILDA 1,5-3 MİLYAR DOLAR GELİR ELDE EDİYOR. 28 MiİLYAR DOLAR BİRİKMİŞ PARASI VAR. SİLAH BIRAKINCA PKK"NIN PARASI NE OLACAK?

Terör örgütü PKK ve uzantılarının toplam yıllık gelirinin 1,5 ila 3 milyar dolar arasında olduğu tahmin edilmektedir. Örgüt, bu gelirleri küresel ve bölgesel çaptaki yasa dışı faaliyetler ile örgütsel fonlama mekanizmaları üzerinden sağlar.  Geçmiş yıllarda yayınlanan bazı istihbarat analizleri ve medyaya yansıyan iddialarda, örgütün küresel ağları, taşınmazları ve ticari ortaklıkları üzerinden dönemsel olarak milyarlarca dolarlık (çeşitli raporlarda 28 milyar dolar veya geçmiş arşivlerde farklı rakamlar gibi) bir ekonomik büyüklüğe veya fon yönetimine sahip olduğu öne sürülmüştür. 

Net bir "toplam birikim" rakamı verilememekle birlikte, elde edilen yasadışı gelirlerin büyük kısmının lojistik, silah temini, militan/aile iaşesi ve propaganda faaliyetleri için anlık olarak harcandığı, kalan kısmının ise offshore hesaplar ve karmaşık illegal ağlar üzerinden aklandığı değerlendirilmektedir.

​Finans Kaynakları:  

​Uyuşturucu Ticareti: En büyük gelir kalemi olup, Orta Doğu-Avrupa uyuşturucu rotasındaki üretim, transit geçiş "vergisi" ve dağıtımdan yıllık ortalama 1,5 milyar dolar elde edilmektedir. Avrupa pazarındaki uyuşturucu trafiğinin önemli bir bölümünü kontrol eder.  

​İnsan Kaçakçılığı ve Kaçakçılık: Sınır hatlarındaki yasa dışı insan, sigara, yakıt ve sahte ilaç geçişlerinden alınan paylar ve harçlar.  

​Avrupa ve Dış Coğrafya Fonları: "Kampanya", "bağış" ve "vergi" (örneğin Rojava/Kürdistan fonu) adı altında başta Avrupa ülkeleri olmak üzere diyasporadan toplanan yıllık 30 ila 50 milyon avro civarındaki gelir.

​Gümrük ve Şantaj/Haraç: Irak ve Suriye'deki hakimiyet kurduğu veya nüfuz ettiği sınır kapılarından geçen ticari mallardan kesilen "sözde gümrük vergileri" ve iş insanlarından tehdit/şantaj yoluyla toplanan paralar.

​Meşru Görünümlü Ticari Yapılar: Avrupa ve Orta Doğu'daki vakıf, dernek, medya organı ve ticari işletmeler üzerinden yürütülen aklama faaliyetleri...

3 Nisan 2026 Cuma

YIKIM KARARI VERİLEN HAZİNE BİNASININ ANAP GENEL MERKEZİ BİNASI İLE NE ALAKASI VAR?

Cahit UYANIK 

Arkitera adlı X hesabından bir haber:

"Doğan Tekeli ve Sami Sisa tarafından tasarlanan eski Hazine Müsteşarlığı binası depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılıyor."

Ankara'da çalışan ekonomi muhabirlerinin birçok anısı vardır bu bina ile... Bu bina aslında 80'li yılların sonunda Halkbank Genel Müdürlüğü olarak tasarlanmıştı. Halkbank o zamanlar Sıhhiye'de bir binada çalışıyordu. Hazine Müsteşarlığı ise Bakanlıklar'daki bir binada...

Derken.... Halkbank'ın hisselerini elinde tutan Hazine, inşatının bitmesine kısa süre kala bir Yüksek Planlama Kurulu kararı ile bu binaya el koydu. Halkbank ise gitti, bu binanın 5-6 km ilerisine, neredeyse bu binanın tıpatıp aynısını yaptırdı yıllar sonra; oraya taşındı... Böylece Hazine'den de intikamını almış oldu. 

Hazine binasıyla ilgili  'şehir efsanesi' gibi bir 'gazetecilik efsanesi' de vardır. 

29 Ocak 2026 Perşembe

EKONOMİ HİKAYELERİ / 'KÜPÜNÜ DOLDURMAK' DEYİMİ NEREDEN GELMEKTEDİR?

 KÜPÜNÜ DOLDURMAK

Yok, bu hikâye, zamane yöneticileriyle ilgili değil... Eski zamanlarda yaşanmış.

Vaktiyle, görevini kötüye kullanıp rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık sonucu zengin olan bir kadı varmış. Kadı efendi kimden para alırsa, adaletin kılıcını ondan yana kullanıyormuş. 

Kadının yolsuzlukları o kadar çok şikâyete konu olmuş ki, en sonunda padişahın kulağına kadar gitmiş. Padişah da işittiklerinden etkilenerek bir fermanla kadıyı görevden almış.

Kadı efendi kenti terk etmeden önce, kendisini şikâyet eden kişilere bir şölen vermiş. Şölende yenilmiş içilmiş, çubuklar yakılmış, söyleşiler koyulaşmış... Konuklara hizmet eden uşaklar sonunda üç tane küp getirip orta yere koymuş. Üç koca küp. Ağır mı ağır...

13 Aralık 2025 Cumartesi

BAŞKENT NOTLARI / TÜRKEŞ, TÜRKLÜĞÜ 'TAHKİR VE TEZYİF ETMEK' İLE SUÇLANIYOR!

Cahit UYANIK 

MHP Lideri Alparslan Türkeş, 12 Eylül sonrası uzun yıllar sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı. Zorlu cezaevi koşullarında birkaç kez ağır sağlık sorunları yaşadı. Türkeş sonunda mahkemelerce aklandı. Ancak Türkeş'e belki de yine mahkeme yolları gözüktü. Geçtiğimiz günlerde Ankara Barosu avukatlarından Hayri Balta, Türkeş hakkında savcılığa ilginç bir suç duyurusunda bulundu. 

Avukatın iddiasına göre Türkeş, Türklüğü 'tahkir ve tezyif ediyor' yani aşağılıyor ve küçük düşürüyordu. Türklük kavramının yarım yüzyılı aşan süredir en yılmaz savunucusu olan Türkeş, böylece ağır bir şekilde suçlanıyordu. Avukat Balta, MHP Genel Merkezinin santral odası duvarında Türkeş imzasıyla asılı bulunan bir yazıya dikkat çekerek iddiasını gündeme getiriyordu. Söz konusu yazı "Türk Milletinde Bizans'tan geçme bir hastalık vardır: Gevşeklik, laubalilik, dedikodu, birbirini beğenmemek, sır saklamamak, rastgele laf söylemek... Bu hastalık sizde var. Bu hastalığı tedavi edemezseniz, kendinize yol seçiniz" şeklindeydi. 

Avukat Balta dilekçesine İşçi Partisi Lideri Doğu Perinçek'i de karıştırıp "Nasıl ki bu sözleri İP Genel Başkanı Perinçek yazarak kendi partisinin duvarına assa hakkında kovuşturma yapılacaksa, herkesin kanun önünde eşit olduğu ilkesi gereğince Türkeş hakkında da kovuşturma ve cezalandırma gereklidir" diyordu. Bu ilginç suç duyurusunun sonucu ne olacak, bekleyip hep birlikte göreceğiz...

HAZİNE'NİN 2 TRİLYON LİRASI AYFER YILMAZ'IN GÖZÜNDEN NASIL KAÇTI?

Sezgin Taşkıran, Demirel'in başbakanlığı döneminde Halk Bankası Genel Müdürü idi. 1970'li yıllardan beri 'Demirel'in ekibi'nden olan Taşkıran,  görevden alındıktan hemen sonra ciddi bir teftişten geçirildi. Önce Yahya Demirel'in Kıbrıs'taki Bankasına önemli büyüklükte bir mevduat yatırıldığı ortaya çıktı. Daha sonra Yahya'nın bankası battı. Halk Bankası halen bu paranın peşinde...

O zaman yapılan denetimlerde bir başka ilginç bankacılık işlemi daha dikkat çekti. Denetçi raporlarına göre Halk Bankası döviz kaynaklarını sadece birkaç puan fazla faiz alabilmek için dış finansal piyasalardaki -bir anlamda- uluslararası bahis işlemlerine yatırmıştı. Yani teknik deyimle 'Yabancı para birimleri arasındaki paritelere endeksli bonolar' satın almıştı. Bu işe 2,5 trilyon lira karşılığı döviz bağlanmıştı. Kasıt var mı bilmiyoruz ama gelin görün ki bu paranın 2 trilyon lirası batırılmıştı. 

24 Kasım 2025 Pazartesi

ANKARA NOTLARI / 32 KISIM TEKMİLİ BİRDEN 'HAYALİ İHRACAT'...

Cahit UYANIK 

Hayali ihracat, 1970'ler ve 1980'ler boyunca Türkiye'nin gündemini belirleyen önemli konuların başında geliyordu. Görünen o ki, 1990'lar ise Türkiye'nin hayali ihracat ve hayali ihracatçılarla hesaplaşacağı yıllar olarak tarihe geçecek. Çünkü uzun süredir Meclis'te çalışmalarını devam ettiren Hayali İhracatı Araştırma Komisyonu, hazırladığı raporu Meclis Başkanlığına sundu. Zaman zaman medyaya ve sansasyonel yönleriyle kamuoyuna yansıyan bu raporda yer alan, hayali ihracat hakkındaki bazı teknik bilgi ve sonuçları da size anlatmak istiyorum. 

Önce yaptıkları çalışma ve görüşmelerle bu sonuçlara ulaşıp bir rapor haline getiren Araştırma Komisyonunun en önemli isimleri kimlerden oluşuyor, buna bir bakalım. Başkanlığını Aksaray Milletvekili Mahmut Öztürk, Başkan Vekilliğini Tunceli Milletvekili Kamer Genç, sözcülüğünü Denizli Milletvekili Muzaffer Arıcı ve katipliğini Tekirdağ Milletvekili Hasan Peker'in yürüttüğü komisyon, ilk toplantısını 12 Şubat 1992'de yapmış. Toplam 19 aya yakın süren araştırma ve incelemeler sırasında 41 birleşim yapılıp 58 kişinin bilgisine başvurulmuş. Rapora göre hayali ihracat yoluyla devleti soyanlar akla hayale sığmaz yöntemler geliştirmişler. Rapora göre bunları şöyle özetleyebiliriz: 

● Değersiz malların değerli mal gibi gösterilip ihraç edilmesi,

● İhraç fiyatının gerçeğin üzerinde gösterilmesi,

● İhraç mal örneğinin gerçeğinden farklı olması,

● Fiilen ihraç edilmemiş malların ihraç edilmiş gibi gösterilmesi,

● İhracat belgelerinin üzerinde tahrifat yapılması,

● Yurt içinde ve dışında, hayali ihracatı gerçekleştirmek amacıyla paravan şirketler kurulması

● Sahte deklare belgeleri ile dövizlerin yurda gelmiş gibi gösterilmesi.

23 Kasım 2025 Pazar

EKONOMİ ŞİİRLERİ / BİR SOĞAN SOYULURKEN YAŞARIYOR DA GÖZLER, HAZİNE SOYULURKEN ALDIRMIYOR ÖKÜZLER / ABDULLAH ÇAĞLAYAN

Bir soğan soyulurken yaşarıyor da gözler

Hazine soyulurken aldırmıyor öküzler

Hayadan eser yoktur nafile bütün sözler.

Beyhude inat etme, salla hemen başını

Gerdan kır, belini bük, al gitsin maaşını


Bir yolsuzluk görünce köpürme, isyan etme

Bir hak için kendine, dikbaşlıdır dedirtme

Doğru yolu dostuna göster ama, sen gitme.

Ne derlerse huuu... diye salla hemen başını

Dilini tut, uslu dur, al gitsin maaşını.

31 Ekim 2025 Cuma

ŞİKAYETNAME / SELAM VERDİM, RÜŞVET DEĞİLDİR DİYE ALMADILAR / FUZULİ (GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİYLE)





ŞİKAYETNAME

Selam verdim, rüşvet değildir diye almadılar. 

Hüküm gösterdim, faydasızdır diye iltifat etmediler. 

Gerçi görünürde itaat eder gibi davrandılar ama bütün sorduklarıma hal diliyle karşılık verdiler.

Dedim: - Ey arkadaşlar, bu ne yanlış iştir, bu ne yüz asıklığıdır?

Dediler: - Bizim adetimiz böyledir.

Dedim: - Benim riayetimi gerekli görmüşler ve bana tekaüt beratı vermişler ki ondan her zaman pay alam ve padişaha gönül rahatlığı ile dua kılam.

Dediler: - Ey zavallı! Sana zulüm etmişler ve gidip gelme sermayesi vermişler ki, daima faydasız mücadele edesin ve uğursuz yüzler görüp sert sözler işitesin.

14 Ekim 2025 Salı

NİJERYA KAYNAKLI MEKTUP DOLANDIRICILIĞININ DÜNYAYA FATURASI 1 MİLYAR DOLAR

Nijerya'dan Mektup Varsa Dikkat! /

ERBAKAN'IN NİJERYASI TÜM DÜNYAYI DOLANDIRIYOR

Nijeryalılar mektup yoluyla tüm dünyayı dolandırıyor. İnterpol bile bu dolandırılıcılık için devrede... Son olarak Ankara Emniyet Müdürlüğü; Hazine Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve Türkiye Bankalar Birliğine yazı göndererek Nijerya'daki mektup çetelerine karşı uyardı. Eğer size de Nijerya'dan mektup yoluyla bir işbirliği teklifi gelirse bu haberi okumadan yanıt vermeyin.

Cahit UYANIK / Vahit ARAS 

Nijerya'yı nasıl bilirsiniz? Bir Afrika ülkesi olduğu dışında hafızanızı zorlarsanız, 1996 Atlanta Olimpiyatlarında futbol şampiyonu olduklarını da anımsayacaksınız. Uche, Amokachi ve Okocha bu şampiyon takımdan Türkiye liglerine transfer olup Nijerya'yı daha yakından tanımamızı kolaylaştırmışlardı. Nijerya bugünlerde Türkiye'nin siyasi gündeminde de ciddi bir yer tutmaya başladı. Çünkü Başbakan Necmettin Erbakan'ın çıktığı Kuzey Afrika seferinin son durağı da Nijerya...

Ama haberimiz ne Nijeryalı futbolcular ne de siyasi durumlarla ilgili... Biz sizi Nijeryalı dolandırıcılara karşı uyarmak istiyoruz. Çünkü 1980'li yılların sonundan bu yana tüm dünyada Nijeryalılar'ın mektup ile dolandırdığı çok sayıda firma veya kişi adeta kan ağlıyor. İnterpol'ün önderliğinde bu meseleyle ilgili uluslararası toplantılar yapılıyor ve dünyanın dört bir yanına fakslar çekilip yazılar iletilerek Nijerya'dan gelecek muhtemel bir 'ahlaksız teklif'e sıcak bakılmaması gerektiği konusunda ilgililer ikaz ediliyor. İşte bu uyarılardan birini de İntermedya Ekonomi ele geçirdi. Uyaran makam Ankara Emniyet Müdürlüğü; uyardığı makamlar ise Türkiye Bankalar Birliği, Hazine Müsteşarlığı ile Dış Ticaret Müsteşarlığı...

'Rüşvet masrafı yapacağız' deyip, 10-50 bin dolar talep ediliyor

Ankara Vali Yardımcısı Servet Çelikli imzasıyla gönderilen bu yazıya göre, Interpol Genel Sekreterliği Nijeryalılar ile nasıl mücadele edileceğini görüşmek için 29-30 Nisan 1996 tarihinde 'Mektup Yoluyla Dolandırıcılık' adı altında Fransa'nın Lyon kentinde bir toplantı bile düzenlemiş. Toplantıda dolandırıcılığın yapılış şekli anlatılarak, karşılıklı bilgi alışverişinde bulunulmuş. Yazıda şöyle deniliyor:

"Nijerya uyruklu bazı kişiler gönderdikleri mektuplarda, Nijerya'da hazır bir servet veya çok önemli kar sağlayabilecekleri mevcut bir ticaret konusu olduğunu ileri sürerek, iş adamlarının önce ağzının suyunu akıtıyor; daha sonra da Nijerya'da değişen yeni rejimden bu serveti kaçırarak ülke dışına çıkarmakta yardımcı olacak firma ve kişiler aradıklarını anlatıyor. Bunun karşılığında da önemli miktarda yüzdelik kazanç vaat ediyorlar. 

(Tıklayınız) NİJERYALI DOLANDIRICILARA DİKKAT!

Ancak hiçbir kar yatırımsız gerçekleşmeyeceği için bu işte firma ve kişilerin, masraflara karşılık 10-50 bin dolar arasında bir parayı İsviçre veya ABD'deki bankalara yatırması isteniyor. Gerekçe, söz konusu büyük serveti yurt dışına çıkarırken yapılacak sigorta, noter, nakliye masraflarını karşılamak. En önemlisi de devlet büyüklerine verilecek 'rüşvet' masrafı..."

28 Eylül 2025 Pazar

HAKKINDA YAKALAMA KARARI ÇIKAN 69 YAŞINDAKİ TURGAY CİNER KİMDİR?


İşadamı Turgay Ciner, 1956 yılı, Artvin'in Hopa ilçesi doğumludur. 
Enerji, Madencilik, cam ve kimyasallar, medya, denizcilik, hava taşımacılığı, turizm ve sigorta sektörlerinde yatırımları bulunan yönetim kurulu başkanlığını Turgay Ciner'in yaptığı Ciner Grubu, Park Termik, Park Teknik, Park Elektrik, Silopi Elektrik Üretim, Park Toptan Elektrik, Konya Ilgın Elektrik, Eti Soda, Ciner Resources LP, Kazan Soda, Park Cam, Ciner Yayın Holding, Show TV, Habertürk Gazetesi, Habertürk TV, Bloomberg HT, Habertürk Matbaacılık, C Yapım Filmcilik, Ciner Denizcilik, Ciner Gemi, Park Denizcilik, Ciner Hava Taşımacılığı, Havaş Turizm, Larespark Hotel, Denmar Depoculuk, Park Sigorta şirketlerinde yatırımları bulunmaktadır.

Ciner Grubu, girişimci ruhu ile farklı sektörlerde farklı iş alanları yaratmış, ve Türkiye'nin önde gelen şirketlerini kurmuştur. Temelleri 1978 yılında atılan Ciner Grubu; ana faaliyet konusu olarak madencilik, enerji, cam, kimyasallar, medya, denizcilik, turizm ve diğer ticari sektörlerde faaliyet gösteren Türkiye’nin büyük Gruplarından biridir.

12 Ağustos 2025 Salı

YDK DENETLEDİ, PANDORA'NIN KUTULARI AÇILDI; YOLSUZLUK VE USULSÜZLÜKLER ORTALIĞA SAÇILDI

Mehmet Ali Ilıcak

4 KİT, 6 HİKAYE...

KİT / PANDORA'NIN KUTULARI

Özelleştirmeyle görücülerin önüne çıkarılan veya çıkarılacak 4 KİT'ten ilgiyle okuyacağınız 6 hikaye... Hepsi birbirinden matrak ve karanlık... Metin yazarı ise Yüksek Denetleme Kurulu (YDK)...

Cahit UYANIK 

Türkiye'de şu anda siyasi ve ekonomik tansiyon  had safhada... Ekonomik cephede istikrar paketi, siyasi cephede Refah Partisinin sağladığı seçim başarısı tartışma konusu. İstikrar paketinin en önemli unsurlarından birisi ise özelleştirme... KİT'lerin özelleştirilmesinin yaratacağı olumlu ve olumsuz etkiler konusunda her kafadan bir ses çıkıyor. Böylesi bir ortamda Başbakanlık'a bağlı olarak çalışan Yüksek Denetleme Kurulunun (YDK) raporları büyük önem taşıyor. Tüm kamu şirketleri ile sosyal güvenlik kuruluşlarındaki işlemlerin yıl sonu itibarıyla fotoğraflarını çeken bu raporlar, aynı zamanda kamu kaynaklarının nasıl çarçur edilebildiği ve bunu yapanlardan hesap sorulmadığının da ibret belgeleri...

YDK raporları, TBMM'nin denetim yetkisi çerçevesinde Başbakanlık tarafından hazırlanıyor. Daha sonra Meclis KİT Komisyonunda görüşülüp karara bağlanıyor. Ancak bu raporların TBMM'ye gelişleri 2 yıllık bir gecikmeyle mümkün oluyor. Buna göre 1993 yılı hesapları ve raporlarının 1995'ten önce gündeme gelmesi biraz zor görünüyor. YDK raporlarının teftiş kurulu raporlarından farkı, belirlenen usulsüzlüklerin düzeltilmesinin sadece 'temenni' ediliyor olması... Sorumluları adalete sevk etmek, KİT Komisyonunun yetkisinde... Şu anki KİT Komisyonu Başkanı Hamdi Üçpınarlar, Sayıştay'ın Meclis adına kamu kurumlarında denetimde bulunduğunu anımsatarak, YDK'nın da Başbakanlık'a bağlı olmaktan çıkarılıp doğrudan Meclis Başkanlığına ve kendilerine bağlanmasının kamu şirketlerindeki denetimlerin 'caydırıcılık' etkisini artıracağına inanıyor.

Biz ise bu haberde özelleştirme kapsamına alınmış ve Kamu Ortaklığı İdaresi (KOİ) portföyünde bulunan PTT, Sümer Holding, TURBAN ve THY'de yaşanan bazı suistimalleri YDK raporlarından çıkardığımız örnek olaylarla göz önüne sermeye çalışacağız. Ve eminiz siz de 'Özelleştirme kapsamındakiler böyle ise kim bilir diğer KİT'ler ne haldedir?' diye düşüneceksiniz!

ÖRNEK OLAY-1: PTT, Yaşar Topçu'ya 'koltuk' aldı

Türkiye'de her iktidar değişikliğiyle birlikte bakan ve müsteşar odalarına yeni koltuk takımları satın alınması, perde ve halılarının değiştirilmesi adettendir. İlk icraatlar nedense buralardan başlar. DYP-SHP Hükümetinin ilk Ulaştırma Bakanı Yaşar Topçu da bu kuralı bozmadı. Hemen bakanlığın bazı odaları yeniden tefriş edildi. Halılar, masalar, perdeler en son moda olanlarla değiştirildi. Müsteşar bey durur mu? O da kendi lojmanında benzer faaliyetlere girişti. Bütün bu harcamalar bir kasadan çıkacaktı elbette... Ama kimin kasası? Faturanın altındaki rakam 1992 fiyatlarıyla tamı tamına 201 milyon 334 bin 325 lirayı gösteriyordu. Ancak faturayı Ulaştırma Bakanlığı Saymanlığı değil PTT Saymanlığı ödedi. Eh PTT ne de olsa Ulaştırma Bakanlığina bağlı bir KİT... Şimdi YDK, TBMM KİT Komisyonuna sunduğu raporda PTT'nin bu parayı Ulaştırma Bakanlığından tahsil etmesini 'temenni' ediyor.

20 Mart 2025 Perşembe

EKONOMİ HİKAYELERİ / 'ZİFTLENMEK' SÖZÜ NEREDEN ÇIKMIŞTIR?

Ziftlenmek deyimi iki anlamda kullanılır: 1. Yiyicilik, rüşvet yemek. 2. İçki içmek.

Ziftlenmek deyiminin kökeni, kayıkların altına koruyucu zift  sürmekle ilgilidir. Kayıklar suya indirilmeden önce altı zift tabakasıyla kaplanır.

Olayın hikâyesiyse Padişah II. Mahmud'a mal edilir.

Derler ki, Sultan II. Mahmut bir gün yapılan harcamaların listesini gözden geçiriyormuş. Bakmış ki, saltanat kayıklarının ziftlenmesiyle ilgili aşırı ölçüde ödeme yapılmış.

Bunun üzerine Padişah, kayıkların bakımından sorumlu ağayı huzuruna çağırıp hesap sormuş:

- Zift sürmek dediğiniz nedir ki? Bunca para ödenir mi? Nedir bunun aslı?

Padişahın öfkelendiğini gören Kayıkhane Ağası, çaresizlik içinde boynunu bükmüş.

14 Mart 2025 Cuma

EL KONULAN BANK POZİTİF, PAYFİX VE FLASH TV'NİN SAHİBİ ERKAN KORK KİMDİR?


Erkan Kork

Dr. Erkan Kork, 1974 İstanbul doğumlu olup, ilk ve orta öğrenimini Jeddah'de (Cidde), lise öğrenimini Dubai’de tamamladı. Kork, Paris Üniversitesi İşletme mezunudur ve insan yönetimi, maliye, verim yönetimi, küresel ekonomi, proje yönetimi, uluslararası ilişkiler, girişimcilik, gelir yönetimi alanlarında eğitimler aldı.

2021 de CISA, CISM, CGEIT, CRISC, CDPSE ve CSX-P eğitimi alarak ISACA sertifikası (Bilgi sistemleri denetimi sertifikası) aldı.  Yine aynı yıl BMI Business School (İstanbul'da bir iş yönetimi okulu) / Global Dijital Liderlik – Dijital Dönüşüm Liderliği Sertifikası'nı aldı. 2022 yılında işletme yönetimi konusunda master yapmış olup, 2024 yılında Conley Üniversitesi (YÖK denkliği ve izni olmayan, İstanbul'da faaliyet gösteren, uzaktan eğitim verdiğini belirten bir ABD üniversitesi) işletme yönetimi ekonomisi alanında doktorasını tamamlayıp, doktor ünvanını almıştır.

Yurt dışında (Suudi Arabistan ve Dubai) kısa süreli aile şirketlerinin yönetimini üstlendi. Finans ve teknoloji alanında Türkiye ve Ortadoğu'da gerek finans sektörü gerek ülke adına önemli adımlar atabilmek ve uluslararası arenada rekabet edebilir bir hedefe ulaşabilmek amacı ile 2019 yılında PayFix Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanlığını üstlendi.

24 Kasım 2024 Pazar

BAŞKENTTEN YANSIMALAR / 'BEYAZ KUMAŞ' İHTİYACI

Cahit UYANIK 

Beyaz renk genellikle saflık, temizlik ve dürüstlüğü temsil eder. İnsan oğlu doğduğunda bembeyaz zıbınlara sarılıp ana kucağına verilir. Hastalandığımızda  beyaz giysileri içindeki doktor ve hemşireler ile beyaz duvarları arasında hastanelerde şifa ararız. İslamiyette insanın öbür dünyaya götürebileceği tek mal-mülk de beyaz renkli birkaç metrelik kefen parçasıdır. İnsan oğlu bu büyük hesaplaşma noktasına, dünyada ilk karşılaştığı nesnenin rengiyle aynı bir başka nesne ile yolculuk eder. 

Hafta sonunda 'Beyaz Enerji Operasyonu' çerçevesinde bir politikacı eskisi ile bazı bürokratlar ve bir iş adamının jandarma tarafından göz altına alındığı haberini duyduğumda aklıma beyaz renkle ilgili bu düşünceler üşüştü. Gözaltına alınanların suçlu olup olmadığı yürütülecek soruşturma ve açılacak dava sonucunda belli olacak. Ama kesin olan şu ki ülkemiz ve toplumumuzda 'beyazlık ihtiyacı' giderek artıyor.

Daha önce de bu köşede dile getirmiştim: Bu ülkede yolsuzluk sadece özel bankalarda, gümrüklerde ve Maliye'de yaşanmıyor. Devletin her yıl düzenlediği 40-60 bin adet alım-satım ihalesinin çok büyük bölümü hileli... Okulların yaptığı ihalelerde kantin mafyası, devlet dairelerinin tümünde temizlik şirketleri mafyası, hastane malzemesi alımlarında medikalciler mafyası, sosyal güvenlik kurumları ilaç alımlarında ilaç kupürü mafyası, yargıda para karşılığı karar çıkartma mafyası, kamuya akaryakıt alımlarında yakıt mafyası, hastane otoparklarında otopark mafyası, okul kitaplarında kitap mafyası var.

Bu listeyi daha fazla uzatabiliriz. Ancak mafyaların hepsinin ortak özelliği şu: Bunların devlet içinde bürokratlar, zaman zaman siyasetçilere kadar uzanan elleri kolları var. İlişki bazen siyasi partilerin il ve ilçe başkanları aracılığıyla kuruluyor. 

16 Eylül 2024 Pazartesi

BAŞKENTTEN YANSIMALAR / YOLSUZLUK VE EKONOMİK DENGELER

Cahit UYANIK 

Türkiye geçen hafta, yolsuzluklar ve ekonomik denge arasındaki ilişkiler açısından ilginç gelişmeler yaşadı. Bunlardan şüphesiz en önemlisi Neşter Davasının başlamasıydı. Tutuklu sanığın kalmadığı, 100 bin dolar kefaleti bastıranın özgürlüğünü satın aldığı Neşter Davası ile aynı gün eski milletvekili Sedat Bucak Susurluk Davasından beraat etti. Oysa Neşter Davası iddianamesi, değme dedektiflik romanlarına taş çıkartan, ciddi ve önemli delillerle desteklenmiş, sırf SSK alımları değil sağlık sistemindeki tüm küçüklü büyüklü yolsuzluk yöntemlerini deşifre eden yasal bir dokümandı.

Yine aynı günlerde hükümet SSK ve Bağ-Kur'un yeniden yapılandırılmasını öngören yasa tasarısını yetiştiremeyeceğini belirterek IMF Heyetini Türkiye'ye davet etti. Bu haberlerin belki birkaç sütun ilerisinde de başta SSK olmak üzere sosyal güvenlik kurumlarının Kamu İhale Kanunu kapsamından çıkarılma hazırlıkları dikkati çekiyordu. Haftanın başında da IMF Türkiye Temsilcisi Odd Per Brekk'in kamu finansmanında yaşanan krizden yolsuzlukları sorumlu tutan açıklamasını okuduk. Hükümetin kara parayla mücadele için kurulan ama bir türlü randıman alınamayan Mali Suçları Araştırma Kurulu ile ilgili yeni yasa taslağı da gazetelerde boy boy yer aldı.

Bütün bu kısa özetten çıkan sonuç şu: Türkiye'de ekonomik krize sebep olabilecek boyutlarda yolsuzluk yapılıyor. Bu yolsuzluklarla mücadelede yönetsel ile yargısal birimler yetersiz ve yetkisiz kalıyor.

24 Ağustos 2024 Cumartesi

BAŞKENTTEN YANSIMALAR/ İMAR BONOLARI ÖDENMEZSE...

Cahit UYANIK 

Meclis'te bu hafta İmar Bankası bonozedelerine ilişkin yasa tasarısı kaldığı yerden görüşülmeye devam edilecek. Ortada 700 trilyon lirayı aşkın bir rakam var. Türkiye ne ilginç ülke; 8,5 katrilyon liralık hayali mevduata ilişkin ödeme planı Bakanlar Kurulu kararı ile yeniden yapılandırıldı ama 700 trilyonluk Hazine bonosu için kanun çıkarmak gerekiyor. 

Peki neden böyle? Çünkü yasa koyucular hayali mevduat olabileceği ihtimalini yasalara yansıtmışlar ama Hazine bonosu için benzeri hayali satış düzeneğinin kurulacağını akıllarına bile getirmemişler. Doğrusu bu bir hata değil. Hata, bu satışların denetlendiği sistemden sorumlu olan devletin mali kuruluşları... Hazine, Maliye Bakanlığı, BDDK, SPK, İMKB bu konudaki ilk sorumlular. 

İmar Bankasının borsada işlem yapma lisansının 90'lı yılların başında kaldırıldığını bilmeyen mi var? Yok. Türkiye, repo yoluyla açığa Hazine kağıdı satışını 1994 Krizi sırasında aracı kurumlar üzerinden yaşamıştı. Bu konunun tekrar etmemesi için çok geniş tedbirler alınmıştı. Ama aradan 8 yıl geçtiğinde kimse bu banka açığa Hazine bonosu satarken kılını bile kıpırdatmamış. Savunma istenirse bol miktarda laf salatası ortada duruyor. Ye yiyebilirsen...

9 Ağustos 2024 Cuma

BAŞKENTTEN YANSIMALAR / KAMUDA İSRAF VE AKP İKTİDARI

Cahit UYANIK 

Türkiye bugün büyük ihtimalle yeni hükümet ve yeni bakanlarıyla tanışacak. Yeni hükümet göreve birçok artı puanla başlayacak. Bunlardan ilki kabinenin obezlikten kurtulmuş olması...

2000 yılı Kasım ayındaki mini ekonomik kriz sonrasında dönemin hükümetine kabinede önemli bir revizyona giderek bakanlık sayısını 22'ye indirmesi tavsiye edilmişti. Ancak dinleyen olmamıştı. O zaman hükümet çevrelerinde "Aramızdaki uyumu bozmak için şimdi de bu yolu buldular" şeklinde değerlendirilen bu öneri, meğerse halkın beklentisi imiş. Anlayamadılar ve baraj suları altında boğuldular.

Yeni kabinenin ilk yapacağı işlerden birisi de milletvekili lojmanlarının satışı konusunda verilen sözü hemen hiç vakit geçirmeden yerine getirmek olmalı. Geçenlerde bir tv haber bülteninde, bir milletvekilinin emlakçı emlakçı dolaşıp ev aramasına şahit oldum. Emlakçılar, milletvekili lojmanı ayarındaki bir eve 1.300 dolar kira isteyince sayın vekilimizin ağzı bir karış açık kaldı ve Ankara'da kiraların uçtuğunu söyledi. Vekilimiz 3 oda 1 salon mütevazı bir eve 600 milyon lira kira istenince de isyan çığlıkları attı. Böylece sayın vekilimiz halkın hangi gerçeklerle boğuşarak yaşadığını kendi gözleriyle görmüş oldu. 

17 Haziran 2024 Pazartesi

BAŞKENTTEN YANSIMALAR / ÇETE YASASINDAKİ 'BUDAMA' AKILCI MI?

Cahit UYANIK 

Organize Suçlarla Mücadele Yasa Tasarısının Meclis'teki budanma süreci 'ilginç' bir değişiklikle başladı. Eğer tasarı bu şekilde yasalaşırsa organize suç işleyenler DGM'lerde değil ağır ceza mahkemelerinde yargılanacak. Bu değişikliği savunan DSP'li Adalet Komisyonu Başkanı "Avrupa'nın DGM'leri bu kadar sert eleştirdiği bir ortamda, bu mahkemelere yeni yetkiler tanıyamazdık" dedi.

Türkiye'de sapla samanın sık sık birbirine karıştığını bu köşede yineleyip duruyoruz. Yaşamının baharında, kanının fıkır fıkır kaynadığı bir zamanda  "Duvara afiş yapıştırdı" diye DGM'lerde yargılanıp 15-20 yıl hapis cezasına çarptırılan gençlerin dramı bile sayın milletvekillerimize ders olamıyor. Uyuşturucu kaçakçılığı, silah kaçakçılığı. fuhuş, kumar, kalpazanlık gibi işleri organize edip (yani örgütleyip) kazandığı parayla legal ekonominin dibine dinamit koyan adamlar ağır cezalık; zavallı üniversiteliler DGM'lik!

Yasa dışı kazançlarıyla siyasi partilere bağış üstüne bağış yapan, bürokrasinin kilit noktalarında adamlar satın alan, istihbarat örgütlerindeki üst düzey atamalara bile müdahil olanlar ağır cezalık; duvarlara artık anlamı bile kalmamış birkaç slogan karalayan çocuklar DGM'lik! El insaf. Ya DGM'leri lağvedip tüm suçları ağır cezaya gönderin ya da organize suç çetelerine bu kıyağı çekmeyin...