TÜRKİYE'DE DEVLETİN FİNANSAL YÖNETİM, GÖZETİM VE DENETİMİ KOORDİNASYONSUZLUKTAN TEL TEL DÖKÜLÜYOR
TÜRKİYE ARTIK MPÜK'Ü KURMAYI CİDDİ CİDDİ DÜŞÜNMELİ
Cahit UYANIK
Biliyorum, boşa kürek çekiyorum ama yazmasam da olmazdı...
Meclis'teki kapatılan fonlardan tasarrufçulara yapılacak ödemelere ilişkin yasa teklifi görüşmeleri gösterdi ki, Türkiye'de finansal piyasaları düzenlemek, gözetlemek ve denetlemekle görevli kurumlar tel tel dökülüyor.
Aralarında ciddi bir koordinasyonsuzluk mevcut. Oluşmuş ayrı adacıklarda liyakati tartışmalı adamlar kendi iktidarını ve keyfini sürüyor. SPK zaten 'bir alem', BDDK birçok şeyi görmesine rağmen sessiz, MASAK ise süper yetkilerine karşın 'elimden birşey gelmiyor' kolaycılığında...
Borsa İstanbul gözetim ve denetim ayağı unutulan 'finansal bir heyula'ya dönüşmüş, yabancı-yerli önüne geleni korkutuyor. Herkese abilik yapması gereken Merkez Bankası ise 'Bana ne, bana ne? Ben enflasyonla mücadele ediyorum' histerisine kapılmış.
Bu ortamın oluşmasında en önemli sebep ise 2018'de geçtiğimiz başkanlık modeli bence... Olumlu siyasi inisiyatifin iyice zayıflatıldığı, olumsuz siyasi inisiyatifin güçlendiği bu modelde atanmış bakanlar, çoğu olaya iyice memur kafası yani 'Ben maaşımı, bana sağlanacak çıkarları bilirim. Tekrar seçilme derdim sıfır, mümkün olduğu kadar koltukta uzun süre oturup çıkarımı maksimize etmek tek düşüncemdir" havasında bakıyor... Bu da mali kurumların görevlerini dar çerçevede yorumlama eğilimlerini besledikçe besliyor.
Hatırlıyorum da; Türkiye 2001 Ekonomik ve Finansal Krizi öncesi ve sonrasında finansal sektörünü adam etmeye karar verdiğinde IMF ve Dünya Bankası Türkiye'ye tüm piyasalardaki gelişmelerin tek yerden izleneceği, düzenleneceği ve denetleneceği 'Mali Piyasalar Üst Kurulu' kurmasını önermişti. Anımsadığım kadarıyla sadece Merkez Bankasının dışarıda kaldığı bu modelde tüm bankacılık ve sigortacilik sektörü, diğer mali kurumlar, sermaye piyasaları MPÜK'e bağlanacaktı.
Türkiye buna o zaman 'Bu kadar büyük bir üst kurulun yönetilemeyeceği' gerekçesiyle karşı çıkmıştı. Ancak geri planındaki en önemli ret gerekçesi mevcut koltukların bırakılmak istenmemesiydi.
Yabancılar artık finansal piyasaların çok içiçe çalıştığını, koordinasyon ihtiyacının arttığını ve MPÜK'ün büyüklüğünün sorun oluşturmayacağını söyleseler de biz ikna olmadık; ayrı ayrı BDDK, Sigortacılık Denetleme Kurulu ve MASAK'ı kurup yeni koltuklar yarattık; TCMB ve SPK'ya büyük büyük yetkiler verip masaya yeni koltuklar koyduk... Yani yetkileri toplayacağımıza dağıttık; koordinasyonu da zayıf tuttuk. İşte o yıllarda Türkiye'ye MPÜK'ü önerip kabul ettiremeyen yabancı uzmanlar, şimdi ceremesini çektiğimiz mevcut finansal kriz haline bakıp kıs kıs gülüyorlardır.
Bence Türkiye, tozlu raflardaki MPÜK kurulmasını öneren o eski raporları indirerek hafıza tazelemeli. Ardından da MPÜK'ü kurmayı ciddi ciddi düşünmeli.
Ne zaman akıllanacağız biz? Bilgiye ve tecrübeye ne yaşanırsa kıymet vereceğiz, bilmiyorum... Ne demiş büyüklerimiz; akılsız başın cezasını ayaklar çeker. Durumumuza uyarlarsak; akılsız devletin hatalarının cezasını, suçsuz-günahsız sokaktaki adam çeker...
(Bu yazı 17 Ekim 2026 tarihinde Facebook sayfamda yayınlanmıştır.)




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder