KEREM ALKİN, HAZIRLADIĞI RİSK RAPORUNDA "TERA'DA SAADET ZİNCİRİ SEZİYORUM" DİYE YAZABİLSE, SAVCILIKTAN SERBEST KALIRDI
Cahit UYANIK
Tanıdığım bir bağımsız yönetim kurulu üyesi üniversite hocası vardı.
Hep janti gezer; en pahalı kıyafetler, cekette 5 km. koşmuş köpek dili gibi dışarı fırlamış bir mendil, gıdısında rengarenk fularlar, tahminimce her hafta kuaförde, saçı hep düzenli ve aynı uzunlukta... İki laf edersin, bir kibir bir kibir... Kibrinden cevap vermez, verse anlamazsın. Öyle bir tip işte... Başta bana çok garip gelen bu tipi araştırınca...
Birçok şirkette bağımsız yönetim kurulu üyesi olduğunu öğrenmiştim. Tabii ki hesabına oldukça yüksek tutarlarda 'huzur hakkı' yatıyordu her ay... Para, kibrini besleyip canavara dönüştürmüştü adamcağızı...
Tera Portföy'ün bağımsız denetim kurulu üyeleri Kerem- Emre Alkin kardeşlerin tutuklanmaları öncesi savcılık ifadelerini okuyunca tanıdığım işte o kibirli hoca aklıma geldi ve "Bizde bağımsız yönetim kurulu üyeleri niye böyle ki?" diye düşündüm.
Benden bundan 34 yıl önce Amerikan İç Borçlanma Modeli makalesini isteyen Kerem Alkin'in "Sermaye piyasalarından anlamam. 16 ayda zaten 3 defa Yönetim Kurulu toplantısı yaptık. Benim bu olaylarda bir etkim yok" sözlerini okuyunca çok şaşırdım. Çünkü aynı Kerem ifadesinde, "Bağımsız üye olarak Risk Komitesini yönetiyorum. Yönetim Kuruluna 54 sayfalık detaylı bir risk raporu hazırladım. Fonlardan ani çıkış riskine dikkat çektim" diyerek aslında kendi kendini yalanlamış.
Risk Komiteleri bir şirketi ve onun faaliyet gösterdiği sektörü ve genel ekonomiyi en iyi bilenlerden oluşur. 'Risk' sözcüğü herkesin gözünü korkuttuğu için bu görev şirketlerde, mevcut gündelik operasyonların dışında duran ve durması gereken bağımsız yönetim kurulu üyelerine verilmiştir. Bu sebeple Kerem Alkin'in savunması bence en hafif tabirle 'tutarsız' olmuş. Kerem bir daha huzur hakkı almamayı riske edip, risk raporunda "Tera'da Saadet Zinciri seziyorum" diye yazabilseydi şimdi savcılıktan serbest kalırdı. Ama böyle birşey yazmamış anlaşılan ki tutuklandı...
Eskiden Türklye'de bağımsız yönetim kurulu üyeliği uygulaması yoktu. Yanlış anımsamıyorsam 2001 Ekonomik Krizinden sonra büyük şirketlere, bankalara ve finans şirketlerine uğrayabilecekleri riskler konusunda önceden korkusuzca uyarılarda bulunsun, yönetim kurulunun geri kalanı da buna göre önlemler alsın diye adı üzerinde 'bağımsız' yönetim kurulu üyesi atama zorunluluğu getirildi. Hatta BİST'te bağımsız yönetim kurulu üye sayısını artıran ve bağımsız mali denetim raporlarına daha fazla önem veren şirketler için ayrı bir endeks (Kurumsal Yönetim Endeksi) bile oluşturuldu. Bu endekse giren şirketler BİST'e daha az kotasyon ücreti öder ve başka avantajları da vardır. Şirketler bu endekse alındıklarında 'Bakın biz bir kurumsal bir kurumsalız ki, endekse bile dahil ettiler' diye davul-zurna ile bunu duyurur.
Yani bağımsız yönetim kurulu üyesi olmak için sermaye piyasalarına da para piyasalarını da ekonominin genelini de hakim olmalısınız. Bunları iyi izlemeli, üstüne bir de muhasebeden, maliyeden bankacılıktan iyi anlayıp defter-bilanço okumayı bilmelisiniz. Çünkü riskin nereden geleceği (şirket içi veya dışı) belli olmaz. Bence Kerem Alkin bağımsız yönetim kurulu üyeliği yaptığı sermaye piyasası şirketinde sermaye piyasalarını bilmediği savunması yaptığında kaybetti. Alkin tecrübesinde bir iktisatçının Tera'nın Ponzi Şemasından haberdar olmadığını ise kimse söyleyemez, söylemek istemez. Elbette kendisinden başka...
(Bu yazı 23 Eyl0l 2026 tarihinde Facebook sayfamda yayınlanmıştır.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder