4 Ağustos 2026 Salı

35 YIL ÖNCE DE YÜKSEK ELEKTRİK FİYATLARI SORUNDU... ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI ARICI, ELEKTRİKTE SÜRÜMDEN KAZANARAK FİYAT DÜŞÜRMEYİ BİLE ÖNERMİŞTİ

Muzaffer Arıcı

Söyleşi / Muzaffer Arıcı

"ELEKTRİĞİ UCUZLATMAYA ÇALIŞIYORUM"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Muzaffer Arıcı, Türkiye'de kapasitenin altında elektrik üretildiğini, daha fazla elektrik üretilip satılırsa fiyatın ucuzlayabileceğini söyledi. Arıcı, mülkiyetin devlette kalacağı, işletmecilik benzeri bir 'tip sözleşme' hazırladıklarını, Türkiye Elektrik Kurumunun (TEK) özelleştirilmesi kapsamında Batı Anadolu'da elektrik dağıtım ve satışını üstlenmek isteyen özel girişimcilerle ihale ve görüşme sürecine gireceklerini bildirdi. Arıcı, 'Maden Genel Müdürlüğü'nü kuracaklarını da vurguladı.

Cahit UYANIK 

Denizli Milletvekili Muzaffer Arıcı, Mesut Yılmaz Kabinesinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı görevini üstlendi. Önce elektrik fiyatlarına yapılan zam, daha sonra 'peşin elektrik satışı' ve 'dolar üzerinden elektrik satışı' gibi projeleriyle kamuoyunun dikkatini çeken Arıcı, şimdilerde hızlı bir şekilde TEK'in dağıtım işlerini özelleştirmeye hazırlanıyor. Bakanlık görevine getirildiğinde çalışma süresinin fazla olamayacağını bildiğini ifade eden Arıcı, Ekim ayı sonuna kadar Batı Anadolu'daki dağıtım işlerini özel şirketlere devretmeyi planlarken, özelleştirme ile ilgili 'tip sözleşme'lerin hazırlandığını belirtiyor. TRT'de uzun yıllar çalışan Arıcı, gündemdeki özel televizyonlar konusunda ise geç bile kalındığını vurguluyor:

Ekonomik Panorama: Seçimlerin Ekim ayında yapılması kesinleşti gibi... Bu durumda kısa bir bakanlık dönemi sizi bekliyor. Önümüzdeki iki ay içinde neler yapmayı düşünüyorsunuz?

Arıcı: Siyaseti mantık çerçevesinde yapmak lazım, hissi siyaset yapmayı sevmem. Kesin bir bilgim yoktu ama tahminim vardı; bu göreve geldiğimde çalışma süresinin çok kısa olacağını biliyordum. Şimdi tamamı olmasa bile, TEK'in mevcut şartlarda özelleştirilmesi üzerinde çalışıyorum. Ama şunu eskiden beri siyasetçi olarak çok iyi biliyorum ki personel rejiminin yerine oturmasının temel ilkesi özelleştirmenin sağlanmasıdır. Aksi takdirde devletin personel rejimi rayına oturamaz. Görüyoruz gelişmeleri... İş verimini artıracak bir düzen kuramamışız.

- Bu sözleriniz TEK personelini de kapsıyor sanırım...

Arıcı: TEK'in 47 bin işçisi ve toplam 68 bin personeli var. 'Şu kadar da çalışsam, bu kadar da çalışsam aynı parayı alıyorum' şeklindeki devlet memurluğu zihniyeti yıkılmalı. Özelleştirme sayesinde hem çalışanları hem de sektörü rekabete açacağız. Vatandaşa daha kaliteli hizmet verilecek. Kısa çalışma süremde bu konuyu başarabilirim.

- TEK'in özelleştirilmesi için nasıl bir yöntem öneriyorsunuz?

Arıcı: Tesislerin mülkiyeti devlette kalarak, bir nevi işletmecilik şeklinde bir özelleştirme benimkisi... Bakanlık ile dağıtım şirketi arasında yapılacak sözleşmenin tip örneğini hazırladık. 'Ben bu işi istiyorum' diyenlere 'Buyrun, bizim sözleşmemiz... Sistem hoşunuza gittiyse konuşalım' diyeceğiz. Ana fikrimiz şu: TEK, 1 kwh elektrik enerjisini tüketiciye götürmek için ne kadar masraf yapıyor? Yani işe öncelikle müesseselerimizin hesabına inanmayarak başlıyoruz. Hakiki maliyetimizi öğrenmek istiyoruz ki, TEK aldatılmasin. Bu çalışmalara o illerin elektrik dağıtımına talip olan şirketlerden de yetkili çağırıyoruz. Hesapların yapılışında bulunsun ve imzalasın diye...


Mesela Eskişehir için bu rakam 150 lira olarak belirlendi. Özel sektöre 'Sen bu işi kaça yapacaksın?' diye soracağız. Ki şartımız 150 liranın altında olmasıdır. Çünkü hantal ve verimsiz olduğumuzu kabul ediyoruz. İşte pazarlığın temeli yani o 150 liranın tespiti çok önemli. Bu biter bitmez ilgili şirketlerin çoğu hazır olduğu için işimiz kolay. 14 ilde devir işlemine hemen başlamış olacağız. Bu işe Batı Anadolu'da girişmemizdeki düşünce şu: Hem elektrik enerjisine talep fazla hem daha uygun şartlarda işletmecilik yapılabilir. TEK'in bundan sonra işletmeciliğe dönük çalışması olursa daha geri kalmış yörelerde olacak.

- Özelleştirme durumunda çalışanlar hak kaybına uğrayabilir mi?

Arıcı: Personel  'O şirkete geçiyorum' dediği an bugünkü ücret sistemiyle geçecek. Geçmek istemeyene tazminatı verilip güle güle diyeceğiz.

- TEK'in 3,5 milyar dolarlık borcu ne olacak?

Arıcı: TEK, bu borçla Amerika'ya, Japonya'ya gezi düzenlemiş, üretimde, enerji nakil hatlarının yapımında kullanmış. Bu, yüksek bir borç da değil. Çünkü tesisler çalıştıkça geri dönüş sağlıyor. TEK, dağıtım işlerinden dolayı üzerine binen aşırı masrafları da halledip daha fazla elektrik satabilirse borcunu öder. TEK, özelleştirme ile büyük yüklerken kurtulacak ve borcunu daha kolay öder hale gelecek. 

- Bu durumda elektrik fiyatlarının ucuzlayacağını söyleyebilir misiniz?

Arıcı: Elektrik fiyatları enflasyona bağlı olarak ucuzlayacak. Enflasyon sıfır olsa zam yapmayız. Ciddi bir elektrik üretim potansiyelimiz var; 80 milyar kilovat... Bunun 15 milyarı yedek olarak bekletilse 65 milyarı satılabilir bir rakamdır. Bugün ise TEK 48 milyar kilovat elektrik satıyor. Satışı artırabilirsem fiyatı biraz düşürebilirim.

- Kapasite fazlasından bahsediyorsunuz; bir yandan da yeni yatırımlar yapılmazsa. Türkiye'nin 2000'li yıllarda enerji açığı ile karşılaşacağı sık sık ifade ediliyor...

Arıcı: Şu anda Türkiye'de elektrik enerjisi ihtiyacı hep 5-6 yıl sonrası hesaplanarak planlanıyor. En azından 1997 yılına kadar bir enerji problemimiz yoktur. Bugün ben termik veya hidrolik santral kurulması için bir sözleşme imzalasam zaten 5-6 yıl sürer. Sorun 'Bir zamanlar elektriksizdik, şimdi de satacak yer bulamıyoruz' sorunu da değildir. Türkiye, sanayisinin umduğundan fazla gelişme göstermesine elektrik yönünden hazırdır. 

- Türkiye'de önemli bir maden potansiyeli var ama etkin kullanılamıyor. Görev süreniz içinde bu konuda bir çalışma yapacak mısınız?

Arıcı: Bakanlığa hem Kuruluş Kanunu hem de Maden Kanunu ile önemli görevler verilmiş. Ama görevler verilirken karşılığında yetki-sorumluluk dengesi kurulmamış. Sektörün bürokrasiden gelen sorunları da var. Maden gibi önemli bir konuda karar verecek insanın unvanı daire başkanı mesela... Bir Maden Dairesi Başkanının altına kaç yardımcı, kaç şube mmüdürü koyabilirsiniz? Buna makam yönünden biraz şahsiyet kazandırmak lazım. Bir toplantı yapıyorsunuz genel müdür, genel müdür, genel müdür, daire başkanı... Madencilikle ilgili sorunların bir daire başkanlığı ile çözümlenmesi mümkün değil. Onun için 'Maden Genel Müdürlüğü'nün kurulması lazım. Eğer zamanımız yeterse Yetki Kanunundan yararlanarak böylece madencilikte yetki-sorumluluk dengesi de kurulmuş olacak.

- Denizlililer sizin bakan olmanıza neden çok sevindi?

Arıcı: Bu Bakanlık 1963 yılında kuruldu. İlk bakan yine bir Denizli milletvekiliydi. O isim, şu anda da Meclis'te beraber çalıştığımız Hüdai Oral... O tarihten sonra da yaklaşık 26 yıllık bir sürede Denizli'den hiç bakan çıkmadı. Bu kadar uzun süre sonra hem de aynı Bakanlığın Denizli'ye verilmesi hemşehrilerimi mutlu etti.

- Siz TRT'de Televizyon Dairesi Başkan Yardımcılığı da yaptınız. Eski bir televizyoncu olarak özel televizyonlar konusunda neler düşünüyorsunuz?

Arıcı: Artık, özel televizyonlar için Türkiye'de geç bile kalındığına inanıyorum. Bir defa şu felsefeyi koyalım: Rekabet, daima kaliteyi arttırır. Biz Türkiye'de tek partiden niye çok partili hayata geçtik? Rekabet olsun, kalite artsın, fikirler çarpışsın diye... Özel televizyonların da o bakımdan çok büyük önemi var. Keşke üç-beş tane özel televizyon istasyonumuz olsa...

- Sizce Türkiye'de özel televizyonculuğu götürebilecek, idamesini sağlayacak yeterli alt yapı var mı?

Arıcı: Bu işte eğer eksiklikleri sayarak giderseniz 2020 yılında da bir eksikliğiniz çıkar. Şimdi 1950'de çok partili döneme geçmeye müsait miydik, değil miydik? 'Halkımız cahil, bunu götüremez' filan denildi. Herşeyin bir başlangıç ve gelişme-olgunlaşma dönemi var. İlla 'Mükemmel şartları yakalayıp öyle başlayalım' derseniz olmaz. Herkese göre mükemmelin tarifi farklı. Önemli olan bir yarışı başlatmaktır.

---------

1991-Ekim Ayı Sonuna Kadar Elektrik Dağıtımı Özelleştirilecek Kentler:

"Eskişehir, Bilecik, Balıkesir, Aydın, Denizli, Muğla, İzmir, Afyon, Uşak, Isparta, Antalya, Adana, Hatay, Mersin."

(Bu röportaj haftalık Ekonomik Panorama dergisinin 25 Ağustos-01 Eylül 1991 tarihli Yıl: 4, Sayı: 35'te yayınlanmıştır.)

-------'

Not: Muzaffer Arıcı, Mesut Yılmaz hükümetinde 21 Haziran 1991-20 Kasım 1991 tarihleri arasında yaklaşık 5 ay görev yapmıştır.






















 











 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder