![]() |
| Ersoy Volkan |
KARADENİZ BANKASI OCAK-1997'DE START ALIYOR
1980'li yılların sonunda Turgut Özal'ın fikir babalığı ile gündeme gelen ve 1992 yılında resmen kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatının (KEİT), en önemli projesine start veriliyor: Karadeniz Ticaret ve Kalkınma Bankası (KTKB).
Merkezi Selanik'te bulunan bankanın başkanı Türk Eximbank Genel Müdürlüğü görevinden tanıdığımız Ersoy Volkan... Kuruluş şartlarının yerine getirildiğini ve gelecek yılbaşından itibaren faaliyete geçeceklerini belirten Volkan, bankada üye ülkeler arasında politik bir nüfuz mücadelesi yaşanmasını ise beklemiyor.
Cahit UYANIK
25 Haziran 1992 tarihinde İstanbul'da kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİT), önümüzdeki yılbaşından itibaren en önemli projesine start veriyor: Karadeniz Ticaret ve Kalkınma Bankası (KTKB). Merkezi Selanik'te olan, İngilizcesi ile 'Black Sea Trade and Development Bank'ın (BSTDB) başkanı ise daha önce Türk Eximbank Genel Müdürlüğü görevinden tanıdığımız Ersoy Volkan...
Türkiye, Yunanistan ve Rusya'nın yüzde 16,5'ar; Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna'nın yüzde 13,5'ar; Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Moldova'nın yüzde 2'şer pay ile ortak olduğu KTKB'nin kayıtlı sermayesi 1,5 milyar dolar, ödenmiş sermayesi 300 milyon dolar olacak. Citibank-Türkiye'nin kuruluşunda da aktif rol üstlenen KTKB Başkanı Volkan ile KEİT'in en önemli ve yıldız projesi olan bankanın geleceğini konuştuk:
Macro Economy: KTKB veya kısaca Karadeniz Bankası yaklaşık 2 yıldır üye ülkelerin parlamento onaylarını bekliyordu. Bu aşama tamamlandı mı?
Volkan: Banka ana sözleşmesi 1994 yılında üye ülkelerin dışişleri bakanları tarafından imzalanmıştı. Bankanın faaliyete geçmesi için bu imzaların 11 üye ülke parlamentosunun 6'sında onaylanması gerekiyordu. Başlangıçtan bu yana hemen her üye ülkede parlamento seçimleri yapıldı. Ayrıca her ülkenin birbirinden farklı onay süreçleri var. Bankanın ortaya çıkması o yüzden gecikti. İtiraf edeyim, onay süreci konusunda en aktif ülkeler Yunanistan ve Romanya oldu. Ayrıca Ermenistan, Arnavutluk ve Moldova da bunu bitirdi. Biz ise geçen aylarda Çekiç Güç'ün görüşülmesinden hemen önce Meclis'te onay sürecimizi tamamladık. Böylece 6 ülke ve yüzde 51 hisse oranına ulaşıldı. Diğer ülkeler de bu onayı gerçekleştirdikçe, 60 gün içinde üstlendiği sermayeyi ilgili bankaya yatırarak sürece dahil oluyor.
- Ne zaman faaliyete geçebilirsiniz?
Volkan: Geçen hafta Yunanistan'daydım. Bankanın faaliyete geçirilmesi için bir geçici komite ve sekretaryası kuruldu. Bu komitede her üye ülkenin temsilcisi var. Geçici komite ilk olarak Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonundan 500 bin dolarlık bir kaynak buldu. Bu para bankanın iş ve kredi planlarının çıkarılması için kullanılacak. Şimdi bir İngiliz-Yunan danışmanlık firması bu planları hazırladı. Toplam 4 geçici komite toplantısında bu planları tartıştık. 3 etaplı olarak hazırlanan planların 2 etabını bitirdik. Son etapta stratejik planlama ve örgütlenme var. Bu da yıl başına kadar tamamlanacak. Başlangıcımız büyük ihtimalle Ocak-1997 olacak.
- KTKB neler yapacak? Bankaya sunulan projelerde bir sınırlama olacak mı?
Volkan: Bankanın gayesi üyelerinin ekonomik gelişimine yardımcı olacak alt yapı projelerini finanse etmek ve dünyadaki diğer finansal kuruluşlarla işbirliğine gitmek. Bu çerçevede Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının (EBRD) yanı sıra bazı Japon ve Alman bankalarıyla görüşmelerimiz var. Bankayı fonksiyonu itibarıyla EBRD ve Asya Kalkınma Bankasına (ADB) benzetebilirsiniz. Ama EBRD'nin 45 donör ülkesi var ki bunlar bankanın kredilerinden faydalanamaz. Mesela Türkiye bir donördür. Ama KTKB'de 'Donör ülke kredi kullanamaz' diye bir kural yok. Burada nihai amaç üye ülkelerin dengeli kalkınmalarına yardımcı olmak ve gelişmiş ülkeler düzeyine çıkarmak.
- Bankanın genel müdürü Türk olmasına rağmen merkezi Karadeniz'e kıyısı bile olmayan Yunanistan'da... Neden?
Volkan: Turgut Özal zamanında AB bu işbirliğine karşı çıkmış ve negatif bir durum oluşmuş. Bunun üzerine AB üyesi Yunanistan'ın KEİ'ye üye alınması kararlaştırılmış. Yunanistan sonra, AB'den fon sağlamada yardımcı olabileceğini söylemiş. Diğer üyeler de bunu kabul etmiş ve bankanın merkezinin Selanik'te olması kararlaştırılmış. AB'den şu anda devamlı destek alıyoruz. AB içinde bizi rakip kuruluş gibi görmüyorlar. Peki merkezi Selanik'te olunca Yunanistan bundan menfaat mi sağlayacak? Bence bunun önemi yok. Mesela EBRD'nin merkezi Londra'da ama İngilizlere fayda sağlamıyor. Kaldı ki Yunanistan'ın sadece donör ülke olarak devam etme teklifi de var ve değerlendiriliyor. Yunanistan 'Biz AB fonlarından zaten gerekli yardımı alıyoruz. İstiyoruz ki ekonomik gelişme geçiş sürecindeki Karadeniz ülkelerine yayılsın. Böyle olursa Yunanistan'ın ticari ilişkileri gelişir' diyor.
- KEİT'de hep Türkiye, Yunanistan ve Rusya arasında bir nüfuz mücadelesinden bahsedilir. Bu mücadele bankaya zarar verebilir mi?
Volkan: Doğru, böyle bir yarış var. Türkiye KEİT'i başlatan çekirdek ülke konumunda ve nüfuzumuzu devam ettirmek istiyoruz. Türkiye'nin yaptığı en iyi işlerden biri bankanın kuruluşunu sağlamaktır. Yunanistan da, Rusya da işin liderliğine soyunmak durumunda hissediyor kendini... Ama bunlar, bankaya yansımaz. Nüfuz yarışı belirli projelerin geliştirilmesi, yönetilmesi hususundadır. Ama şu da var: Mesela Yunanistan'da 300 bin Arnavut vatandaşı çalışıyor. Yunanistan o ülkeye daha fazla ağırlık vererek hızlı kalkınması için çalışabilir, ona kol kanat gerebilir. Biz de yanı başımızdaki Bulgaristan ile ekonomik ilişkilerimizi geliştirerek bunu yapabiliriz. Veya Azerbaycan'ın bizim için ayrı bir yeri var. Sonuçta buradaki nüfuz mücadelesi politik nüfuz gösteriminden daha farklı.
- Sizce Türkiye KEİT üyesi ülkelere model olabilir mi?
Volkan: Teknik açıdan yardımcı olacağımız çok şey var. Yavaş yavaş elimizi uzatıyoruz. Model arayışındaki ülkelerin KEİT içinde dikkat edeceği iki ülke Türkiye ve Yunanistan'dır. Ama Yunanistan bizden bir adım ötededir. Çünkü AB'nin, kuvvetli olsun zayıf olsun, tam üyesidir. Model arayışındaki ülkeler zaman zaman Yunanistan'ın AB üyesi olmasının etkisiyle bizden görmedikleri şeyleri görüyorlar. Sonuçta bizim kadar Yunanistan'ı da örnek alacaklar. Bence bu banka Türkiye ve Yunanistan'ın ilişkilerini uzun vadede ekonomik işbirliğine götürebilir. Her iki ülkenin geleceği ve menfaati buradadır. İki ülkenin bu bankayı çok iyi kullanması gerekli. Ama bir takım dış tesirleri nötralize etmemiz lazım. Banka konusunda çok optimistik olup herşeyi fazla abartmamak da lazım. Tam bir Avrupalı gibi düşünmeliyiz.
- Siz uzun yıllar yurt dışında yaşadınız ve hala yabancılarla yakın ilişkiler kuruyorsunuz. Yabancılar Türkiye ekonomisine nasıl bakıyor?
Volkan: Türkiye ekonomisini daha ziyade siyasete endeksliyorlar. Siyasi istikrarın ekonomi üzerinde çok daha etkili olacağını düşünüyorlar. Siyasi istikrarın olmaması Avrupa ve Üçüncü Dünya gözünde tedirginlik yaratıyor. Bu, ne olursa olsun her zaman için böyle.... Ama Türkiye demokratik bir süreçten geçtiği için onun sancılarını yaşıyor. Bence bizi kurtaran doğal kaynaklarımız ve insan gücümüz... Fevkalade yüksek bir dinamizm var. Ama yabancılar Türkiye ekonomisini derinden bilmediği için bunu göremeyebiliyor. Ekonomik dinamizmimizi ve bunun gittikçe siyasi istikrardan bağımsızlaştığını onlara anlatmamız ve göstermemiz lazım. Biz daha yeni sanayileşen ve dünya pazarlarına yeni açılan bir ülkeyiz.
(Bu röportaj aylık Macro Economy dergisinin Ekim-1996 tarihli, 24. sayısında yayınlanmıştır.)
------------
Not: KTKB Web sitesi için tıklayınız:


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder