13 Mayıs 2026 Çarşamba

TALİMATÇILAR, ÜMİTLİLER, KÜSKÜNLER... 1995 SEÇİMLERİ İÇİN ÖNGÖRÜLEN '100 TÜRKİYE MİLLETVEKİLLİĞİ' BÜROKRATLARIN POLİTİKA SEVDASINI COŞTURMUŞTU

'POLİTBÜRO GÜNLERİ'NE MERHABA

En göz alıcı bürokrasi koltukları politika hevesi ile boşaltıldı

Cahit UYANIK / Evrin GÜVENDİK 

Türkiye'de bir komünist partisi yok ama artık halk 'politikacı-bürokratlar'a alışacak. Yani Türkiye'nin kısa ufkunda 'politbüro günleri' var. Çünkü seçimlere parmak hesabı sayılı günler kala bürokrasinin en göz alıcı koltukları birer-ikişer boşaldı. Oysa ortada seçim filan yokken bu koltuklar için neler yapılmıştı neler... Telefon ricaları, bakan özel kalemlerinden sıkıcı bekleyişler, araya dost-akraba koymalar, yedi göbek öncesinden siyasi bağlantı aramalar... Peki ne olmuştu da bu koltuklar bomba ihbarı yapılmışçasına boşaltılmıştı? Üstelik yasal istifa süresinin bitmesine 30-40 dakika kala bile...

'Talimatçılar' Çiller'in yeni siyasi kadroları mı? 

Ankara'da sayısı 200'e yaklaşan istifacı bürokratların birkaç gruptan oluştuğu analizi yapılıyor. İlk gruptaki istifacılar 'Talimatçılar'... Talimatı veren ise Başbakan Tansu Çiller. 'Türkiye milletvekilliği'nin veya banko seçim listelerinin en göz alıcı yerleri bu isimlere tahsisli olacak. Mehmet Ağar, Ünal Erkan, Hayri Kozakçıoğlu, Yaman Törüner, Ayfer Yılmaz, Aydın Ayaydın bu listede yer alıyor. "Çiller muhtemel bir DYP iktidarının yeni kadrosunu hazırlamaya çalışıyor. DYP Lideri olduğundan beri partide yetenekli kadrolar bulamamaktan şikayetçiydi zaten Çiller... Bir anlamda 1983'teki ANAP'a benzemeye çalışıyor. Bir farkla ki, o ANAP'ta bu kadar polis yoktu" değerlendirmesi kulislerde sık sık duyuluyor.

'Ümitliler'in aynı göreve iade edilmesi garanti değil

İstifacı bürokratlarda ikinci grubu 'Ümitliler' oluşturuyor. Bunlar sadece Başbakan Çiller ile yakın çalışma imkanı bulmuş isimlerden oluşuyor; yani 'istifa edin talimatı' filan almamışlar. Milletvekili listeleri tespit edilirken, merkez yoklaması esnasında Çiller'in göz aşinalığından yararlanıp ekspres yoldan Meclis'e doğru yola çıkmayı düşünüyorlar. Seçimden sonra bir de bakanlık kaparlarsa hani, siyaset balından yenmez... Daha 2 ay evvel, önünde el pençe divan durduğu müsteşarının görevden alma üçlü kararmamesinin altına imza atmak pek bir eğlenceli olacak! 

'Ümitliler'in bir kısmı da ANAP, MHP ve CHP'den şansını deniyor. Bu alt grup daha çok valilerden ve daha orta düzey bürokratlardan oluşuyor. Ya listelere giremezler, girer de seçilemezlerse? Nasıl olsa yasa gereği 'aynı göreve iade edilmeleri' gerekiyor. Ancak bu iade olayı, pek sağlam bir garanti değil. Bu konuda iktidarın küçük ortağı CHP'nin önde gelen ismi Adnan Keskin, "O makamlar aylarca boş duracak, vekaleten gidecek değil. Yerine elbet yenileri atanır" diyor. Bu durumda devlet memuriyetine dönüş mümkün ancak aynı koltuğa geri oturmak şansa kalıyor. 

'Küskünler' bürokratik görevlerde tatmin bulamayınca... 

Seçime girmek için istifa eden bürokratlarda üçüncü grup ise 'Küskünler' olarak adlandırılıyor. Küskünlük denilince akla hemen 'Çiller ve Deniz Baykal'ın harcadığı adamlar' geliyor. İstanbul Emniyeti Mali Şube Müdürü Salih Güngör'ün başını çektiği bu grup, BOTAŞ Genel Müdürü Hayrettin Uzun ile destekleniyor. Uzun 'Niye politika?' sorusunu şöyle cevaplıyor:

"Politikaya atılmayacak olsam da görevimden ayrılacaktım. Çünkü iktidarla uyumlu çalışamıyordum. Bu seçimde politika yapmak için görevinden ayrılan çok sayıda bürokrat oldu. Bence bürokrasinin siyasete soyunması doğru... Politika, hiç bir sınıfa veya gruba tanınmış bir imtiyaz değil. Ancak bu kadar fazla sayıda bürokratın siyasete atılması da demokrasimizin zaafında kaynaklanıyor. Bence politikaya bu kadar rağbet olması politikanın cazibesi kadar, bürokratik görevlerin tatminsizliğinden de ileri geliyor."

'Küskünler' diyet borcundan bahsediyor

Doğru söze ne denir? 'Küskünler'den bir başkası da Sağlık Bakanlığı Eski Müsteşar Yardımcısı Ahmet Miski ve yaşananlara ilişkin onun değerlendirmesi de şöyle:

"Bu kadar bürokratın politikaya atılmasını, özellikle de Emniyet mensuplarının politikaya soyunmasını tehlikeli buluyorum. Demek ki bunlar devletin değil DYP'nin memurluğunu yapmış. Polislerin politikada çok sayıda olması yani polis yönetimi halkın hoşuna gitmez. Ekonomi bürokratı olarak ise ülkeyi bu hale getirenler, şimdi de Meclis'e girerek bu başarısızlıklarını devam ettirecek. Sanırım DYP ve bürokratlar, karşılıklı olarak birbirlerine diyet borcu ödüyor."

'100 Türkiye milletvekilliği' yararlı mı, zararlı mı?

Herkes birşey söylüyor ama Cumhuriyet tarihinde bürokratların politikaya bu kadar akın ettiği bir başka seçim daha yok sanki... Bunun en önemli sebebinin ise 'Türkiye milletvekilliği' olduğu konuşuluyor. Kimi siyasiler Türkiye milletvekilliğinin yararlı olacağını çünkü birçok düşünen ve üreten insanın siyasi partilerdeki 'delege mafyası'ndan çekindiği için milletvekilliğine adaylığını koyamadığını ifade ediyor. Bu yeni uygulamanın orta vadede delege egemenliğini zayıflatacağı da ileri sürülüyor.

'Türkiye milletvekilliği'nin karşısında olanlar ise İngiltere'deki Avam ve Lordlar Kamarası ayrımını hatırlatmadan geçemiyor. Bu benzetme ile öngörülen 100 Türkiye milletvekiline Lordlar Kamarası yakıştırması yapılıyor. Bu sistemin halk ile Meclis arasındaki bağları zayıflatacağı da iddialar arasında... Bazıları da "27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980'deki Danışma Meclisine doğru gidiliyor" değerlendirmesinde bile bulunuyor. 

Evet seçimlere haftalar kala Başkent'te hiç olmadığı kadar güçlü  esen 'bürokrat kökenli politikacılar' rüzgarının getirdikleri ve götürdükleri böyle... Ne olursa olsun; vatana, millete ve bürokratlara hayırlı olsun.

(Bu haber haftalık İntermedya Ekonomi dergisinin 05-11 Kasım 1995 tarihli, Yıl:2, Sayı: 40'ta yayınlanmıştır.)

--------- 

Not: Seçimlerden önce DYP-CHP Hükümetinin isteği ile yapılan yasa değişikliği sonucu,  milletvekili sayısı 450'den 550'ye çıkartıldı ve bu 550 milletvekilinden 100'ünün seçim çevrelerine bağlı kalmaksızın, partilerin ülke genelinde aldıkları oylar esas alınarak “Türkiye milletvekili” olarak partilere dağıtılması öngörüldü. Ancak DSP'nin itiraz başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi, Türkiye Milletvekilliği adı altında 100 yeni milletvekili seçilmesini öngören düzenlemeyi iptal etti. Bu iptal karşısında, TBMM'nin üye sayısı 550'ye çıkarılarak ancak Türkiye milletvekilliği uygulaması olmadan 24 Aralık 1995 seçimlerine gidildi.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder