Cahit UYANIK
Çok değil daha 3-4 yıl öncesine kadar KİT'ler Türkiye'nin günah keçisiydi. 5 kara deliğin en büyüğü olarak lanse ediliyorlardı. Çözüm için önce "KİT'leri sat, kurtul" senaryosu gündeme getirildi. Yasasız özelleştirme yapmak isteyen tek ülke konumundaki Türkiye, çeşitli iç ve dış baskılarla bundan vazgeçirildi. KİT'lerin ayakta durması için yapılması gerekenler araştırıldı. Özelleştirme Yasası çıkarılarak, özelleştirme gelirlerinin KİT'ler için kullanılması sağlandı.
Bu çalışmalardan bir başkası da Hazine Müsteşarlığında KİT Genel Müdürlüğü kurulmasıydı. KİT Genel Müdürlüğünün en önemli projelerinden biri, bünyesindeki kuruluşların bilgisayarla izlenmesiydi. Yani Türkiye'nin dört bir yanına dağılmış KİT'ler kurulacak sistemle Ankara'dan kolaylıkla takip edilebilecekti. Tıpkı bünyesinde onlarca şirketi barındıran bir holding gibi...
Yaklaşık 1,5 yıldır sürdürülen bu proje neredeyse sonuçlanma aşamasına geldi. Artık KİT'lerin tüm işletme verileri üçer aylık dönemler halinde Hazine'nin bilgisayarlarında kayıtlı. Ama hedef bunu günübirliğe kadar düşürmek. Yani büyük holdinglerde olduğu gibi her akşam KİT'lerin kasa mevcutları, borçları, çekleri, ertesi günkü muhtemel ödeme ve alacakları Ankara'ya bildirilecek.
Burada karşılaşılan sorun ise sırf tarımsal üretim yapan KİT'lerin bilgisayar teknolojisi ile tanışmaması... Bu sorun da 1997'de çözülürse özel sektördeki holding yapılanmasına benzer bir işletmecilik anlayışına geçilmesi için en önemli adım atılmış olacak. Darısı sosyal güvenlik kuruluşlarının başına...
GECEKONDU EKONOMİK KURULLAR BAŞ AĞRITIYOR
Türkiye'de kavramların çarpıtılması artık kanıksadığımıź bir sorun. Bunun örneklerini bol bol yaşıyoruz. "Ekonomik Kurul" ve "Özelleştirme Kurulu" bunun en yeni örnekleri... Oysa yasalarla belirlenmiş Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) ve Yüksek Planlama Kurulu (YPK) ne güne duruyor? Gerek ÖYK gerekse YPK haftalardır toplanamıyor.