Cahit UYANIK
GİRNE - Seçimlere 2,5 ay kala Kıbrıs'tayız. Siyasetçiler telaşlı ve sinirli. Vatandaş ise alabildiğine sakin ve ilgisiz. Kime "Seçimde ne olur?" diye sorsanız "Belli olmaz, bakacağız daha" diyorlar. Yaşam Kıbrıs'ın kuzeyinde, Girne'nin şirin sahillerinde, Lefkoşa'nın Venedik Sütunu etrafında, duble Lefkoşa-Girne karayolunda, Kıbrıs'ın gerdanlığı Beşparmak Dağlarının eteklerinde sessizce akıp duruyor.
Kıbrıs'a özgü tatlı kahve içerek, tavla oynayarak, televizyondaki haberlerde yoğun şekilde yapılan hükümet propagandasını dinleyerek geçip giden günler, 14 Aralık'taki seçimlerin sonucunu içinde barındırıyor. Kim, ne yapacak? Denktaş yanlıları mı kazanacak yoksa sesleri giderek daha gür çıkmaya başlayan Çözüm ve AB'ciler mi? Kimse açıkçası sağlıklı bir tahminde bulunamıyor.
Kıbrıs'taki seçimlerin odaklandığı nokta, Annan Planı. Denktaş bu plana hepten karşı. Ama Denktaş'ın AB ile bu plana zaman zaman açık, zaman zaman kapalı desteğini veren AKP Hükümetini nasıl ikna edeceği belli değil. 14 Aralık'ta halktan ciddi destek alabilirse elinin iyice güçleneceğini düşünüyor. Ama Denktaş'ın işi oldukça zor. Çünkü halkın büyük kısmı planın en azından müzakere edilmesini istiyor. Kıbrıs Türkünün tanıdığı en büyük müzakereci ise Denktaş. Bakalım bu yaman çelişki sandıkta nasıl çözülecek?
Kıbrıs'ta ekonomik gerçekler ise giderek hükmünü koymaya başlamış. Günde 10 bin kişi, Ledra Palas'ı geçerek Rum tarafına çalışmaya gidiyor. Orada kazanç 1.500-2.000 dolar. Üstelik iş bulmak kolay. Türk tarafında ise geçinmek zor. Fiyatlar almış başını gitmiş. Aylık kazanç 750 milyon lira civarında. Dile kolay bir yanda 500 dolar, diğer yanda 2 bin dolar... Siz acaba hangisini tercih ederdiniz?