Cahit UYANIK
Bugün bilanço günü: 31 Aralık 2001. Hiç de hoş bir sene geçirmedik. Olup biteni şöyle bir zihninizde akıtın, ne demek istediğimi anlarsınız. Türkiye olağan dışı bir ülke. Koşulları da yaşadıkları da öyle. Çoğu toplumun uzun yıllarda içine sığdırıp sindirebileceği gelişmeleri birkaç ayda eskitiyoruz.
Ama Türkiye'de bazı gelişmelerin mayalanma süreci çok uzun. Zaten olağan dışı gelişmelerin yaşanabildiği bir ülkede, yılların mayalana mayalana iyice ağırlaşmış sorunları da patlak verince 2001 gibi seneler yaşayabiliyoruz. Yakın geçmişimizde 1980, 1988, 1994'ü de tıpkı 2001'e benzetebiliriz.
Hızla değişen toplumdaki bazı gelişmelerin önüne set çekilmeye çalışıldığı ancak bazı ekonomik gerçeklerin her türlü şeyi altüst ettiği zaman dilimleri, hep ekonomik kriz şeklinde karşımıza çıkıyor. Peki 2001'e bu çerçeveden baktığımızda neleri görebiliriz?
Bilançonun en önemli maddesinde karşımıza IMF çıkıyor. IMF ile ilişkilerde yıllardır mayalanan problemler, 2001 başında su yüzüne çıktı. IMF reçete zihniyetinden kurtulamamanın faturasını öderken, siyasetçilerimiz ve bürokratlarımız ise inanmadıkları bu reçeteye uyarmış gibi yapıp yine kendi bildiğini okumalarının ceremesini 2001'i altüst ederek çektiler. Sonuçta hem IMF'nin reçeteleri yırtılıp atıldı hem de köhnemiş siyasi yapı ve onu ayakta tutmaya çalışan bürokrat kesimi, halkı derin bir yoksulluğa sürükledi.