TBMM /
BU MEMLEKETE SEÇİM LAZIM MI?
Partiler erken ve ara seçimi tartışıyor...
Cahit UYANIK / Vahit ARAS / Tamer ERKİNER
Başbakan Tansu Çiller, 1994 sonunda Anayasa Mahkemesinden dönen başarısız ara seçim denemesinden bu yana ağzına seçim lafını almadı. Çok sıkıştırıldığında 'Seçim 1996'da' deyip işin içinden çıkıyor. Seçim senesi 1996 ise hem muğlak hem manidar bir tarih olma özelliğini taşıyor. Muğlak; çünkü Çiller seçimin 1996 içinde herhangi bir tarihte olabileceğini çağrıştırıyor. Bu durumda 20 Ekim 1996'dan önce yapılacak her seçim, erken genel seçim olma özelliğini taşıyor. Manidar; çünkü 1996 başında IMF ile imzaladığımız stand-by anlaşmasının süresi sona eriyor. Başarıyla sonuçlanan IMF programı ve dış piyasalarda da itibarı yükselen bir Türkiye, Çiller'in elinde önemli bir koz olacak gibi...
Meclis ise anayasa görüşmelerinde yarattığı fiyaskoyu örtbas etmek için olsa gerek, siyasi manevralarla meşgul. En favori manevra konusuysa 'seçim'... Ara seçim de olur erken seçim de... Herkes seçime hazır olduğunu belirtiyor. Yine hemen herkes seçimin galibinin kendisi olacağını da ileri sürüyor. Ancak sokaktaki vatandaş bugünlerde seçim değil, 'tatil' ve 'geçim' derdinde... Seçim onlar için ikinci planda gibi duruyor.
Üstüne üstlük bunca suni siyasi krizden bunalmış Meclis'te, ANAP Grup Başkan Vekili Eyüp Aşık'ın milletvekilliğinden istifası için ne yapılıp edileceği de düşünülüyor. İktidar partileri DYP ve CHP bu istifayı kabul etseler ara seçim baskısı altında kalacaklar; kabul etmeseler anti-demokratik olmak ile suçlanacaklar. Eylülde erken genel seçim yapılmayışını protesto etmek için Meclis Başkanlığı görevinden istifa edecek olan Hüsamettin Cindoruk ise siyasi muarızı Çiller'e son ayak oyunlarından birini yaparak Aşık'ın istifa oylamasını 18 Temmuz 1995 tarihine aldı. Çillerci DYP'liler buna avazı çıktığı kadar bağırarak itiraz etseler de nafile... Siz bu haberi okurken DYP Genel İdare Kurulu Aşık'ın istifa oylamasında ve dolayısıyla ara seçim tartışmalarındaki tavrını belirlemiş olacak.
Köse: Aşık'ın istifası ara seçime sebep olmaz
DYP Genel Başkan Yardımcılarından İsmail Köse bu konuda en radikal düşünceleri savunanlar arasında yer alıyor. Aşık'ın restini görüp milletvekilliğini düşüreceklerini belirtiyor. Ama Köse'ye göre bu, bir ara seçime yol açmayacak. Çünkü genel seçime 1 yıl kala ara seçim yapılamıyor. Aşık'ın vekilliği düştükten sonra ara seçim için geçecek 3-4 ay ise söz konusu 1 yılla kesiştiği için Yüksek Seçim Kurulu bu isteği geri çevirecek. Üstelik DYP'nin gizli destekçisi MHP üst düzey yöneticilerinde de benzeri düşünceler hakim. Yani Aşık'ın istifası her an kabul edilebilir. Köse şöyle diyor:
"Eyüp Aşık'ın istifası gündeme geldiği takdirde DYP müspet oy kullanacak. İstifa eden bir milletvekili ısrar ettiği müddetçe onu tutmamak gerekir. Ancak 3 ay içinde ara seçim şartları doğduğu zaman, genel seçimlere 1 yıl kala ara seçim yapılamayacağına göre ara seçim şartları ortadan kalkmış oluyor. Yani Eyüp Aşık da 'yolcu'..."
Köse'ye göre DYP'nin seçim konusunda '1996' diye ısrar etmesi tesadüfi değil. Çünkü DYP öncelikle seçime girecek şartları hazırlamak istiyor. Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanununda değişiklikler yapmak istiyor. Köse üstü kapalı olarak RP'nin geçiş yollarını kapayan, seçme ve seçilme yaşını düşürecek düzenlemelere atıfta bulunuyor. En dikkate değer çalışma ise iki turlu seçim sistemi... Bu çalışma Devlet Bakanı Bekir Sami Daçe'nin masasında olgunlaşmayı bekliyor. Anlaşılan DYP'nin seçim stratejisini 'Gümrük Birliği ve demokratikleşmede sağlanacak başarı ile şişirilmiş yelkenler ve dikkatli seçilerek yenilenen bir seçim sistemini uygulamak' oluşturuyor. Tabii ki hedef tek başına iktidar... Köse bu konuda "Biz bir seçim olursa tek başına iktidar olmak istediğimiz mesajını vereceğiz. Buna uygun bir programı ortaya koyacağız. DYP bu güne kadar yaptığı hizmetleri anlatacaktır" diyor.
CHP, 'Yapılacak işler var, erken seçim istemiyoruz' diyor
İktidarın diğer ortağı CHP'de de DYP'ye benzer bir hava hakim. CHP, demokratikleşmeyi 'kendi hanesine yazılacak yüklü bir puan' olarak görüyor. Erken seçimin ülkeye yararı olmayacağı düşüncesi, geçmişte 'Hükümetten ayrılalım' tezini savunanlarda bile yer etmiş vaziyette... CHP Genel Sekreteri Adnan Keskin buna en güzel örnek:
"Hükümet Türkiye'nin temel sorunlarını çözmek için kuruldu. Anayasa, Seçim Yasası, Çalışma Yasası düzlüğe çıkmadı henüz... Bunlar yapılmadan erken seçimin hiç bir şeye katkısı olmaz. Erken seçim olduğu takdirde muhalefet ve iktidar milletvekillerinde değişiklikler olacak. Bu da soruna çözüm sağlamaz. İlk önce düzenlemeler yapılmalı, sonra erken seçim... Karşılıklı anlayış devam ederse koalisyon da devam eder. Karşılıklı anlayış yoksa görüş birliği olmazsa doğal olarak erken seçim gündeme gelir. Yapılan her seçim de ekonomik yönden ülkeyi etkiler. Savruk bir ekonomi ortaya çıkartır. Temel sorunlar çözülmeden yeni bir seçime girmenin anlamı yok."
Evet 31 Ağustos 1995'te bir kritik kurultay daha yapacak olan CHP'de son hava böyle... Anlaşılan mevcut ve muhtemel genel başkan adaylarının hiç biri kurultayda hükümetten ayrılma tezini savunmayacak. Çünkü en geç 1 yıl içinde yapılacak seçimde iktidar nimetleri belirleyici unsurlardan biri olacak. Kurultaydan sonra oluşabilecek bir hükümet parçalanmasının ise çok boyutlu siyasi sonuçları olabilecek. Çiller azınlık hükümetini deneyebilir, erken seçim kararı alabilir veya ANAP ile seçim hükümeti kurmaya razı olabilir. Bunlardan farklı olarak Cindoruk'un Milli Mutabakat Hükümeti formülü ısıtılabilir. DYP+CHP+MHP+Bağımsızlar Formülü denenebilir veya milletvekili transfer pazarı kurulabilir. Vs, vs, vs...
DSP, erken seçimde Gümrük Birliğine ayarlı...
Peki CHP'nin güç ve itibar kaybı sonucunda puan toplamaya devam eden DSP erken seçim konusunda neler düşünüyor? Önce Bayındırlık ve İskan Bakanlığı yapan daha sonra SHP'den istifa eden DSP Gaziantep Milletvekili Mustafa Yılmaz yaşananlara köklü bir çözüm önerisi getiriyor:
"Biz ara seçim yerine yedek milletvekilliği ve yedek belediye başkanlığını savunuyoruz. Bu sistem Norveç ve İsveç'e başarıyla uygulanıyor. Erken seçime ise varız elbette... Parlamento toplumun gerisinde kaldı. Buradan artık halk yararına birşey çıkacağına inanmıyoruz. Ancak Gümrük Birliğine girmemizi erken seçim engelleyecekse, tercihimiz Gümrük Birliğinden yana..."
ANAP: Ekim ayında seçim olsun
ANAP'ta ise hala klasik muhalefet taktikleri revaçta... Geçen hafta Demirel'e 5 milyar lira tazminat ödemeye mahkum edilen Genel Başkan Vekili Ekrem Pakdemirli Meclis'in aktivitesini hükümet yüzünden kaybettiğini belirtiyor. Çünkü hükümet meseleleri çözmeye yanaşmıyor ve böylece Meclis çalışamıyor. Her durumda erken genel seçim istediklerini anlatan Pakdemirli şöyle konuşuyor:
"Ekim ayında genel seçim yapalım, yenileyelim. Meclis yeni olsun, hükümet yeni olsun. Yeni bir sayfa açalım. Türkiye'nin durumu hiç bir zaman iyi olmadı ki bu son dört yılda... Erken seçimin Türkiye'ye getireceği artılardan biri de yeni bir istikrar programını başlatabilme imkanıdır. Erken seçimin eksisi yoktur. Çünkü Türk siyasi tarihinde hiç bir zaman dört yılı aşmış bir zamanda seçim yapılmamış zaten... Dört yıl ve eksiği yapılmış. Dolayısıyla seçim, ciddi bir beklentidir."
Pakdemirli seçimin ülke ekonomisine daha çok iktidar partileri nedeniyle yük getirdiğini de ifade ederek "Uygulamasınlar efendim... Eğer iktidara geleceklerine inanıyorlarsa seçim ekonomisi uygulamaz, bulunduğumuz şartları daha iyiye götürmeye çalışırlar. Elbette seçim, ekonomiyi küçük bir miktar etkileyecektir. Ama biz ANAP döneminde 8 yılda 10 defa genel seçim havasında insanlarımızı sandığa götürdük. Birşey olmadı" diye konuşuyor. Pakdemirli'ye göre ANAP'ın seçim stratejisi çoktan hazır. Geçen yıl Abant ve Pamukkale'de hazırladıkları programlar halkın anlayacağı bir hale getirildiği zaman seçim stratejisi de bitmiş olacak. ANAP da tıpkı DYP gibi tek başına iktidara gelmeyi hedefliyor ve seçim stratejisi iyi uygulanırsa tek başına iktidar 'banko' görülüyor. ANAP bu hafta erken seçim konusunda bir toplantı yapacak. Bu toplantıda profesyonel kadroların görev yapacağı seçim komitelerinin oluşturulması ve yaz aylarında yürütülecek propaganda çalışmaları karara bağlanacak.
RP: Ara veya erken seçime hazırız
Peki tüm partileri korkutan RP ne alemde? İstanbul Milletvekili Mukadder Başeğmez'e göre RP de tek başına iktidarı hedefliyor. Erken seçim de olsa normal seçim de olsa bu sonuç değişmeyecek; çünkü konjonktür RP'nin lehine... Doğu'da da Batı'da da RP'ye bir teveccüh mevcut. Başeğmez'e göre seçim stratejisileri ise pek değişmiyor:
"Bütün kitleyi kucaklayacak söylemlerle en iyi, en güvenilir adaylarla, var gücümüzle asılarak seçim stratejisini iyi belirleyerek kazanmak..."
MHP'nin erken seçime yaklaşımı 'limoni'...
Her fırsatta iktidara destek veren MHP ise erken seçime 'limoni' bakıyor. Genel Başkan Yardımcısı Rıza Müftüoğlu 'Yapılacaksa da son kez olsun' şeklinde özetliyor görüşlerini... Olası bir erken seçimde ise hedefleri asgari yüzde 20 oy almak. Bunun planı-programı, hazırlığı ise şimdiden başlamış:
"Bu genel seçimlerde daha profesyonelce, belli kurumlarla -kamuoyu araştırma ve reklam şirketleri gibi- işbirliği yapmak suretiyle seçime gireceğiz. Maddi imkanlarımız ölçüsünde iyi bir propaganda yapmayı da düşünüyoruz. Biz erken seçime de ara seçime de hazırız. Batı'daki gelişmiş hiç bir ülkede erken seçim yok. Bizde genel seçim oluyor, 6 ay sonra bir siyasi parti lideri çıkıyor, haydi erkekseniz gelin erken seçim yapalım diyor... Bu kötü alışkanlıktan kurtulmalıyız."
Erken seçim için cevap aranan 3 soru....
Ankara'da ufukta henüz bir erken seçim görünmüyor. Ancak siyasi kulislerde senaryo ve stratejinin bini bir paraya... Herkesin yüksek sesle sormaya cesaret edemediği ve kimsenin doğru cevabını bilmediği sorular ise şöyle:
● Bu memlekete seçim lazım mı?
● Seçim kimin işine gelir?
● Seçimden kim galip çıkabilir?
----------------
İsmail Köse (DYP Genel Başkan Yardımcısı):
"DYP Olarak Erken Seçim istemiyoruz; 1996'da Tek Başına İktidarız"
İntermedya Ekonomi: Erken seçim yapılmalı mı?
Köse: DYP hiç bir zaman erken seçim düşünmemiştir. Çünkü Türkiye'nin önünde çok önemli olaylar vardır. Önce bunları halletmemiz lazım. Birincisi ekonomik meseledir. Bir yerde dünya ve Avrupa ile entegre olmaktır. İkincisi de Türkiye'nin dinamiklerini harekete geçirmektir. Nedir bu? Türkiye 30 seneden beri Gümrük Birliğine müracaat etmiştir. Gümrük Birliği tahakkuk etmiştir. 1996'da da inşallah devreye girecektir. Hükümet yetki kanunu çıkarttı. Buna dayanarak çıkarılan KHK'ların Eylül-Aralık döneminde yasalaşması gerekiyor.
- ANAP erken seçim isteğinde ciddi mi?
Köse: Şu anda seçime değil yasa çıkarmaya ihtiyacımız var. Kaldı ki demokratikleşme süreci içerisinde vatandaşa sözümüz var koalisyon olarak; anayasayı değiştirmeliyiz. Bunun için anayasa değişikliklerinin açık oylanmasına ilişkin 175. Maddeyi değiştireceğiz. ANAP seçim şovu ve spekülasyonu dışında samimi, vatandaşımızın isteklerine cevap verebilecek bir davranış içinde değil. ANAP erimektedir ve 1996 seçiminde kesinlikle tabelasını indirip kapısına kilidi vuracaktır. Şimdi bu tarihi süreç çalışmaktadır. ANAP; önce MDP sonra Halkçı Partinin gittiği yere gidecektir.
- Halk seçim istiyor mu?
Köse: Seçim için TBMM'de ve halkta heyecan gereklidir. Hiç bir milletvekilinde ve siyasi partide seçim heyecanı yoktur. Siz heyecan görüyor musunuz? Çünkü şu anda bir ekonomik mesele çözülüyor, anarşi ve terör meselesinin arkasına düşülmüş operasyonlar devam ediyor. Vatandaş bunların halledilmesini istiyor. Kaldı ki şu anda Meclis'teki tabloyu değiştirecek bir sandık sonucu da göremiyoruz. Yani sağda ve solda bir birleşme iradesi görmediğimize göre, aynı siyası tablonun biraz daha farklı şekilde oluşması hem devlete hem millete zarar verir. Ama önümüzdeki yıl içinde yapacağımız icraatlarla milli iradeye yön verebiliriz.
- Erken seçim ne şartta kaçınılmaz olur?
Köse: Şartlar oluşursa tabii ki herkes seçime evet diyecektir. Ama şu anda şartlar oluşmamıştır. Ne ekonomik ne siyasi ne de heyecan müsaittir böyle bir seçime... Ne de vatandaşın ortaya çıkaracağı bir sonuç görünmektedir. Seçmen anketlerinde DYP'nin tek başına iktidara gelmesi zor görünse de birinci parti durumundadır. Ama birinci parti yakında tek başına iktidara doğru gidecektir. Ama henüz o noktaya gelmiş değiliz.
- Ben soruyu ülke şartları açısından sormuştum...
Köse: TBMM kilitlenirse, yasa çıkaramaz duruma gelirse... Şu anda anayasa değişikliği hariç yasalar çıkmaktadır. Meclis hür iradesiyle birçok kanun çıkarmıştır. Meclis çalışmasına devam ediyor; bir tek anayasada sıkıntıya girmiştir. O da ANAP ve RP'nin istismarı ve sabote etmesinden başka bir şey değildir.
--------------
Mukadder Başeğmez (RP İstanbul Milletvekili):
"Öncelikle Ara Seçim İstiyoruz"
İntermedya Ekonomi: RP ara seçim istiyor mu?
Başeğmez: Ara seçim yapılsın. Ülkenin büyük bir bölümü temsilcisiz kalmasın Meclis'te... Öncelikle ara seçim diyoruz. Eğer olmuyorsa erken genel seçim diyoruz. Bunlar bir an önce olmalı. ANAP bunu istiyor mu samimi olarak? Bilemem. Ama görünen o ki bilhassa ara seçim bölgelerinde RP'nin ezici üstünlüğü var. Bundan dolayı DYP'nin olsun ANAP'ın olsun ara seçime pek istekli göründüğünü sanmıyorum.
- Seçim ekonomiyi nasıl etkiler?
Başeğmez: Erken veya ara seçim Türkiye ekonomisini herhalde olumsuz etkiler. Ama kötü bir yönetimde, ehliyetsiz ellerde ekonomiyi iki sene daha tutalım demek, problemleri ertelemek ve çoğaltmaktıŕ. Bir an önce bugünkü iktidarın elinden ekonomiyi kurtarmak gerek. Çünkü 50 yıl sonramız satılıyor. 50 yıl sonrasının zararlarını bugünden çekiyoruz.
- Anayasa değişikliğine yaklaşımınız?
Başeğmez: Anayasa değişikliği o kadar ciddi bir mesele değil. Yani içeriği ciddi değil. Eften püften şeyler... Milletvekili sayısının 600 olması, Meclis'in Eylül'e değil Ekim'de açılması... Demokrasiyle doğrudan ilgili düzenlemeler değil. Batı'ya şirin görünmek için, işte biz anayasayı değiştirebiliyoruz, şu şu maddeleri de değiştirdik demek için yapılmış işler. Bunlar seçimi etkilese ne olur etkilemese ne olur? İşte tıkandı zaten, değişmiyor.
- Anayasayı değiştirmezsek bizi Gümrük Birliğine almayacaklar mı sizce?
Başeğmez: Öyle veya böyle zaten bizi alacaklar. Gümrük Birliğine Türkiye'yi zorluyorlar. Çünkü Gümrük Birliğinden Avrupa'nın menfaati, Türkiye'nin zararı var. Bizimkiler boşuna yatıp kalkıyor; şunu yapmazsak bizi Gümrük Birliğine almazlar, bunu yapmazsak almazlar diye... Hiç bir şey yapmayın, yine alacaklar... Bundan Avrupa'nın menfaati var. Gümrük Birliği büyük ölçüde ekonomik bir hadise. İdeolojik değil ama Türkiye meseleye İdeolojik yaklaşıyor. Gireceksiniz de ne olacak?
- Gümrük Birliğine ideolojik yaklaşımı biraz açar mısınız?
Başeğmez: Dünya her gün değişiyor, biz 60'ların İdeolojisini konuşuyoruz. 60'larda AB'ye girmek için başvurmuşuz ama o zamandan bu yana dünya o kadar değişti ki... SSCB vardı şimdi yok. Adını bile sonradan öğrendiğimiz Türki cumhuriyetler ortaya çıktı. Orta Doğu'da yeni oluşumlar bekleniyor. Uzak Doğu korkunç bir gelişme gösterdi. ABD değişik politikalar içerisinde... Yeni bir dünya kuruluyor. AB kendi statüsünü değiştiriyor. Almanya, İngiltere, Fransa şu koyvermeye başladı; biz bu Portekiz'i, Yunanistan'ı ne kadar sırtımızda taşıyacağız diye... Kendi içlerinde başka örgütlenmelere gidiyorlar.
- Seçim heyecanı var mı halkta peki?
Başeğmez: Heyecan yok. Halk ölü bir noktada şu anda... Dondu adeta düşüncesi, beyni... Bu, parlamentoya da yansıyor; seçimi ne istiyor ne istemiyor. Toplumsal talep henüz yükselmedi. Dur bakalım ne olacak? Halk ne seçimde umut görüyor ne de seçimsizlikte... Toplumsal bir talep olmayınca da seçim ne getirir ki Türkiye için?
(Bu analiz-haber haftalık İntermedya Ekonomi dergisinin 16-22 Temmuz 1995 tarihli, Yıl:2, Sayı: 24'te yayınlanmıştır.)
------------
Not-1: 24 Aralık 1995 Türkiye erken genel seçimleri, TBMM 20. dönem üyelerini belirlemek için yapılan ve Necmettin Erbakan liderliğindeki Refah Partisi'nin (RP) %21,38 oy oranıyla birinci çıktığı, ekonomik ve siyasi istikrarsızlık döneminde gerçekleşen tarihi bir seçimdir. ANAP, DYP, DSP ve CHP meclise girmiş, %10 ülke barajı nedeniyle oyların yaklaşık %15'i temsil edilememiştir.
- RP'nin Birinciliği: Refah Partisi %21,38 oy oranıyla 158 milletvekili kazanarak sandıktan birinci parti olarak çıkmıştır.
- Diğer Partiler: ANAP %19,65 (132 MV), DYP %19,18 (135 MV), DSP %14,64 (76 MV), CHP %10,71 (49 MV) almıştır.
- Koalisyon Süreci: Uzun süre hükümet kurulamamış, sonuçta DYP-ANAP (Ana-Yol) hükümeti denense de başarısız olmuş ve ardından RP-DYP koalisyonu (Refah-Yol) kurulmuştur.
- 28 Şubat'a Giden Yol: RP'nin başarısı ve ardından kurulan hükümet, siyasi tarihte "28 Şubat süreci" olarak anılan darbe dönemine giden olaylar dizisinin başlangıcı olarak değerlendirilmektedir.
- İlkler: Seçimlere ilk kez katılan HADEP, %10'luk barajı aşamayarak yüksek oy oranına rağmen meclis dışında kalmıştır.
CHP'nin 1990'larda katıldığı hükûmetler:
- I. Tansu Çiller Hükümeti (25 Haziran 1993 - 5 Ekim 1995)
- III. Tansu Çiller Hükümeti (30 Ekim 1995 - 6 Mart 1996)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder