(BİRAZ UZUN VE SIKICI BİR YAZI AMA...)
İŞSİZLİK ORANINDAKİ DÜŞÜŞÜN GERÇEK SEBEBİ EKONOMİDEKİ İYİLEŞME Mİ? PEK DEĞİL.
YARATILAN DÜZGÜN VE KALİTELİ İŞLER AZALIYOR, BU ORTAMDA ASLINDA ARTMASI GEREKEN İŞSİZLİK ORANI İSE DÜŞÜYOR. ÇÜNKÜ...
Cahit UYANIK
2026-Mart ayı işgücü istatistiklerine göre, dar tanımlı işsizlik oranı 0,3 puan düşüşle yüzde 8,1 olmuş. Gerçek işsizliği yansıtan geniş tanımlı işsizlik (atıl işgücü oranı) ise martta 1,6 puan artışla yüzde 31,5’e yükselmiş. Peki doğru mu bu, işsizlik nasıl düşer, etrafta herkes işsizken...
TÜİĶ' işsizlik anketinde... "Evet, haftada 1-2 saatliğine gidip, 200 TL'ye merdiven siliyorum" diyen bile işsiz sayılmaz. Yeterki kapına gelen veya sana telefon açan anketöre öyle cevap ver... Yani son 1 ayda bir işte 1 saat bile çalışmışsanız işsiz değilsiniz. "Yahu ben işsizim, 200 TL'ye merdiven sildim diye nasıl işsiz sayılmam? Benim maaşım, sigortam yok ki!" derseniz; peki ne sayılırsınız? 'Eksik (atıl) istihdam'da sayılırsınız...
EKONOMİDE YARATILAN 'DOĞRU-DÜZGÜN İŞ' AZALIYOR
İşsizlik oranı yüzde 8,1'e gerilemiş ama Türkiye'de modern deyimle part-time, halk deyimiyle kıvır-zıvır işlerde çalışanların (işi olduğu varsayılan) oranı yüzde 31,5'a çıkmış ve rekor kırmış sonuçta... (Maaş alınamayan, sigortasız işlerle ömür geçirmeye çalışmak, toplumdaki yoğun geçim şikayetlerinin de ciddi bir belirtisi...)
Bir yanda yüzde 8,1, öbür yanda yüzde 31,5... Bütün bunlar neyi gösteriyor? Türkiye'de işsizliğin yüzde 8,1'e düşmesi, yaratılan tam zamanlı, sigortalı, düzgün işlerin giderek azaldığının kanıtı aslında... Bunu nereden anlıyoruz?
Çünkü insanlar, geçim derdiyle buldukları kıvır-zıvır işlerle kazanç sağlıyor ama gerçek anlamda istihdam edilmiyor. Yüzde 31,5'luk eksik istihdam oranındaki astronomik artış bunun kanıtı... Anlayacağınız; çalıştığı düzgün işini kaybeden biri, aynı kalitede iş bulamayıp eksik (atıl) istihdam bölgesine geçtiği için işsiz sayılmıyor. Yani işsizlik rakamı ve oranı düşük kalırken; eksik istihdam oranı arşa doğru tırmanıyor. Eğer ülkemizde doğru düzgün işlere girenlerin sayısı artsaydı, eksik (atıl) istihdam oranı bu kadar yüksek olmazdı.
GERÇEK İŞSİZLİK ORANLARINA ULAŞMAK İÇİN...
Peki ne olacak? Biz gerçek işsizlik rakamlarına hiç ulaşamayacak mıyız?
TÜİK'in mevcut yönetim anlayışıyla işsizlik oranı hesaplama anketi ve yöntemini değiştireceğini sanmıyorum. Çünkü 'böylesi' yani mevcut durum işine geliyor; istatistikte iyileştirici değişiklikler yapmaz, yapamaz... Bu kafayla bu aldatmaca her ay sürüp gider. Toplum işsizlikten kavrulurken, aymaz siyasetçiler de hatalı ölçülmüş düşük işsizlik oranı ile övünür durur...
Ama Türkiye'de ne zaman yukarıda paylaştığım grafikteki makas kapanır, işsizlik tanımı genişletilir ve eksik istihdam tanımı daraltılır, işte o zaman işsizlik meselesinde doğru-dürüst bir adım atılmış olur. Bu böyle biline...
Peki gerçek işsizlik rakamına ulaşmak için pratikte ne yapılabilir? Ayda 1 saat bile çalışanı 'İşi var' diye kabul etmekten vazgeçip; haftada toplam 8 saat (haftada 1 gün), ayda 32 saatin (ayda 4 gün) altında çalışanlar işsiz sayılabilir mesela... Böylece part- time bile sayılmayacak, aylık 1-2 saatlik çalışmaların işsizlik oranını yapay olarak aşağıya çekmesi önlenebilir.
TÜİK'İN AVUNTUSU VEYA GERÇEK GİZLİ İŞSİZLİK NEDİR?
Ben ekonomi gazeteciliğine başladığımda... DİE'nin istihdam bülteninde 'gizli işsizlik' diye bir kavram ve oran vardı. Meşgalesi olan ve bir işi varmış gibi davrananlara 'gizli işsiz' denilirdi. DİE bunu "Çalışıyor gibi göründüğü halde, üretim sürecine marjinal katkısı sıfır veya sıfıra yakın olan işgücü" olarak tanımlıyordu.
Mesela sokakta insan tartanlar, çakmak dolduranlar, seyyar satıcılar, işportacılar, vapurlarda tarak-ayna satanlar, simitçiler, ayakkabı boyacıları, tarımda aile işçiliği... Yani bazı insanlar aslında 'avunmak için' yaptıkları meşgaleleri (sigortasız+çalışma saatleri düzensiz ve yetersiz gelir getiren), 'İşim var' olarak kabul ederdi. Devlet de bunu ölçmeye çalışırdı. Amaç, eksik (atıl) istihdam bölgesinde bulunanların yapısını iyi analiz edebilmekti. Çünkü gelişmiş ülkelerde 'kaldırım mühendisliği' türü gizli işsizler yokken, bizim az gelişmiş yapımız bunu üretebiliyordu ve ölçülmesi gerekiyordu.
Sonraki yıllardaki anketlerde, AB'ye uyum kapsamında 'gizli işsizler'i tespit çabasından vazgeçildi. Yani çakmak dolduran 'gizli işsizler' 'eksik istihdam' denizinde. bir başka deyişle yeni kabul edilen tanım içerisinde kaybolup gitti. Esameleri okunmaz oldu.
İşin ilginç yanı şimdilerde bu eski 'avunma vesilesi'nde roller değişti. Yani TÜİK 'Bir işim var yahu' diye kendini avutan gizli işsizleri saymaktan vazgeçti ama ayda 1 saat bile çalışanı işsiz saymamaya başlayarak bizzat kendini ve ülkeyi avutmaya başladı; resmi ağızlarda da "Baksana ya, adam geçen ay 1 saatlik işte çalışmış, işsiz filan sayılmaz' tezini kabullenme dönemine girildi.
TÜİK'in bu avuntudan acilen vazgeçmesi gerekiyor. Çünkü ekonomideki iyileşme süreci, sorunların gerçek fotoğrafını çekmek ile başlar.
Yeniden, yıllar önce kullanılan gizli işsizlik kavramına dönülerek, günümüz şartlarına uygun (Ne iş olsa yaparım abi!) bir tanım ile 'işsizlik ve part-time çalışma arasında sıkışıp kalmış nüfus' tespit edilip ilan edilebilir. Böylece istihdam piyasasındaki dramatik manzara hem iş sağlayanlar hem iş arayanlar yönünden daha kolay anlaşılır ve analiz edilir kılınabilir.
(Bu analiz 29 Nisan 2026 tarihinde Facebook sayfamda yayınlanmıştır.)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder