5 Ocak 2026 Pazartesi

ANKARA NOTLARI / 5 NİSAN 1994 KARARLARINA SEBEP OLAN EKONOMİK KRİZİN SORUMLUSU KİM? DEMİREL Mİ, ÇİLLER Mİ?

ANKARA NOTLARI / KRİZE SORUMLU ARANIYOR!

Cahit UYANIK 

Geçen hafta başında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Çankaya Köşkünde ilk yılını doldurdu. Demirel, bir basın toplantısı düzenleyerek geride bıraktığı 365 günün hesabını verdi. Demirel bu toplantıda gazetecilerin birbiri ardına gelen sorularına 'kendine özgü' üslubuyla cevap vermeye çalışırken, üst düzey ekonomi bürokratları da Uluslararası Para Fonu (IMF) heyeti karşısında terlemeye devam ediyordu. 

Demirel basın toplantısında genel olarak 'kendi bıraktığı dönemde ekonominin dengelerinin yerli yerinde olduğu' düşüncesini savundu. Demirel, enflasyon-faiz-kur ilişkisi iyi düzenlenemediği için şimdiki bunalımın yaşandığını anlatarak "Bu kriz parasaldır" dedi. Demirel böylece 1988 yılından bu yana Türk ekonomisinin tıpkı bir uyuşturucu bağımlısı gibi 'sıcak para' girişiyle mevcut dengeleri ayakta tuttuğunu göz ardı etti. Ama bir yandan da günah çıkarırcasına ve 5 Nisan Kararlarını kastederek "Madem yapılması gerekiyordu, niye 11 ay önce yapmadınız?" deyiverdi. Oysa Türkiye'nin 300-500 milyon dolar kredi alabilmek için IMF kapısında bekliyor olmasında bir sorumlu aranıyorsa, Demirel de buna ortaktı. Tıpkı Çiller gibi...

Arşivdeki IMF mektubu...

Şimdi yine 1 yıl öncesine gözlerimizi çevirelim ve 1993-Mayıs ayının gazete arşivlerini karıştıralım. Yüksek tirajlı bir gazeteden şu kupürü okuyalım:

"IMF'den Demirel'e Son Gün Bombası. Bugün Cumhurbaşkanı seçilmesi kesin olan Başbakan Süleyman Demirel, IMF'den gelen bir sürprizle karşılaştı. IMF Başkanı Michel Camdessus, Başbakan Süleyman Demirel'e özel kurye ile 'Türk Ekonomisi İçin Uyarı Mektubu' gönderdi. Bugüne kadar IMF Başkanı'ndan doğrudan Başbakan'a mektup gönderilmediğine dikkat çekilerek "Bu çok acil bir durum. Bu nedenle doğrudan Demirel'e gönderildi" yorumu yapıldı. 

Demirel'e gönderilen ve Türk ekonomisinin kötü durumunu içeren mektupta "Bugüne kadar bakan ve bürokratlarınıza yaptığımız uyarı ve tavsiyelerimizin size ulaşmadığı düşüncesiyle bu mektubu doğrudan şahsınıza gönderiyoruz" ifadesi de yer aldı. Türkiye'ye mektup gönderilmesi Türk ekonomisinin değerlendirildiği son IMF Yönetim Kurulu toplantısında kararlaştırıldı. Mektupta Türkiye'nin son yıllarda kötü giden ekonomisini düzeltmek için gerekli önlemleri almakta geciktiğı vurgulanarak 'Ekonomik durumun gün geçtikçe kritik bir hal almaya başladığı' belirtildi. Mektupta yer alan değerlendirme ve tavsiyeler ise şöyle:

● Kronikleşen yüksek enflasyon beklentilerinde kısa dönemde herhangi bir iyileşme olmayacağı anlaşılmaktadır. Bugün yaşanan yüksek enflasyon ve mali dengesizliklerin  ödemeler dengesi de dahil birçok alanda ciddi yan etkileri olabileceğinden endişe duyulmaktadır.

● Öncelikle kamu maliyesini güçlendirici önlemlere yer verilmelidir. Bunun için orta vadeli bir program izlenmeli ve yüksek oranlı kamu açıkları tedrici bir biçimde kapatılmalıdır.

● Ekonominin çeşitli alanlarındaki verimsiz teşvik ve sübvansiyonlar zaman içerisinde kaldırılmalı, destekleme alımlarının kapsamı daraltılmalıdır. 

● Özelleştirmenin yavaş gitmesi, KİT sisteminin giderek büyüyen zararları enflasyonla mücadele hedefini olumsuz etkilemektedir. 

● Geçmiş yıl enflasyon oranları dikkate alınarak verilen yüksek oranlı ücret artışları, ekonominin dış rekabet gücünü giderek zayıflatmaktadır. Hükümetin öncelikle kamu kesimindeki ücret artışlarında dikkatli hareket etmesi gerekmektedir.

● Yüksek enflasyon nedeniyle yurt içi tasarrufların artan oranda dövize kayması ve para ikamesinin yoğunlaşması mali disiplin üzerinde zayıflatıcı etki yaratmaktadır.

● Para ve kur politikalarına çok dikkat edilmesinin büyük önemi vardır. Artan bütçe açıklarını. finanse etmek amacıyla artan oranda karşılıksız para basma yoluna gidilmesi ekonomiyi iyice içinden çıkılmaz bir duruma getirebilir."

Sorumlu kim?

Türk ekonomisi şu anda IMF'nin 12 ay önce öngördüğü noktada... Ödemeler dengesi rekor açık verdi. Kronik yüksek enflasyon, hiper enflasyona dönüştü. Kamu açıkları kontrolden çıktı. Tarımsal sübvansiyonlar ekonominin hala sırtında...  Hükümet döviz talebini kırmak için faizleri yüzde 300'e sıçrattı. Şimdi bütün bunlardan kim sorumlu?

IMF'nin tavsiye mektubunu çok fazla dikkate almayan Demirel mi? Yoksa devlet arşivlerine giren bu mektuptan habersiz davranan Çiller mi? Ekonomik dengeleri altüst etmek uğruna, iç borçlanma ihalelerinde 1 puanlık faiz düşüşünü başarı çığlıkları ile karşılayan ekonomi bürokratları mı? Yavaşlayan dövizin körüklediği sıcak para girişiyle palazlanan bankaların, bir gün bu düzenin sonunun geleceğini düşünmeyen sahipleri mi?

IMF şu anda ellerini oğuşturarak 'Biz size ne demiştik?' edalarında... Vereceği krediyi binbir şarta bağlayıp gitti. Türkiye'de Demirel cumhurbaşkanı, Çiller ise başbakan; yani ikisi de sorumlu mevkide... Bakalım bundan sonra neler yapacaklar..?

(Bu köşe yazısı haftalık Ekonomik Trend dergisinin 22-28 Mayıs 1994 tarihli, Yıl:2, Sayı:21'de yayınlanmıştır.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder