![]() |
| Sencer İmer (1942-2022) |
SEBEP, EGELİ DEMİRCİLER Mİ?
TDÇİ Genel Müdürlüğü görevinden alınan Sencer İmer'e göre bu kararda İzmirli ark ocaklı demir çelikçilerin pazarlarını koruma kaygısı etkili oldu. İmer'i görevden alan Bakan Ersin Faralyalı İzmirli; göreve getirilen Prof. Dr. Atilla Sezgin de seçimi kaybeden DYP İzmir milletvekili adayı... İmer'in iddiaları içın bunlar bir tesadüf mü, yoksa kanıt mı?
Cahit UYANIK
Atamalar, yeni hükümetin icraatları arasında en fazla tartışma yaratan konu oldu. Hatta bazı atama kararnameleri hükümet ile Cumhurbaşkanı Turgut Özal arasında ciddi gerilim bile yarattı. Hükümetin atamaları savunurken söylediği iki şey var: Birincisi 'Biz yürütme olarak uyumlu kadrolarla çalışırız'. İkincisi de 'Atamalarımız siyasi değil. Biz bu görevlere, işi en iyi yürütecek kişileri getiriyoruz.'
Ancak atamalar konusunda yapılan eleştiriler ise 'Görevden alınan bazı kişilerin işlerinde çok başarılı oldukları ve yerlerine yapılan atamaların bazı çıkar hesaplarına dayandığı' noktasında yoğunlaşıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlanan Türkiye Demir Çelik İşletmeleri (TDÇİ) yönetiminde yapılan değişiklik de işte bu tartışmalı görevden alma ve atamalardan biri oldu. Eski Genel Müdür Sencer İmer bir süre önce görevinden alınarak yerine son seçimde DYP İzmir milletvekili adayları listesinde bulunan ancak milletvekili seçilemeyen Prof. Dr. Atilla Sezgin atandı. 'TDÇİ Olayı'nda görevden alınan taraf Sencer İmer, gelişmeleri 'kendi açısından' Ekonomik Panorama'ya değerlendirdi:
Ekonomik Panorama: TDÇİ, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlandıktan sonra Bakan Faralyalı ile ilişkileriniz nasıldı?
Sencer İmer: Ben Sayın Faralyalı'yı zaten Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı olduğu zamandan tanıyordum. Faralyalı bana bakanlık görevine geldiği gün kendine bağlı tüm kuruluşlardaki alım-satım ve ihaleleri durduracak bir genelge çıkarmak istediğini söyledi. Ben de genelgeyi duyunca 'Sakın böyle bir genelge çıkarmayın. Eğer bu devreye girerse tüm fabrikalara kilit asmak gerekir' dedim. Bunun üzerine Faralyalı 'Ben fabrikaların kapısına kilit vurmak değil, belli yatırımları kontrol altına almak istiyorum' dedi. Böylece genelgeyi amacına uygun hale getirdik. Eğer ben orada müdahale etmeseydim tam bir skandal olacaktı. Ama Bakan Faralyalı bu sefer, az önce sözünü ettiğim alım-satım ve ihaleleri durduran benzeri bir genelgeyi 30 Ocak tarihinde çıkarttı.
- Bu durumda siz ne yaptınız?
İmer: Ben de bu genelgeyi hukukçularıma incelettim ve cevabi bir yazıyla genelgeyi uygulayamayacağımı bildirdim. Çünkü ilgili yasalar gereğince ihaleleri ve alım-satımları durdurma yetkisi TDÇİ Yönetim Kurulunda idi. Üstelik bu genelgeyi uygulamaya koysaydım yılda bir kez yapılan koklaşabilir taş kömürü ve ferro-alias gibi ham maddelerin ihalelerini de kaçırabilirdik ki bu, fabrikalarımızın durması anlamına gelirdi.
(Tıklayınız) ARAMIZDAN AYRILAN PROF. DR. SENCER İMER İLE BİR ANI
- Bu genelge halen yürürlükte mi?
İmer: Hayır. Bu 30 Ocak tarihli genelge 12 Şubat tarihinde yeni bir yazı gönderilerek iptal edildi. TDÇİ'nin bir günlük satış cirosu 20 milyar lira. Eğer bu 12 günlük sürede alım-satımları durdursaydım, kurumun zararı 250 milyar lira olacaktı. Ayrıca burası günlük çalışan bir fabrika veya bakkal dükkanı değil ki... Eğer bu ihaleler durdurulsa TDÇİ'nin tüm uluslararası itibarı sarsılabilirdi. Bunun ötesinde üretim çok kısa süre de olsa durabilirdi. Bakan, yapılamayacak ve kanuni yetkisi olmayan birşey gönderiyor. Bu tamamen bir skandal ve yanlışlıktır.
- Bütün bunlar olurken Bakan Faralyalı ile hiç yüzyüze görüşmediniz mi?
İmer: Şubat'ın ilk haftasında düzenlenen ve yörenin sorunlarının tartışıldığı Zonguldak Kurultayında kısa bir görüşmemiz oldu. Faralyalı'ya orada genelgeyi neden uygulamadığımı bir kez daha anlattım. Bu görüşmede Bakan, 'Sizin istifa ederek özel sektöre geçeceğinizi duydum' dedi. Ben de 'İstifa etmem ve özel sektöre geçmem söz konusu değil. Ancak bir kararnamenin yazıldığını gazetelerden öğrendim' dedim. Bakan bunu doğruladı ve elinde birkaç dosya olduğunu ve müfettiş gönderip inceletmek istediğini de söyledi.
- Müfettişler ne zaman ve ne için geldi?
İmer: Bu görüşmenin ardından 10 Şubat'ta müfettişler geldi. İnceledikleri konularsa çalıştırdığım bazı danışmanlar ve 1989'daki toplu sözleşme ile ilgili bazı konulardı. Ertesi gün ise mesainin bitimine 5 dakika kala bana 'müfettişlerin çalışmalarının selameti açısından' Bakan tarafından görevden uzaklaştırıldığıma dair bir yazı tebliğ edildi. Ben de TDÇİ'nin bir KİT olduğunu ve idarecilerine bir disiplin cezası mahiyetindeki 'görevden uzaklaştırma' uygulamasıyla işten el çektirilemeyeceğini belirten bir yazı hazırlattım. Yani görevden uzaklaştırma yazısını kabul etmedim. Ne var ki Faralyalı'nın baskıları sonucu üçlü kararname 13 Şubat'ta Köşķ'ten imzadan çıktı. Ben de TEK müşavirliğine atandım.
- Sizce neden görevden alındınız?
İmer: Ben Karabük fabrikasının kapasitesini yılda 500 bin ton artıracak bir kütük makinesi kurmaya çalışıyordum. Proje tüm yönleriyle hazırlanmıştı ve bir İtalyan firmasınca leasing yöntemiyle kurulacaktı. İlginçtir ki bu projeyi son aşamaya ve TDÇİ Yönetim Kurulunun önüne getirdiğim hafta, kararnamemin de imzalandığı haftadır. Bu kütük makinesinin yapılmaması için İzmir bölgesindeki ark ocakçılar faaliyete geçmiş. Sebep, Karabük'e sattıkları 300 bin ton kütük... Makine kurulursa Karabük'teki haddecilere mal satamayacaklardı çünkü...
Bir de içme suyu şebekelerinde kullanılan ve tamamını ithal ettiğimiz 'duktil' boruları üreteceğimiz projeyi yine son aşamaya getirmiştim. Bu boruları üretenler dünyayı karelere bölmüş. Türkiye mesela Avrupa karesi içinde bulunuyor. Kesinlikle bu fabrikanın Türkiye'de yapılmasını istemiyorlar. Ve ben 1984 yılından beri bunu kuracağım diye uğraşıyorum. Son safhaya gelmiştim, ne kadar gariptir ki tam bu sırada görevden alınıyorum.
- Görevden alınınca neler düşündünüz ve bundan sonra ne yapacaksınız?
İmer: Beni en çok üzen şey bir insanın bilgili, ilgili ve yetenekli olduğu alanın dışına itilmesi... Politikacılar 'Liyakata önem vereceğiz, insanların bilgi ve becerilerinden yararlanacağız' diyor ama tam tersi yapılıyor. Seçimi kaybetmiş ve konuya yabancı bir arkadaşın yerime gelmesi beni son derece düşündürdü. İnsanlar yaptıklarına göre değil, ürettikleri laflara göre değerlendiriliyor. Sonuçta birçok insan sükutu hayale uğruyor. Bundan sonra ne yapacağıma gelince... İran demir çelik sektöründen bir teklif aldım. Onu ciddi olarak düşünüyorum. İran, biraz gayret edilirse şu anda 1,5 milyon ton olan üretimini birkaç yıl içinde 5-6 milyon tona çıkartabilir.
- Türk demir çelik sektörü, sizce tercihini ark ocaklı tesislerden yana mı yoksa entegre tesislerden yana mı koymalı?
İmer: Bütün dünyada çelik üretiminin yüzde 70'i cevher ve kömüre, yüzde 30'u hurdaya dayalıdır. Yani bu ülkelerin hepsi ahmak mı? Niye hurdaya dayalı kurmuyor sanayisini? Çünkü dünyada satılabilir hurda 30 milyon ton. Toplam dünya demir çelik üretimi 740 milyon ton. Türkiye yılda 5 milyon ton hurda demir ithal ediyor. Ve üretimimizin yarısını da şu anda hurdaya dayalı çelik sanayisi teşkil ediyor. Hurda fiyatları bir anda yükselse ortada kalırlar. Ayrıca her çeliği de hurdadan yapmak mümkün değil.
- Ama İskenderun ve Karabük fabrikalarında işçi sayısının fazlalığı da bir gerçek değil mi?
İmer: Şu anda Karabük'te 7 bin, İskenderun'da 12 bin işçi çalışıyor. Ama her yıl ortalama 1.500-2.000 işçi emekliliğini istiyor. Ayrıca Özçelik-İş Sendikası da işçilerini emekliliğe özendiriyor. Bu sayede üç yıl sonra yani 1995 yılında Karabük'teki işçi sayısının 4 bine, İskenderun'da da 8-9 bine ineceği hesaplanıyor. Bu her iki fabrikada da dünya standartlarına yaklaşan işçi başına üretim rakamlarına ulaşılması demektir. İşçi sayısındaki fazlalık, bazı çevrelerin göstermek istediği kadar büyük bir tehlike değil.
(Bu röportaj haftalık Ekonomik Panorama dergisinin 01-08 Mart 1992 tarihli, Yıl: 5, Sayı: 10'da yayınlanmıştır.)
--------
NOT: Prof. Dr. Sencer İMER kimdir?
Prof. Dr. Celalettin Sencer İMER, 1942 yılında Ankara’da dünyaya geldi.
İlkokul, ortaokul ve liseyi Ankara’da tamamladıktan sonra devlet bursu ile üniversite eğitimi için 1960 yılında Berlin’e gitti. Berlin Teknik Üniversitesin’den 1965 yılında Metalurji Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. 1968 yılında doktorasını tamamlayan İmer, 1973’de Berlin Teknik Üniversitesinde Metalurji alanında doçent oldu. 2004 yılında profesör oldu.
Asil-çelik ve Türkiye Demir ve Çelik İşletmeleri A.Ş. (TDÇİ) Yönetim Kurulu üyeliği ve başkan vekilliği görevlerinde, 1989-1992 yıllarında Türkiye Demir ve Çelik İşletmeleri A.Ş. (TDÇİ) genel müdürlüğü görevinde bulundu. 1992’den itibaren Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi ile Hacettepe ve TOBB üniversitelerinin uluslararası ilişkiler bölümlerinde Öğretim Üyeliği yaptı, dersler verdi. 2009-2013 yılları arasında AKSARAY Üniversitesi İİBF dekanı olarak görev aldı. Son olarak Ufuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyeliği yapan Sencer İmer, evlidir ve 3 çocuğu vardır.
Anka Enstitüsü Bilim ve Danışma Kurulu üyemiz, Anka Strateji, Eğitim ve Kültür Derneği Yönetim Kurulu Başkanımız Prof. Dr. Celalettin Sencer İMER 6 Ocak 2022 tarihinde aramızdan ayrılmıştır.
(Kaynak: Anka Enstitüsü Web sitesi)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder