KÜPÜNÜ DOLDURMAK
Yok, bu hikâye, zamane yöneticileriyle ilgili değil... Eski zamanlarda yaşanmış.
Vaktiyle, görevini kötüye kullanıp rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık sonucu zengin olan bir kadı varmış. Kadı efendi kimden para alırsa, adaletin kılıcını ondan yana kullanıyormuş.
Kadının yolsuzlukları o kadar çok şikâyete konu olmuş ki, en sonunda padişahın kulağına kadar gitmiş. Padişah da işittiklerinden etkilenerek bir fermanla kadıyı görevden almış.
Kadı efendi kenti terk etmeden önce, kendisini şikâyet eden kişilere bir şölen vermiş. Şölende yenilmiş içilmiş, çubuklar yakılmış, söyleşiler koyulaşmış... Konuklara hizmet eden uşaklar sonunda üç tane küp getirip orta yere koymuş. Üç koca küp. Ağır mı ağır...
Kadı efendi, veda konuşmasını yapmak üzere küplerin başına geçmiş.
"Değerli konuklar," demiş, "biliyorum beni payitahta şikâyet ettiniz ve görevden alınmamı sağladınız... Şu gördüğünüz küpleri sizden aldığım paralarla doldurdum. İki küp ağzına kadar dolu. Üçüncü küpün de yarıya yakını dolu... Yani yakında o da dolacaktı. Üçüncü küp de dolunca artık rüşvet almayacaktım. Oysa şimdi benim yerime atanan kadı, küpleri boş olarak gelecek... Hepsini yeni baştan dolduracaksınız! Hadi şimdi hoşça kalın."
O gün bugün, kim yönetime gelirse, küpleri boş olarak işe başlıyor; giderken de küpleri dolu oluyormuş.
(Bu yazı Necati Güngör'ün 29 Ocak 2019 tarihli Facebook paylaşımından alıntılanmıştır.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder