30 Aralık 2025 Salı

UNUTKANLAR, GÜMRÜĞE TERK EDİLENLER VE KAÇAKÇILAR... MALİYE VE GÜMRÜK BAKANLIĞININ TASİŞ'İNİ 'VERGİ REKORTMENİ' YAPTI

Maliye ve Gümrük Bakanlığına Bağlı 'Tasfiye ve Döner Sermaye İşletmeleri (TASİŞ)' 15 Milyar TL Kurumlar Vergisi Ödeyecek / 

UNUTKANLIK, VERGİ REKORTMENİ YAPTI

Gümrüklerde unutulan, gümrüğe terk edilen ve denetimlerde yakalanan kaçak malları ihale açarak satan TASİŞ, sağladığı kazançla kurumlar vergisi rekortmenleri arasında yer aldı. Satılan mallar içerisinde otomobil, televizyon, video oynatıcı ve beyaz eşyalar var. TASİŞ depolarında ayrıca lavabo, kapı kolu, elbise askısı, davlumbaz, tuğla, fayans, çikolata ve halı da bulunuyor.

Cahit UYANIK 

Bu yıl, Maliye ve Gümrük Bakanlığı da bünyesinden bir 'vergi rekortmeni' çıkardı. Geçtiğimiz günlerde peşpeşe açıklanan İstanbul, Edirne, Ankara ve İzmir'in kurumlar vergisi rekortmenleri arasında bulunan ve bakanlığa bağlı faaliyet gösteren 'Tasfiye ve Döner Sermaye İşletmeleri (TASİŞ)' dikkat çekti. Peki üretimi, yatırımı, özsermayesi bulunmayan yani klasik anlamda bir girişimci olabilmek için gerekli unsurları taşımayan bir kamu kuruluşu, nasıl olup da bu kadar vergi ödeyebildi? Üstelik ödeyeceği vergi az-buz değildi; 15 milyar liranın üzerinde bir tutardı bu... 

TASİŞ'in böylesine yüklü bir vergiyi ödemesi tabii ki 'iyi kar etmesinden' kaynaklanıyor. Ona bu kadar kazanç sağlayan ise malını gümrüklerde unutanlar, gümrüğe terk edenler ve de kaçakçılar... İşte bu üç grubun gümrüklerde takılan malları öylesine fazla ki TASİŞ, 1989 yılında bu malların satışından önemli bir ciro sağladı. Ama TASİŞ, vergisini bu ciro üzerinden ödemedi. Çünkü TASİŞ, gerek perakende gerekse ihale açarak sattığı mallardan sağladığı gelirin yüzde 90'ını direkt Hazine'ye aktarıyor. Geriye kalan yüzde 10'luk ciro ise TASİŞ'ın kurumlar vergisi matrahını oluşturuyor. Yani bu; eğer tüm cirosu itibarıyla vergi matrahını tespit etse, TASİŞ'in birçok büyük özel ve kamu kurumlar vergisi mükellefini sollayıp geçebileceği anlamına geliyor.

Gümrük depoları 'çöplük gibi' iken, gül bahçesine dönüştü

1984 yılında TASİŞ kuruluncaya dek gümrük depoları bir çöplük görünümündeydi. Aynı depolar bugün çok daha düzenli ve temiz. En azından aranan bir mal kolayca bulunabiliyor. TASİŞ ilk kurulduğunda gümrüklerden teslim aldığı mal yığınlarını görenler "Bunlar ancak 40-50 yılda düzenlenebilir ve eritilebilir" tahmininde bulunmuştu. TASİŞ Genel Müdür Yardımcısı İsmail Can "Oysa biz bu işi 4-5 yıl gibi bir sürede başardık" diyor. Şimdi tüm depo ve ardiyelerin son derece temiz ve düzenli olduğunu anlatan Can "Eskiden ardiyelerdeki otomobillerin içinde ağaçlar yeşerirdi. Şimdi bu görüntüler tarihe karıştı" diyerek TASİŞ'in istenen ve planlanan işlevi yerine getirdiğini söylüyor. 

İhalelerde en çok ilgi otomobile...

TASİŞ'in tasfiye sürecine alarak satışa çıkardığı mal grupları içinde en çok ilgiyi otomobiller görüyor. 1989 yılında 5 bin 59 otomobilin satışını gerçekleştiren TASİŞ, kamu kuruluşlarının da araç ihtiyacını karşılayabiliyor. İsmail Can, sattıkları yabancı otoların  fiyatlarının ikinci el piyasanın altında kalmadığını belirtiyor. Öte yandan TASİŞ depoları, hipermarketlerdeki mal çeşitliliği ile yarışan bir nitelikte... Bu depolarda ne ararsanız var: Lavabo, kapı kolu, elbise askısı, beyaz eşya, davlumbaz, tuğla, fayans, çikolata, halı... 

TASİŞ elindeki malları satmak için yılda toplam 450-500 ihale düzenliyor. Ancak bu ihaleler sırasında zaman zaman söylentiler çıkabiliyor. İhalelerdeki kuşkuların önlenebilmesi için de ihale seanslarında daima videolu çekim yapılıyor; video bantları saklanıyor.  TASİŞ bununla da yetinmeyerek tek tip ihale şartnamesi hazırlıklarını sürdürüyor. Genel Müdür Yardımcısı Can, bu yöntemle ihalelere yurdun dört bir yanından katılım sağlamayı amaçladıklarını belirtiyor. Can ihale açma ve sonuçlandırma konusundaki edindikleri bu deneyimi, tüm kamu kesiminin tasfiye işleri için kullanabileceklerini vurguluyor.

Maliye 'Tasfiye et, Kar et' faaliyetinde kararlı

TASİŞ Ankara, İstanbul, Adana, Edirne ve İzmir'de örgütlenmesini tamamladı; Erzurum ve Diyarbakır'daki çalışmalar ise sonuçlanma aşamasında bulunuyor. TASİŞ'in İstanbul-Erenköy İşletme Müdürlüğü Tesisleri yaklaşık 278 dönüm kullanım alanına sahip. Ankara İşletmesi için de Behiçbey yakınlarında büyük depolar satın alınmış. Anlaşılan Maliye 'Tasfiye et, Kar et' biçiminde özetlenebilecek bu faaliyetten çok memnun kalmış. Can, bu işte giderek tecrübe kazandıklarını ve profesyonelleştiklerini kaydediyor ama personel eksikliğinden şikayet ediyor. Can, gümrük mevzuatındaki liberalleşme ve gümrük vergilerinin azaltılmasının işlerinde bir durgunluk yaratıp yaratmayacağı konusundaki sorumuzu ise "Bizim mal kaynağımız sadece unutulanlar ve gümrüğe terk edilen mallar değil ki... Kaçakçılık bir başka kaynağımız. Eğer kaçakçılık biterse bizim iş de biter" diye yanıtlıyor.

------------------------

3 ayı, 9 deve, 1 kokarca TASİŞ'in Başına Bela Oldu

TASİŞ'te işlerin her zaman yolunda gittiğini söylemek mümkün değil. Üstlendiği görev sebebiyle TASİŞ, zarara bile girebiliyor. Bunun bir örneği geçtiğimiz günlerde yaşandı. TASİŞ bir süre için 3 ayı ve 9 deveyi konuk etmek zorunda kaldı. Sevimli bu 12 konuk, Türkiye'ye gelen yabancı bir sirk topluluğunun marifeti idi. Sirkin İpsala Gümrük Kapısından girerken beyan ettiği gösteri hayvanlarının sayısı, Türkiye'den çıkış yapılırken çoğalıvermişti. Sirk topluluğunun bu 12 hayvanı kaçak olarak yurt dışına çıkarmaya çalıştığı anlaşılďı ve hayvanlara el konuldu. Ve tabii ki hayvanlara ev sahipliği yapmak da TASİŞ'e kaldı. 

Ev sahipliği pek kolay değildi. Mayıs ayına kadar konuklarına 9 milyon liralık bakım harcaması yapan TASİŞ yetkilileri, sonunda 12 hayvanı satışa çıkarttı. Ancak iki gün arayla 3 kez tekrarlanan ihaleye rağbet eden olmayınca 'kaçaklar' Adana Büyükşehir Belediyesi Hayvanat Bahçesi Müdürlüğüne bedelsiz olarak verildi. TASİŞ'in ilk hayvan konuğu bunlar değildi. Gümrük kaçağı bir kokarca da başlarına bela olmuştu. İstanbul İşletme Müdürlüğü bu kokarcayı elden çıkartana kadar akla karayı seçmişti.

(Bu haber haftalık Ekonomik Panorama dergisinin 17 Haziran 1990 tarihli, Yıl: 3, Sayı: 18'de yayınlanmıştır.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder