Cahit UYANIK
Uzun yıllardır piyasalarda Brent petrolünün fiyatı (İngiliz piyasası petrolü), WTI petrolünün (ABD piyasası petrolü) fiyatına göre daha yüksek düzeyde oluşuyor. Peki neden böyle? Piyasadaki oyunculara göre bunun en önemli sebebi ABD'deki aşırı üretim, 2016 yılında ABD petrolünün yurt dışına satış (ihracat) yasağının kaldırılması, kaya petrolünün üretimin artmasıdır. Bu durum ABD'deki stokları artırıp fiyatları düşük tutmaktadır. WTI fiyatının artması için, bu faktörlerin değişmesi yani ABD petrol stoklarının azalması gerekmektedir.
Uzun yıllardır piyasalarda Brent petrolünün fiyatı (İngiliz piyasası petrolü), WTI petrolünün (ABD piyasası petrolü) fiyatına göre daha yüksek düzeyde oluşuyor. Peki neden böyle? Piyasadaki oyunculara göre bunun en önemli sebebi ABD'deki aşırı üretim, 2016 yılında ABD petrolünün yurt dışına satış (ihracat) yasağının kaldırılması, kaya petrolünün üretimin artmasıdır. Bu durum ABD'deki stokları artırıp fiyatları düşük tutmaktadır. WTI fiyatının artması için, bu faktörlerin değişmesi yani ABD petrol stoklarının azalması gerekmektedir.
Bazılarına göre ise Brent petrolü deniz üzerinden çıkarılıp satıldığı için ulaşım masrafları azdır ve fiyatı yüksektir. WTI petrolü ise karada üretildiği için taşıma masrafları yüksektir ve fiyatı Brent'e göre daha düşük oluşmaktadır.
Ünlü enerji ekonomisti Dr. Ellen R. Wald, Brent ve WTI petrol fiyat farkının sebeplerini tr.investing.com'daki yazısında şu şekilde açıklıyor:
"Uzun yıllar boyunca, 1975 ABD ham petrol ihraç yasağı sebebiyle ABD petrolü, Birleşik Devletler dışında satılmadı. Ocak 2016'da Kongre'nin yasağı kaldırması ve ABD'li üreticilerinin Birleşik Devletler'de üretilen ham petrolü ihraç etmesine izin vermesiyle bu durum değişti. Yıllarca, WTI ve Brent neredeyse aynı fiyattan işlem gördü. Aslında, uzun yıllar boyunca, fiyat farkı yaklaşık 1 dolardı. Ancak, 2011'de WTI ve Brent fiyatları önemli ölçüde farklılaşmaya başladı. O zamandan beri, WTI fiyatları Brent'ten belirgin derecede düşük seviyede seyrediyor. Bu durum tamamen ABD'deki ham petrol ihracat yasağına bağlıydı.
2014 yılında Brent ve WTI fiyatları yaklaşmaya başladı ancak WTI, Brent'in birkaç dolar altında seyretmeye devam etti. ABD'de ham petrol ihracat yasağı kaldırıldığında WTI ve Brent arasındaki fiyat farkının düşmesi bekleniyordu. Bununla birlikte, çeşitli faktörler 2017'de WTI fiyatlarının Brent fiyatlarına göre düşük olmasında etkili oldu.
- Amerika Birleşik Devletlerindeki zayıf altyapı, WTI'yi küresel pazara getirmeyi zorlaştırdı ve üreticileri uluslararası petrole göre daha düşük seviyeden fiyatlandırmaya zorladı.
- Kasırga, Körfez kıyılarındaki petrol ihracatını ve rafinerilerini olumsuz etkiledi. Bu, Brent'in istikrarlı seyrini sürdürmesine rağmen, ham petrol stoklarının artmasına neden oldu ve birkaç ay boyunca WTI fiyatını düşürdü.
- Kuzey Denizi'ndeki Forties boru hattının bozulması bir süre bu bölgedeki petrol üretimini durdurdu. Bu, Brent fiyatlarının WTI'den daha fazla yükselmesine neden oldu.
Ocak 2018 başında, kasırgalar ve Forties hattındaki aksamalar ortadan kalktı ve WTI ve Brent arasındaki fiyat farkı da bunun yansıması oldu. İki petrol arasındaki fiyat farkı yüzde 40 azaldı. ABD ham petrol stokları geriliyor. Yeni boru hatları açıldı ve petrol ihracatı arttı. Tüm bu faktörler iki petrol birimi arasındaki fiyat farkının azalmasına yardımcı oldu. Bu eğilimlerin devam etmesi halinde Brent ve WTI ham petrol arasındaki fiyat farkı daha da azalacaktır.
Ak Yatırım'ın işlem platformu Tradeall.com'dan Cevher Bingöl ise; 2015 yılındaki bir analizinde Brent-WTI fiyat farkının sebeplerini şu şekilde anlattı:
"Daha kolay rafine edildiği için WTI geçmişte Brent petrolden daha pahalıydı. Ancak 2010’un ikinci yarısından bu yana WTI fiyatları Brent fiyatlarının altında kaldı. 2010’un sonlarına doğru, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki Arap Baharı protestolarının petrol arzına ilişkin yarattığı endişelerle hem Brent petrol hem de WTI fiyatı 100 dolar/varil seviyesinin üzerine çıkmıştı. Sonrasında ise WTI fiyatı Cushing’deki (ABD-Oklahoma'daki petrol stoklama bölgesi) yüksek stokların baskısıyla düşerken, Brent fiyatı gelişmekte olan ülkelerden gelen yüksek talebin desteğiyle 100 dolar/varil seviyesinin üzerinde kalmış, böylece Brent ile WTI arasındaki fiyat farkı 25 dolar/varil seviyesinin üzerine çıkmıştı.
WTI daha çok ABD piyasasını, Brent petrol ise uluslararası piyasayı yansıttığından, Brent fiyatlarındaki hareketlerde uluslararası konular, WTI fiyatlarındaki hareketlerde ise ABD iç piyasa arz-talep dengesi sürücü koltuğunda demek yanlış olmaz. WTI fiyatları tüm dalgalanmaların ardından yine Şubat sonundaki seviyelerinde; ancak Brent fiyatı Şubat sonuna göre yaklaşık yüzde 10 düştü. Görünen o ki;
- OPEC’in tam hız üretime devam etmesi,
- İran’ın Batı ile yaptığı ön anlaşmanın (Haziran’da nihai anlaşma yapılsa dahi bunun etkilerinin 2016’da görülebileceği öngörülerine rağmen) piyasa tarafından arzı artırıcı olarak değerlendirilmesi,
- Küresel Brent talebinin güçlü olmayışı (Asya’daki alıcılar Orta Doğu ham petrolü yerine daha ucuz olan Amerika petrolünü tercih ediyor; Meksika 20 yıl aradan sonra ilk defa Güney Kore’ye ham petrol sattı)
gibi faktörler Brent fiyatlarını, ABD stok fazlasının WTI fiyatlarını aşağı çekmesinden daha fazla etkiliyor.
2016 yılında Brent-WTI fiyat farkı kapanmıştı. Bu konuda forexkocu.com sitesinde yayınlanan yazıda bunun en önemli sebebi olarak ABD'de ham petrol arzı azalması gösterilmişti:
"Genellikle Brent lehine olan; Amerikan benchmark petrolü WTI ile Avrupa benchmark petrolü Brent fiyatları arasındaki fark son zamanlarda neredeyse sıfıra inmiş durumda. Hatta kısa bir süreliğine olsa da aradaki farkın WTI lehine döndüğünü gördük son günlerde. Aradaki fark neden kapandı sorusuna cevap vermeden önce işin daha temeline inip arada neden fark var sorusuna cevap arayalım. Tat, ağırlık ve nakliye bir petrol türünün diğerine göre tercih edilmesinde en önemli faktör… Petrolün tadı olur mu demeyin, oluyor. İçerdiği sülfür oranına göre daha tatlı (sweet) veya daha keskin (sour) bir tada sahip olabiliyor petrol ve petrolün tatlısı, yani daha az sülfürlüsü daha makbul.
Ağırlık konusu ise yoğunluk ile alakalı ve rafine edilme maliyeti ve kolaylığını belirliyor. Daha ağır (heavy) petrol daha yoğun dolayısıyla da yakıta çevrilmesi daha maliyetli. Diğer yandan hafif (light) petrol daha az yoğunluğu nedeniyle daha kolay ve düşük maliyetle yakıta çevrilebiliyor. Yani hafif tatlı petrol türler açısından en kalitelisi ve direk yakıta çevirme masrafı en düşük olanı. Bu taraftan baktığımızda Amerikan WTI, Avrupa’lı rakibi Brent’e göre daha kaliteli. Daha kalitelinin daha pahalı olması gerekmiyor mu sorusunu duyar gibiyiz. Bu anlattıklarımızdan Brent’e göre daha tatlı ve hafif olan WTI’nın daha pahalı olması gerekiyor sonucu çıkıyor. Fakat en başta aradaki fark genel olarak Brent lehine demiştik. Bu noktada fiyatları belirleyen faktörlerin üçüncüsü olarak saydığımız nakliyeye dikkat çekelim.
Brent petrol Kuzey Denizi’nde deniz üzerine kurulu sondaj platformlarından çıkarılıyor. WTI ise genel olarak denize kıyısı olmayan Texas’ın iç kesimleri ile yine içeride kalan eyaletlerden çıkarılıyor. Brent hemen petrol tankerlerine transfer edilerek doğrudan hedef ülkeye ulaştırılabilirken WTI’yı önce iç kesimlerden tren ve boru hattı yoluyla kıyıdaki petrol tankına taşımak gerekli. Nakliye kolaylığı Brent’e avantaj sağlıyor ve göreli daha fazla talep edilmesini dolayısıyla da WTI’ya göre daha pahalı olmasına neden oluyor.
Peki bu fark ne oldu da WTI lehine döndü son haftalarda? Baker Hughes, ABD’nin petrol alanında lojistik ve danışmanlık hizmeti sağlayan en büyük şirketlerinden biri ve şirket her hafta sondaj kuyusu sayısı bakımından piyasaları bilgilendiriyor. Geçtiğimiz hafta 386’dan 387’ye yükselen faaliyette olan petrol kuyusu sayısı aslında hala son yılların en düşük seviyelerinde. Geçtiğimiz haftayı bir tarafa koyarsak 2016’nın her haftasında petrol sondaj kuyusu sayısı gerilemiş. Yıl başında 516 iken şimdi 387. Daha geriye baktığımızda ise daha büyük rakamlar görüyoruz. Tam iki sene önce bu sıralar neredeyse 1500 petrol kuyusu aktif haldeydi.
Gerilemenin nedeni daha önceki raporlarımızda tartışmıştık. Düşen petrol fiyatları yüksek maliyetli kuyuların üretimi durdurmalarına neden oluyor. Bu da ABD’de arzın gerilemesine neden olmakta. Son aylık petrol piyasayı raporunda Uluslararası Enerji Ajansının da dikkat çektiği gibi… Diğer yandan bu tarafta üretimi dondurma konusunda OPEC ve Rusya anlaşmaya çabalasa da zaten üretim zirvede ve yaptırımların kalkması sonrası zincirlerini kıran İran piyasa payını geri kapmak için üretimi artırma konusunda kararlı. Amerika’da sondaj kuyusu sayısındaki gerileme arzı yavaşlatırken Avrupa’da İran’ın piyasalara geri dönmesi zaten yüksek olan arzı destekliyor. Göreli ve şu an için konuşacak olursak arz görünümünün Amerika’da Avrupa’ya kıyasla daha zayıf olması WTI ile Brent arasındaki farkın kapanmasının en önemli nedeni. Yani başlıktaki sorunun cevabı…
Aradaki farkı bırakıp bundan sonra petrol piyasaları için görünüme geldiğimizde ise son zamanlarda haber başlıklarından ve doların zayıflamasından faydalanarak yükselen fiyatların temel görünümde değişiklik olmadığı için tekrar geri gelme ihtimali yüksek. Bu gerilemede özellikle ABD’deki kaya gazı üreticilerinin rolü yine büyük olacak. Maliyet bazı büyük üreticiler için 60 dolardan 40 dolarlara kadar düşmüş durumda ve Demokles’in Kılıcı misali şu anda petrol fiyatları üzerinde sallanmakta.
------------
WTI Brent'i Geçti. 2009'dan Bu Yana İlk Kez. Oklahoma'dan fiyatlanan ABD ham petrolü (WTI), bugün 113$'a ulaştı. Brent ise 107,57$'da kaldı. Bu fark, küresel petrol piyasasında 17 yılın en büyük yapısal kırılmasına işaret ediyor. (Edwin Drake X hesabından alıntılanmıştır.)
Açıklaması:
"WTI, uzun zamandır ilk kez Brent petrolün üzerine çıktı. Normal şartlarda WTI fiyatı, Brent'e göre daha düşük olur.
WTI dediğimizde, aklımkza Cushing, Oklahoma’da karanın içinde duran variller gelmeli. Brent dediğimizde ise denize yakın, gemiye yüklenip dünya pazarına akabilen variller akla gelmeli.
Petrol fiyatında belirleyici olan petrolün kalitesi ve türü dışında marjinal alıcıya ne kadar kolay ulaşabildiğidir. Dünya petrol piyasasında marjinal alıcı çoğu zaman Avrupa’da ya da Asya’dadır ve deniz yoluyla beslenir. O zaman su üstündeki, yani kolay sevk edilebilen varil doğal olarak daha değerli olur.
Burada hatırlamamız gereken nokta, Cushing’de gemi olmaması, Cushing, Oklahoma’da, yani denize kıyısı olmayan kara içi bir depolama ve boru hattı hub’ı. Oradaki petrol büyük tanklarda ve boru hattı ağında duruyor. Dolayısıyla Cushing teslimli WTI varilini bir Avrupalı ya da Asyalı rafinerinin alabilmesi için, o petrolün önce boru hattıyla Gulf Coast’a inmesi, orada terminale gelmesi, sonra tanka alınması, gemiye yüklenmesi ve ancak ondan sonra denize çıkması gerekiyor. Yani Cushing’deki varil deniz ulaşımına hazır değil önce içeriden kıyıya taşınması gereken bir varil.
Brent ise bir seaborne, yani deniz üstü ticaret benchmarkı. Tarihsel olarak Kuzey Denizi’nde üretilen petrolün fiyat referans. Bu petrol ya açık denizdeki üretim sistemlerinden ya da kıyıya çok yakın terminallerden doğrudan tanker sistemine bağlanıyor.
Diyelim İtalya’daki bir rafineri yarın petrol istiyor. Kuzey Denizi’nde su üstündeki Brent tipi bir kargoyu almak nispeten kolay, gemi yüklenir ve iner. Ama Cushing’deki WTI için önce Oklahoma’dan ABD kıyısına inmek zorundayız. Eğer boru hattı doluysa, terminal sıkışıksa ya da iç piyasada stok yığılmışsa, Cushing’deki varil hemen dış dünyaya çıkamaz. O zaman piyasa WTI kaliteli petrol olsa da hemen ulaşabildiği varile önem verdiğinden, Brent daha pahalı olur.
Şu anda ne oluyor peki?
Brent kontratlarında vade sonu, ilgili kontrat ayından iki ay önceki son iş gününde gerçekleşirken, WTI tarafında bu durum, kontrat ayından önceki ayın 25'inci takvim gününden üç iş günü öncesine tekabül eder. Dolayısıyla ay dönümlerinde terminallerin varsayılan olarak çektiği veri seti fiilen farklı ayların kıyasıdır (örneğin şu anda Mayıs WTI ile Haziran Brent). Piyasanın sert bir backwardation içinde olduğu durumda yakın vade her zaman ileri vadeden primlidir. Yalnızca bu takvimsel öteleme WTI'ı ekran üzerinde Brent'in üzerine taşımaya yeterlidir.
İkincisi de ABD varillerine olan talepten geliyor. 1 Nisan’da ABD temiz ürün ihracatının Mart’ta 3.11 mb/gün ile rekor kırdığını, Avrupa’ya akışın %27, Asya’ya akışın ise iki kattan fazla arttığını gördük. ABD'nin haftalık toplam ürün ihracatının da rekor olduğunu, ham petrol ihracatının 3.5 mb/güne çıktığını gördük. Tüm bunlar, Hürmüz Boğazı'ndaki lojistik kırılmalar, bölgesel benchmarkların dayandığı teslim edilebilir hacmi domine eden grade'lerin sayısını ve toplam fiziki likiditeyi dramatik (yaklaşık %40 oranında) şekilde daraltmasıyla ilişkili.
(Ahmet Baran Çekim'in X hesabından alıntılanmıştır.)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder